YAZARLARIMIZ
Hakan Güveli
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
info@hakanguveli.com



Rekabet Yasağı Kapsamında Yapılan Ödemelerin Gelir Vergisi Karşısındaki Durumu!

Bu konuyu örnekle anlatmaya çalışacağım durumun karmaşıklığını hafifletmek konuyu okuyanlar tarafından hem maliyenin görüşü hemde yargının görüşü şeklinde iki kısımda sunmayı hedefliyorum. Konu borçlar kanunu ve gelir vergisi kanunu yönünden irdelenmiş olup okumaları bu yönüyle takip edilmesi gerekmektedir.

Örnek : Güveli A.Ş. yönetimince, Hakan’nın tasarım yeteneğini ve firmada çalışırken sahip olduğu bilgileri rakip firmalar için kullanması veya doğrudan kendisi bir işletme açmak suretiyle firmalarıyla rekabete girmesi istenmediğinden, Borçlar Kanunu 444-447 maddeleri kapsamında, Hakan’dan yazılı olarak iki yıl süreyle geçerli olacak rekabet yasağı taahhüdü alınmıştır.

Söz konusu taahhüt karşılığı 20.000,-TL, Güveli A.Ş. tarafından Hakan’nın hesabına havale edilmiş, bu ödemeye ilişkin olarak Güveli A.Ş. tarafından bir gelir vergisi kesintisi yapılmamıştır.

KONUYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

Borçlar Kanununun Kanunun 444 üncü maddesinde; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. ...” hükmü yer almaktadır.

Buna göre işten ayrılan işçinin rekabet etmeme taahhüdü ve bu taahhüdün karşılığı aldığı bedelin gelir unsuru olarak niteliği, aldığı bedelin vergiye tabi olup olmadığını belirleyecektir.

İkale sözleşmelerinde olduğu gibi rekabet etmeme sözleşmelerinin vergiye tabi olup olmadığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Ancak ikale sözleşmelerinden farklı olarak, rekabet etmeme taahhütleri konusunda yasal bir düzenleme olmadığından farklı görüşler ileri sürülmeye devam edilmektedir.

Konunun öncelikle ödemenin ücret olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi, işçi ve işveren ilişkisinin sona erdiği döneme ait bir ödeme olduğu ve bu açıdan ücret olarak vergilendirme zorluklarına değinilmesi ve bir istisna kapsamında bulunup bulunmadığının açıklanması gerekmektedir.

Bu açıdan bakıldığında tazminatlar normal şartlar altında gelir vergisinin konusuna girmemektedir.

Diğer taraftan ödemenin ücret olarak kabul edilememesi durumunda, konu bu ödemenin vergiye tabi gelir unsurlarından birisi olan, arızi kazanç, olup olmadığı yönünden irdelenebilir.

GVK’nun “Arızi Kazançları”, belirleyen 82’nci maddesinin 2’nci bendi “..veya ziraî bir işletmenin faaliyeti ile serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi, henüz başlamamış olan böyle bir faaliyete hiç girişilmemesi, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hâsılat.’ın arızi kazanç olduğu hükmünü amirdir.

Ancak Hakan’nın Borçlar Kanunu 444’üncü maddesi çerçevesinde ve işçi işveren ilişkisinin sona ermesine dolayısıyla geleceğe yönelik genel nitelikteki rekabet etmememe taahhüdünün, daha somut olaya yönelik başlanmamış bir faaliyete hiç girişilmemesi kapsamında arızi kazanç değerlendirilmesi güçlük arz etmektedir.

Özellikle verilen olayda ticari rekabet etmemeyi içermekle birlikte ücretli olarak çalışmama ve menfaat ilişkisine girmeme taahhüdünün de yer aldığı dikkate alındığında; konunun daha çok ödemenin ücret olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında ele alınması, ücret olmadığı görüşüne varılması durumunda da gelir vergisinin konusuna girmediği sonucuna ulaşılması beklenir.

Rekabet etmeme sözleşmelerinin ücret olup olmadığı yönündeki görüşlere ilişkin açıklamaların dayanağının aşağıdaki gibi olması gerekmektedir.

i) Rekabet etmeme sözleşmesine dayanan ödemelerin ücret olduğu ve gelir vergisi stopajına tabi tutulması gerektiği yönündeki görüş; Maliye Bakanlığının görüşü bu yönde olup, Özelge Sisteminde konu hakkında tek bir özelge bulunmaktadır.

Bu özelgede de “Buna göre, rekabet yasağı çerçevesinde, iş akdinin feshine istinaden sözleşme kapsamında işverenler tarafından yapılan ödemenin, işverenin çalışanına sunduğu hizmet karşılığı olmayan bir ödeme gibi görünse de, çalışanın geçmiş dönemlerde işverene verdiği hizmet ve gelecek dönemdeki iş hayatının kısıtlanmasına karşılık geleceğini güvence altına almak amacıyla verilen tazminat olarak değerlendirilmesi ve ücret olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında tevkifat yapmak zorunda olan mükellefler sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde de hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; iş akdi feshedilen üst düzey yöneticilerinize rekabet yasağı çerçevesinde yaptığınız ödemelerin ücret olarak kabul edilmesi ve bu ücret ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Ayrıca aynı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmaktadır. Öte yandan söz konusu ödemeler Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin (7) numaralı bendinde bahsedilen tazminatlar kapsamında olmadığından, bu ödemelerin gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamaktadır.”şeklinde görüş vermiştir.

Bakanlık yapılan ödemeyi, çalışanın geçmiş dönemlerde işverene verdiği hizmet ve gelecek dönemdeki iş hayatının kısıtlanmasına karşılık geleceğini güvence altına almak amacıyla verilen tazminat olarak değerlendirerek ücret olarak kabul etmekte ve istisnadan yararlanmaması gerektiği yönünde görüş bildirmektedir.

GVK’nun 61’inci maddesinde yapılan değişiklikten sonra Bakanlığın bu görüşte ısrarlı olması beklenebilir.

ii) Rekabet etmeme taahhütlerinin ücret olmadığı hatta vergiye tabi olmadığını ileri süren ve yargı kararlarında da yer bulan görüşün dayanakları ise aşağıdaki gibi özetlenebilir;

  • Rekabet yasağı, iş akdinin dışında kurulmuş yeni bir hukuksal durumdur. Ve özellikle burada taraflar artık iş hukukunun dışına çıkmakta, borçlar hukuku çerçevesinde yeni bir statüde akit yapmaktadırlar.
  • Rekabet yasağı kapsamında yapılan ödemenin iş akdinin geçerli olduğu süre ile ilgisi yoktur. İşçi ve işveren ilişkisi çerçevesinde yapılan bir ödemeye değil, bu ilişkinin olmadığı döneme ilişkin olarak yapılan bir taahhüde yöneliktir.
  • Rekabet yasağı kapsamında yapılan ödemeler işçinin işverene sunduğu bir hizmetin karşılığı değil, belli alanlarda yasaklı olmanın kabulü karşılığında alınan bir tazminattır ve dolayısıyla ücret olarak vergilendirilmesi mümkün değildir.
  • Bu ödemeler ücret kabul edilse bile Gelir Vergisi Kanununun 25/1 maddesinin gelir vergisinden istisna tuttuğu “ Ölüm, engellilik, hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yardımlar” kapsamında vergiye tabi tutulmaması gerekir. Söz konusu ödemenin ücret olarak değerlendirilmesi durumunda bu ödeme net kabul edilmeli ve soruda bu işverenden yapılan diğer ödemeler dikkate alınarak vergi hesaplayarak gelir brütleştirilmelidir.
  • Beyan durumu ise diğer işverenlerden alınan ücretlerin sınırı geçip geçmemesine göre belirlenecektir.

Güzel bir sözle.

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (Konfüçyüs)

22.07.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM