Ozan USLU
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Yönetim Danışmanı
info@uslumusavirlik.com
KARAPARA VE GRİPARA
Tarih: 26.03.2008
En yalın
ifadeyle kara para; Yasa dışı yollardan elde edilmiş her türlü kazanç olarak
tanımlanabilir. Yasa dışı yollardan elde edilen kazançların meşrulaştırılması
da Kara Para Aklamak olarak ifade edilir.
Karaparanın ve karaparanın aklanmasının başlangıcı net olarak bilinememekle
birlikte başka adlar altında insanlık tarihi ile eş zamanlı olarak geliştiği
kanaatindeyim.
1920 li
yıllarda İtalyan asıllı mafya lideri Alphonse Capone
“bilinen şekliyle Al Capone” yasadışı işlerle uğraşmakta idi. Bu surete
çok büyük ekonomik güç, bunun ötesinde siyasi güç de elde etmişti. Kişi bir süre
sonra çamaşırhaneler açmış ve çeşitli muhasebe hileleriyle yasa dışı yollardan
ettiği geliri buradan elde etmiş gibi göstermiştir.
İngilizce 'de karapara aklama
anlamında kullanılan "laundering" (çamaşır yıkama) tabirinin buradan geldiği
söylenmektedir. Şunu da belirtmeliyiz ki Al Capone’nin sayısız yasa dışı
faaliyeti tam olarak kanıtlanamamış, 1931 yılında ancak Vergi Kaçakçılığı
suçundan 11 yıl hapse mahkum edilmiştir.
Karapara
ifadesi basında 1973 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde gelişen
Watergate Skandalı ile
kullanılmaya başlanmıştır.
Karapara
kavramı ve kayıt dışı gelir kavramları zaman zaman iç içe olmakla birlikte
birbirinden farklıdırlar. Kayıt dışı gelir; mevcut yasalara göre beyan edilmemiş
veya eksik beyan edilmiş ve vergilendirilmemiş gelirdir. Karapara kayıt dışlı
bir gelir olmakla birlikte kayıt dışı gelir kimi zaman meşru faaliyetlerin
maskelenmesi suretiyle de ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı gelir gripara olarak
nitelendirilmektedir.
Küreselleşme, finansal liberalizasyon
ve teknolojinin gelişmesinin olumlu etkileri olduğu gibi bir takım maliyetleri
de bulunmaktadır. Bu unsurlar karapara aklanmasını lokal boyuttan çıkarmış,
uluslararası düzeyde gerçekleştirilmesini sağlamış, dolayısıyla
kolaylaştırmıştır.
Net
olarak bilinmemekler birlikte IMF’nin son yaptığı araştırmaya göre dünyadaki
toplam kara para tutarı 700 milyar ile 1 trilyon dolar arasındadır. Bu tutar
yaklaşık olarak her yıl 100 milyar dolar artmaktadır. Yine Dünya kayıt dışı
ekonomisinin 7-8 trilyon dolar büyüklüğünde olduğu tahmin edilmektedir. Kayıt
dışı ekonominin GSMH’ya oranı USA’de %12.5, İngiltere’de %13.5, Japonya’da %12,
İtalya’da %2 6’dır. Bu oranın ülkemizde %25 ile %50 arasında olduğu iddia
edilmektedir.
Sizlerinde tahmin edeceği üzere karapara aklanmasının bilinen ve bir o kadar
bilinemeyen pek çok yöntemi vardır. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) bu
yöntemlerden sık kullanılanları 11 başlık altında toplamış ve bankalar, sigorta
şirketleri, kargo şirketleri vb… yükümlü grupları dikkat etmeleri gereken
göstergeler konusunda uyarmıştır.
Söz konusu yöntemler aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.
1-Şirinler (Smurfing) yöntemi: Şirinler yöntemi büyük tutarlı yasadışı fonların,
dikkat çekmemek amacıyla çok sayıda kişi adına açılmış hesaplara bölünerek
yatırılması.
2-Parçalama (Structuring) yöntemi: Eldeki fonu insan sayısı yerine işlem
sayısını artırmak suretiyle bildirimden kaçınma yolu.
3-Vergi Cennetleri (Off-Shore Merkezler): Kıyı bankaları sağladığı gizlilik,
politik istikrar, sıfır ya da sıfıra yakın vergilendirme, sermaye hareketlerinde
tam serbesti, coğrafi konum olarak gelişmiş ülkelere yakınlık gibi avantajlara
sahip oluyorlar.
4- Tabela Bankaları (Shell Banks) - Herhangi bir ülkede fiziki bir hizmet ofisi
bulunmayan, web adreslerinden ibaret olan, bankacılık işlemleri ve kayıtları
açısından resmi bir otoritenin denetimine ve iznine tabi bulunmayan bankalar.
5-Tabela Şirketleri (Paravan Şirketler) - Herhangi bir ticaret veya imalat
faaliyetinde bulunmayan ve genellikle sınır-ötesi merkezlerde kurulan şirketler.
Paravan şirketler sadece kağıt üzerinde bulunuyor.
6- Göstermelik Şirketler (Nakit Para Kullanılan İşyerleri) - Bu yöntemde fast
food, benzin istasyonu gibi nakit para akışının yoğun olduğu işyerleri
kuruluyor. Bu tür işyerlerinin seçilmesinin nedeni bunların muhasebe
denetimlerinin yapılmasının oldukça zor olmasıdır. Böylece yasa dışı
kaynaklardan gelen fonlar, bu işyerlerinden elde edilen gelirlere
karıştırılabiliyor.
7- Oto Finans Borç Yöntemi (Loan-Back) - Bir finansal kuruluşa yatırılan suç
geliri, sahibine kredi olarak geri dönüyor. Örneğin para aklayacak kişi, off-shore
merkeze gidiyor ve parayı burada faaliyet gösteren A bankasına yatırıyor. Daha
sonra kendi ülkesindeki C bankasına başvurarak, A bankasındaki hesabını teminat
göstererek kredi talebinde bulunuyor. Krediyi C bankasına geri ödemiyor ve C
bankası da bu kişinin teminat gösterdiği A bankasındaki parasını haciz ediyor.
8-Döviz Büroları: Küçük banknotlar büyüklere veya eldeki para birimleri diğer
para birimlerine çevrilebiliyor. Böylece finansal sisteme entegre edilmesi
kolaylaşabiliyor.
9-Resmi Olmayan Havale Sistemleri: Bu, paranın resmi transfer sistemleri
kullanılmaksızın bir coğrafyadan diğerine transferini sağlayan bir havale
sistemi. Ülkeden hiçbir fiziksel nakit çıkışı olmuyor. Sistem hem yasal hem de
yasadışı fonların transferinde kullanılabiliyor. Sistemin temelinde güven
yatıyor.
10-Sahte veya Yanıltıcı Fatura (Hayali İthalat, İhracat) - Buna göre değeri çok
düşük veya hiç olmayan bir mal ihraç edilmiş gibi gösteriliyor ve fatura buna
uygun düzenleniyor, daha sonra yurt dışında bulunan suç geliri ihracat
geliriymiş gibi gösterilerek ülkeye getiriliyor.
11-Fonların Fiziken Ülke Dışına Kaçırılması: Bu yöntem, suç gelirinin elde
edildiği ülkeden, denetim eksikliği veya işbirliğine müsait kuruluşların
bulunduğu ve fonların kolaylıkla yatırılabileceği başka ülkeye fiziki olarak
çıkarılması
Yukarıda
sayılanların dışında; Uyuşturucu madde satıcılığı yapan kişilerin uyuşturucu
bedellerini tahsil etmek için değişik yöntemler bulduğu gözlemlenmiştir. Örneğin
bir uyuşturucu şebekesi 900 lü erotik telefon hatları kurup alıcıların bu
hatlarla görüşme yapması suretiyle elde ettiği geliri aklıyor. Bunun dışında
hasta kişilerin sağlık sigortalarının yüksek bedelle satın alınması,
kumarhanelerin gerçekleştirebildiği finansal işlemlerden (
kredi açılması, vadesinin
uzatılması, kiralık kasa hizmeti, çeklerin ciro edilmesi fonların havale
edilmesi…)
faydalanarak kara para aklanması da ilk akla gelen yöntemlerdendir.
MASAK
1997 yılından 2006 yılı başına dek karapara ile ilgili çalışmalar hakkında bir
rapor düzenlemiştir.
Bu süre
zarfında 172 dosyada, 1 katrilyon 305 trilyon 568 milyar lira karapara aklandığı
saptandı. Aynı şekilde 710 milyon 423 bin 309 dolar, 17 milyon 163 bin 694 Euro
ve 43 milyon 877 bin 309 Alman Markı ile çeşitli tutarlarda İngiliz Sterlini,
Hollanda Florini, Fransa Frangı ve Belçika Frangı da aklamaya konu edildi.
Böylece, yabancı paraların TL karşılığı ile birlikte aklandığı belirtilen
karapara tutarı, 2 katrilyon 331 trilyon 709 milyar 990 milyon liraya ulaştı. Bu
süreçte, 28’i mesken, 2’si dükkan, 19’u arsa, 3’ü de tarla olmak üzere 52
taşınmaz, 22 bin 210 metre karelik bir zeytinlik, 22 bin 379 metre karelik bir
bağ ve 55 araç da karapara aklama aracı oldu.
Bu dönemde cumhuriyet savcılıkları, 37 trilyon 651 milyar 101 milyonu yabancı
paraların TL karşılığı olmak üzere, 38 trilyon 680 milyar 156 milyon lira
tutarında nakde tedbir uyguladı.
Yine karapara aklama suçu nedeniyle, 164 mesken, 77 daire, 3 apartman, 12 villa,
19 bina, 60 dükkan, 3 otel, 1 tripleks, 103 arsa, 107 tarla-bahçe-zeytinlik-bağ
ve fıstıklık, 1 çiftlik, 135 taşıt ve 309 milyon 557 bin 530 adet hisse senedi
ile muhtelif banka hesaplarına, emekli maaşlarına ve kira alacaklarına tedbir
konuldu.
4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu kapsamında 33 mal
varlığı araştırması başlatıldı. Bunların 29’u tamamlandı.
Ülkemizde Karapara ile ilgili düzenlemeler 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının
Önlenmesine, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunda belirlenmiştir. Anılan kanunda karapara ve karapara aklama suçu
aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir. Karapara
1. 1918 sayılı
Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanundaki,
2. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanundaki,
3. 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanundaki,
4. 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Hakkında Kanundaki,
5. (4369 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (o) fıkrası ile değişen bent) 213
sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki,
6. 765 sayılı Türk Ceza Kanunundaki Devletin Şahsiyetine Karşı İşlenen Cürümler
ve aynı Kanunun 179, 192, 264, 316, 317, 318, 319, 322, 325, 332, 333, 335, 339,
341, 342, 345, 350, 403, 404, 406, 435, 436, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 504
ve 506'ncı maddelerindeki,
fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen para veya para yerine geçen her türlü
kıymetli evrakla, mal veya gelirleri veya bir para biriminden diğer bir para
birimine çevrilmesi de dahil, sözü edilen para, evrak, mal veya gelirlerin
birbirine dönüştürülmesinden elde edilen her türlü maddi menfaat ve değeri,
b) Karapara Aklama Suçu: Türk Ceza Kanununun 296 ncı maddesinde belirtilen
haller haricinde, bu maddenin (a) bendinde sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle
elde edilen karaparanın elde edenlerce meşruiyet kazandırılması amacıyla
değerlendirilmesi, bu yolla elde edildiği bilinen karaparanın başkalarınca
iktisap edilmesi, bulundurulması; elde edenlerce veya başkaları tarafından
kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin
değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tabi tutulması veya bu
hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukuki sonuçlarından failin
kaçmasına yardım etmek amacıyla kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya
transfer yoluyla aklanması veya karaparanın tespitini engellemeye yönelik
fiillerdir.
Yurdumuzda ve dünyada her
geçen gün illegal faaliyetler ve bu faaliyetlerle elde edilen gelir artmaktadır.
Karapara ile kayıt dışı gelirin rakamları tam olarak tespit edilememektedir.
Ancak bu suretle elde edilen gelirler neredeyse kayıt içi gelire yaklaşmaktadır.
Bu bilinmezlik içerisinde ülkemizin ve benzer ülkelerin ekonomik göstergelerinin
çok da anlam ifade etmediği kanaatini taşımaktayım. Hepimizin anımsayacağı gibi
1998 yılında Nereden Buldun diye ifade edilen bir yasa çıkartılmıştı. 30 Eylül
1999 günün mali milat sayılacak, servet sahipleri servetlerini banka vb
kurumlara yatıracaklar idi. Bankaya yatan nakdi servetler nasıl elde edilmiş
olursa olsun meşru kabul edilecek ve bunlara yönelik geriye dönük hesap
sorulmayacaktı. Ancak tahmin edeceğimiz ve/veya edemeyeceğimiz pek çok nedenden
dolayı ara ara gündeme yeniden gelmekle birlikte bu uygulama kaldırıldı. Son
yıllarda ise karapara ile mücadele için banka vb. finans kurumları ile yapılacak
işlemler denetim altına alınmaktadır. Şüpheli ticari işlemler üzerine gidilmekte
ve bu suretle illegal yollardan elde edilen gelirler tespit edilmeye
çalışılmaktadır. Yani aklama aşamasında müdahale söz konusudur. Son olarak da
11.10.2006 tarih 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında
Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla bankacılık, sigortacılık, bireysel
emeklilik, sermaye piyasaları, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile
posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler;
döviz, taşınmaz, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi,
tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu
faaliyetlere aracılık edenler ile noterler, spor kulüpleri ve Bakanlar Kurulunca
belirlenen diğer alanlarda faaliyet gösteren gerçek ya da tüzel kişiliklere
çeşitli sorumluluklar yüklenmiştir.İşlem yaptıkları kişilerin kimlik
tespitlerinin yapılmasına, şüpheli olabilecek işlemlerin Mali Suçları Araştırma
Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, belirli durumlarda periyodik olarak bilgi
verilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. İlgili kişilerin bilgi vermemeleri
veya eksik vermeleri durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiş olup belirli
hallerde suç gelirlerine el konulmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
Dileriz yürürlükte olan ve
yapılacak olan düzenlemelerin etkisiyle tedavülde kara ve gri para dolaşımı
ortadan kalkar.
DİPNOTLAR
Pek çoğumuz Al Capone’yi “Her akşam yatmadan önce
Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın
çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim ve kendime
yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı
affetmesi için dua ettim.“ sözü ile bilmekteyiz.