YAZARLARIMIZ
Nihal Çiçek Özkan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
nihalcicekk@hotmail.com



Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Vergi Kesintisi (Stopaj)

Vergilemedeki gecikmeyi telafi etmek ve müteahhidin ödemedeki mali yükümlülüğünü azaltmak için, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde vergi kesintisi esası kabul edilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 94. madde ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 15. ve 30. madde hükümleri gereğince, bu işleri yapan gerçek veya tüzel kişilere ödenen istihkak bedellerinden ve avans ödemelerinden, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine / kurumlar vergisine mahsuben vergi tevkifatı / vergi kesintisi (stopaj) yapılması zorunludur.

Kesilen vergiler, işin bitiminde verilecek beyannamede bildirilen kazanç üzerinden hesaplanacak gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilir. Uygulanmakta olan kesinti oranı %3' tür.

Ancak 04.02.2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de 3491 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kesinti oranı %5' e çıkartılmıştır. Bu karar yayınlanma tarihinin takip eden ay başından itibaren yürürlüğe girer.

Vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanlar

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/3. Maddesin, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15/1-a maddesi uyarınca, vergi kesintisi yapmakla yükümlü olan kişi ve kurumlar şunlardır;

  • Kamu idare ve müesseseleri,
  • İktisadi kamu müesseseleri,
  • Sair kurumlar,
  • Ticaret şirketleri ve ortakları,
  • Dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri,
  • Menkul kıymetler yatırım fonu yöneticileri,
  • Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
  • Zira kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çifçiler,

İnşaat ve Onarım İşlerinde Vergi Kesintisinde Özellikli Durumlar

  • Sözleşmesine Göre Yıllara Yaygın Olmayan işin Sonradan Yıllara Yaygın Olması

İşin yıllara yaygın olduğunun sözleşme yapılırken belli olması durumunda baştan itibaren bütün işlerden vergi kesilir. Ancak, bazen sözleşme yapılırken işin yıl içerisinde bitmesi ön görülmesine rağmen iş değişik nedenlerle yıl içinde bitmeyip sonraki yıla sarkabilir. Yani yıllara yaygın duruma gelebilir. Bu durumda da doğal olarak vergi kesintisi kapsamına girer.

Sonradan yıllara yaygın duruma gelen işlerde taraflar arasında yeniden düzenlenen “sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren” ödenecek istihkaklardan vergi kesintisi yapılması gerekir.

  • Geçici Kabulden Sonra Alınan Hakedişlerde Vergi Kesintisi

Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde işin bitimi GVK madde 44’e göre geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih kabul edilmiştir. Ancak geçici kabulden sonra bir takım eksikliklerin giderilmesi için ek süre verilmiş ve bu ek sürede de hasılat elde etmiş olabilir. Bu durumda zaten bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılatlar, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr ve zararının tespitinde dikkate alınacağından, yani gelirin elde edileceği yıl beyan edileceğinden, iş bittikten sonra elde edilen hasılatlardan gelir vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

Geçici Kabulden Sonra Alınan Hakedişler de Vergi Kesintisi konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı Konya Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğünün 07.01.2008 tarih ve B.07.1GİB.4.42.16.01 GVK-2/40 Sayılı özelgede “ Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır.

  • Konsorsiyumlarda Vergi Kesintisi

Günümüzde belli büyüklükteki işi yapabilmeleri için firmalar bir araya gelerek iş ortaklığı, adi ortaklık ya da konsorsiyum kurabilmektedirler.

Adi ortaklıklar kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu değilken, iş ortaklıkları kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmıştır. Ancak konsorsiyumlar hakkında herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa ilişkin 1 seri numaralı Genel Tebliğinde tam mükelleflerden vergi kesintisine ilişkin 15’inci maddede;

“Konsorsiyum olarak hareket eden firmalarca yapımı taahhüt edilen yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde (makine, teçhizat ve taşıt temini dahil);

- Firmalar arasındaki konsorsiyum anlaşmasında, “konsorsiyum” tanımı için gerekli olan şartların yer almış olması,

- İdare ile konsorsiyum arasında yapılan sözleşmede işin tamamının alt aşamada kısımlara ayrılabilmesi ve her bir kısım için ödenecek bedelin belirlenmesi,

- Yurt dışından makine, teçhizat ve taşıt teminini içeren sözleşmelerde, temin işinin doğrudan yurt dışındaki ana merkez tarafından ve Türkiye’deki işyerinin hiçbir katkısı olmaksızın gerçekleştirilmiş olması

halinde, ihale edilen iş için yapılan ödemeler, vergi kesintisi açısından konsorsiyum üyesi firmaların taahhüt ettikleri işle sınırlı olmak üzere ayrı ayrı değerlendirilecektir.

Bu şekilde ihalesi yapılan inşaat işlerinde, taahhüt edilen iş, bütünü itibarıyla alt aşamalara ayrılacak ve birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin kısmı için vergi kesintisi yapılacaktır.

Sözleşme kapsamında bulunan makine, teçhizat ve taşıtların yurt dışındaki ana merkez tarafından Türkiye’de bir işyeri ve daimi temsilcisi olmaksızın veya bunların bulunması halinde herhangi bir katkıları olmadan müstakilen temin edilmesi durumunda, sözleşmede belirtilen malzemelere ait bedellerin, inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işi yapana inşaat işi kapsamında ödenen istihkak mahiyetinde olmadığı kabul edilecek  ve vergi kesintisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.” şeklinde açıklama yapılmıştır.

  • Kur Farklarında Vergi Kesintisi

Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerine ait hakedişlerin döviz olarak ödenmesi halinde hakedişin tahakkuk ettiği tarih ile ödendiği tarihin farklı olması yanında, kur farkından oluşan bir gelir farkını da doğurmaktadır. Bu konuda vergi idaresinin görüşü, mükellefin söz konusu faiz ve kur farkı gelirlerini faaliyet dışı bir gelir olarak cari yıl kar-zararının tespitinde dikkate almaları ve beyan etmeleri gerektiği yönündedir. İkinci görüş ise, kur farklarının hakedişin bir parçası sayılmasıdır. Ayrıca kur farkı kendiliğinden oluşup ayrı bir organizasyon gerektirmemektedir. Ancak Danıştay 8.6.1994 tarih E.1994/581 sayılı kararında birden fazla yıla yaygın yapım işleri ile ilgili hakedişlerden sağlanan dövizlerin bankalarda mevduat olarak tutulması sonucunda alınan kur farklarının ayrı bir ticari organizasyon çerçevesinde ve ayrı bir kaynaktan elde edilmiş olmaları sebebiyle cari yılın faaliyet dışı bir geliri olarak değil, hakedişin bir unsuru ve türevi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yıllara yaygın yapım ve onarım işine ait hakedişin döviz olarak belirlenmesi durumunda tahakkuk ve ödeme tarihlerinin farklı zamanlarda olması nedeniyle doğan kur farkları üzerinden stopaj yapılıp yapılmayacağı da tartışmalıdır. Maliye Bakanlığı görüşü kur farkının işin bir parçası olduğu şeklindedir. 21.2.1997 tarih ve GEL.0.51/5120-84/06524 sayılı Maliye Bakanlığı Özelgesinde kur farklarından gelir vergisi kesintisi yapılacağı belirtilmektedir.

  • Maliyet + Kâr Usulünde Göre Vergi Kesintisi

Maliyet + Kâr usulüne göre yapılan ödemeler dört grupta toplanabilir.

  1. Masrafların karşılanabilmesi için verilen avanslar,
  2. Daima aynı seviyede tutulan işletme sermayesi,
  3. Hizmet ve malzeme bedelini teşkil eden ve döviz olarak yurt dışında ödenen meblağlar,
  4. Müteahhidin ücret veya kar payını teşkil eden ve döviz olarak transfer edilebilir meblağlar.

Gelir Vergisi Kanunu ile bu ödemelerin vergi kesintisine tabi tutulmasında, masraf karşılıkları ve kâr payları şeklinde bir ayrım yapılmaksızın tüm istihkaklar ve avanslar esas alındığından yapılan ödemelerin tamamından kesinti yapılır. İşin yürütülmesi için verilen işletme sermayeleri ise, avans niteliğinde olduğundan bunlardan da vergi kesileceği açıktır.

  • Taşerona Yaptırılan İşlerde Vergi Kesintisi

Yüklenici firmalar işin bir kısmını ya da işin tamamını başka firmalara yaptırabilirler. Bu alt yükleniciler, kendi yaptığı işin niteliği olarak yüklenicidirler. Ancak, işi yüklenmiş bir firmaya karşı yüklendikleri için alt yüklenici yani taşerondurlar.

Yapılan işin yıllara yaygın inşaat ve onarım işi niteliğinde olması durumunda, yüklenici işven yerine, taşeron da yüklenici yerine geçmektedir. Yani ikinci bir taahhüt söz konusudur. Bunun için yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerine yapılan tüm açıklamalar taşeronlar için de uygulanmaktadır. Taşeronlar için ayrı bir uygulama söz konusu değildir.

Taşerona iş yaptırılması durumunda genellikle hataya düşülen bir durum, malzemenin işveren tarafından sağlanarak, taşeronun sadece işin işçilik kısmını yüklenmesidir. Bu durumda iş, inşaat işi olma durumundan çıkmamaktadır. Bir taahhüt söz konusu ise işi yıllara yaygın inşaat ve onarım işi olup olmamasına bakılarak vergi kesintisine tabi olup olmadığı saptanır.

KAYNAK: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/02/20210204-12.pdf

25.02.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> Uygulamalı Enflasyon Muhasebesi (171 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.


GÜNDEM