YAZARLARIMIZ
Zeki Burak Özkösemen
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
Bilim Uzmanı
Stj. Avukat
burak@vergiyonetim.com



Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Ve Şirketten Çekilen Değerlerin Vergisel Boyutu

1.    Giriş

Şirket; birden çok gerçek yada tüzel kişinin bir araya gelerek artı bir değer yaratmak amacıyla oluşturduğu iktisadi oluşumlardır. Ne yazık ki ülkemizde kurulan şirketlerin çoğu ( A.Ş yada LTD.) bu fonksiyonu göz ardı edilerek kurulmuş, şirket ortakları için kimi zaman bir vergisel avantaj sağlama aracı, kimi zaman sosyal bir statüye ulaşma aracı olarak görülmüştür. Şirketlere olan bakış bu yönde olunca, kurulan ve faaliyetine devam etmekte olan birçok sözde şirket, bu kavramın hakkını tam olarak verememiştir. Bu noktada görülen en belirgin sıkıntı, şirket ortaklarının, şirketin tüzel kişiliğini kabul edememesi ve şirket kasası ile kendi kasasını ayırma eğilimine yanaşmamasıdır. Bu durumun başlıca sonuçları ve taşıdığı potansiyel riskleri bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
 

2.    Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler

Kanunen kabul edilmeyen  giderler (KKEG), 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun safi kazancın tespitinde indirilmesi kabul edilen giderleri düzenleyen 40. maddesi kapsamına girmeyen ve gider olarak kabul edilmeyen ödemeleri düzenleyen 41. maddesi kapsamında olan giderler ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun indirilecek giderleri düzenleyen 8., 9. ve 10. maddeleri kapsamında olmayan giderler ile indirimine izin verilmeyen ödemeleri düzenleyen 11. maddesi kapsamındaki giderlerdir.

Çok geniş bir örnekleme potansiyeline sahip olan bu tür giderlere, sıklıkla karşılaşılan bir örnek vermek gerekirse; belgesiz giderler bu tanıma uygun düşecektir. İşletmeler iş amaçlı kullanılması için ortaklarına, müdürlerine ya da personeline zaman zaman avans verebilmektedir. Personel Avansları ya da Ortaklardan Alacaklar hesaplarında takip edilen bu tutarlar, söz konusu harcamalara ilişkin belgeler muhasebeye intikal ettikçe ilgili hesaplardan alınarak gider hesaplarına kayıt edilmektedir. Kalan bakiyeler de ilgili belgelere ya da nakit iadelere göre kapatılmaktadır. Bu uygulama bu sistem içerisinde fazla bir sorun teşkil etmemekte, hesap bakiyelerinin mümkün olan en kısa sürede kapatılması öngörülmektedir. 

Sorun yaratan uygulama ise, bu hesaplarda bulunan bakiyelerin herhangi bir belgeye ya da nakdi iadeye dayanmadan kapatılarak, ilgili tutarların KKEG hesaplarına alınması durumunda ortaya çıkmaktadır. Mükelleflerin en büyük yanılgısı, söz konusu tutarları KKEG olarak dikkate aldıklarında tüm riskleri ortadan kaldırdıklarını düşünmeleridir. İşin aslı maalesef bu şekilde değildir.
 

3.    Kar Dağıtımı

Şirketler faaliyet sonuçlarına göre kar ya da zarar elde etmektedirler. Ve durum olayın mali ya da ticari olarak değerlendirilmesi sonucuna göre farklı veriler elde edilmesine yol açmaktadır. Nitekim, ticari açıdan karlı olan bir firma yararlandığı istisnalar vs. nedeniyle matrah beyan etmeyebilmekte, tam tersi durumda ise ticari olarak zararda olan bir firma KKEG vs. nedeniyle matrah ve dolayısıyla vergi beyan edebilmektedir. 

Şirketler, elde ettikleri Ticari karı ortaklarına dağıtma yolunu seçebilmektedirler. Dönem ticari karından vergi yükümlülükleri ve yasal yedekler düşüldükten sonra kalan miktar ortaklara dağıtılabilmektedir. Ve bu tutar üzerinden mevcut mevzuat gereği %15 oranında gelir vergisi stopajı yapılmakta ve şirket tarafından ilgili dönem muhtasar beyannamesi ile beyan edilmektedir. 

KKEG’ ler mali karın tespitinde olduğu kadar ticari karın tespiti açısından da son derece önemli bir fonksiyona sahiptirler. Nitekim, bu tür giderler şirketi ticari anlamda zararda göstermesine rağmen mali yönden karlı gözükerek vergi ödemesine sebep olabilmektedir. Ancak yazımın 2. bölümünde de belirttiğim gibi, bir gideri KKEG olarak dikkate almak riskleri ortadan kaldırmamaktadır. KKEG’ ler nihayetinde şirketten çekilen değerlerdir. 2.bölümde örnek olarak verdiğim belgesiz giderler bu konuya güzel bir örnek oluşturmaktadır. Bir belgesiz gideri KKEG olarak dikkate almanın tüm vergi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaya yetmediğini bir örnekle açıklamaya çalışalım;

Örnek:

Bir Ltd. Şti. ortağı iş ile ilgili çıkacağı bir seyahatte kullanmak üzere şirketten 15,000 YTL tutarında avans almıştır. Seyahat dönüşü harcamalarına ilişkin 3,000 YTL tutarında kanunen kabul edilebilir nitelikte belge getirmiştir. Kalan 12,000 YTL ‘ye ilişkin olarak ise herhangi bir belge sunamadığını ve bu tutarı da harcadığını beyan etmiştir. Şirket muhasebesi de 12,000 YTL tutarındaki belgesiz harcamaları KKEG olarak şirket defterine kayıt etmiştir. İlgili dönem sonunda şirket 3,000 YTL ticari zarar elde etmiştir. Bu tabloya göre oluşan vergisel durum aşağıdaki gibidir:

 

12,000 YTL KKEG YAZILMASI DURUMUNDA

 

 

YTL

A

Ticari Kar/ Zarar

-3.000,00

B

KKEG

12.000,00

A+B= C

Matrah

9.000,00

C*0,20= D

KV %20

1.800,00

 

 

 

A-D

Net Ticari Kar

-4.800,00

 

 

 

 

TOPLAM VERGİ YÜKÜ

1.800,00

 

   Aynı Şirketin ortağının belgesiz harcama tutarı olan 12,000 YTL ‘yi şirkete iade ettiğini ve KKEG olarak dikkate alınmadığı ve yıl sonunda oluşan karın ortaklara dağıtıldığı durumda meydana çıkan vergisel tablo aşağıdaki gibidir:

 

12,000 YTL NIN İADE EDİLMESİ DURUMUNDA

 

 

YTL

A

Ticari Kar/ Zarar

9.000,00

B

KKEG

0,00

A+B= C

Matrah

9.000,00

C*0,20= D

KV %20

1.800,00

 

 

 

A-D

Net Ticari Kar

7.200,00

 

 

 

 

DAĞITILABİLİR KAR*

7.200,00

 

*Yasal yedekler ve akçeler dikkate alınmamıştır.

 

GV STOPAJI %15

1.080,00

 

 

 

 

TOPLAM VERGİ YÜKÜ

2.880,00

 

Örneklerden de görüldüğü gibi bir harcamanın KKEG olarak dikkate alınıp alınmaması kurumlar vergisi açısından bir farklılık yaratmamaktadır. Ancak söz konusu tutarlar şirketin kar dağıtımını ve öz kaynak şekillenmesini etkilemektedir. Nitekim ikinci örnekte görüldüğü üzere şirket 12,000 YTL ‘yi iade alır ve KKEG olarak dikkate almazsa, şirket 7,200 YTL net kara ulaşmaktadır. Ve ortaklar bu tutarı talep ederlerse %15 oranında vergi yüküyle karşılaşacaklardır. Dolayısıyla iki örnek arasında yaklaşık (yasal yedekler ve akçeler dikkate alınmadığı için) 1,080 YTL vergi kaybı yaratılmaktadır. Bu yüzden herhangi bir incelemede durumun tespit edilmesi şirketi ciddi bir vergi cezası ile karşı karşıya bırakabilecektir. Çünkü KKEG olarak dikkate alınan söz konusu tutar şirketten çekilen bir değerdir ve vergisi ödenmemiştir. Bu yüzden bir ödeme ya da gideri kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate almak vergisel riskleri ortadan kaldırmamaktadır. Şirket karını doğrudan etkilediği için şirketin ayırması gereken yasal yedek ve akçelerin tutarını etkilemekte ve bu nedenle şirket öz kaynaklarının zayıflamasına neden olmaktadır. Söz konusu durumlarda şirket öz kaynağından ortaklara bir servet aktarımı söz konusudur ve bu tutar vergilendirilmemiştir.  
 

4.    Sonuç ve Öneriler

Yukarıda açıklamaya çalıştığım üzere, bir harcamanın belgesiz olması ya da kanunen kabul edilmeyen bir başka gider niteliğinde olması ve vergi matrahının hesabında KKEG olarak dikkate alınması riskleri ortadan kaldırmamaktadır. Giriş bölümünde değindiğim gibi, şirket ortakları şirket kasasını kendi cüzdanları gibi değerlendirmekte ve şahsi harcamaları ile şirket harcamalarını ayırmamaktadırlar. Ve uygulamada ortaklar tarafında şirketten çekilen değerler genellikle KKEG olarak gösterilmekte ve sorunun çözümlendiği düşünülmektedir. Ancak vergilendirilmeyen bir kazanç olarak bu gibi durumlar vergisel olarak risk taşımaktadırlar. Ve herhangi bir tespitte şirketler ciddi yükümlülükler altında kalabilmektedir.

Eğer şirket ortakları şirketten sürekli para çekmekte ise; getirilebilecek en hızlı çözüm; şirket yönetiminde bulunan ortaklara makul seviyelerde ücret verilmesi ve aylık bordro ile ücret olarak vergilendirilmesidir. Yada yıl sonlarında ortaklara kar dağıtımı yapılarak %15 oranında vergi kesintisinin  ödenmesidir.

26.02.2008

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> Uygulamalı Enflasyon Muhasebesi (171 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.


GÜNDEM