YAZARLARIMIZ
Tolga Berikten
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
berikten@yahoo.com



İhracatta Götürü Gider Bilmecesi

Gelir Vergisi Kanunun 40/1  fıkrasında  parantez içinde " İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hâsılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler."  denilerek, belgesiz de olmak üzere giderlerin kabulü hüküm altına alınmıştır.

İdarenin görüşü nedir ?

İdare ise çıkarmış olduğu 194,197 ve 233 seri nolu Gelir vergisi tebliğlerinde konunun nasıl uygulanacağına dair açıklık getirmeye çalışmıştır.

İdare bu uygulamalarında ancak ve ancak kanunda belirtilen işler için yapılmış fiilen  bir harcama olması karşılığında belgesi alınamadığı zaman uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.

194 seri nolu Gelir vergisi tebliğinde "Götürü gider uygulaması, mükelleflerin ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin, anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın belli bir oranını aşmamak şartıyla ticari kazançtan indirilmesini öngören bir müessesedir. Dolayısıyla götürü gider hesaplanabilmesi için harcamanın yapılmış ve işletmenin malvarlığında bir azalma meydana gelmiş olması gerekir. " denilerek idare bu konudaki görüşünü netleştirmiştir.İlgili faaliyetler için harcanmış olan  belgesi temin edilemeyen giderlerden hesaplanacak tutarı aşan kısmı ise kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG ) olarak dikkate alınacaktır.

İdarenin görüşünden farklı uygulama var mı ?

Birinci yol harcamayı kasadan çıkmak

Uygulama  da ise kimi mükelleflerin harcama olmasa bile, defterlerine binde  5'lik götürü gideri işleyerek  karşı hesap olarak ta bu gideri kasa ile ilişkilendirdikleri  gözlemlenmektedir. Bu ise suni olarak  kasadan para çıkışı demektir. Diğer bir ifade ile  ,  işletmeden para çekmenin yolunu açmaktadır. İdarenin ise bunu  tevkifatı yapılmayan kar dağıtımı olarak göreceği açıktır.

İkinci yol beyanname üzerinde indirim olarak göstermek

Uygulamada görülen ikinci diğer yol ise,döviz üzerinden elde edilen hasılatın binde beşini aşmayacak şekilde , fiili olmayan  harcamaların direk geçici vergi /kurumlar beyannamesi üzerinde diğer indirimler satırında gösterilerek vergi matrahından düşülmesidir. Bu yolda ise fiili olmayan bir harcamanın  şirketin herhangi bir hesabı ile ilişkilendirilmeden yapıldığından şirketten para çekme , vergisiz kar dağıtımı yapılması , ilgili muhasebe hesabının  doğru olmaması gibi eleştirileri bertaraf etmektedir.

Doğrusu ne ?

Doğru olan uygulama ,belgesi temin edilememesine karşı binde beşlik sınırı aşılsın aşılmasın fiilen yapılan para transferlerini kayıt altına alıp, sınırı aşanları da ayrıca kanunen kabul edilmeyen gider olarak izlemektir. Böylece muhasebe hesaplarınız  doğruyu göstermiş olur.

Fiilen yaptığınız fakat belgesini temin edemediğiniz binde beşlik sınırı aşmayan giderlerinizi yazdınız ve kalan limit kadar (döviz olarak sayılan faaliyetlerden elde ettiğiniz hasılatın binde beşi ) da fiilen harcama yapmasanız bile bu imkandan faydalanmak istiyorsunuz. Burada bunu artık kasa  v.b hesaplar ile ilişkilendirmemek gerekli. Kasa, ortaklardan alacaklar, banka  v.b muhasebe hesapları  ile ilişkilendirmek hem ilgili hesabınızın gerçeği yansıtmaması hem de vergisiz kar dağıtımı yaptığınız konusunda eleştirilere açık kalmanıza yol açacaktır.

 Fiilen yapmadığınız gideri de bunu bir istisna gibi görüp kanun maddesinden yararlanmak istiyorsanız , bunu beyanname üzerinde yapmanız en akılcı yol olacaktır. Bu şekilde işletmenizin hesaplarını oynamadan , sadece vergi matrahını azaltan bir hareket yapmış olursunuz. 

Danıştay'ın görüşü nedir ?

Danıştay 3. Dairesi, 08.11.2012 tarih ve E. 2010/291, K.2012/3595 sayılı kararında "götürü giderle ilgili olarak temel dayanağın 194 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde belirlenen koşulların oluşturduğu, bu koşulların ise Tebliğ’deki ifadelerin aksine konuyu düzenleyen esas hüküm ve söz konusu Tebliğ’in de dayanağı olan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nu 40. maddesinin 1’inci bendinde bulunmadığı, Tebliğ’de Kanun’un çizdiği çerçevenin dışına çıkılarak belgesiz giderlerin ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda kar/zarar hesabına aktarılması gibi koşulların öngörüldüğü, oysa Kanun, söz konusu götürü gider indiriminden faydalanacak mükellefler için herhangi bir muhasebe kaydı şartı aranmaksızın saymak suretiyle gösterdiği ilgili  faaliyetleri gösteren mükelleflerin, bu faaliyetlerini teşvik amacıyla sadece belirtilen faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatları üzerinden binde beş oranını aşmamak kaydıyla götürü gider indiriminden faydalanabileceklerini düzenlediği, 194 sayılı Genel Tebliğ ise, bu hakkın kullandırılmasına ilişkin olarak, Kanun hilafına, verilen hakkı daraltıcı nitelikte fazladan koşullar öngördüğü bunun da hukuk devleti olmanın en temel esaslarından biri olan normlar hiyerarşisi ve hukuki güvenliğin tesisinde önemli bir yer alan kanuni idare ilkesi ile bağdaşmayacağı" yorumunda bulunarak idarenin görüşünü benimsememiştir.

Danıştay'dan da  esasen farklı bir karar beklememek gereklidir. Kanunda yazmayan koşullardan dolayı idarenin tek taraflı uygulamaları neticesinde yapılan tarhiyatlar yargıdan dönmektedir.  

Sözün özü

Kanun tebliğden üstündür.

Saygılarımla,

11.04.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM