YAZARLARIMIZ
Mehmet Diri
Vergi Müfettişi
mehmet.diri@vdk.gov.tr



Kurumların Aktifinde Yer Alan Taşınmaz ve İştirak Hisselerinin Vadeli Satışından Doğan Zararların Gider Olarak İndirimi

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmının kurumlar vergisinden istisna olduğu, bu istisnanın, satışın yapıldığı dönemde uygulanacağı ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacağı, ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesinin şart olduğu, bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı belirtilmiştir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Konuyla ilgili olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.6. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı başlıklı bölümünde detaylı açıklamalar yapılmış olup, 5.6.2.3.2. Satış kazancının fon hesabında tutulması başlıklı bölümünde;

“Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışında kazanç, satış işlemi ile birlikte doğacağından, satış işlemi ister peşin isterse vadeli olarak yapılmış olsun istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanacaktır.

            …

Peşin satışlarda olduğu gibi vadeli satış halinde de satıştan doğan kazanç kısmının %75’i, beş yıl süreyle özel bir fon hesabında tutulmak şartıyla satışın yapıldığı dönemde istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, satış bedelinin tamamının, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir. Bu nedenle, mükelleflerin istisna uygulayabilecekleri kazanç tutarını doğru olarak belirlemeleri gerekmektedir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

Konuyu bir örnek yardımıyla açıklamaya çalışırsak, örneğin net defter değeri 500.000.00 TL olan bir taşınmaz, 2013 yılında 1.250.000.00 TL'ye vadeli olarak satılmıştır. Satışa ilişkin tahsilat ise 2013 yılında 350.000.00 TL, 2014 yılında 350.000.00 TL, 2015 yılında 350.000.00 TL ve 2016 yılında 200.000.00 TL olarak gerçekleştirilecektir. Ancak kurumun, oluşan söz konusu kazancın %75'ini (750.000,00 x %75 = 562,500,00 TL) 2013 yılı içinde özel bir fon hesabına aldığını varsayalım.

Bu durumda (750.000,00 / 1.250.000,00 = 0,6) %60 karla satılan taşınmaza ilişkin 2016 yılında tahsil edilen 200.000,00 TL'ye isabet eden [(200.000,00 x %60) x %75=] 90.000,00 TL’lik kazanç kısmı için istisnadan yararlanılabilmesi mümkün  bulunmamaktadır. Bu kazanç tutarına istisna uygulanmış olması halinde, istisnaya konu olan 90.000,00 TL nedeniyle 2013 hesap dönemine ilişkin olarak tahakkuk etmesi gereken kurumlar vergisi (geçici vergi dahil) vergi zıyaına uğramış olacağından vergi aslı, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

2013 yılı beyannamesinin verilmesi sırasında, mükellef kurum tarafından, satıştan elde edilen kazanç 750.000,00 TL olmasına rağmen, istisna kazanç tutarının [(1.050.000,00 x %60) x %75=] 472.500,00 TL olarak uygulanması halinde ise vergi zıyaının varlığından bahsedilemeyecektir.

Dolayısıyla yukarıda belirtilen hüküm ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; kurumların aktiflerinde en az iki tam yıl süreyle yer alan taşınmazlar ve iştirak hisselerinin satışının zararla sonuçlanması halinde, bu satışa ilişkin zararların (giderlerin) %75'inin kurumların istisna dışı diğer faaliyetlerinden doğan kazançlarından indirilmesi mümkün olmayacak, bu satışa ilişkin zararların (giderlerin) kalan %25'inin ise kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi mümkün olacaktır.

Öte yandan, vadeli satışlarda satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi, istisnadan yararlanacak tutarın belirlenmesi açısından önem arz etmekte olup, zararlı satışlarda satış bedelinin iki yıldan uzun bir sürede tahsil edilmesi halinde, söz konusu zararın sadece %25’lik kısmı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecek, zararın kalan %75’lik kısmı ise kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır.

03.11.2017

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

GÜNDEM