EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
YAZARLARIMIZ
Selçuk Turgay Azak
Vergi Müfettişi
selcukturgayazak@hotmail.com



FED (Amerikan Merkez Bankası) ve Gölge Faiz Etkisi

FED (Amerikan Merkez Bankası) tarafından geçtiğimiz Çarşamba günü  gerçekleştirilen Haziran ayı toplantısında alınan kararla faiz oranları yüzde 2.25 ile 2.50 arasında sabit bırakıldı. Bu yazımızda FED Başkanı Bay Powell’ın yapmış olduğu açıklamalar ve FED kararı üzerinden bir perspektif çizeceğiz.

FED, ABD ekonomisi için 2019 büyüme tahminini yüzde 2.1'de bıraktı. 2020 için büyüme tahmini yüzde 1.9'dan yüzde 2.0'ye çekildi. 2021 büyüme tahmini ise yüzde 1,8 seviyesinde değişmedi. Daha önce açıklanan işgücü piyasalarının güçlü olduğu vurgusunun büyüme rakamlarının yukarı yönde revize edilmesine yardımcı olmaması ABD ve küresel piyasalarda resesyon beklentilerini az da olsa ortaya çıkardı.  Bu sebeple FED bu toplantıda güvercin bir duruş sergiledi. Evet faiz oranları düşürülmedi ama en azından faiz artırımına gidileceği noktasında beklentileri oldukça azalttı.

FED tarafından güvercin bir duruş sergilenmesinin diğer sebebi enflasyon beklentilerinin zayıf kalmasıdır. FED karar metninde enflasyonla ilgili manşet ve çekirdek enflasyonun yüzde 2’nin altında seyretmeye devam edeceği ifadeleri yer aldı. Enflasyon beklentilerinin zayıf olması FED’i faiz indirimi noktasında cesaretlendirmiş olabilir.

FED’in bugün piyasaya vermiş olduğu mesaj piyasa tarafından faiz indirimin mutlaka geleceği şeklinde algılandığı için bu karardan sonra ABD borsalarında hisse senetlerinde bir değerlenme görüldü ancak bu durumun hisse senetlerinde ralliye yol açmayacağı kanaatini taşımaktayız. Diğer taraftan küresel piyasada ABD Doları, hem Euro karşısında hem de gelişmekte olan ülkelerin para birimleri karşısında değer kaybetti. Son olarak uzun vadeli ABD tahvil faiz oranlarında aşağı yönlü hareket gözlemlendi. Tüm bu gelişmeler piyasa tarafından faiz indiriminin geleceği beklentisinin kuvvetli olduğunu ortaya çıkardı ki bu durum piyasa tarafından şimdiden faiz indiriminin fiyatlanmasına sebep oldu.  Çünkü FED Başkanı tarafından kullanılan ‘imalat, yatırım ve ticaretin zayıfladığı ve de merkez bankası bilanço daraltma sürecinde sona yaklaşıldığı’ gibi ifadeler piyasa tarafından başka nasıl algılanabilirdi ki?

            Burada anlaşılan ve FED tarafından benimsenen senaryo şudur. FED faiz konusunda yumuşadığını piyasaya iletişim politikalarıyla mümkün olduğunca ileterek bir faiz indirimin kısmen de olsa piyasada fiyatlanması istedi. Çünkü FED zayıf bir ihtimalde olsa resesyon oluşumunun önünde faiz kartını kullanabileceğini piyasa yapıcılarını göstererek aktif bir politika izleyeceğinin sinyallerini verdi. Ancak faiz indirimini hemen gitmeyerek piyasanın bu yönde tepkilerini ölçmeye çalıştığı da söylenebilir. Bu duruma para politikasında iletişim politikası ve anons etkisi denmektedir. Bu kavramlara göre bir merkez bankası uygulayacağı politika hakkında piyasaya politikayı uygulamadan önce ipuçları vererek piyasayı istediği noktaya kısmen de olsa getirmeyi amaçlar.

Bizim tarafımızdan algılanan iki senaryo vardır. İlk senaryo resesyon belirtilerinin artması durumunda FED’ in müdahale için geç kalmamak adına faiz indirimine gideceğidir. Bu durumda zaten bugünden faiz indiriminin olabileceği konusunda piyasaya verilen mesajlar, bir faiz indirimi geldiği anda bugünden piyasa tarafından fiyatlaması yapıldığı için etkisinin çok olmayacağı kanaatini taşımaktayız.  İkinci senaryo ise FED’ in piyasaya güvercin duruş sergilediği mesajını vererek piyasayı resesyona girmemesi için yönlendirmesi ve en azından faiz artırımına gitmeyerek duruşunu korumasıdır.

24.06.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM