SMMM Yrd. Doç. Dr. Süleyman UYAR
Akdeniz Üniversitesi
Alanya İşletme Fakültesi
Dekan Yardımcısı
suyar@akdeniz.edu.tr
www.suleymanuyar.com.tr

SMMM
Yrd. Doç. Dr. Süleyman UYAR
Akdeniz Üniversitesi Alanya İşletme Fakültesi
suyar@akdeniz.edu.tr
Uzman Yardımcısı Esin GÜRHAN
Atayatırım Menkul Değerler AŞ. Denizli Şubesi
İŞLETMELER DÖVİZ KURUNDAKİ DALGALANMALARDAN NASIL
KORUNMALIDIR? TÜREV PİYASALAR ÖNERİSİ
Tarih: 02.11.2007
1.GİRİŞ
Son günlerde döviz kurunda
yaşanan dalgalanmalar hem kişileri hem de işletmeleri
olumlu/olumsuz yönde etkilemektedir. Burada önemli olan
nokta döviz kurundaki düşme ve yükselmeden öte,
beklenmedik harekettir. Döviz kurunun düşmesi dövize
dayalı borcu olanları sevindirirken, dövize dayalı
alacağı olan veya yatırımlarını dövize endeksleyenleri
olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum döviz kuru riski
olarak değerlendirilebilir. Çalışmamızın amacı döviz
kuru riskine karşı işletmelerin kullanabilecekleri
araçları tartışmaktır.
2. DÖVİZ KURUNUN
DÜŞMESİNİ İSTEYENLER
Dövize endeksli
borçlananlar döviz kurunun düşmesini istemektedir. Çünkü
döviz kurunun yükselmesi dövize endeksli kredi kullanan
veya borçlanan işletmeleri olumsuz yönde etkilemektedir.
Türkiye’de hala döviz en büyük borçlanma aracı olarak
görülmektedir. Yapılan araştırmalar banka ve özel
şirketlerin dövize dayalı borçlarının 140 milyar dolar
civarında olduğunu göstermektedir.
İthal mal satan veya ithal
aramalı kullanarak üretim yapan işletmeler için döviz
kurunun düşmesi maliyet avantajı sağlarken, döviz
kurunda meydana gelecek yükselmeler ise maliyet
avantajının yitirilmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda
bu tür işletmeler döviz kurunun düşmesini
istemektedirler.
Hükümet ve
yabancı yatırımcılar da döviz kurunun düşmesini
istemektedirler. Hükümet temel aldığı enflasyon
politikasında zam yapmamak adına ucuz döviz kuru
politikasını benimsemektedir. Yabancı yatırımcılar ise
yapmış oldukları yatırımların geri dönüşünde ve
özellikle çıkış sürecinde sıkıntı yaşamamak, en azından
varlıklarını bozdurdukları kurdan daha düşük bir
fiyattan geri almayı istemektedirler.
3. DÖVİZ KURUNUN
YÜKSELMESİNİ İSTEYENLER
Döviz kurunun yükselmesini
isteyenler döviz yatırımcıları ve ihracatçılardır.
Türkiye’de dövize dayalı mevduat hesaplarının 95 milyar
dolar civarında olduğu düşünüldüğünde döviz kurunda
meydana gelen düşüşün özellikle küçük yatırımcıları zor
durumda bıraktığı bir gerçektir. Bu bağlamda döviz
kurunun yükselmesini isteyen en büyük gruplardan birisi
bankalarda döviz mevduatı olanlardır.
Son dış ticaret
verilerinden de anlaşılacağı gibi yıllık ihracat 100
milyar dolar sınırını geçmiş bulunmaktadır. Döviz
kurlarında meydana gelen düşüşler ihracata dayalı iş
yapan işletme ve sektörleri olumsuz yönde
etkilemektedir. Dolar kuru 1.40 iken yapılan bir ihracat
anlaşmasında, kurun düşmesine bağlı olarak döviz 1.20
den TL’ye çevrilebilmektedir. Bu durum işletme
karlılıklarını ve rekabet avantajını olumsuz
etkilemektedir. Uluslararası yoğun rekabette fiyatları
belirleme şansı olmayan Türk işletmeleri için bu durum
temel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Benzer
örnekler tekstil ve turizm sektörleri için de
verilebilir.
Ucuz döviz ithal ara malı
girdilerinin fiyatını düşürdüğünden, sanayi sektörüne
girdi sağlayan yerli üreticilerin fiyat avantajını
kaybetmesine neden olmaktadır. Türkiye’de sanayi
kuruluşlarına girdi sağlayan yan sanayiciler de döviz
kurunun yükselmesini istemektedir. Çünkü sanayi
kuruluşları ucuz ithalat nedeniyle onlardan girdi
almamakta, ucuz ithal girdi kullanmaktadırlar.
Merkez Bankası’nın izlemiş
olduğu yüksek faiz politikası, özelleştirme ve küresel
sermaye hareketleri devam ettiği sürece döviz kurunun
düşmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Ancak süregelen cari
açık tehlikesi ve küresel sermaye hareketlerinde
yaşanacak olası beklenmedik gelişmeler döviz kurunda
tersi yönde bir hareket başlatabilir. Döviz kurunun bu
kadar aşağılarda olmaması gerektiği MB tarafından
yapılan istatistiksel hesaplarda da ortaya konmaktadır.
Örneğin 2002 yılı endeksine göre yapılacak bir
hesaplamaya göre döviz kuru endeksi 137’ye çıkmış
bulunmaktadır. Bunun anlamı normal şartlarda dolar
kurunun 1.71 TL olması gerektiğidir.
4. İŞLETME RİSKLERİ VE
TÜREV PİYASALAR
Teknolojik alanda meydana
gelen gelişmeler finansal işlemlerin hızını ve
kalitesini olumlu anlamda etkilerken, Breton-Woods
sisteminin kaldırılıp dalgalı kura geçilmesinin ardından
işletmelerin taşıdıkları riskler de artmıştır.
Günümüzde işletmeler; döviz
kuru riski, piyasa riski, kredi riski, faiz oranı riski,
likidite riski ve daha sayılamayacak kadar çok çeşit
risklerle karşı karşıyadırlar. Bu risklerin yönetilmesi
işletmeler açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü
geçmişte yaşanan pek çok örnek, iyi yönetilemeyen
risklerin işletmelerin batmasıyla sonuçlanan ciddi
olumsuzluklara neden olduğuna ortaya koymaktadır.
Nitekim 1998 - 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizler
bu duruma güzel bir örnektir.
Döviz kuru riski döviz
kurundaki değişmeler nedeniyle (düşme veya yükselme) bir
finansal aracın veya varlığın değerinin azalması
riskidir. Başka bir ifade ile kurlardaki değişmeler
nedeniyle bir finansal aracın veya varlığın değerinin
artması veya azalması ve buna bağlı olarak bu finansal
varlığa veya araca sahip işletme veya bireylerin bu
değişimden dolayı elde ettikleri getirinin beklenen
getiriden pozitif veya negatif yönde sapmasıdır. Genelde
negatif bir olgu olarak algılanan “risk” kavramı, özünde
beklenen getiriden sadece negatif yönde sapma olmayıp,
finansal anlamda getiriden her türlü sapma risktir.
Döviz bazlı varlıkları ve
nakit girişleri döviz bazlı yükümlülük ve nakit
çıkışlarından fazla olan işletmelere “döviz fazlası olan
veya long/uzun” tersi durumdakine ise “döviz açık
pozisyonu veya short/kısa” olan işletmeler denir. Döviz
varlık ve yükümlülüklerinin birbirine eşit olması
durumuna ise “flat veya square pozisyon, dengeli
pozisyon” denir.
İşletmelerin kur riskinden
korunmak amacıyla kullanabilecekleri çeşitli
enstrümanlar geliştirilmiştir. Bu enstrümanlar türev
piyasa ve işlem araçlarını oluşturmakta olup temel
kullanım amaçları bugünden gelecekteki fiyat riskine
karşı korunma anlamına gelen hedgingdir. İşletme
risklerinin yönetilmesi son derece önemlidir. Çünkü
yönetilmeyen risklerin işletmenin batmasına kadar
olumsuz sonuçlar doğurabileceği düşünülmektedir. Türev
piyasalar da etkin bir risk yönetimi için bulunabilecek
en uygun araçlardır.
Türev piyasalar bir malın
(döviz, tarımsal mal, değerli maden, hazine bonosu,
devlet tahvili, borsa endeksi, vb.) taraflar arasında
yapılan anlaşma sonucu belirli bir fiyattan ileriki bir
tarihte teslim edilmek üzere alım satım sözleşmelerinin
yapıldığı ve bu sözleşmelerin el değiştirdiği
borsalardır. Türev piyasalar işletmelere birçok alanda
fayda sağlar.
Bu faydalar şu şekilde özetlenebilir:
-
İlerde yaşanacak fiyat
dalgalanmalarından olumsuz etkilenecek gruplar için
etkin bir risk yönetim olanağı sunar,
-
Fiyatların genel
eğilimi ve gelecekteki olası fiyat beklentisi ve
gelişimi hakkında güvenilir veri sağlar,
-
Gerçekçi fiyat
oluşumunu sağlayacağından belirli grupların
fiyatları maniple etmesinin (yönlendirmesinin) önüne
geçilir,
-
Yatırımcılara güvenilir
bir ortamda yatırım yapma olanağı sağlar,
-
Devletin piyasaya fiyat
yönünden müdahale gereği ortadan kalkar,
-
Geniş katılımlı bir
pazarın oluşması ile mevcut pazarlarda sağlıklı bir
nakit akışı sağlanmış olur.
Kur riskinden korunmak
amacıyla vadeli işlemler yanında basit tekniklerle de
kullanılabilir. Örneğin; ihracat yapan bir işletme,
döviz gelirlerine bağlı olarak kurlardaki bir düşüşte
varlıklarının değer kaybı nedeniyle zarar riskiyle karşı
karşıya olabilir. Bu durumda işletme döviz bazlı
yükümlülüklere ağırlık vermeli ve bilançosunda döviz
açık pozisyonu taşımalıdır. Böylece işletme kendini
“doğal korunma” stratejisi ile kur riskini azaltabilir.
Aynı uygulamanın tersini ithalatçı bir işletme de
yapabilir.
Türev
piyasalarda özellikle döviz kuru riskine karşı yaygın
olarak kullanılabilen araçlar Forward, Futures, Döviz
Swapları ve Opsiyonlardır.
A. Forward
Sözleşmeler
Forward sözleşmeler;
belirli miktar ve kalitedeki para, döviz, altın, mali
araç, mal ve diğer türev ürünlerin, tarafların sözleşme
tarihinde belirledikleri fiyattan, üzerinde anlaştıkları
bir tarihte, borsa şeklinde organize olmayan bir
piyasada alım satımını kapsamına alan teslim amaçlı
vadeli işlemlerdir. Forward sözleşmelerinde tarafları
alıcı ve satıcılar oluştururlar. Forward alıcı
düzenlenen forward sözleşme koşullarına uygun olarak,
finansal varlığı vadesinde, anlaşma sağlanan miktar ve
fiyat üzerinden satın almayı kabul eden taraftır.
Forward satıcı ise düzenlenen forward sözleşme
koşullarına uygun olarak, finansal varlığı vadesinde,
anlaşma sağlanan miktar ve fiyat üzerinden satmayı kabul
eden taraftır.
Forward temel olarak
bugünden gelecekteki kuru sabitlemek demektir. Taraflar
anlaşma tarihinde miktar, fiyat ve para değişimi tarihi
konusunda mutabık kalırlar, fakat para değişimi
yapmazlar. Belirledikleri tarih geldiğinde her iki
tarafta önceden anlaşma sağladıkları kur üzerinden
yükümlülüklerini yerine getiriler.
Vadeli işlem süresinin
uygulamada kısa olduğunu ancak istenirse birkaç günden
birkaç yıla uzayabildiğini görmekteyiz. Döviz kurunda
meydana gelen değişmeler sözleşme yükümlüğünü
değiştirmemektedir. Forward işlemler tezgah üstü
piyasalarda yapılır. Forward fiyat spot kur ve faiz
farkındaki hareketlerden etkilenir. Forward fiyat şu
formülle hesaplanabilir:

Forward sözleşmeler
ihracatçı ve ithalatçılara, gelecekteki bir tarihte
yapacakları teslimat, tahsilat, ödeme, fiyat
değişikliklerinden kaynaklanan risklerden korunma
olanağı sağlar. Bu bağlamda işletmeler dövize dayalı bir
alacağı veya borcuna istinaden istediği tutarda dövizi
belirlenen bir fiyattan bugünden alıp satabilirler. Bu
da işletmeleri döviz kuru riskine karşı korur. Örneğin
ağırlıklı olarak Euro ile çalışan ithalatçı bir işletme
belirli bir tarihte ihracatçıya dolar ödeyecek olsun.
İthalatçı ödemenin yapılacağı zamana kadar “Euro”nun
“Dolar” karşısında değer kaybedeceğini tahmin
etmektedir. İthalatçı bu durumda, vade tarihinde
ihracatçıya sözleşme tarihindeki kurlara göre aynı
miktardaki Dolar için daha fazla Euro elden
çıkaracaktır. İthalatçı ihracatçıyla sözleşme yaptığı
tarihte, elindeki Euro’yu; o günkü kur üzerinden dolar
olarak geri ödenmek üzere, belirli bir vade için
herhangi bir kişiye satabilir. Böylece Euro’nun değer
kaybetmesi nedeni ile ortaya çıkacak kayıp önlenmiş
olur. Sonuç olarak işletmelerin döviz kuru
düştü/yükseldi, zarardayız/kardayız gibi kaygılara
kapılmasına gerek kalmaz.
B. Futures Sözleşmeler
Futures sözleşmeler belirli
bir kalite ve belirli bir miktarda mal, döviz, tahvil,
hisse senedi gibi bazı varlıkların belirlenen yer ve
tarihte alım satımını sağlayan sözleşmeler olarak
adlandırılır. Sözleşmelerde fiyatın dışındaki tüm kapsam
ve özellikler standart hale getirilmiştir. Futures
sözleşmesini satan taraf belli miktarda menkul değerin
belli bir tarihte teslimini taahhüt ederken, alıcı da
sözleşmede söz konusu olan malı alacağını taahhüt
etmektedir.
Futures sözleşmesinin
yapıldığı tarihten itibaren vade sonuna veya pozisyonun
kapatıldığı tarihe kadar her gün taraflar arasında tesis
edilen teminat marjı oranları çerçevesinde nakit
transferi gerçekleşir.
Vade sonunda
standartlaştırılmış şartlar çerçevesinde taraflar ya
nakit uzlaşma veya fiziki teslimat yoluyla
yükümlülüklerini yerine getirirler. Futures
sözleşmesinde taraflar birbirine karşı değil, piyasanın
takas işlemlerini gerçekleştiren Takas Merkezi’ne karşı
sorumludur. Bu nedenle, tarafların karşı tarafın kredi
riskiyle uğraşmaları gerekmemektedir.
Futures sözleşmeler de
tıpkı forward işlemler gibidir. Futures sözleşmelerin
farkı bunların organize borsalarda işlem görmesi ve
döviz alım satım işleminin standart vade ve miktar
üzerinden yapılmış olmasıdır.
Vadeli işlem sözleşmesinde
alım yapan yatırımcı, “uzun pozisyon”, satım yapan
yatırımcı ise “kısa pozisyon” almış olur. Vadeli işlem
sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyon tutan kişi, açık
pozisyondadır.
Forward işleminde verilen
aynı örnek için, işletme altı ay sonrası için elde
edeceği döviz kadar future satış sözleşmesi alabilir.
Dövizin satış kuru sabitlenmiş olur. Vade sonunda
kurlar, eğer fazla düşmüşse future ile elde ettiği
yüksek fiyattan satma hakkı ile karlı bir satış işlemi
gerçekleştirir. Kurlar beklenenden fazla yükseldiğinde
ise future’de zarar oluşurken bu zarar ihracattan elde
edilen yüksek gelir ile dengelenmiş olur. Her iki
durumda da işletme kendini kur riskine karşı korumuş
olur. Futures sözleşmesinde amaç yüksek gelir elde etmek
değil geliri sabitlemektir.
C. Döviz Swapları
Çeşitli swap türleri
olmakla birlikte konumuzu döviz swapları
ilgilendirmektedir. Döviz swaplarına aynı zamanda para
swabı da denir.
Bu işlem farklı para
birimlerinden oluşmak kaydıyla iki anaparanın vade
tarihinde önceden belirlenmiş kur üzerinden geri ödenmek
üzere birbiriyle değiştirilmesidir. Türkçede değiş-tokuş
işlemleri olarak da ifade edilmektedir. Swap iki farklı
vadeye yapılan döviz alış ve satış aracılığıyla ya da
zıt yönlü ve farklı para cinsindeki varlıkların para
piyasaları işlemleriyle ileri vadeye taşınmasıyla olur.
Swap işlemleri döviz
kurlarında ve faiz oranlarında meydana gelen
değişmelerin ortaya çıkardığı riskleri en aza indirmek
amacıyla döviz bazında geliştirilen bir finansman
tekniğidir. Bu bağlamda swap işlemleri gelecekte
yapılacak farklı koşullardaki bir dizi ödemeyi takas
etmek için iki firma arasında yapılan anlaşma olarak
tanımlanabilir.
Döviz swapı spot piyasadaki
bir alıma karşılık vadeli piyasada bir satış işlemi
olmaktadır. Böylece spot ve vadeli piyasalar arasında
bir köprü oluşturmaktadır. Örneğin bir işletmenin elinde
Dolar, Sterlin cinsinden de borcu bulunsun. Doların
Sterlin karşısında değer kazanacağı beklenmektedir.
Dolar varlığı Sterline çevrilerek işletme borcunu
ödeyebilir. Ancak bu durumda doların değer kazanmasına
bağlı olarak işletmenin bir kayba uğraması
kaçınılmazdır. Swap işlemi ile partnere o günkü
pariteden (Dolar ve Sterlin faizi ve vade belirlenir)
Dolar verilip karşılığında Sterlin alınabilir. Alınan
Sterlin ile işletme borcunu öder. İşlemin vadesinde
saptanan faiz üzerinden partner işletmeye dolar öderken,
işletme de o günkü parite üzerinden Sterlin alarak
borcunu öder. Sonuç olarak işletme Doların yükselmesin
nedeniyle uğrayacağı kaybı ortadan kaldırmış olur.
D. Opsiyon İşlemleri
İki taraf arasında
düzenlenen, taraflardan birisine belli bir bedel
karşılığında, kararlaştırılmış fiyattan ve belirtilen
vade sonunda ya da söz konusu vadenin içinde herhangi
bir tarihte belli bir miktarda varlığı satın alma ya da
satma hakkı veren (zorunluluk değil), diğer tarafa
aldığı bedel karşılığında sözü edilen hakkın
kullanılması durumunda ilgili varlığı belirtilen
şartlarda satma ya da satın alma yükümlülüğü getiren
sözleşmelere “opsiyon” denir.
Verdiği hak bakımından
opsiyonlar ikiye ayrılabilir. Bunlardan birincisi bir
varlığın belirlenen fiyattan belirlenen tarihte (veya
tarihe kadar) satın alma hakkı veren “satın alma hakkı
opsiyonu”, diğeri de bir varlığın belirlenen fiyattan
belirlenen tarihte (veya tarihe kadar) satma hakkı veren
“satma hakkı opsiyonu” dur.
Opsiyon işlemleri satın
alana belirli tutardaki kıymeti (döviz, vb.) üzerinde
anlaşılan fiyattan, belirli bir sürede veya belirlenen
vadede alma veya satma hakkı verir. Opsiyonu satın alan
opsiyon işlemlerinde hiçbir taahhüde girmez. Başka bir
ifade ile opsiyonda herhangi bir zorunluluk
bulunmamakta; opsiyon, sahibine sadece belirli bir
tarihte sözleşmeye tabi malı satın alma ya da satma
hakkı vermektedir.
Bu ürünün en önemli
özelliği işlemin vadesi geldiğinde opsiyon hakkını
elinde tutan tarafın işlemi yapmaktan vazgeçebilmesidir.
Anlaşma tarihinde opsiyon hakkını alan taraf anlaşılan
prim miktarını opsiyon hakkını veren tarafa nakden öder.
Bunun dışında herhangi bir para değişimi yapılmaz.
Örneğin ihracatçı bir
işletme bugün sattığı ve bedeli altı ay sonra ödenecek
olan maldan elde edeceği gelirin, önümüzdeki altı aylık
süreçte kurlardaki muhtemel bir düşüşten dolayı azalması
riskiyle karşı karşıya olsun. Bu durumda işletme, altı
ay sonrası için elde edeceği dövize eşdeğer bir döviz
satış opsiyonu satın alarak, dövizin satış kurunu kendi
isteğine uygun olarak sabitleyebilir. Vade sonunda
kurlar, eğer fazla düşerse işletme opsiyon ile elde
ettiği yüksek kurdan satış hakkını kullanabilir ve
zararını ortadan kaldırmış olur. Tersi durumda ise
opsiyonu kullanmaktan vazgeçer. İşletmenin zararı
opsiyon alımı için ödediği bedel olur.
5. VADELİ İŞLEM VE OPSİYON
BORSASI
Vadeli İşlem ve Opsiyon
Borsası (VOB), sermaye piyasası kurulunun 17.08.2001
tarih ve 9/1101 sayılı kararına istinaden 2001/3025
sayılı bakanlar kurulu kararı ile kurulmuştur. Borsa
04.02.2005 tarihinde resmen faaliyetine başlamıştır.
Risk yönetim ihtiyacını
daha etkin bir şekilde karşılamak amacıyla VOB, gerek
borsanın tasarımı gerekse yeni ürünlerin geliştirilmesi
konusundaki çalışmalarını sürdürmektedir. VOB’da döviz,
hisse senedi, faiz ve emtia olmak üzere dört ayrı piyasa
mevcuttur.
VOB’un en önemli fonksiyonu
etkin risk yönetimi ve geleceğe yönelik fiyat
politikasıdır. VOB sözleşmeleri gerek yatırım gerekse
korunma amaçlı olarak geniş bir kitle tarafından
kullanılmakta olup ülke ekonomilerine çok önemli katkıda
bulunmaktadır. Vadeli işlemler koruma, yatırım ve
arbitraj amaçlı yapılabilir.
-
Vadeli işlemleri
korunma amaçlı (hedging) olarak; ihracatçı,
ithalatçı, yurtdışında yatırımı olan yerli
yatırımcı, yabancı yatırımcı, fon yöneticisi,
bankalar ve işletmeler kullanabilir. Spot piyasada
ortaya çıkan riske karşı fiyatlarda oluşabilecek
olası dalgalanmalardan doğabilen riskler minimize
edilmek istenir.
-
Spekülatif amaçlı
yatırım, yatırımcıların kar amacı ile ilgili
varlıklar üzerinde vadeli işlem sözleşmeleri alıp
satmalarıdır. Yatırım amaçlı vadeli işlemlerde
endeks sözleşmeleri, döviz ve faiz sözleşmeleri
işlemleri yapılabilir.
-
Vade sonunda oluşan
spot fiyat ile vadeli fiyat seviyesinin farklı
olduğu durumlarda yatırımcıların iki veya daha fazla
pazarda işlem yaparak kar elde etmeleri işlemi ise
arbitrajdır. Arbitraj amaçlı vadeli işlemlerde ise
teknik analiz ve algoritmik işlemler, risksiz
arbitraj ve risk arbitrajı işlemleri yapılabilir.
Döviz kurlarındaki
değişiklikler gerek farklı sektörlerdeki birçok kuruluş
gerekse elinde dövizi olan bireyler için risk teşkil
etmektedir. Ülkemizde döviz işlemlerinin önemli bir
kısmı Dolar ve Euro üzerinden gerçekleşmektedir. Bu
bağlamda VOB tarafından oluşturulan VOB-YTLDolar ve
VOB-YTLEuro Vadeli İşlem Sözleşmeleri dövizle iş yapan
işletme ve finans kurumları açısından döviz riskinden
korunma aracı olabilir.
VOB işleyiş ve korunma
tekniğini bir örnekle açıklamak gerekirse: İhracat yapan
A işletmesi 2 ay sonra döviz geliri elde edecek olsun.
İşletmenin kar veya zararı 2 ay sonraki döviz kuruna
bağlı olarak değişecektir. Döviz kurunun yükselmesi
işletmenin kar, düşmesi ise zarar etmesine neden
olacaktır. Bu durum işletme için risk oluşturacağından
vadeli işlem sözleşmeleriyle bu risk sabitlenebilir. Bu
işlemin karşı tarafı 2 ay sonra dövize ihtiyaç duyacak
bir ithalatçı da olabilir. Sözleşme ile 2 ay sonraki
döviz kurunun hangi fiyattan satılacağı belli
olmaktadır. Bu durumda ödenecek TL miktarı bugünden
belirlendiğinden, işletme ne nakit döngüsünde ne de
maliyet yapısında bir riskle karşılaşmayacaktır. Böylece
hem alıcı hem de satıcı döviz kurundaki olası
beklenmedik değişmelerden ve bu durumun ortaya
çıkaracağı risklerden korunmuş olmaktadır.
VOB işletmelere aynı
zamanda vergisel ve diğer çeşitli alanlarda maliyet
avantajları sunmaktadır. VOB’da elde edilen kazançlardan
31.12.2008 tarihine kadar vergi alınmayacaktır. Vadeli
piyasalarda alım satım komisyonları spot piyasalara göre
daha düşüktür. Yine VOB spot piyasalara göre daha düşük
sermaye gerektirmektedir. Sermayenin küçük bir kısmı ile
başlangıç teminatı yatırılarak, pozisyon açılan yatırım
aracının karı veya zararı elde edilebilmektedir.
Vadeli işlemler konusunda
detaylı bilgi ve uygulamaya ilişkin teknik şartlar
VOB’dan öğrenilebilir.
6. SONUÇ
Döviz kurunda ulusal ve
uluslararası nedenlerden kaynaklanan dalgalanmaların
yaşanması kaçınılmazdır. Önemli olan bu dalgalanmaların
ortaya çıkardığı riski iyi yönetmek ve işletmenin
sürekliliğini sağlamaktır.
Özellikle Türkiye gibi
ekonominin kırılgan ve sıcak para hareketlerine duyarlı
olduğu bir yapıda, kurlarda sert dalgalanmalar
olabilmekte, bu durum işletmelerin finansal yapılarını
olumsuz etkilemektedir. Ancak görüldüğü kadarıyla birçok
işletme döviz kuru riskini yönetecek alternatif
finansman teknikleri ve enstrümanlar kullanmamaktadır.
Bunun temel sebebinin bu tür araçların yeteri kadar
tanınmaması olduğunu düşünmekteyiz.
Sistemli kur
riski yönetim teknikleri uygulandığında ise bu tür
risklerin yönetilmesi son derece basittir. Gerek doğal
korunma yolları ve vadeli işlemler gerekse VOB bu konuda
önemli bir olanak sunmaktadır.
İşletmeler döviz kurunun
düşmesi veya yükselmesi için beklenti içerisine girmek
yerine, döviz kuru riskini sabitleyecek türev
piyasalarda işlem yapabilirler. Türev piyasalar
işletmelere etkin bir risk yönetimi için en uygun olan
finansman araçlarını sunmaktadır. Türev piyasalarda
özellikle döviz kuru riskine karşı Forward, Futures,
Döviz Swapları ve Opsiyonlar kullanılabilir. Türev
piyasaları ve alternatif finansman teknikleri konusunda
VOB faaliyete geçmiş olup, işletmelerin VOB işlemlerini
kullanmasını önermekteyiz.
Özellikle VOB’un yeterli
derinliğe ulaşması ile birlikte piyasanın
öngörülebilirlik sınırları artacaktır. Bu durumun
işletme faaliyetlerinin daha uygun şartlarda
yapılmasını, işletmelerin sağlıklı finansal yapıya sahip
olmasını ve makro ekonomik yapının daha sağlam temellere
oturmasını sağlayacağını düşünmekteyiz.
KAYNAKÇA
-
Akgiray V. (2007), “Türev Araçlarla Yatırım
Stratejileri”, http://www.vob.org.tr/ VOBPortal
Tur/Edu Docs/TARY_IMKB2005_Vedat_Akgiray.pdf.
-
Akgüç Ö. ( 1998), Finansal Yönetim, Avcıol Matbaası,
İstanbul.
-
Bağcı H. (2007), “Türev Araçlar Keşif Tamam”,
http://www.vob.org.tr/VOBPortalTur/Edu Docs / Hamdi_BAGCI.pdf.
-
Başaran Y., Dönmez Ç., Doğru A., Uğur G., Kartallı
S., Ugan Y. (2002) Finansal Vadeli İşlem
Piyasalarına Giriş, IMKB Yayınları, Tasarım
Matbaacılık.
-
Berk N. (2003), Finansal Yönetim, Türkmen Kitabevi,
İstanbul.
-
Bilgin N. H. (2007), Almanya ve Türkiye'de
Uluslararası Finans Tekniklerinin Karşılaştırılması,
Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Yayınlanmamış Yüksel Lisans Projesi, Denizli
-
Büker S. (2001), Finansal Yönetim, Anadolu
Üniversitesi Yayınları, Eskişehir
-
Büker S., Aşıkoğlu R., Sevil G. (1997), Finansal
Yönetim, Sakarya Matbaa, Eskişehir.
-
Civan M. (2004), Finansal Hesaplar, Gazi
Kitabevi, Ankara.
-
Doğukanlı H. (2001), Uluslar arası Finans, Nobel
Kitabevi.
-
Durukan B., Tükenmez M., Yücel T., Özkal E., Yükçü
S., (1999) Finansal Yönetim, Vizyon
Yayınları.
-
Karagözoğlu A. (2007), Vadeli İşlem Piyasalarına
Global Bakış, Temmuz, http://www.vob.org.tr/
VOBPortal Tur/EduDocs/ahmet_karagozoglu.pdf.
-
Karan M. B. (2001), Yatırım Analizi ve Portföy
Yönetimi, Gazi Kitabevi, Ankara.
-
Karslı M. (1989), Sermaye Piyasası Borsa Menkul
Kıymetler, İstanbul.
-
Kondak N. (2002), İşletmelerde Finansman Sorunu ve
Çözüm Yolları, Alternatif Finansman Teknikleri, DER
Yayınları, İstanbul.
-
Örten R., Örten İ. (2001), Türev Finansal Araçlar ve
Muhasebe Uygulamaları, Gazi Kitabevi, Ankara.
-
Uras G. (2007), “MB'nin hesabına göre dolar 1.71 YTL
olmalı”, http://www.milliyet.com.tr/ 2007/10/09/
yazar/uras.html.
-
Yükçü S., Durukan B. (1999), Finansal Yönetim,
Vizyon Yayınları, İzmir.
-
VOB, Yatırımcı Rehberi, Ocak 2007, s.1-52
-
www.vob.org.tr
-
www.kobifinans.com.tr
-
www.tcmb.gov.tr
-
http://www.tskb.com.tr/FinansSozlugu.aspx#repo
-
http://www.imkb.gov.tr/piyasalar/vadeli.htm
-
http://www.ekodialog.com/Konular/for_fut_hend.html