İŞLETMELER BASEL II İLKELERİNE NASIL HAZIRLANMALILAR?
Tarih: 10/01/2007
ÜRETİM İŞLETMELERİNDE SATIŞLARIN MALİYETİ TABLOSU’NUN ENFLASYONA GÖRE
DÜZELTİLMESİ
1.GİRİŞ
Basel Komitesi tarafından bankacılık
sektörünü yeniden yapılandırma amacıyla oluşturulan Basel II ilkeleri,
bankaların kredi verme süreçlerini değiştirmektedir. 2008 yılında uygulamaya
geçecek bu değişiklere işletmelerin hazır olması gerekmektedir. Basel II
ilkelerinden bankalardan kredi kullanan işletmeler başta olmak üzere tüm
işletmeleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemesi beklenmektedir.
Bilindiği gibi daha önceleri Basel I
ilkeleri uygulamada idi. Ancak finansal piyasalarda ve bankacılık sektöründe
krizlerin yaşanması nedeniyle Basel Komitesi yeni çalışmalar yapmıştır. Bu
çalışmalar 2004 yılında Basel II ilkeleri olarak açıklamıştır. Basel II
ilkelerinde sermaye yeterliliği hesaplanırken kredi riski yanında piyasa riski
ve operasyonel riskler de dikkate alınmıştır. İlkelerine göre 1 milyon Avro’dan
düşük kredi perakende portföy, yüksek kredi de kurumsal portföy grubuna
girmektedir.
Günümüzde işletmelerin en büyük sorunları
arasında; şeffaflık, kurumsal yönetim, kamuyu aydınlatma yer almaktadır. Basel
II sürecinde işletmeler derecelendirme şirketleri tarafından
değerlendirilecektir. Değerlendirme konuları finansal tablolar, şeffaflık,
kurumsal yönetim, muhasebe standartları, denetim ve iç kontrol sistemi
olacaktır. Elde edilen sonuca göre işletmelere not verilecektir. Bu notun
yüksekliği işletmelerin bankalardan daha uygun şartlarda finansman sağlamalarını
kolaylaştıracaktır.
2. İŞLETMELER BU SÜRECE NASIL
HAZIRLANMALI
Basel II sürecine işletmelerin aşağıdaki
gelişmeleri takip ederek hazırlanmaları yerinde olabilir:
İşletmelerin kullanacakları kredinin
maliyeti derecelendirme notuna bağlı olarak değişecektir. Bu süreçte
yetersiz özsermaye yapısına sahip işletmeler zor durumda kalabilecektir.
Kredi sürecinde klasik ipotekler önemini
yitirecektir. Bunun yerini kurumsal yönetim, finansal raporlama sürecinde
şeffaflık ve finansal yapının güçlü olması alacaktır. Yani işletmeler artık
kendilerini kurumsallaştırmak zorunda kalacaklardır.
Mali tablolarda açıklanan bilgiler
işletmenin gerçek durumunu yansıtmalıdır. Türkiye’de muhasebe kayıtlarının
yasal zorunluluk ve vergi kaygısı ile tutulması finansal raporlama sürecinin
şeffaflığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda artık işletmelerin
finansal tablolarını kamuya güvenilir bilgi üretmek amacıyla
hazırlamalıdırlar. Güvenilir finansal tablolar için diğer bir unsur
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na (UFRS) uygun raporlama
standartlarının kullanılmasıdır. Bunun için muhasebe sürecinde Türkiye
Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) tarafından oluşturulan Türkiye Muhasebe
Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS)
kullanılmalıdır. Bu konuda yasal bir düzenleme yapılması yerinde olacaktır.
Finansal tabloların güvenirliğini arttıran
bir diğer unsur bağımsız denetimdir. Günümüzde sadece SPK’ya tabi işletmeler
için geçerli olan bağımsız denetim Türk Ticaret Kanunu kapsamına alınarak
diğer işletmeler için de zorunlu hale getirilebilir. Ayrıca işletmelerde
faaliyetlerin verimliliğini arttırmak, varlıkları korumak, hata ve hileleri
en aza indirmek amacıyla uygun bir iç kontrol, iç denetim ve risk yönetim
mekanizması oluşturulmalıdır.
Tüm işletmelerde kurumsal
yönetim ilkeleri hayata geçirilmelidir. Bu ilkeler; eşitlik, şeffaflık,
hesap verebilirlik ve sorumluluktur.