Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
YABANCILARIN
TÜRKİYE’DE TAŞINMAZ EDİNİMİ KONUSUNDA YAŞANAN SORUNLAR VE GÜNCEL GELİŞMELER
Tarih:
01.05.2008
1- YABANCI
UYRUKLU GERÇEK KİŞİLERİN TÜRKİYE'DE TAŞINMAZ EDİNİMLERİ
Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin
Türkiye’de taşınmaz edinmeleri, 07.01.2006 tarih ve 26046 sayılı Resmi Gazetede
yayınlanan 29.12.2005 tarih ve 5444 sayılı Kanunla değişik 2644 sayılı Tapu
Kanununun 35’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanuni düzenlemede, yabancı
uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre
kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin ülkemizde taşınmaz
edinimlerine ilişkin esaslara yer verilmiştir.
Tapu Kanununun 35’inci Maddesi
aşağıdaki şekildedir:
“Yabancı uyruklu gerçek
kişiler, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye’de
işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar
planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilirler.
Sınırlı ayni hak tesis edilmesinde de aynı koşullar aranır. Yabancı uyruklu bir
gerçek kişinin ülke genelinde edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli
nitelikte sınırlı ayni hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez.
Bu fıkrada belirtilen koşullarla, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar
artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. (Bu cümle Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edilmiştir.)
Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin
kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak özel
kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı
ayni hak edinebilirler.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye’de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve
ikinci fıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye’de taşınmaz edinemez ve lehlerine
sınırlı ayni hak tesis edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti ile arasında
karşılıklılık olan devlet vatandaşlarının kanuni miras yoluyla intikal eden
taşınmazları için birinci fıkrada belirtilen kayıt ve sınırlamalar uygulanmaz.
Ölüme bağlı tasarruflarda yukarıdaki fıkralarda belirtilen kayıt ve sınırlamalar
uygulanır. Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet
vatandaşlarının kanuni miras yoluyla edindikleri taşınmaz ve sınırlı ayni
hakların intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilir.
Karşılıklılığın tespitinde hukuki ve
fiili durum esas alınır. Bu ilkenin kişilere toprak mülkiyeti hakkının
tanınmadığı, ülke uyruklarına uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz
ediniminde kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarına da tanınması esastır.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve
kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları
ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve
stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı
ayni hak edinemeyecekleri alanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile
esas koordinatlı harita ve planları içeren teklifi üzerine belirlemeye ve
yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların,
illere ve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar
Kurulu yetkilidir. (Bu cümle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.)
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık bünyesinde ilgili
idare temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu madde uyarınca Bakanlar
Kuruluna verilen yetkiler dâhilinde çalışmalar yapılmak suretiyle kamu kurum ve
kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenip değerlendirilerek Bakanlar
Kuruluna sunulur.
Bu kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten sonra belirlenecek askeri yasak bölgeler, askeri ve özel güvenlik
bölgeleri ile stratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına ait harita ve
koordinat değerleri Milli Savunma Bakanlığınca geciktirilmeksizin Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen
bölgeler içerisinde kalması nedeniyle kamulaştırılması gereken ya da tapu
sicilinde şerh verilmesine gerek duyulan parsellere ilişkin bildirimler ilgili
idarelerince tapu sicil müdürlüklerine yapılır.
Bu madde hükümlerine aykırı edinilen
veya kanuni zorunluluk dışında edinim amacına aykırı kullanıldığı tespit edilen
taşınmazlar ile sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek süre
içerisinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele
çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.”
“Geçici Madde 2: Bu kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan askeri yasak bölgeler, askeri ve özel
güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve
koordinat değerlerinin tamamı, Milli Savunma Bakanlığı tarafından en geç 3 ay
içerisinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa
gönderilir.
Yukarıda belirtilen bölgelere
ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerlerinin, Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğüne gönderilmesi ve sayısal ortama aktarılarak taşra birimlerine intikal
ettirilmesine kadar geçecek sürede yetkili askeri makamlardan sorulmak
suretiyle, belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra gönderilen belge ve
bilgilere göre tapu işlemleri yürütülür.”
2- YABANCI TÜZEL KİŞİLİĞE SAHİP
TİCARET ŞİRKETLERİNİN TÜRKİYE'DE TAŞINMAZ EDİNİMLERİ
Tapu Kanununun 35'inci maddesine
göre, yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan
tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri
çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı ayni hak
edinebilirler.
İlgili özel kanunlar;
—2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu
—6326 sayılı Petrol Kanunu
—4737 sayılı Endüstri Bölgeleri
Kanunu
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye’de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve
ikinci fıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye’de taşınmaz edinemez ve lehlerine
sınırlı ayni hak tesis edilemez.
3- KARŞILIKLILIK
Karşılıklılığın tespitinde hukuki ve
fiili durum esas alınır. Karşılıklılığın kanuni ve fiili olmasının yanında yeni
düzenlemede karşılıklılık ilkesinin birebir uygulanması yerine, yabancı devletin
kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da
tanınması esası getirilmiştir.
Bu ilkenin kişilere toprak mülkiyeti
hakkının tanınmadığı, ülke uyruklarına uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz
ediniminde kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarına da tanınması esastır.
Bakanlar Kurulu 29.05.1940 tarih ve
2/13394 sayılı Kararında, karşılıklılık ilkesinden ne anlaşılması gerektiğini
açıklamıştır. Karara göre karşılıklılık ilkesinin varlığı için kanuni
düzenlemenin yanında bunun fiilen uygulanabilir olması da gerekmektedir. Kanuni
karşılıklılığın fiili durumu göstermeyeceği göz önüne alınan kararda, Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının başvurusu halinde, yabancı ülkede karşılaşacakları
sınırlamaların karşılıklılık uygulamasına esas alınması istenmiştir. Dolayısıyla
Ülkemiz ile yabancı bir devlet arasında taşınmaz edinimi konusunda
karşılıklılığın varlığından söz edebilmek için karşılıklılığın kanuni ve fiili
olması gerekmektedir. Buna göre, bir yabancı ülke vatandaşının ülkemizde
taşınmaz edinmesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da o ülkede taşınmaz
edinmesine, kanun ile hak tanınmış olmasına ve bu hakkın da fiilen
uygulanabilmesine bağlıdır.
4- KARŞILIKLIK İLKESİNİN
İSTİSNALARI
Yabancı gerçek kişilerin ülkemizde
taşınmaz edinmelerinin birinci koşulu karşılıklılık olmakla birlikte,
karşılıklılık ilkesine gerçek kişiler açısından getirilen bazı istisnalar
bulunmaktadır. Bu istisnalar şunlardır:
a. Vatansızlar hiçbir devlet uyruğu
taşımadıkları için karşılıklılık şartının belirleneceği muhatap bir devlet
bulunmamaktadır. Bu nedenle, vatansızlar karşılıklılık şartından muaftırlar.
b. Türkiye tarafından 26.08.1961
tarih ve 359 Sayılı Kanunla onaylanan 28.07.1951 tarihli "Mültecilerin Hukuki
Durumuna Dair Sözleşme"nin m. 7/2 hükmüne göre, mülteciler, sığındıkları ülkede
üç yıl ikamet ettikten sonra karşılıklılık şartından muaf olurlar. Türkiye'de
bulunan mülteciler de aynı hükme tabidir. Muafiyet için mültecilerin bu
durumlarını resmi belge ile kanıtlamaları yeterlidir.
c. Yabancı uyruklu gerçek kişiler
ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye’de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve
ikinci fıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz.
5- KANUNİ KISITLAYICI HÜKÜMLERE
UYMAK
Yabancı gerçek kişilerin ülkemizde
taşınmaz edinmelerinin ikinci koşulu kanunla getirilmiş olan kısıtlayıcı
hükümlere uymaktır. Yabancıların taşınmaz edinmelerine ilişkin olarak
kanunlarımızda bazı kısıtlamalar yer almış bulunmaktadır. Bu kısıtlayıcı
hükümler şunlardır:
a. Yabancıların ülkemizde taşınmaz
edinmelerini coğrafi açıdan sınırlayan 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve
Güvenlik Bölgeleri Kanununda yer alan düzenlemelere göre; askeri yasak bölgeler
ve güvenlik bölgelerindeki taşınmazların yabancı gerçek ve tüzel kişilere
satılması, devredilmesi ve kiralanması mümkün bulunmamaktadır.
b. 2644 sayılı Tapu Kanununun
35'inci Maddesine göre, yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelinde
edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni
hakların toplam yüz ölçümü 2,5 hektarı geçemez. Kanuni miras bu hükmün
dışındadır.
c. Yabancı uyruklu gerçek kişiler,
Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya
mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazların
dışındaki taşınmazları edinemezler. Sınırlı ayni hak tesis edilmesinde de aynı
koşullar aranır. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri
taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını
tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir.
6- 4112 SAYILI KANUNUN
UYGULANMASI
4112 sayılı Kanunla 1995 yılında
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda yapılan değişiklik ile, doğumla Türk
vatandaşlığını kazanmış olup da, sonradan Bakanlar Kurulu'ndan çıkma izni almak
suretiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişiler ve bunların kanuni
mirasçılarına Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği ve kamu düzenine ilişkin
hükümler saklı kalmak kaydıyla ülkede ikamet, seyahat, çalışma, miras, taşınır
ve taşınmaz mal iktisabı ile ferağı gibi konularda Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanma imkanı sağlanmıştır;
yabancılara uygulanan kanuni kısıtlayıcı hükümlerin (2644 Sayılı Tapu Kanununun
35'inci maddesi ve 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölge ve Güvenlik Bölgeleri
Kanununda yer alan kısıtlamalar) uygulanmaması gerekmektedir. Bu kapsamdaki
kişilere, belirtilen konulara ilişkin işlemler sırasında gösterilmesi zorunlu
olan "4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge"
verilmektedir. Ancak, bu belge bir kimlik veya hüviyet belgesi olmayıp hak
sahipliği belgesidir.
7- YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERİN
TAŞINMAZ MAL EDİNMELERİ
Yabancı sermayeli şirket ifadesi
çoğu zaman yabancı şirket ifadesi ile karıştırılmaktadır. Öncelikle belirtmek
gerekir ki, yabancı sermayeli şirketler Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
Türkiye'de kurulurlar ve Türk Ticaret Siciline kaydedilirler. Yani, bu şirketler
Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına tabi şirketlerdir. Sadece sermayelerinin
tamamı veya bir kısmı yabancı gerçek veya tüzel kişilere aittir.
Hissedarlarının yabancı kişiler olması şirketi yabancı tüzel kişi statüsüne
sokmaz; çünkü şirketin uyruğu ile hissedarlarının uyrukları farklı hususlardır.
17 Haziran 2003 tarih ve 25141
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5 Haziran 2003 tarih ve 4875
sayılı "Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu" ile, 18.01.1954 tarih ve 6224 sayılı
Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu yürürlükten kaldırılarak; doğrudan yabancı
yatırımların özendirilmesi ve artırılması, yabancı yatırımcının haklarının
korunması, yabancı yatırımların gerçekleşmesinde izin ve onay sisteminin
bilgilendirme sistemine dönüştürülmesi amaçlarıyla yeni esaslar getirilmiştir.
4875 sayılı Doğrudan Yabancı
Yatırımlar Kanunu ile, yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye
tabi tutulmuş; yatırım izni, şirket kuruluş izni gibi izin ve onaylar
kaldırılmış; yabancı yatırımcıların Ülkemizde kurdukları veya iştirak ettikleri
tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının edinimine
açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinmeleri serbest
bırakılmıştır.
Yabancı sermayeli şirketlerin
Ülkemizde faaliyetlerine ilişkin 4875 sayılı Kanuna göre faaliyet gösterecek
veya mülga 6224 sayılı Kanuna göre kurulmuş şirketler, kuruluş yeri ve idare
merkezi esasına göre yabancı sermayeli Türkiye Cumhuriyeti şirketleri
sayılmaktadır. Bu sebeple, gerek mülga 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik
Kanununa göre faaliyet izni almış, gerekse 4875 sayılı Doğrudan Yabancı
Yatırımlar Kanununa göre faaliyet gösterecek yabancı sermayeli şirketlerin
taşınmaz mal edinimleri ve tapu siciline yönelik diğer talepleri, Türk Ticaret
Kanununa göre kurulan şirketler ile aynı usul ve esaslara tabi olarak ticaret
sicil memurlukları tarafından verilen ve şirketin taşınmaz mal edinme yetkisini
ve yetkilisini gösterir yetki belgeleri değerlendirilmek suretiyle ilgili Tapu
Sicil Müdürlüklerince sonuçlandırılmaktadır.
8- TRANSFER
Yabancıların gerek döviz bozdurmak
suretiyle satın aldıkları gerekse döviz bozdurmaksızın sahip oldukları taşınmaz
mal ve ayni hakların gelirleri ve satış bedellerinin bankalar ve özel finans
kurumları yolu ile transfer ettirilmesi serbesttir.
9- BAŞVURULARIN YAPILACAĞI
MERCİİ
2644 sayılı Tapu Kanununun 26'ncı
Maddesi ile; mülkiyete, mülkiyetten ayrı ayni haklara ilişkin sözleşmeleri
düzenleme görev ve yetkisi Tapu Sicil Müdürlüklerine verilmiştir.
Taşınmaz mal edinmek isteyen veya
mülkiyetten ayrı ayni haklardan yararlanmak isteyen yabancı kişiler,
başvurularını, taşınmaz malın bulunduğu yerin Tapu Sicil Müdürlüğüne
yapacaklardır.
10- BAŞVURULAR İÇİN GEREKLİ
BELGELER
Başvurular için gerekli belgeler
bakımından yabancılarla Türk vatandaşları arasında herhangi bir fark
bulunmamaktadır.
10.1- Gerçek Kişiler Açısından
1- Taşınmaz mala ait varsa tapu
senedi, yoksa taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belge veya
malikin sözlü beyanı,
2- Uyruğunda bulunduğu ülkenin
kimlik belgesi veya pasaportu ile iki adet vesikalık fotoğraf,
3- İstemde bulunan kişi vekil ise,
temsile ilişkin vekaletname ile temsilcinin fotoğraflı kimlik belgesi ve
vesikalık fotoğraf, alıcılar açısından bizzat işleme katılmayanlar var ise,
onları temsil eden temsilcilerin fotoğraflı kimlik belgeleri, vesikalık
fotoğrafları ve temsilciliklerine ilişkin belgeler.
10.2- Tüzel Kişiler Açısından
1- 4875 Sayılı Doğrudan yabancı
Yatırımlar Kanununa göre kurulan şirketler Ticaret Sicil Memurluğundan
alacakları yetki belgelerini, imza sirkülerini ve buna dayanılarak yetkili
kılınan kişiye verilen vekaletnameyi,
2- Yabancı ülkelerde kendi
kanunlarına göre kurulan yabancı ticaret şirketleri için kuruldukları ülkenin
kendi mevzuatınca ilgili makamlarından alacakları yetki belgesi yerine geçen bir
belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir.
Tapu işlemleri sırasında ödenmesi
gereken harç ve vergiler açısından yabancı uyruklu kişiler ile Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşları arasında hiçbir fark yoktur.
Ancak, ülkemizde taşınmaz mal
edinmek isteyen yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin edinmek istedikleri
taşınmaz malların Askeri Yasak Bölge ve Güvenlik Bölgeleri dışında kalıp
kalmadığının tespit edilebilmesini teminen yetkili askeri makama sorulurken,
taşınmazın bulunduğu yerin 1/25000 ölçekli haritada işaretlenmesi için araziye
gidilmesi gerekiyorsa "parselin yerinde gösterilmesi" işlemine göre döner
sermaye hizmet bedeli alınmaktadır.
11- 2644
SAYILI TAPU KANUNU’NUN 35. MADDESİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARI
Anayasa Mahkemesi 16.01.2008
tarihinde yayımlanmış olan kararıyla Tapu Kanunun 35’inci maddesinin 1. ve 7.
fıkralarının ilgili bölümleri iptal etmiştir.
35. maddenin 1. fıkrası şu şekilde
düzenlenmekteydi: “....Yabancı uyruklu bir gerçek kişinin ülke genelinde
edinebileceği taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı aynî
hakların toplam yüzölçümü iki buçuk hektarı geçemez. Bu fıkrada belirtilen
koşullarla, yüzölçümü miktarını otuz hektara kadar artırmaya Bakanlar Kurulu
yetkilidir.” Anayasa Mahkemesi kararı ile Bakanlar Kurulunun söz konusu
yetkisi ve buna uygun olarak 35. maddenin 1.fıkrasının son cümlesi iptal
edilmiştir.
Ayrıca, 35. maddenin 7. fıkrası,
yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların,
illere ve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar
Kurulu’nun yetkili olduğunu düzenlemekteydi. Anayasa Mahkemesi, söz konusu
kararında bu cümleyi de iptal etmek suretiyle Bakanlar Kurulunun bu yetkisine de
son vermiştir.
12- 2644 SAYILI TAPU KANUNU’NUN
35. MADDESİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARINA DAİR BAYINDIRLIK VE
İSKÂN BAKANLIĞI TARAFINDAN YAYIMLANAN GENELGE
Anayasa Mahkemesi 16.01.2008 tarihli
kararında, söz konusu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandıktan 3 ay sonra
yürürlüğe gireceğini belirtmişti. Ancak karar 16.04.2008 tarihinden itibaren
yürürlüğe girmiş olmasına karşın, bu süre zarfında herhangi bir hukuki düzenleme
yapılmamıştır. Tüm bunlar dikkate alınarak, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı
14.04.2008 tarihinde bir genelge yayınlamış ve bu konuda yeni bir
düzenleme yapılana kadar yabancı gerçek veya tüzel kişilerin
gayrimenkul edinimi ve bu kişilere yapılacak olan gayrimenkul devirlerinin
durdurulduğunu bildirmiştir.
13- 14.04.2008 TARİHLİ GENELGE
4875 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERİ KAPSAMAMAKTADIR
Yabancı sermayeli şirketler
tarafından yürütülen faaliyetler 4875 veya 6224 sayılı kanunlar kapsamındadır.
Bu faaliyetler 07.03.2003 tarihli genelgenin konusunu oluşturmaktadırlar. Bu
kapsamda belirtmek isteriz ki, yabancı sermayeli şirketlerin gayrimenkul
edinimine ilişkin talepleri, 4875 sayılı Kanunu’nun 3’üncü maddesinin (d)
fıkrasını iptal eden Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının Resmi Gazete’de
yayımlandığı 16.04.2008 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 6 aylık sürenin
sona ermesine kadar (16.10.2008) ilgili tapu sicil müdürlüklerince yerine
getirilecektir.
14- 4875 SAYILI KANUNU’NUN 3.
MADDESİNİN (D) FIKRASI ANAYASA MAHKEMESİNDE İPTAL EDİLMİŞTİR
Anayasa Mahkemesi, 4875 sayılı
Doğrudan Yabancı Yatırımcılar Kanunu’nun 3’üncü maddesinin “Taşınmaz Edinimi”
başlıklı (d) fıkrasını iptal etmiş, iptal hükmünün gerekçeli kararın
yayınlanmasından itibaren altı ay sonra yürürlüğe gireceğini hükme bağlamıştı.
Anayasa Mahkemesinin gerekçeli
kararı 16.04.2008 tarih ve 26849 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu
durumda iptal hükmü 16.10.2008 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Anayasa Mahkemesi, iptal edilen
Kanun maddesinin, yabancı yatırımcılara Türkiye’de kurdukları veya iştirak
ettikleri şirketler vasıtasıyla taşınmaz mülkiyeti edinmeleri konusunda miktar
yönünden herhangi bir sınırlama olmaksızın ve yatırım faaliyetleri bakımından
taşınmaz ediniminin gerekli olup olmadığına bakılmaksızın, Türk vatandaşlarının
edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak
edinebilme imkânı sağladığını belirtmiş; milli ekonominin ulusal çıkarlar
doğrultusunda düzenlenebilmesi için yabancı yatırımcıların edineceği taşınmaz
mülkiyeti ve sınırlı ayni hakların iktisap amacı, kullanım şekli ve devrine
ilişkin esas ve usullerin Kanunda belirlenmesi gerekirken bu yönde hiçbir
düzenleme yapılmamış olmasının belirsizliklere yol açtığını ve yabancı
yatırımcılara sınırsız bir şekilde taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak edinme
olanağı tanıdığını, bu durumun ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının başlangıcı
ile 2’inci ve 5’inci maddelerine aykırı olduğuna hükmederek, söz konusu
düzenlemeyi iptal etmiştir.
Yasama organı tarafından altı aylık
süreç içinde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının hukuksal gerekçeleri de
dikkate alınarak, yabancı yatırımcıların taşınmaz edinimlerine devam etme imkânı
sağlayacak bir düzenleme yapacağı kanaatindeyiz.
15- TAPU KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
Yukarıda yer verilen Tapu Kanunu’nun
35. maddesi hakkında hazırlanan taslak metin ve gerekçeler aşağıdaki gibidir:
TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- 22/12/1934 tarihli
ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Yabancı uyruklu gerçek
kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel
kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç
ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma
alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas
alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından
taşınmaz ve sınırlı aynî hak edinemeyecekleri alanları, ilgili kamu kurum ve
kuruluşlarının tescile esas koordinatlı harita ve planları içeren teklifi
üzerine belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yabancı uyruklu gerçek
kişiler merkez ilçe ve ilçeler bazında, uygulama imar planı ve mevzi imar plan
sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüzölçümünün yüzde onuna kadar
kısmında taşınmaz ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni hak
edinebilirler. Bakanlar Kurulu, merkez ilçe ve ilçelerin altyapı, ekonomi,
enerji, çevre, kültür, tarım ve güvenlik açısından önemlerini dikkate alarak, bu
orandan fazla olmamak kaydıyla farklı oran belirlemeye yetkilidir. Tapu
ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık bünyesinde, ilgili idare
temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu madde uyarınca Bakanlar Kuruluna
verilen yetkiler dâhilinde çalışmalar yapılmak suretiyle kamu kurum ve
kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenip değerlendirilerek Bakanlar
Kuruluna sunulur. Valiliklerce, merkez ilçe ve ilçelerin uygulama imar
planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların
yüzölçümünde meydana gelen değişiklikler takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar
komisyona bildirilir.
Askerî yasak bölgeler, askerî
güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına ait harita
ve koordinat değerleri Millî Savunma Bakanlığınca, özel güvenlik
bölgeleri ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri ise
İçişleri Bakanlığınca geciktirilmeksizin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün
bağlı olduğu Bakanlığa verilir.”
MADDE 2- 2644 sayılı Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 3- İlgili kurum ve
kuruluşlar, bu Kanunun 35 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, yabancı
uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre
kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak
edinemeyecekleri alanların yüzölçümlerini ve valilikler bu fıkrada belirtilen
ilçelerin uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan
toplam alanların yüzölçümlerini bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren en geç
üç ay içinde komisyona bildirilir.
Yabancı uyruklu gerçek kişilerin
merkez ilçe ve ilçeler bazında edinebilecekleri taşınmazlar ile bağımsız ve
sürekli nitelikte ayni hakların miktarı tespit edilinceye kadar geçecek süre
içinde, yabancı uyruklu gerçek kişiler bu Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine
göre taşınmaz ve sınırlı ayni hakları edinebilirler.”
MADDE 3- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4- Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı
Tapu Kanununun 35 inci maddesinde 29/12/2005 tarihli ve 5444 sayılı Tapu
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yapılan değişiklik hakkında
Anayasa Mahkemesince verilen 11/4/2007 tarihli ve E. 2006/35, K. 2007/48 sayılı
Kararla ve Kararda belirtilen gerekçelerle; bu maddenin birinci fıkrasının son
cümlesinde yer alan “Bu fıkrada belirtilen koşullarla, yüzölçümü miktarını otuz
hektara kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmü ile yedinci
fıkrasında yer alan “ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında
edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşi
geçmemek üzere oranını tespite” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu Kararının
Tapu Kanununun 35 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan ve yukarıda
belirtilen ibarenin iptaline ilişkin gerekçesinde; illerin coğrafi ve stratejik
olduğu kadar yerleşim alanları ve konumları itibarıyla da birbirinden
farklılıklar gösterdiği, kimi illerin yerleşim alanlarının tamamının veya birçok
büyük ilçesinin tamamının maddede öngörülen binde beşlik sınırın altında
kalabildiği, buna karşılık, il yüzölçümlerinin, ilin ormanları, dağları ve
meraları gibi yerleşim alanları dışındaki kısımlarını da kapsadığı, iller için
geçerli koşulların ilçeler ve beldeler için de geçerli olmadığından söz
edilemeyeceği, bu durumda Bakanlar Kuruluna bırakılan düzenleme yetkisinin
Anayasal sınırlar da gözetilerek çerçevesinin belirlenmediği belirtilerek, 35
inci maddenin yedinci fıkrasında yer alan söz konusu ibare iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin söz konusu
Kararında belirtilen gerekçeler de dikkate alınarak hazırlanan bu Tasarı ile;
2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesinin yedinci fıkrası yeniden
düzenlenmiştir.
Ayrıca; özel güvenlik bölgesiyle
ilgili çalışmalar İçişleri Bakanlığı tarafından yürütüldüğünden, özel güvenlik
bölgeleri ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerlerinin
İçişleri Bakanlığınca, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu
Bakanlığa verilmesi öngörülmüştür.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Madde ile; Anayasa
Mahkemesince verilen 11/4/2007 tarihli ve E. 2006/35, K.2007/48 sayılı iptal
Kararı doğrultusunda, 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesinin yedinci
fıkrası yeniden düzenlenmiştir. Anılan hükümde yapılan düzenleme ile;
- Anayasa Mahkemesinin; kimi illerin
yerleşim alanlarının tamamının veya birçok büyük ilçesinin tamamının maddede
öngörülen binde beşlik sınırın altında kalabildiği, buna karşılık, il
yüzölçümlerinin, ilin ormanları, dağları ve meraları gibi yerleşim alanları
dışındaki kısımlarını da kapsadığı, iller için geçerli koşulların ilçeler ve
beldeler için de geçerli olmadığından söz edilemeyeceği, bu durumda Bakanlar
Kuruluna bırakılan düzenleme yetkisinin Anayasal sınırlar da gözetilerek
çerçevesinin belirlenmediği, yönündeki iptal kararının gereklerinin yerine
getirilmesi amacıyla; yabancı uyruklu gerçek kişilerin ilçe ve merkez ilçe
bazında, ilçelerin uygulama imar planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde
kalan toplam alanların yüzölçümünün yüzde onuna kadar kısmında taşınmaz ile
bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni hak edinebilecekleri,
- Anayasa Mahkemesinin; illerin
coğrafi ve stratejik olduğu kadar yerleşim alanları ve konumları itibarıyla da
birbirinden farklılıklar gösterdiği, yönündeki tespitinin yerine getirilmesi
bakımında ise, ilçe ve merkez ilçenin altyapı, ekonomi, enerji, çevre, kültür,
tarım ve güvenlik açısından önemlerini dikkate alarak, yüzde onluk orandan fazla
olmamak kaydıyla, bazı ilçeler açısından yabancı uyruklu gerçek kişilerin
taşınmaz ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni haklar edinebilecekleri
oranların farklı olarak belirlenebilmesi için Bakanlar Kurulunun yetkili olması,
- Yabancı uyruklu gerçek kişilerin
edinebilecekleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte sınırlı ayni
hakların oranın zaman içerisinde değiştirilmesinin gerekmesi halinde, bu oranın
güncellenerek tespitine esas olmak üzere; valiliklerce, ilçelerin uygulama imar
planı ve mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların
yüzölçümünde meydana gelen değişikliklerin takip eden yılın Ocak ayı sonuna
kadar komisyona bildirilmesi,
öngörülmüştür.
Ayrıca, madde ile; arşiv, kayıt,
yürütme ve sekretarya işlemleri İçişleri Bakanlığınca yürütülen özel güvenlik
bölgeleri hakkında istenen bilgi ve belgelerin, bu Bakanlıkça, Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa gönderilmesine ilişkin düzenleme
yapılmıştır.
MADDE 2- Madde ile; 2644
sayılı Kanuna bir geçici madde eklenmiştir. Düzenleme ile;
- Kanunun 35 inci maddesinin yedinci
fıkrası uyarınca, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi
ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin
taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyecekleri alanlar tespit edilerek ilgili
kurum ve kuruluşlarca; aynı fıkrada belirtilen ilçelerin uygulama imar planı ve
mevzi imar plan sınırları içerisinde kalan toplam alanların yüzölçümlerinin
tespit edilerek valiliklerce, en geç üç ay içinde komisyona bildirilmesi,
- Yabancı uyruklu gerçek kişilerin
ilçe bazında edinebilecekleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikte ayni
hakların miktarının tespit edilmesine kadar geçecek süre içinde, yabancı uyruklu
gerçek kişilerin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre taşınmaz ve sınırlı
ayni hakları edinebilmeleri,
öngörülmüştür.
MADDE 3- Yürürlük maddesidir.
MADDE 4- Yürütme maddesidir.
Taslak halindeki bu kanuni
düzenleme ile, 2644 sayılı Kanun kapsamında Türkiye’de taşınmaz edinmek isteyen
yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin
kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri açısından
karşılaşılan sorunlara bir çözüm getirilmektedir. Türkiye’de Türk Ticaret Kanunu
hükümlerine göre kurulan ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu
çerçevesinde faaliyetlerini devam ettiren veya bundan sonra faaliyette bulunmaya
başlayacak ve yerel mevzuatımız açısından Türk şirketi olarak kabul edilen
yabancı sermaye şirketlerin Türkiye’de taşınmaz edinimi açısından ise sorunun
çözümü için 4875 sayılı Kanun kapsamında bir düzenleme yapılması gerekmektedir.