Özkan CENGİZ
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
ozkan@alternatifymm.com
SM VE SMMM MESLEĞİ
Tarih: 10.03.2008
13.06.1989 tarihinde Resmi Gazete’de
yayınlanan 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik
ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu 2. maddesinin A bendi “Muhasebecilik ve Mali
Müşavirlik Mesleğini” tanımlamaktadır. Ayrıca bu mesleği yapmaya hak kazanmış
kişilerin yapabilecekleri işler Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin
ilgili maddelerinde detaylı olarak açıklanmıştır.
Kanunla belirlenen mesleklerden SM
(Serbest Muhasebeci) ve SMMM (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir) mesleklerinin
yapacakları işler arasında belirgin bir farklılık bulunmamaktadır. Ya da daha
doğru bir ifade mesleğin ana faaliyeti olan “Gerçek ve tüzel kişilere ait
teşebbüs ve işletmelerin; genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili
mevzuat hükümleri gereğince defterlerini tutmak, bilanço, kâr-zarar tablosu ve
beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak” işini
her iki meslek grubu da icra edebilmektedir.
Bu iki mesleğe mensup meslektaşları
birbirinden ayıran en temel özellik Ticaret Lisesi Mezunlarının SM unvanını
alabildiği ancak SMMM unvanının sadece 4 yıllık fakülte mezunu bireyler
tarafından alındığıdır.
Son dönemde gerek medya
yayınlarından gerekse yönetici konumundaki meslek mensuplarının açıklamalarından
anladığımız kadarıyla bir kanun değişikliği hazırlanmakta ve SM belgesine sahip
meslek mensuplarına sınav hakkı tanınarak SMMM olabilmeleri sağlanmaktadır. Bu
kanun değişikliğinin gerekçesi olarak ta Yıllara Sari kanun taslaklarımız
Ticaret Kanunu taslağında yer alan denetim müessesinde ve Basel II
uygulamalarında SM’ye imza ve faaliyet hakkı tanınmaması ve dünyada SM unvanına
benzer bir unvan bulunmadığı gösterilmektedir.
Kendiside bir Ticaret Lisesi mezunu
olan bir meslek mensubu olarak bu mesleğin en doğru Ticaret Liselerinde
öğrenildiğini kabul etmek ile beraber, gerek kanuna aykırı haksız rekabet
uygulamaları gerekse de yılda yaklaşık 110 beyan ile adeta nefes hakkı
verilmeden kâtibe dönüştürülmeye çalışılan mesleğimizde yeni bir krizi kabul
edemiyorum.
Bu aşamada SM mesleğini kaldırmak
bundan sonra yeni SM lisanslarını vermemek kabul edilebilir. Mevcut SM ruhsatı
sahibi meslektaşlarımızın yukarıda da yer alan faaliyetlerini yerine getirmeye
devam etmeleri kabul edilebilir. Ancak sayısı 18000 gibi önemli bir sayıya
ulaşan Ticaret Lisesi veya Yüksekokul mezunu durumundaki meslektaşımıza bir
sınav ile SMMM unvanını vermek hem mevcut SMMM’lere hem de mesleğimize büyük
haksızlık olur.
Günümüzde Sermaye Piyasası
Kurulu’nun ruhsat sahibi meslektaşlarımızı tekrar sınava tabi tutmasına haklı
olarak tepki veriyoruz. Ticaret Kanunu taslağında yer alan Bağımsız Denetim
Şirketlerinin özeliklerini belirleme yetkisinin TÜRMOB’a değil de Sanayi
Bakanlığı’na verilmesine kızıyoruz. Ve tüm bu uygulamaları kısmen de olsa haklı
çıkaracak düzenlemelerinin bayraktarlığına soyunuyoruz. Sebep bilinmez.
SM unvanlı meslek mensuplarımız her
ne kadar Basel II uygulamalarında ve Ticaret Kanunu Taslağında yetki alamasa da
halen mevcut faaliyetlerine devam edebilir durumdalar. Ayrıca Ticaret Kanunun
tasarısına göre zaten meslek mensubunun defterini tuttuğu mükelleflere bağımsız
denetim hizmeti vermesi yasak ve taslak gereği de zaten her şirketin bir
defterini tutturduğu muhasebecisi (ister bağımlı, ister bağımsız) ve bağımsız
denetimini yaptırdığı bir Mali Müşaviri (SMMM veya YMM) olmak zorunda e öyleyse
sorun ne bilinmez.
Maliye Bakanlığı ve Meslek Birliği
eğer meslek mensubu sayısını ve kalitelisini artırmak istiyorlarsa yapacakları
en önemli faaliyet Mali Müşavirlik ve Denetim fakültelerini bir an önce hayata
geçirmektir. Bu şekilde hem dört yıllık fakülte mezunlarını tekrar tekrar sınava
sokmak derdinden kurtulun ulur hem de mesleğin akademik eğitiminin daha kaliteli
olması sağlanır.
Yoksa mesleğe zarar verecek
uygulamalar içine girerek diğer serbest meslek faaliyetleri karşısında mesleği
tartışılabilir hale getirmek sadece mesleğe zarar verecektir. Mesleğin
yeterlilik koşullarını lise düzeyine indirmek mesleğin uluslar arası
saygınlığını da azaltacak, Suriye örneğinde olduğu gibi meslek birliğinin IFAC
üyeliğinin iptaline kadar gidebilecek bir süreci başlatabilecektir.
Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik
Mesleği ve bu mesleği icra eden meslek mensupları işletme sahiplerinin ve kanun
koyucunun saygısını kazanmak istiyorsa önce kendileri mesleklerine ve
meslektaşlarına saygı duyacaktır. Bunun temel koşulu budur.