Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
TRANSFER
FİYATLAMASINA HAZIR MISINIZ?
Tarih:
20.02.2008
(Geçte olsa genel tebliğ yayımlandı ve e-beyanname güncellendi, yılsonu geçti ve
Nisan ayı hızla yaklaşıyor. İlişkili kişilerle olan işlemlerinizdeki fiyatların
emsaline uygun olduğunu belgeleyerek, rapora bağladınız mı? Kanuni düzenleme
2007 yılını da kapsamaktadır…ve düzenlemelere uymamanın cezaları vardır!)
Bilindiği üzere, eski kurumlar
vergisi kanunu ile yıllardır uygulanmış “örtülü kazanç” adlı vergi
güvenlik müessesesi, yeni kurumlar vergisi kanunumuzda da “transfer
fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı” adı ile genişletilmiş, bazı
kavramları daha somut tanımlanmış ancak özü itibariyle aynen yer almıştır.
Konu hakkında, kanunun
yayımlanmasından 17 ay sonra ve ilgili maddenin yürürlüğe girmesinden
11 ay sonra (1) seri no.lu transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç
dağıtımı genel tebliği yayımlanmıştır.
Gayet doğaldır ki, konu oldukça
tartışmalı ve ne kadar detaylı düzenleme yapılırsa yapılsın vergi mükellefleri
ile mali idare arasında her zaman sürtüşmeye, fikir ayrılıklarına yol açacak bir
konudur. Yurt dışında “transfer fiyatlaması” adı altında uygulamayı uzun
yıllardır yapan birçok ülkede de durum farklı değildir. Hatta katıldığımız bir
toplantıda değerli bir üstadımızdan aldığımız görüşe göre, maliye idaresinin
transfer fiyatlaması uyuşmazlıkları sebebiyle mevcut dava yükü en az iki kat
artacak ve tabii ki buna bağlı olarak ta transfer fiyatlaması uzmanı bir kadro
yaratmak zorunda kalacaktır.
Gerek kanun maddesi (5520 s.k. Md.
13) ve gerekse genel tebliğ incelendiğinde (yoruma açık) birçok detaylı konu
olduğu görülmektedir. Ancak, bu karmaşık mevzuat yapısını sadeleştirecek
olursak, kilit kavram “emsal bedel” olmaktadır. Yine çok değerli bir
üstadımızdan bir toplantıda aldığımız görüşe göre, bir kanuni düzenlemede
“emsal” kavramına yer veriliyorsa, o kanun maddesi işlerliğini yitirecektir!
Gerçekten de “emsal bedel” kavramı çok sübjektiftir. Olaya, kişiye, zamana ve
mekâna göre değişken bir kavramdır. Bir vergi incelemesinde (hele hele mal veya
hizmet ilişkisinde) olaya tam anlamıyla uyacak bir “emsal bedel” bulmak çok
zordur. İlgili genel tebliğde incelendiğinde görülecektir ki, emsal bedeli
etkileyen birçok unsur vardır ve bunlara da genel tebliğde yer verilmiştir.
Genel tebliğde, ilk bakışta o kadar
detaylı düzenlemeler yapılmış gibi görünmektedir ki, sanki maliye mükellefin
bütün kaçış noktalarını kapamıştır. Oysa aynı genel tebliğin detaydaki bazı
düzenlemelerine bakılacak olursa, mükelleflerin işlemin yapısına, miktarına,
zamanına, yerine, müşterinin niteliğine, pazar koşullarına, genel ekonomik
gidişata, …v.b. birçok değişkene göre mal veya hizmet bedelini (ilişkili kişiler
için) farklı uygulayabilme olanağı bulunmaktadır. Ya da bir diğer
söyleyişle, ilişkili kişiye verdiği fiyat ile ilişkisiz kişilere verdiği fiyat
arasındaki farkı açıklayabilecek birçok etken bulunmaktadır.
Bu durumda, transfer fiyatlaması
için mükelleflerin yapacağı çalışmaları bir cümle ile ; “eğer ilişkili
kişilere farklı fiyat uyguluyorsanız, bunun mantıklı bir izahını şimdiden
yazılı-belgeli bir şekilde hazırlamak” şeklinde özetleyebiliriz.
Peki, belgeleme adına ne
yapmalıyız?
Genel tebliğin, (7) numaralı
“Mükelleflerden İstenecek Belgeler” başlıklı bölümünün (7.1) numaralı
“Yıllık Belgelendirme” başlıklı kısmında iki ayrı belgelendirme tipine
yer verilmektedir.
Bunlardan ilki, kurumlar vergisi
beyannamesinin eki olan (ki, e-beyanname ortamında gerekli güncelleme
yapılmıştır) “Transfer Fiyatlandırması, Kontrol Edilen Yabancı Kurum ve
Örtülü Sermayeye İlişkin Form”dur. Bu form, detaylı bir raporlama değil,
ilişkili kişi bazında yıl boyunca yapılan alım ve satımların, işlem türüne göre
icmal bir şekilde ve ayrıca yine icmal bir şekilde ama emsal bedel tespit
yöntemlerine göre (karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi,
yeniden satış fiyatı yöntemi, kâr bölüşüm yöntemi, işleme dayalı net kâr marjı
yöntemi ve mükellefçe belirlenen yöntem) raporlandığı bir belgedir.
Genel tebliğin ilgili kısmında geçen
bir diğer belgelendirme şartı ise; “yıllık transfer fiyatlandırması raporu”dur.
Bu raporu, büyük mükellefler vergi dairesi başkanlığı’na kayıtlı
mükellefler hem yurt içi ve hem de yurt dışı ilişkili kişileri ile olan
işlemleri için hazırlayacak, diğer vergi dairelerine kayıtlı kurumlar
vergisi mükellefleri ise sadece yurt dışındaki ilişkili kişileri ile olan
işlemleri için hazırlayacaktır.
Belgelendirme olayı “yıllık
belgelendirme” ve “işlem bazında belgelendirme” olarak ikiye
ayrılmalıdır. Yıllık belgelendirme; daha çok işletmenin ilişkili kişileri ile
olan işlemlerinde uyguladığı fiyatların emsale uygun olduğunu açıklamak amacıyla
hazırladığı genel bir çerçeve belgedir. Bu raporda, işletme hakkında ve
ilişkili kişiler hakkında bilgilere yer verilecek, ilişkili kişiler ile olan
işleve bilgiler genel tebliğin (7.1) numaralı kısmında maddeler halinde detaylı
olarak açıklanmıştır. Bu maddelere aşağıda da yer vermekteyiz:
-
Mükellefin faaliyetlerinin tanımı, organizasyon yapısı (merkez, şube) ve
ortakları, sermaye yapısı, içinde bulunduğu sektör, ekonomik ve hukuki geçmişi
hakkında özet bilgiler, ilişkili kişilerin tanımı (vergi kimlik numaraları,
adresleri, telefon numaraları vb.) ve bu kişiler arasındaki mülkiyet
ilişkilerine ilişkin bilgiler
-
Üstlenilen işlevleri, sahip olunan riskleri ve kullanılan varlıkları içeren tüm
bilgiler,
-
İşlem konusu yıla ilişkin ürün fiyat listeleri,
-
İşlem konusu yıla ilişkin üretim maliyetleri,
-
İşlem konusu yıl içinde ilişkili ve ilişkisiz kişilerle yapılan işlemlerin
miktarı ile fatura, dekont ve benzeri belgeler,
-
İşlem konusu yıl içinde ilişkili kişilerle yapılan tüm sözleşme örnekleri,
-
İlişkili kişilere ait özet mali tablolar,
-
İlişkili kişiler arasındaki işlemlere uygulanan şirket içi fiyatlandırma
politikası,
-
İlişkili kişiler tarafından farklı muhasebe standartları ve yöntemleri
kullanılıyor ise bunlara ilişkin bilgi,
-
Gayri maddi varlıkların mülkiyetine ve alınan veya ödenen gayri maddi hak
bedellerine ilişkin bilgi,
-
Kullanılan transfer fiyatlandırması yönteminin seçilme nedeni ve uygulanmasına
ilişkin bilgi ve belgeler (iç ve/veya dış emsaller, karşılaştırılabilirlik
analizi),
-
Emsallere uygun fiyat ya da kâr marjının saptanmasında kullanılan hesaplamalar
ve yapılan varsayımlara ilişkin ayrıntılı bilgiler,
-
Belli bir emsal fiyat aralığı tespit edilmişse, bu aralığın tespitinde
kullanılan yöntem,
-
Emsal fiyatın tespit edilmesi için gerekli diğer belgeler.
İdare
gerekli gördüğü takdirde mükelleften ilave bilgi ve belge talebinde bulunabilir.
İlgili bilgi ve belgelerin yabancı dilde yazılmış olmaları halinde, bunların
Türkçe çevirilerinin de ibraz edilmesi zorunludur. (Dikkat edilecek
olursa, yabancı dildeki belgeler için “istenmesi halinde” değil,
Türkçe’ye tercümenin yapılmasının zorunlu olduğu açıklanmaktadır. Bu
konudaki önerimiz, elbette her bir yabancı belge için resmi tercüme masrafı
yapılması değil ama işletmenin yetkili birimi tarafından belge ekine
“detaylı” bir şekilde Türkçe açıklamaların yapılmasıdır.)
Burada
dikkat edilmesi gereken husus şudur; yıllık belgelendirmede istenen her
açıklama, aslında işlem bazında ilişkili kişilerle olan her türlü işlemde
istenebilecektir. Bir diğer söyleyişle, örneğin; büyük mükellefler vergi dairesi
başkanlığına kayıtlı olmayan bir mükellef, yurt içindeki ilişkili kişileri olan
işlemleri içinde aslında en az bu detayda çalışmalar yapmakla mükelleftir.
Unutulmamalıdır ki; yeni düzenlemeler ile getirilen uygulamada, top mükellefe
atılmıştır. Bir diğer söyleyişle, burada ilk adımı mükellef atacak ve ilişkili
kişilerle olan işlemlerinin emsaline uygun olduğunu, örtülü kazanç
dağıtımı/aktarımı yapılmadığını belgeleriyle, detaylı hesaplamaları ile ortaya
koyacaktır. Bu noktadan sonra, vergi inceleme elemanları eğer bu belgeleri,
hesaplamaları, kayıtları, dosyaları inceledikten sonra, emsal bedelin uygun
olmadığına kanaat getirirlerse bu durumda aksini ispat etmek vergi inceleme
elemanlarının yükümlülüğüdür. Tabii ki bundan sonrası da büyük ihtimalle uzun
süreçli bir yargı aşaması olacaktır….
Tekrar
edecek olursak; yıllık raporlama yapmak zorunda olmamak, yukarıda yer verilen
detaylı hesaplamaları, belgelemeleri yapmamak anlamına gelmemektedir. Diğer
bir söyleyişle; en azından satışa konu edilen malların ve hizmetlerin
maliyetleri detaylı bir şekilde muhasebe sistemi içinde raporlanabilmeli ve
yıllık olarak ürün fiyat listeleri oluşturulmalıdır. Ürün fiyat listelerinde
yer alan fiyatların nasıl hesaplandığının tespiti ise en önemli noktadır!
İlişkili kişilere bu fiyatlardan daha düşük veya daha yüksek bir fiyat ile satış
yapılırsa bunun nedenleri işlem bazında ilgili evrakın ekinde yer almalıdır.
Buradan ise şu sonuç çıkmaktadır; transfer fiyatlaması hükümleri işletmede
sadece muhasebe bölümünü değil, planlama, bütçe, yönetim, satış, pazarlama..v.d.
diğer ilgili tüm bölümleri ilgilendirmektedir. Dikkat edilecek olursa
konu fiyat belirlemesi aşamasında kilitlenmektedir. Takdir edilecektir
ki, satılan mal ve hizmetlerin fiyatları ise muhasebe tarafından değil,
satış-pazarlama, yönetim bölümleri tarafından belirlenmektedir. Muhasebe
sadece ilgili belgeleri belirli bir sistem dâhilinde kayıtlara almaktadır. Bu
durumda, işletmenin ilgili birimleri, ilişkili kişilere daha düşük
veya daha yüksek fiyat ile mal veya hizmet sattıkları takdirde (veya ilişkili
kişilerden mal veya hizmet alındığı zaman) bununla ilgili açıklayıcı bilgi ve
belgeleri muhasebe bölümüne ulaştırmakla mükellef olmalıdırlar. Şirket
içinde gerekirse yeni görev ve iş tanımları yapılmalı ve iç kontrol prosedürleri
oluşturulmalıdır.
Uygulamada
şu an için en büyük sorun ise, 2007 yılı işlemlerinde geriye dönük böylesine
detaylı bir belgeleme nasıl yapılacaktır? Teker teker ilişkili kişiler ile olan
işlemlerin yer aldığı her muhasebe kaydına, her bir faturaya dönerek eklerine
hesaplamalar mı yapılacaktır? Gözlemlerimiz, hemen herkesin rehavet içinde
olduğudur. Oysa gerekli düzenlemeler (çok geç olsa da)
yapılmış ve yayımlanmıştır. Konu çok ciddidir!
Ticari
hayatın bir gerçeği de şudur ki, basiretli bir tüccar, aldığı ve sattığı malın
veya hizmetin maliyetini, satış fiyatını, kâr marjını, uyguladığı fiyatların
sebeplerini…v.b. diğer bir çok hususu zaten detaylı olarak bilmektedir. Bu
bilgilerin birçoğu elbette “ticari sır” kapsamına da girmektedir. Ancak
bizim söylemek istediğimiz, aslında istenen tüm detaylı bilgiler firma
sorumluları tarafından bilinmektedir. Bu noktada yapılması gereken; muhasebe
birimi ile diğer birimlerin ve yönetimin koordineli bir şekilde çalışması ve
istenen bilgilerin yazıya dökülmesidir. Mükelleften istenen; ilişkili kişiye
menfaat sağlamadığını, incelemeyi yapan kişiyi ikna edecek şekilde
belgelemesidir.
Uygulamada
sıklıkla görülen, ilişkili firmalar arası faturalaşmalarda (masraf yansıtma,
komisyon..v.b.), fatura ekinde açıklayıcı belge ve bilgilerin olmayışıdır.
Sorulduğu zaman, bu hesaplamaların yapıldığı ve ispatlanabileceği
söylenmektedir. İşte getirilen yeni düzenlemelerle, bu soru gelmeden, mükellefin
daha işlem yapılırken, belge düzenlenirken gerekli ispatlayıcı belge ve
hesaplamaları hazırlaması ve işlem ekine koymasıdır.
Uygulamada
karşılaşılan bir diğer sıkıntılı durum ise; yurt dışından bilgi almadaki
zorluklardır. Özellikle yabancı sermayeli şirketlerde, yurt dışındaki ortak
veya ilişkili kişilerden gelen faturalara yönelik olarak detaylı bilgi almakta
zorlanılmaktadır. Bilindiği gibi, yabancı sermayeli şirketler bir şekilde
elde edilen kazancı en az vergi ödeyerek kendi ülkelerine veya başka bir yere
çekmek istemektedirler. Bunun için de işletmeye yurt dışından çeşitli
adlar altında faturalar gelmektedir.
Transfer fiyatlamasının belki de en önemli hedefi uluslar arası sermayeyi takip
etmek, yabancı sermayenin Türkiye’de oluşan kazancı haksız yere yurt dışına
çıkarmasını önlemektir diyebiliriz. Dikkat
edilirse, (1) seri no.lu transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
genel tebliğinin (10) numaralı bölümü “Gayrimaddi Haklar” başlığını, (11)
numaralı bölümü ise “Grup İçi Hizmetler” başlığı taşımaktadır. Buradan da
şu sonuca varılabilir ki; vergi incelemelerinde bu başlık altına giren işlemler
daha detaylı incelenecektir. Yukarıda da açıklandığı gibi, yurt dışında
ilişkili kişisi olan tüm firmalar “yıllık transfer fiyatlandırması” raporu
hazırlamak zorundadır. Ama şu da bir gerçek ki, tebliğde yer verilen evrak
ve bilgilerin tamamı yurt dışından temin edilebilecek midir? Bu konuda
şüpheliyiz…ancak, düzenlemeler ortadadır ve mükellefler bu düzenlemelere uymakla
mükelleftirler.
Gerek transfer fiyatlandırması konusundaki düzenlemeler, gerekse son zamanlarda
diğer vergi ve muhasebe alanında yapılan düzenlemeleri topluca dikkate alacak
olursak; işletmelerdeki muhasebe bilgi sistemi çok sağlam ve detaylı bir şekilde
kurulmalıdır. Yapılan işlemlerde ve bu işlemlere ait kayıtlarda,
sorulduğundan açıklamak, bilgi ve belge vermek değil, sorulmadan, daha işlemin
yapılması ve kayıtlanması aşamasından ispat edici gerekli bilgi ve belgelerin
hazırlanması mantığı kabul edilmelidir.
Şu anda
yapılması gerekenler ise; bir an önce ilişkili kişiler tespit edilmeli, bu
kişilerle yapılan işlemlere ait tüm faturalar ve kayıtlar elden geçirilmeli,
kurumlar vergisi beyannamesi eki form şimdiden hazırlanmalı, ilişkili kişilere
uygulanan fiyatlarda diğer ilişkisiz kişilere uygulanan fiyatlardan bir
farklılık varsa sebepleri şimdiden yazıya dökülmeli ve ilgili evrak ekine
konmalıdır. 2007 yılı belki de mecburen biraz götürü bir şekilde kapanmak
zorunda kalabilecektir, çünkü her şeyden önce Maliye’de burada iğneyi kendine
batırmalı ve yılın sonuna doğru (kanun maddesinin yürürlüğünden 11 ay sonra)
tebliğ çıkartması sebebiyle uygulayıcıları tereddüt içinde bıraktığını kabul
etmeli ve belki de 2007 yılı incelemelerini biraz daha toleranslı, anlayışlı
yapmalıdır. (Ancak bu mükelleflerin çalışma yapmayacakları anlamına
gelmemelidir.!) 2008 yılı ve sonrası için ise işletmelerin hiçbir savunması
bulunmamaktadır. İşletmeler bir an önce mali danışmanları ile ve tüm birimleri
ile koordineli bir şekilde çalışmalara başlamalı ve sistemlerini kurmalıdırlar.
Cezalar:
(1) seri
no.lu transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı genel tebliğinin
(8) numaralı “Cezalar” başlıklı bölümünde aşağıdaki açıklamalara yer
verilmektedir:
“Teşebbüs sahibi ve kurumların,
ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri
bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunarak
tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
yapmaları durumunda Vergi Usul Kanunu'nun cezalara ilişkin hükümleri
uygulanacaktır.
Bu Tebliğ ile İdare'ye ibraz etme
zorunluluğu getirilen bilgi ve belgeleri Tebliğde belirlenen sürelerde
vermeyenler hakkında da
Vergi Usul Kanunu'nun
cezalara ilişkin hükümlerinin
uygulanacağı tabiidir.”
VUK’nun
352’inci maddesinde (II). derece usulsüzlüklerden sayılan; “Vergi
beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve
muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere
ilişkin hükümlere uyulmamış olması” ve “Hesap veya muamelelerin doğruluk veya
açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz
edilmemesi” düzenlemeleri, mükelleflerin transfer fiyatlamasında ilişkin
“belgeleme ve raporlama” yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sebebiyle
uygulanacaktır. (01/01/2008’den itibaren sermaye şirketlerinde 46,00 YTL)
Ayrıca,
yine VUK’nun 352’inci maddesinde (I). derece usulsüzlüklerden sayılan,
“Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi
yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması”
düzenlemesi de, transfer fiyatlaması konusundaki genel tebliğ ile getirilen
yükümlülüklere “tam olarak uyulmaması” halinde uygulanabilecektir.
(01/01/2008’den itibaren sermaye şirketlerinde 80,00 YTL)
Aynı
şekilde, ilişkili kişilere transfer fiyatlaması yoluyla örtülü olarak aktarılan
ve şirketin vergiye tabi kazancını azaltan tespitler içinde, VUK’nun 341’inci
maddesinde; “..mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili
ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi
yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilememesini veya eksik tahakkuk
ettirilmesini ifade eder” şeklinde tanımlanan “Vergi Ziyaı”
gerçekleşmiş olacağından (mükellefin vergilendirme ile ilgili ödevlerinden
birisi de artık, ilişkili kişiye emsaline uygun bedel/fiyat üzerinden mal veya
hizmet satmak veya emsaline uygun bedel üzerinden mal veya hizmet almaktır),
aynı kanunun 344’üncü maddesinde; “341’inci maddede yazılı hallerde vergi
ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziya
uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir”
şeklinde açıklanan “Vergi Ziyaı Cezası” da uygulanacaktır.
Ayrıca,
VUK’nun mükerrer 355’inci maddesi uyarınca, VUK’nun 148 ve 256. maddelerine göre
defter, kayıt ve belgelerini ya da vergi inceleme memurunun isteyeceği bilgileri
ibraz etmeyenlere “Özel Usulsüzlük Cezası” uygulanacağı hükme
bağlanmıştır. (01/01/2008’den itibaren 1.490,00 YTL)
Tabii ki
yaptırımlardan birisi de, 5520 s.k.’nun 13. maddesinde açıklanan “düzeltme
işlemleri”dir. Yani örtülü olarak aktarılan kazancın kâr payı olarak kabul
edilmesi ve vergi tevkifatına tabi tutulması.