EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
YAZARLARIMIZ
Onur Çelik
Yeminli Mali Müşavir
onurr.celik@gmail.com



Varlık Yönetim Şirketleri ve Bankacılık Sektörü İle İlişkisi

Bankaların ana faaliyet konusu ile doğrudan bağlantısı olan kredi riski, banka müşterilerinin kullanmış oldukları kredilere istinaden üstlendikleri anapara ve faiz ödeme yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmemeleri durumunda bankanın karşılaşacağı risk olarak tanımlanmaktadır.

Bankalar, geri ödenemeyen kredilere istinaden, bunları sorunlu alacaklar olarak bilançolarının aktifinde takipteki alacaklar hesabına aktarmakta, tahsil edememe riskine istinaden karşılık ayırmakta ve yasal takip sürecine girişmektedirler.

Takipteki alacak seviyesinin artışı ise bankaların risk seviyesini artırmakta ve bu risklerin takibinde kullanılan takipteki alacak oranı, sermaye yeterlik oranı, likidite oranı, öz kaynak karlılığı ve aktif karlılığı gibi temel rasyoları olumsuz yönde etkilemektedir. Buna bağlı olarak da bankanın verebileceği kredi hacmi düzeyi, dolayısıyla da reel sektöre aktarılacak finansman kaynağı azalmakta ve ekonomik aktörler negatif bir yatırım-üretim-tüketim iklimine maruz kalmaktadırlar.

Yukarıda bahsi geçen nedenlerle, bankaların öz kaynaklarını olumsuz etkileyecek sorunlu alacakların bilançolarından temizlenebilmesi bankalar için önem arz etmektedir. İşte tam da bu noktada varlık yönetim şirketleri (VYŞ) sorumluluk üstlenmekte, bankaların takibe girmiş sorunlu alacaklarını belli bir iskonto uygulayarak devir almakta ve söz konusu alacakların icra-iflas uygulamaları çerçevesinde kendi finansal, teknik ve hukuki alt yapılarını kullanarak takip ve tahsil edilebilmesi gibi meşakkatli bir süreci yürütmektedirler.

Varlık yönetim şirketleri sadece bankalar, TMSF, faktoring ve leasing şirketleri gibi finansal kuruluşların gecikmiş alacaklarını satın alabilmekte, bankacılık dışındaki sektörlerin (örneğin reel sektörün) tahsili gecikmiş alacaklarını ise satın alamamaktadırlar.

Varlık yönetim şirketlerinin bahsi geçen hizmetleri vermeleri karşılığında üstlendikleri risk, devir alınan alacakların tahsil edilememe olasılığı iken söz konusu riske karşılık olarak elde etmeyi amaçladıkları kazanç ise ilgili kurumlardan daha düşük bedel ödeyerek devir aldıkları sorunlu alacaklara karşılık olarak bu kurumlara borcu olanlardan daha yüksek bir bedeli tahsil etmektir.

Bankalar Neden Varlık Yönetim Şirketleri İle Çalışırlar ?

Banka bilançolarının aktif bölümünde yer alan takipteki alacaklar (brüt) rakamı, bir bankanın aktif kalitesi ve ana faaliyet alanına ilişkin performans ölçümünde en önemli kriterler arasında yer almaktadır. Takipteki alacak (brüt) / toplam alacak rasyosu yüksek olan bankaların mevduat hariç diğer borçlanma faaliyetlerinde kaynak maliyetleri doğal olarak yüksek risk primi nedeni ile artacaktır.

 

Bankacılık ve finans sektörü, ortalama olarak vermiş olduğu her 100 liralık kredinin 5 lirasında vade gününde tahsilat sorunu yaşamaktadır. Söz konusu 5 liranın 2 lirasını kısa vadede idari takip süreci içinde, 2 lirasını ise 2-3 yıla varan takip süreci içinde tahsil etmektedirler. Kalan 1 lirasını ise, varlık yönetim şirketlerine satmakta veya yasal takip sürecine devam etmektedirler.Sektörün bazen de, ekonomik fayda görmediği için alacaklarını takipsiz bıraktığı da görülmektedir.

 

Varlık yönetim şirketleri başta bankalar olmak üzere finans sektörünün gecikmiş alacaklarını satın alarak kurumların hem bilançosunun temizlenmesine hizmet eder, hem de bu kurumları ciddi zaman ve insan kaynağı gerektiren operasyonel yükten kurtarırlar. Böylece bankalar kredi takip politikalarından taviz vermeden esas işleri olan kaliteli aktif üretmeye devam edebilirler.

 

Bankalarca kullandırılan kredilerin ne kadarının takibe alındığı incelendiğinde, BDDK verilerine göre Eylül 2017 dönemi itibarıyla takipteki kredilerin (brüt) tutarının 63 milyar TL’ye ulaştığı ve bunun toplam kredi hacminin % 3,15’sine tekabül ettiği görülmektedir.

 

Varlık Yönetim Şirketleri Derneği verilerine göre, bankaların 2017 yılında 9 milyar TL tutarında sorunlu alacak satışı gerçekleştirdiği, bunun 2016 yılındaki 6,4 milyar TL’lik tahsili gecikmiş alacak portföyü satışına göre % 30’un üzerinde bir artış manasına geldiği ve bunun şimdiye kadar gerçekleştirilmiş en yüksek tutar olduğu anlaşılmaktadır.

 

Tahsili Gecikmiş Alacak Satışının Gerçekleştiği Yıl

Ticari Anapara  (Milyon TL)

Bireysel Anapara (Milyon TL)

Toplam Anapara
(Milyon TL)

 

2008

1.156

612

1.768

2009

513

487

999

2010

1.626

1.343

2.968

2011

896

1.429

2.325

2012

1.635

1.608

3.242

2013

1.314

1.789

3.103

2014

2.516

3.595

6.111

2015

825

1.262

2.086

2016

3.068

3.450

6.518

2017

-

-

9.000

TOPLAM

 

38.121

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Varlık Yönetim Şirketleri Mali Mevzuat Uyarınca Devir Aldıkları Alacaklara Karşılık Ayırabilirler Mi?

Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 288’inci maddesinde karşılıklar, “Hâsıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlar” şeklinde tanımlanmış olup, VYŞ’lerin karşılık ayırabileceklerine dair bir düzenleme ise bulunmamaktadır.

Ancak, Türk Hukuk Sisteminde normlar hiyerarşisine uygun olacak şekilde VYŞ’lerin ayırmak zorunda oldukları karşılıklara ilişkin olarak Bankacılık Kanunu’nun 143’üncü maddesinde Kurumlar Vergisi Kanunu’na (KVK) atıf yapılmak suretiyle, söz konusu karşılıkların KVK’da gider olarak dikkate alınabileceği yönelik yapılan özel düzenleme çerçevesinde, VYŞ’ler tarafından ayrılacak karşılıkların da kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

12.03.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

GÜNDEM