YAZARLARIMIZ
Yusuf Özer
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
Bilim Uzmanı
yusuf@ozerymm.com



7143 Sayılı Kanunun 10/13 Numaralı Maddesine İlişkin Açıklama

04.07.2018 tarih ve 30468 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 3)” ile 7143 sayılı Torba Kanun’un Mad. 10/(13) numaralı fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmiştir. Söz konusu Tebliğ;

a) Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda getirilerek milli ekonomiye kazandırılmasına,

b) Yurt içinde bulunan ancak gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, döviz, altın, menkul kıymetler, diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların vergi dairesine beyan edilerek kanuni defter kayıtlarına alınabilmesine,

c) Yurt dışından elde edilen bazı kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesine

ilişkin açıklamaları kapsamaktadır. Bu açıklamalar ile ilgili kısa bilgi notları yazımızın konusunu oluşturmaktadır. Yazımız yukarıdaki tebliğ konularını ihtiva edecek şekilde 3 başlıktan oluşmaktadır:

1. Yurt Dışında Bulunan Varlıkların Bildirilmesi, Türkiye’ye Getirilmesi ve Verginin Ödenmesi

Gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışında bulunan varlıklarını 30.11.2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirmeleri şartıyla söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebileceklerdir. Bildirime konu varlıklar; yurt dışında bulunmak şartıyla gerçek veya tüzel kişilere ait olan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından oluşmaktadır.

Gerçek ve tüzel kişilerce yurt dışında bulunan varlıklar için tek bir bildirim verilmesi esastır. Ancak 30.11.2018 tarihine kadar birden fazla bildirimde de bulunulabilir. Daha önce bildirime konu varlığa ilave olarak bildirimde bulunulduğunda, ilave olan varlıklar için yeni bildirimde bulunmak gerekecektir. Bildirimdeki bir hatadan dolayı düzeltme yapılması veya varlıkların azaltılmasına ilişkin bir düzeltme bildirimi söz konusu ise yeni bir bildirim yapılacaktır. Düzeltme bildirimlerinin dışındaki bildirimler yeni bildirim olarak varsayılacaktır.

Bildirime konu edilecek varlıkların, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi gerekmektedir. Bu varlıklara yurt dışında hangi tarih itibarıyla sahip olunduğunun herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Türkiye’ye getirilmekten maksat;

  • Para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesi veya bu varlıkların Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi,
  • Fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesi veya açılacak hesaba transfer edilmesi mümkün olmayan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının aracı kurumlara bildirilmesidir.

Yurt dışında bulunan varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 18.05.2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30.11.2018 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilecektir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmayacaktır. Bu hükümden yararlananların, kredilerini kapattıklarına dair yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan alacakları tevsik edici belgelerin bir örneğini bildirimlerine ekleyeceklerdir.

Gerçek ve tüzel kişiler yurt dışında bulunan varlıklarını, iki nüsha olarak hazırlayacakları Tebliğ’in Ek-1'de yer alan form ile 18.05.2018 tarihinden 30.11.2018 tarihine kadar, bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilecektir.

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, 31.12.2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi sorumlusu sıfatıyla ve bu Tebliğ’in Ek-2'de yer alan beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edilecektir.

2. Türkiye’de Bulunan Varlıkların Beyanı ve Verginin Ödenmesi

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarını 30.11.2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar tebliğin 3 no’lu ekinde yer alan beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine doğrudan beyan edeceklerdir. Bildirime konu varlıklar; gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlardan oluşmaktadır.

Beyan edilen varlıkların, vergiye tabi kazancın ve kurum için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilmesi için, tebliğin 3 no’lu ekinde yer alan beyannameyi (gelir ve kurumlar vergisi beyannamesini elektronik olarak vermek zorunda olanlar için bu şart devam etmektedir) 30.11.2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar vermek zorundadırlar. Ayrıca beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilecek ve hesaplanan vergi 31.12.2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar ödenecektir.

3. Yurt Dışından Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna Uygulaması

İstisna kapsamına 31.10.2018 (bu tarih dahil) tarihine kadar elde edilenler de dahil olmak üzere;

  • Yurt Dışı İştirak Kazancı İstisnası; Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin yurt dışında satışından doğan kazançlar,
  • Yurt Dışı İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnası; Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları,
  • Yurt Dışı Şube Kazancı İstisnası; Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar

Girmektedir. Söz konusu kazanç unsurlarının, şirketin yasal defterlerinde işlenmiş olduğu ancak Türkiye’ye transfer şartı yerine getirilmediği için 5520 sayılı KV Kanunu Mad. 5’te düzenlenen istisna uygulamalarından yararlanılamadığı bilinmelidir.

Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan ve 31.12.2018 (bu tarih dahil) tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilen kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilecektir. İstisna uygulamasından, bu kazançlarını Türkiye’ye transfer etmeleri şartıyla, Türkiye'de tam mükellef olan gerçek kişiler ve kurumlar (serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler dahil) yararlanabileceklerdir.

İstisna uygulamasından yararlanılabilmek için,

- Yurt dışı iştirak kazancı, yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı, yurt dışı şube kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın 31.12.2018 tarihine kadar, Türkiye’ye transfer edilmiş olması,

- 2018 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek şartıyla vergiden istisna edilecektir.

Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler ise belirtilen tarihler arasında elde ettikleri söz konusu kazançlarını, hesap dönemlerine göre 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil etmek ve beyannamelerin ilgili satırında göstermek suretiyle istisnaya konu edebileceklerdir.

01.01.2018 tarihinden önce elde edildiği halde kayıtlara intikal ettirilmeyen ve beyan dışı bırakılan iştirak kazançları, iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, yurt dışı şube kazançları ile bu tarihten önce elde edilen yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlar ile ilgili olarak bu istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Diğerinden farklı olarak burada belirtilen kazanç unsurlarının işletme kayıtlarında hiç yer almadığı bilinmelidir. Ancak, söz konusu kazançların 7143 sayılı Kanunun onuncu maddesinin on üçüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen hükümden yararlanarak Türkiye’ye getirilme imkanı bulunmaktadır. Dolayısıyla işletme kayıtlarında yer almayan ve yurt dışında mevcut bulunan söz konusu kazanç unsurları üzerinden bildirim ile birlikte %2 oranında hesaplanacak verginin ödenmesi ve Türkiye’de mevcut ya da yeni kurulacak hesaplara transfer edilmesi ile işletme kayıtlarına alınabilecektir.  

Ortak Hükümler

- Şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirket ortaklarının 18.05.2018 tarihi itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarını, tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirime konu edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da Türkiye'de bulunan ancak 18.05.2018 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkları şirket adına beyan edilmek suretiyle kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkündür.

- Varlıkların beyan değerinde aşağıdaki değerleme hükümleri esas alınacaktır;

  • Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle
  • Altın, rayiç bedeliyle
  • Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla
  • Hisse senedi gibi pay senetleri ile tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle
  • Yatırım fonu katılma belgeleri, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla
  • Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle
  • Taşınmazlar rayiç bedeliyle değerlenecektir.

- Bildirilen veya beyan edilen varlıklar beyan edildiği tarih itibarıyla Türk Lirası karşılığı bedelleriyle, kanuni defterlere kaydedilecek ve söz konusu varlıkların elden çıkarılması halinde satış kazancının tespitinde bu bedel dikkate alınacaktır.

- Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dahil edilebileceği gibi, aynı varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

- Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap serbestçe tasarrufa konu edilebilecek, sermayeye eklenebileceği gibi ortaklara da dağıtılabilecektir. Fon hesabında tutulan bu tutarlar tasfiye, devir, birleşme ve bölünme hallerinde vergilendirilmeyeceği gibi varlıklara ilişkin tutarların ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopaj da yapılmayacaktır.

- Tebliğ kapsamında ödenen vergilerin, hiçbir suretle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması ya da başka bir vergiden mahsup edilmesi mümkün değildir. Beyan edilerek kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında Vergi Usul Kanununda yer alan amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

- Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması imkanından yararlanılabilmesi için, bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi; bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

- Bildirilen varlıkların, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve 18.05.2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30.11.2018 tarihine kadar kapatılmasında kullanılması mümkün olup, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması imkanından yararlanılacaktır.

- 18.05.2018 tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının anılan tarihten önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması halinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması imkanından yararlanılabilecektir.

- Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya diğer şartların yerine getirilememesi, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmemektedir. Ayrıca, bildirim veya beyanlar nedeniyle tahsil edilen vergiler red ve iade edilmeyecektir.

10.07.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

GÜNDEM