EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
YAZARLARIMIZ
Dr. Mustafa Alpaslan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
m.alpaslan@windowslive.com



Vergi Hukukunda Şahit Beyan ve İfadelerinin Hukuksal Değeri

Bilindiği gibi, idari yargılama hukukunda tanık, beyan ve ifadeleri önem taşımaktadır.   Ancak, vergi hukukunda her türlü tanık ifadesinin  kanıt olabilme özelliği bulunmamaktadır.  Tanığın vergiyi doğuran olay ile doğrudan  ve yakın  ilişkisinin  bulunması zorunludur. Tesadüfi nitelikte bir kişi tanık ifadesinin kanıt olarak kabulü için  yeterli değildir.  Yargılama konusu olay hakkında 5 duyuları yetisi ile öğrendiklerini hakime anlatan kişilere tanık denilmektedir.  Bunların yaptıkları  açıklamalara da tanık açıklamaları  denilmektedir.  Tanıklık davanın tarafları  arasındaki  üçüncü kişilerin, dava ile ilgili  bir olay hakkında, dava dışında bizzat edinmiş oldukları  bilgiyi mahkemeye sunmalarıdır.

Özellikle ikrazat ve tefecilik  ile ilgili  vergi incelemelerinde tanık beyanlarına müracaat edilebilmektedir. Örneğin, bir ödünç para verme işleminde daha sonra para kullanan kişinin  ödünç para veren kişiyi vergi dairesine ihbar  etmesi halinde vergi incelemesi sırasında tanık ifadeleri  önem  taşımaktadır. 

Tanık beyanlarının  delil olma koşulları  kısaca  şöyledir:

1) Tanığın vergiyi doğuran olayla ilgisi  tabi olmalıdır. 

2) Tanığın vergiyi doğuran olayla ilgisi açık ve net olmalıdır. (Bkz. Dnş. VDDGK, 23.06.2000 gün ve E:1999/281-K:2000/260 sayılı karar)

3) Vergilemede hukuki  değer  taşımayan tanık  beyanlarına itibar  edilemez.

4) Mükellefle aralarında husumet bulunan şahit beyanlarının  kanıtlama vasıtası olarak  dikkate alınamaz. (Dnş. 4. D., 15.02.1978 gün ve E:1977/3507-K:1978/465)

5) Mükellefi zarara uğratmak  maksadı ile  verilen tanık beyanlarının  ispatlama vasıtası olarak kullanıp kullanılmayacağı tartışmalıdır.

6) Vergiyi doğuran olayla herhangi bir ekonomik  ilişkisi olmayan, olaya tesadüfen tanık olan kimselerin beyan ve ifadelerinin kabul edilip edilmeyeceği tartışmalıdır.

7) Para alma ve verme ilişkisinde bankadan yapılan ödemeler önem taşımaktadır.

8) Çiftçilerden ileride mal almak  amacıyla önceden verilen avanslar (alivre satışlarda) ödünç para mahiyeti taşımamaktadır. (Bkz. Dnş. 4. D. 17.10.1991 gün ve E:1988/4717-K:1991/3180)

9) Alacaklı ile olan akrabalık ilişkisi hakkında inceleme elemanına gerçek dışı beyanda bulunan borçlunun   faiz ödediği  yolundaki ifadesinin  alacaklıyı  zarara uğratmak  maksadı taşıdığı anlaşıldığından bu ifadeye itibar edilemez.

SONUÇ:

Vergi hukuku  yargılamasında takdiri delil yönteminin bir neticesi olarak serbest  delil sistemi prensip olarak  kabul edilmiştir. 213 sayılı VUK md.3/b de ispat bölümünde yemin  hariç her türlü kanıt ispat aracı olarak ilke olarak benimsenmiştir.  Şahit ifadesine de, vergiyi doğuran  olayla tabi ve açık alakasının  bulunması  koşulu  ile ispat  vasıtası olarak  hukuki değer verilmektedir.  Vergi hukukunda vergiyi doğuran olayın gerçek  mahiyetinin  esas alınmış olması  karşısında, tanık deliline başvurması  halinde maddi  gerçeğin  somut olarak  ortaya çıkarılabileceği bilinmelidir.   

13.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM