YAZARLARIMIZ
İ.Hakkı Dura
Vergi Başmüfettişi
Vergi Sorunları Dergisi



Varlık Barışı: Peki Küs Müyüz

Tarih: 29.04.2013

Barış kelimesi sizi rahatsız eder mi? Yanıt hayır olmalı. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta sulh, Dünyada sulh” seslenişinde de özetlendiği üzere insanoğlunun temel uğraşı olmalıdır barış. Yaşam sürdürülürken zaman zaman çatışma kaçınılmaz olmakla birlikte insanların kendilerini en iyi hissettikleri zaman olasılıkla çatışmadan uzak kalabildikleri zamandır. Her ne kadar çatışma ya da gerginlik hislerinin üretime katkısı konuşulabilir ise de, yıkıcı, öldürücü, yok edici çatışmanın ya da başkalarının mutsuzluğu pahasına üretime katkı veren çatışmaya olumlu bakmak çok da yeğ olmamalıdır.

Ülkemizde barış kelimesi rastlantısal (belli/standart zaman aralığı olmaksızın) aralıklarla vergi alanında da kullanılmaktadır. Vergi Barışı, Varlık Barışı betimlemeleri ile hazırlanan hukuklar yoluyla, hukukun belirlediği koşullara uygun durumdaki mükelleflerimiz bir kısım vergisel yükümlülükleri normal hukuka nazaran avantajlı olarak yerine getirebilmekte; daha önce bildirmedikleri parasal değerleri yine daha düşük vergisel yükümlülükler çerçevesinde bildirmek yoluyla da herhangi bir kaynak sorgulamasına muhatap kalmama olanağı elde etmektedirler. Betimlemeye çalıştığımız ilkeler nedeniyle de bu tür düzenlemeler “barış” kelimesi ile bütünleştirilerek sunulmaktadır. Sunum son derece yerindedir. Çünkü düzenlemeler kronolojik olarak incelendiğinde birçok hükmün devletin toplum adına egemenlik hakkını da temsil eden, vergi incelemesi yapma, cebri yollarla alacağını tahsil etme, faiz ve gecikme zammı uygulama, başka hukuksal düzenlemeler çerçevesinde (suç gelirlerine ilişkin şüpheli işlem tetkiki gibi) araştırma yapma gibi uygulamalardan “vazgeçme”sini ya da ertelemesini gerektirdiği görülür.

Kanaatimizce mali alanda “barış” betimlemeli düzenlemelerin özünde servet beyanı,  nereden buldun niteliğinde uygulamaların olmaması vardır. Türkiye’de “nereden buldun?” sorusunu sormakla sormamak arasında çok tereddüt geçirilmektedir. Soruyu henüz sorabilmiş değiliz. Sorma olasılığımız var mıdır? Kanımızca HAYIR. Çünkü bu soruyu sorma niyetimiz olsa vergisel yükümlülükler alanında “barış” betimlemeli düzenlemeler gündemimizde olmaz. Meşru olmayan yollarla zenginleşenler servet unsurlarını gizlemek ya da kaçırmak durumunda olduklarından devlet ile “hasım” olurlar, ilelebet.. Egemen bir devlet için de “hasım” olmalıdır bu şekilde davranan kişiler..Servet beyanı uygulamasının olduğu yıllarda hükümetlerin muhatap oldukları tepki ve yasama organında yapılan tartışmalar artık tarihin sayfalarında anılır durumdadır.

Gündemde bir varlık barışı düzenlemesi olduğu bilinmektedir. Peki KÜS MÜYÜZ? Yine ne oldu da devletimiz vatandaşlarının gönlünü almak durumunda kaldı? Bu sorunun bir yanıtı olduğunu sanmıyoruz. Küs denemez durumumuza. Bilindiği kadarıyla beklenen barış düzenlemesi yurt dışında tasarrufları olan vatandaşlarımızın ya da dar/tam mükellef kişilerin bu tasarrufları ülkemize intikal ettirmelerine yöneliktir. Peki, o vatandaşlarımız ya da dar/tam mükellef konumundaki kişiler devletimize “küstükleri” için mi tasarruflarını ülkemiz dışında tutmaktadırlar? Yanıtı onlardadır bu sorunun. Bizim bu aşamada yine yeniden naçiz sözümüz şudur: Egemenlik haklarından zaman zaman feragat ya da bu hakların kullanımını ertelemek yoluyla vergisel yükümlülükler ve hatta suç gelirleri hukukuna değin etki yaratan barış çubuğunun, artık ilgili vatandaşlarımız ya da kişilerce uzatılmasını da diliyoruz. Malum “her şeyi devletten beklememek lazım”.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM