Yunus DOĞRU
Yeminli Mali Müşavir
dogruy@hotmail.com
Yeni TTK Uygulamaya Girmeden
Önce Türkiye Gerçeği ve Bir Durum Tespiti
Tarih: 25.01.2012
I.
GİRİŞ
Değerli okurlar yazı
planımda bitmiş ve devam eden onlarca teknik makale dururken yayına vermeye elim
gitmiyor. Teknik makaleler meslek mensuplarının uygulamasına yardımcı olan
konulardır. Ancak bizim yeni TTK uygulamalarına doğru giderken ihtiyacımız olan
bu değil. Öncelikle şirketleri yani şirketleri idare edenleri aşağıda ki
bahsedilen kritik konularda disipline etmemiz, onları yıllardır uyudukları
uykudan uyandırıp, kaçtıkları gerçekle yüzleştirmemiz yani onları rahatsız
etmemiz gerekiyor.
Her yeni değişiklikte
olduğu gibi, yine iş başa düştü; ‘’Yananda, yaman da meslek mensubu’’ eskilerin
deyimiyle ‘’Bu işin muradı böyle’’
Yeni TTK’ya doğru
hızla yol alırken, Türkiye’de ki sermaye şirketi gerçeği ile ortakların
şirketten maaş alması ve vergi yükü makalemizin konusunu
oluşturmaktadır. Bu makalenin birinci derecede muhatapları meslek mensuplarından
ziyade şirket yönetici ve ortaklarıdır.
II.
TÜRKİYE’DE Kİ SERMAYE ŞİRKETİ GERÇEĞİ
Gelir İdaresinin son
istatistiklerine göre ülkemizde 2011 yılı sonu itibariyle Kurumlar Vergisi
Mükellefi 663.967 adettir. Sermaye Piyasası Kurulu İstatistiklerine göre de bu
sayıya dahil olan anonim şirketlerden 369 adedi payları borsada işlem gören, 220
adedi payları borsada işlem görmeyen, 2038 adedi SPK’a ile ilişkili diğer
şirketler olmak üzere toplam 2.627 adet şirket SPK’ya bağlı yada ilişki
şirketlerdir. Geriye kalan Kurumlar Vergisi mükelleflerinin iyimser bir rakamla
%90’nına yakını 1-250 arası işçi çalıştıran KOBİ diye nitelendirdiğimiz
şirketler olup, bu şirketlerin büyük çoğunluğu Limited Şirket statüsünde
faaliyet göstermektedirler. Yine bu şirketlerin iyimser bir tahminle %90’na
yakın kısmı kurumlaşmamış firmalardır. Bunların çoğunluğu aile şirketidir. Bu
şirketlerin büyük çoğunluğu işleyişine bakıldığında esasında adi ortaklıktır.
Şirket olmasının sebebi modaya uyma, yine son moda deyimle ‘’mahalle
baskısından’’ ileri gelmektedir. Biraz daha açarsak şirket olmayan firmalara
gerek kamu gerekse özel sektör, ihalelerinde sıcak bakmamaktadır. Şirket olmayan
firmalar doğrudan olmasa da dolaylı bir şekilde küçümsenmektedir. Oysa özelikle
üçüncü kişilerin korunması bakımından şahıs şirketleri daha sağlam şirketlerdir.
Sebebi ise, bilindiği üzere şahıs şirketleri üçüncü kişilere karşı tüm
malvarlıklarıyla sorumlu oldukları halde, sermaye şirketleri sermayesi ile
sorumludurlar. Şu anda Türkiye’de ki şirketlerin sermaye durumuna ve yapılarına
bakıldığında çoğunluğu 5.000-50.000 TL sermaye ile kurulmuş şirketlerdir. Bu
şirketler sermayeleriyle sorumlu olsalar ne olur, olmasalar ne olur. Zaten bu
sermayelerin çoğu bilanço özvarlığı içinde korunmuyor bile.
Bu günlerde basında,
medyada ha bire yeni TTK ‘ın getirdiklerinden bahsedilmekte, bazı maddelerin
değişmesi şiddetle önerilmektedir. Ben işin bu tarafına şimdilik değinmeyeceğim.
Bunlar herkesin gözü önünde yeterince tartışılmakta zaten. Benim üzerinde
durmak istediğim hazır yeni TTK bahanesi varken şirketleri, şirketlerin
ortaklarını ve idarecilerini yıllardır bilerek yada bilmeyerek uyudukları
uykudan kaldırmak.
Değerli meslek
mensupları özüne yabancı hiçbir oluşumun, kuralın başarı şansı yoktur. Sonunda
arapsaçına döner ve tökezler; tekrar özüne döner. Bu süreç içerisinde kullanılan
kaynakların tümü israf olur. Bilindiği üzere muhasebenin temel kavramlarından
biri de ‘Özün Önceliği’’ kavramıdır. Buradan hareketle yeni TTK’ uygulamalarına
doğru giderken azalan zaman içerisinde hizmet verdiğimiz şirketleri bu kural
gereği gözden geçirmemiz gerekir. Elbette kurumsallaşmak nihai hedef olmalıdır.
Ancak kurumlaşmak bir ticari kültürdür. Ve bir kültürün oluşumu için de doğal
olarak bir evrim gerekir. Bahsettiğimiz şirketlerin çoğu bu kültürün dışında
olan şirketlerdir. Lafı uzatmadan şirketlerimizin büyük çoğunluğu buna hazır
değil. Yeni TTK’ya doğru giderken statüsünü sermaye şirketi olarak devam etmeğe
karar verenlerin aşağıdaki hususlarda mutabık olmaları gerekir.
Bu noktada mali idarenin
yapması gerekenler ve şirket ortaklarının, idarecilerinin yapması gerekenler
var.
Mali idarenin yapması
gerekenler;
-
Ekonominin kayıt
içine alınması için vergi oranlarının, özelikle KDV oranlarının düşürülmesi
gerekir.
-
Yeni TTK’ya
girerken şirketlerin gerçek aktif ve pasiflerinin tespit edilerek, yeni
bilançolarının oluşturulması ve bu bilançolarla yeni yasaya girmesi gerekir.
Kısacası bilançoların fiktif rakamlardan arındırılması, aktif ve pasif deki
artışlar yada azalışların vergi konusu yapılmaması gerekir.
Şirketlerin yapması gerekenler;
-
Her şirket
kendini gözden geçirmeli gelecek yasa ile devamı mümkün ise, kendini ona göre
revize etmeli; değilse hemen adi ortaklığa veya kolektif şirkete ya da şahıs
işletmesine dönmesi hakkında daha hayırlıdır.
-
Şirket olarak
devamına karar verenler, tüm işlemlerini kayıt içine almalıdırlar. Şirketin
kasası ortağın cebi mantığını terk etmeli, ticari örf ve teamüle uygun şirkette
her ortak, idareci kendine bir maaş belirlemelidir. Ve bu maaşlarını resmi
kayıtlarında göstermelidirler.
Türkiye de şirket ortaklarının
yaptığı en büyük yanlış şudur:
Şirkete gelen paraları
kendi parası gibi görüp, karlılığı çoban hesabı kavlinden hesap ederek, şirketin
parası ile yatlar, katlar, arabalar, hanlar, hamamlar almaya kalkışmaları, tüm
geçimlerini kısmadan şirketten karşılamaları ve bunları hakları görmeleridir.
Bunun için %90 şirketlerde Ortaklardan alacaklar almış başını gitmiş adeta
kangren hale gelmiştir. Daha da vahimi şirketler akılcı yönetilmediğinden
yeterli sermaye birikimi yapamamaktadırlar. Şu anda Türkiye’de bankadan kredi
kullanan şirketlerin iyimser bir tabirle %90 aldığı kredilerle cari
harcamalarını karşılamakta eksi özvarlıklarıyla hayatlarını idame etmeye
çalışmaktadırlar. Bunun sonucu küçük bir krizde domino taşı etkisiyle patır
patır batmaktadırlar. Oysa rasyonel bir idarede krediler, yeni yatırımlarda,
yatırım proje değerlemesi sonucu gerekli ise kullanılmalıdır.
Kısacası şirket ortakları
artık şunu anlamalıdır.
1.
Biz belirli bir
sermaye, emek yada düşünce ortaya koyarak bir tüzel kişi oluşturduk. Bu tüzel
kişiye insanlar güvendi mal verdi, insanlar güvendi işçi olarak çalışıyor ve
bankalar kredi veriyor. Bu mekanizma çalışırken bizde birer çalışan olarak birer
maaş almalıyız. Şirket kurma teşebbüsümüzün ödülü ise; yıl sonunda ki kardan pay
almaktır. Olaya böyle bakılmalıdır.
2.
Şirket
ortakları en azından şirket bilançosunu anlamayı ve doğru okumayı öğrenmelidir.
Öğrenmeme gibi bir lüksleri yoktur. Ülkemizde çoğunluk İş adamları her şeye
vakitler var ancak müşaviri ile 15 dakikalık sohbete vakitleri yoktur. Çünkü
sıkıcı gelmektedir. Duvara tosladıkları zamanlardaki imdat çığlıkları bir işe
yaramamaktadır. Çeşitli vesilelerle karşılaştığım bir çok yabancı iş adamları
oldu; bizimkiler kadar duyarsızlarına rastlamadım. Bu konu ile ilgili
rahmetli Üzeyir Garih’den bizim iş adamlarının kulağına küpe kavlinden aşağıdaki
alıntıyı veriyorum.
‘’
Çalıştığım şirketten ayrılarak kendi şirketimi kurduğumda ilk iş olarak Amerikan
Lisan ve Ticaret Dershanesi ismiyle tanınan YMCA'nın gece kurslarına katılıp
muhasebeyi öğrenme yolunu seçtim.
’Malî ve muhasebe bilgileri olmayanlar genelde ortaklarınca
mağdur edilmişler veya edildiklerini varsayarak en küçük sarsıntıda
ortakları ile bozuşmuşlardır. Ortaksız çalışanlar muhasebe sorumluları ile
devamlı sürtmüşler ve sonuç alamamışlardır. Serbest çalışmayı öngören genç
kardeşlerime önerim, yukarıda saydığım özelliklere sahip olmadıkça bağımsız iş
kurmaya yeltenmemeleridir. En önemli gibi görünen finans gücü yukarıdaki
özellikler olmadıkça güneş altındaki kar gibi erir. Sözü edilen özellikler
mevcutsa finans gücü genelde ana problem olmaktan çıkar. Bir finansör mutlaka
bulunur.’’
III.
ORTAKLARIN ŞİRKETTEN MAAŞ ALMASI VE VERGİ YÜKÜ
Şirket ortakları
çoğunlukla geçimlerini şirketten sağlamaktadırlar. Bunlardan kurumlaşmamış
şirketlerin ortakları çoğunlukla yanlış algıladıkları vergisel kaygılardan
aldıkları ücretleri resmi kayıtlara yansıtmamaktadırlar. Dolaysıyla resmi
olmayan yollardan çekilen paralar ‘’131- Ortaklardan Alacaklar Hesabı’’ nı
sürekli şişirmektedir. Şayet yeni TTK’da ilgili madde yumuşatılmazsa; ortağın
şirketten para alması yasaklamıştır.
Konuyu iyice anlamak için
ortakların şirketten maaş alması ya da almaması durumunda hesap edilen vergi
yükü aşağıda verilmiştir.
(Söz konusu örnek; 1.tertip
yedek akçenin, %5 birinci temettünün ve %10 ikici tertip yedek akçenin
ayrılacağı ayrıca ana sözleşmede başkaca herhangi bir yedek ayrılmayacağı
varsayımından hareketle yapılmıştır. Gelecek makalede kar dağıtımı ve kurum
stopaja ilişkin ayrıntılı bilgi verileceğinden buradaki ayrıntı ihmal
edilmiştir.)
|
2012
TAKVİM YILI (G.V.K. MADDE:103) GELİR VERGİSİ TARİFESİ
(ÜCRET GELİRLERİ DAHİL) |
|
10.000 Türk
Lirasına kadar |
% 15 |
|
25.000 Türk
Lirasının 10.000 lirası için 1.500 TL, fazlası |
% 20 |
|
58.000 Türk
Lirasının 25.000 lirası için 4.500 TL, (Ücret Gelirlerinde
88.000,-TL.'nin 25.000,-TL.'si için 4.500,-TL.) fazlası |
% 27 |
|
58.000 Türk
Lirasından fazlasının 58.000 lirası için 13.410 TL, (Ücret
Gelirlerinde 88.000,-TL.'nin 88.000,-TL.'si için 21.510,-TL.)
fazlası |
% 35 |
3.1
Ortağın maaşını resmi olarak alması durumuna örnek
Bir ortak 6.000 TL aylık brüt maaş alsın. Yılda 72.000,00 TL
maaş almış olur.
Ödenecek vergiler:
-
Yukarıda
belirtilen tarife ile yıllık toplam :18.310,00 TL gelir stopaj ödeyecektir..
Toplam vergi yükü : 18.310,00 TL
3.2
Ortağın maaşını resmi olarak almaması durumuna örnek
Gider yazılamayan
72.000,00 TL için şirket Kurumlar vergisi ödeyecek, karın dağıtılması halinde
Kurum Stopaj ödeyecek, kasada fiktif olarak görülen 72.000,00 TL için faiz
hesaplayacak, bunu ortağa fatura ederek faiz gelirlerine kaydederek söz konusu
faizin de kurular vergisini ödeyecektir. Ayrıca söz konusu faiz genel oranda
KDV’ye tabidir.
Ödenecek vergiler:
-
Şirket 72.000,00
TL için %20 oranında 14.400,00 TL Kurumlar Vergisi Ödeyecek.
-
Şirket kar
dağıtması halinde 6.559,00 TL Kurum Stopaj (%20) Ödeyecek.
-
Şirket kasasının
fiktif olarak 72.000,00 TL artması sonucu en iyimser hesap ile ortalama
10.000,00 TL faiz hesap ederek (TCM avans işlemlerine uygulanan reeskont faiz
oranı %17,75) bunun 2.000,00 TL kurumlar vergisini ve 360,00 TL (%18 ) KDV’sini
Ödeyecek.
Toplam vergi yükü :23.319,00
Yukarıdaki hesaplamada
da anlaşılacağı üzere, ortağın şirketten aldığı maaşı kayıtlarında göstermesi
hem vergisel bir avantaj hem de şirketi kurumlaştırmak adına atılan önemli bir
adımdır. Ayrıca bu adım tüzel kişiliğin TTK’ya ve KVK’ya aykırı hareket
etmemesini ve bunun sonucunda da cezalı duruma düşmemesini sağlar. Diğer yandan,
her yıl bilançoda artış gösteren ve kangren haline gelen ‘’131- Ortaklardan
Alacaklar Hesabı’’ oluşmamış olur. Bir diğer önemli husus da şu; ortak aldığı
maaşla kendi harcamalarını, disipline eder. İnsanlar yaşarken ihtiyaçları olan
her şeyi almaları gibi bir lüksü yok. İktisat bilimi bize kaynakların kıt
ihtiyaçların sonsuz olduğunu söyler ve basiretli insandan kıt kaynakların sonsuz
ihtiyaçlara rasyonel dağıtımını bekler. Yine ticari yaşamın incili olan TTK,
muhtevasında kuralları koyarken basiretli tacirden hareketle sözünü söyler.
IV.
SONUÇ
4.1
Yeni TTK’ uygulamalarına doğru
giderken azalan zaman içerisinde hizmet verilen şirketlerin gözden geçirilmesi
gerekir. Bu noktada mali idarenin yapması gerekenler ve şirket ortaklarının,
idarecilerinin yapması gerekenler var.
4.2 Mali idarenin yapması
gerekenler;
-
Ekonominin kayıt
içine alınması için vergi oranlarının, özelikle KDV oranlarının düşürülmesi
gerekir.
-
Yeni TTK’ya
girerken şirketlerin gerçek aktif ve pasiflerinin tespit edilerek, yeni
bilançolarının oluşturulması ve bu bilançolarla yeni yasaya girmesi gerekir.
Kısacası bilançoların fiktif rakamlardan arındırılması, aktif ve pasif deki
artışlar yada azalışların vergi konusu yapılmaması gerekir.
4.3 Şirketlerin yapması
gerekenler;
-
Her şirket
kendini gözden geçirmeli gelecek yasa ile devamı mümkün ise, kendini ona göre
revize etmeli; değilse hemen adi ortaklığa veya kolektif şirkete ya da şahıs
işletmesine dönmesi hakkında daha hayırlıdır.
-
Şirket olarak
devamına karar verenler, tüm işlemlerini kayıt içine almalıdırlar. Şirketin
kasası ortağın cebi mantığını terk etmeli, ticari örf ve teamüle uygun şirkette
her ortak, idareci kendine bir maaş belirlemelidir. Ve bu maaşlarını resmi
kayıtlarında göstermelidirler.
Diğer bir önemli
hususta şudur; ortak aldığı maaşla kendi harcamalarını, disipline eder. İnsanlar
yaşarken ihtiyaçları olan her şeyi almaları gibi bir lüksü yok. İktisat bilimi
bize kaynakların kıt ihtiyaçların sonsuz olduğunu söyler ve basiretli insandan
kıt kaynakların sonsuz ihtiyaçlara rasyonel dağıtımını bekler. Yine bizim ticari
hayatımızın incili olan TTK muhtevasında kuralları koyarken, basiretli tacirden
hareketle sözünü söyler.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz)