YAZARLARIMIZ
İsmail Tekbaş
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
tekbas333@hotmail.com



Muhasebe Defter Tutmanın Bittiği Yerde Başlar!

Değerli meslektaşlarım, itibar kavramı; güvenilir olma, saygın olma, değerli, prestijli olma ifadelerinin karşılığıdır. İtibar sözcüğü kendi içinde güvenilirlik, istikrar, yönetim, ürün ve hizmet kalitesi, sosyal sorumluluk anlayışı, iletişim becerisi gibi değişik bileşenleri içerir. Mesleki itibar mesleğin saygınlığının toplum, kurumlar, çalışanlar ve müşteriler nezdinde nasıl algılandığını gösterir. İtibar kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç değil, yönetilerek geliştirilebilen bir değerdir. İtibar tüm meslekler için önem taşır. Toplum nezdinde itibar sahibi olan bireylerin toplumu yönlendirme ve daha geniş kaynakları harekete geçirme fırsatları olur. Amerikalı yazar Malcolm Gladwell, “Marka kelimesi yasaklanacak olsa, bunun yerini alabilecek en iyi kelime ‘itibar’ olurdu” diyor.

Muhasebe dünyanın en eski mesleklerinden biri olduğu gibi günümüzde de toplumun, devletin ve işletmelerin temel yapılarını oluşturuyor. Bu kadar önemli bir meslek olmasına rağmen ne yazık ki,  Türkiye’de toplum nezdinde hak ettiği itibara sahip değil. Türkiye Çalışma Yaşamı ve Mesleklerin İtibarı konulu araştırmada muhasebe mesleği itibar sıralamasında 34. sırada yer alıyor. Dünya genelinde yapılan benzer araştırmalar sonucunda ise, muhasebe mesleği en saygın meslekler sıralamasında 7. sırada. Sizce muhasebe mesleği dünyada 7. sıradayken Türkiye’de neden 34. sırada ve neyi yanlış yapıyoruz?  Muhasebe meslek mensupları ile meslek kuruluşları tarafından düşünülmesi ve cevaplanması gereken bir soru olduğunu düşünüyorum. Konuya daha farklı bir bakış açısı ile yaklaşırsak, bunu bir ölçek olarak baz aldığımızda sizce Türmob başarılı mı?

Türkiye’de muhasebe mesleğindeki itibar sorunun nedeni olarak haksız rekabet, angaryalar, mevzuatın sık değişmesi, bürokratik işlemler ve kamu kurumları tarafından muhasebe meslek mensuplarının veri giriş elemanı olarak kullanılması gibi birçok mesleki sorun gösterilebilir. Bir önemli neden de Türkiye’de defter tutma ile muhasebe bir tutulurken uluslararası standartlarda defter tutma ve muhasebe arasında ince bir çizgi vardır. Şöyle ki, “Muhasebe defter tutmanın bittiği yerde başlıyor.” Fakat Türkiye’de bu iki uygulama birbirine öyle karıştırılmıştır ki, defter tutan her kişi muhasebeci olarak bilinmekte.  3568 sayılı meslek yasamızda “Defter Tutmak” mali müşavirlerin görevleri arasındayken, Vergi Usul Kanununa mükerrer 227. maddesi hükümleri gereğince mali müşavirlerin sorumluluğu beyannamelerin imzalanması ve imzaladıkları beyannamelerin defter kayıtlarına uygun olmasıdır. Zannedersem çelişki de buradan başlıyor.  Aslında bu durumu aşağıdaki şekilde iki aşama olarak belirleyebiliriz:

Defter Tutma

Muhasebe

Geçerli belgelerle desteklenen tüm mali işlemlerin belirli bir yöntemle kaydedilme işlemine “Defter Tutma” denir.

Muhasebe, defter bakiyeleri yardımıyla finansal tabloların hazırlanması, finansal tabloların analiz edilmesi, yorumlanması ve ayrıca bu bilgilerin kullanıcılara iletilmesi görevidir.

Defter tutma, tüm mali sürecin birincil aşamasıdır.

 

Muhasebe tüm muhasebe sürecinin ikinci veya son aşamasıdır. Bu aşamada, finansal durumu göstermek, gerekli analiz ve yorumların ardından bilgileri yönetmek ve ilgili taraflara iletmek amacıyla finansal tablolar hazırlanır.

Defter tutma ile ilgilenen kişi veya kişilere defter tutucular denir.

Defter tutma aşamasından sonra süreci yöneten kşi veya kişilere muhasebeci denir.

Defter tutma işlemleri kaydetmektir. Dolayısıyla bu açıdan teorik bilgi daha önemlidir.

Bir muhasebecinin görevi bilgiyi hazırlamak, sunmak ve iletmektir. Bu nedenle, bu açıdan uygulama bilgisi daha önemlidir.

Mali işlemlerin kayıt altına alınması, defter tutma işleminin çerçevesini oluşturur.

Defter hesaplarının aritmetik doğruluğunu kanıtlamak için defter hesap bakiyeleri yardımıyla mizanın hazırlanması, gerekli düzeltmeler dikkate alınarak finansal tabloların hazırlanması, yorumlanması ve analizi muhasebenin işlevleridir.

Defter tutan kişi, ilgili mevzuat ve disiplinler hakkında bilgi sahibi olması gerekmediği için yüksek nitelikli olmayabilir.

Bir muhasebeci, muhasebe bilgisinden ayrı olarak profesyonel takdir yetkisine ve mevzuat bilgisine sahip olmalıdır. Bu nedenle muhasebeciler yönetici ve finansal danışman statüsündedir.

Geleneksel muhasebe parayla ifade edilen olayları kaydeden, sınıflayan, özetleyen analiz ve yorum yaparak bilgi kullanıcılarına sunan bilim dalı olarak tanımlandı. Bu tanım meslek mensuplarını sadece kayıt yapan ve vergi bilinciyle mesleğini yürütmeye çalışan bir profile dönüştürdü. Uygulamada, defter tutma ve muhasebe faaliyetleri arasında net bir ayrım yapmak zor gibi görünüyor.  Fakat gelişen teknoloji bu çizgiyi belirgin olarak çizmeye başladı bile.  Yakın zamanda, dijital sistemler sayesinde otomatik olarak oluşacak veriler sonrası muhasebenin kaydetme, sınıflandırma ve özetleme fonksiyonları geçerliliğini yitirecek. Muhasebe hala rakamlarla ilgili fakat bu sayıları derlemek, rakamlar hakkında bilgi vermek için bu rakamları raporlamanın ötesine geçiyoruz.

Sonuç olarak, Türkiye’deki muhasebe sistemi ve muhasebe mesleği temel olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın işletmelerden/kurumlardan talep ettiği bilgilerin sağlanması üzerinedir. Bu durum toplumda muhasebe meslek mensubuna defter tutucu gözüyle bakılmasına ve itibar kaybına neden olmakta. Yakın zamanda bu bilgilerin teknolojinin gelişmesiyle beraber dijital sistemler tarafından sağlanacağı gerçeği ise, muhasebe meslek grubunun geleceği ile ilgili tehlikelere işaret ediyor. Çünkü kamu kurumlarının ihtiyacı olan bu bilgi ve beyanlar dijital sistemler tarafından otomatik olarak sağlandığında muhasebe meslek mensupları ne iş yapacak? Sorusu ortaya çıkıyor. Geleceğin, muhasebe mesleğinin defter tutma gibi manüel yönlerini ve bu işi yapan muhasebecileri ortadan kaldıracağı doğrudur.   Bu nedenle dijital çağda muhasebe mesleğinin radikal şekilde gözden geçirilmesi, muhasebe tanımının, fonksiyonlarının ve temel kavramlarının yeniden belirlenmesi zorunlu bir hal aldı.

Makalenin Sözü: “Her şey, hayal edebileceğimizden daha sade; aynı zaman da düşünebileceğimizden çok daha içinden çıkılmazdır.”  Johann Wolfgang Von Goeth

30.05.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM