Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
MALİ TATİL DEMEK,
“TATİL” DEMEK DEĞİLDİR!...
Tarih:
27.06.2007
Çalışmamızı kaleme aldığımız tarih
itibariyle henüz taslak halinde olan (1) sıra numaralı Mali Tatil
Uygulaması Hakkında Genel Tebliğ Taslağı’nda; mali tatilin uygulanacağı
tarihler, mali tatil kapsamında olmayan süreler, mali tatil nedeniyle uzayan
beyan ve ödeme süreleri, mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler, mali tatil
süresince defter ve belgelerin ibrazı ve vergi incelemesine başlama, mali tatil
süresince bilgi isteme ve tebligat işlemleri, mali tatilin sona erdiği günü
izleyen yedi gün içinde biten kanuni ve idari süreler, beyanname verme süresi
mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi ve diğer hususlara
ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.
28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarih itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan
5604 sayılı Mali Tatil
İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun (1).’inci maddesinin (1) numaralı
fıkrasında, “Her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) mali
tatil uygulanır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî
tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar.” hükmü yer
almaktadır.
Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında
Kanun metni ve ilk açıklamalarımız, 30.03.2007 tarih ve 2007/37 numaralı
sirkülerimiz ise tarafınıza duyurulmuştu.
Söz konusu fıkra hükmüne göre mali
tatil, her yıl temmuz ayının birinci gününden (haziran ayının son gününün resmi
tatil olması halinde ise temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden)
başlayarak aynı ayın yirminci günü sona erecektir.
Buna göre mali tatilin ilk defa
uygulanacağı 2007 yılında, 30 Haziran 2007 günü resmi tatil olan Cumartesiye
rastladığından ve temmuz ayının ilk iş günü de 2 Temmuz 2007 olduğundan;
2007 yılında mali tatil, 3 Temmuz 2007 tarihinde başlayacak ve 20 Temmuz 2007
tarihine kadar (bu tarih dahil) devam edecektir.
Kanunun (1).’nci maddesinin (2/a)
bendine göre, beyanname verme süresinin son günü mali tatil süresi içerisinde
kalan
(banka ve sigorta muameleleri
vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi, her ayın 15’inde beyan
edilen özel tüketim vergisi gibi) vergi, resim ve harçlara ilişkin
beyannamelerin verilme süreleri, mali tatilin son gününü izleyen tarihten
itibaren yedi gün uzayacaktır.
Buna göre 2007 yılı için, mali tatil
3 Temmuz 2007 tarihinde başlayıp 20 Temmuz 2007 tarihinde sona ereceğinden, söz
konusu beyannamelerin verilme sürelerinin son günü 27 Temmuz 2007 - Cuma tarihi
olacaktır.
Diğer taraftan, mükelleflerin mali
tatil süresinin sonunu beklemeden beyannamelerini vermeleri de mümkündür.
Haziran 2007 dönemine ait olup
beyanname verme süreleri açısından son günleri mali tatil süresi içine denk
gelmeyen ve en son 23 temmuz 2007 - pazartesi günü verilecek aylık muhtasar
beyanname, 24 temmuz 2007 - salı günü verilecek KDV beyannamesi, sürekli
mükellefiyette 23 temmuz 2007 – salı günü verilecek damga vergisi beyannamesi
açısından beyan süreleri 27 temmuz 2007 – Cuma gününe uzamıştır. Aynı
zamanda bu vergilerin ödeme süreleri de Kanunun (1).’nci maddesinin (8)
numaralı fıkrasına göre ve genel tebliğ taslağının (9) numaralı bölümünde de
açıklandığı üzere 30 temmuz – pazartesi tarihine adar uzamış sayılacaktır.
31 temmuz 2007 - salı günü verilecek SSK bildirgeleri açısından ise herhangi bir
süre uzaması söz konusu değildir.
5604 sayılı Mali Tatil Kanunun (1).’nci
maddesinin (8) numaralı fıkrasına göre, beyana dayanan ve beyanname verme süresi
mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay - temmuz -
içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden
itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır.
Mali Tatil Kanunu ile sadece beyana
dayalı tarhiyatta beyanname verme süreleri değil,
- İkmalen, re’sen veya idarece
yapılan tarhiyatta, vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile
vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi,
- Tarh edilen vergilere ve/veya
kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden
yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler ve,
- Devamlı bilgi verme hükümleri
kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin süreler de, 2007
yılında 27 temmuz 2007 Cuma gününe kadar uzamaktadır.
Mali Tatil Kanunu ile süresi
uzatılan işlemler haricinde, bazı işlemler açısından sürelerin
işlemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu işlemler;
- Muhasebe kayıt süreleri
- Bildirme süreleri
- Dava açma süreleri
Mali tatil süresince mükelleflerin
iş yerlerinde incelemeye başlanmayacak ve inceleme amacıyla defter, kayıt ve
belgelerin ibrazı istenmeyecektir. Mali tatil süresinden önce başlanılmış olan
bir incelemeye bu süreden önce ibraz edilen defter-belge üzerinde devam
edilebilecek; ancak, bu süre zarfında mükelleften ilave defter, belge ve bilgi
talep edilemeyecek, mükellef veya vergi sorumlusu, inceleme sonucunda yapılacak
tespitlerin yer aldığı tutanağı imzalamaya davet edilemeyecektir.
Vergi/ceza ihbarnameleri mali tatil
süresi içinde mükellefler ile vergi ve ceza sorumlularına bildirilmeyecek; tatil
süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde ise süre mali tatil süresince
işlemeyecektir.
İkmalen, re'sen veya idarece
yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin kendilerine tanınan yasal
haklardan (dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme) herhangi birini
kullanma süresi bu tarhiyatlara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün olup, tebligatın mali tatil süresi içinde yapılması
halinde süre, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Mali tatilin sona erdiği günü
izleyen yedi gün içinde biten kanuni ve idari süreler, tatilin son gününü
izleyen tarihten itibaren yedinci günün mesai saati bitiminde sona erecektir.
Gümrük idareleri, il özel
idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve
harçlarla ilgili olarak mali tatil uygulanmaz.
Yukarıda yer verilen
açıklamalardan da görüleceği üzere, mali tatil, meslek mensuplarının tâbiri câiz
ise “kalem oynatmayacağı” bir dönem değildir. Sonuçta, işletmeler yaşayan
organizmalardır. Bu yaşayan organizmanın en önemli fonksiyonlarından birisi
olan, “işletmenin dili” olarak adlandırılan muhasebe departmanındaki
çalışanların ya da işletmenin muhasebesel işlemlerinin kaydını işletme dışından
takip eden muhasebecisinin ve mali işlemlerini takip eden mali müşavirinin,
temmuz ayında (20) gün boyunca “mutlak” olarak çalışmayacakları, tatile
gidecekleri anlamına gelmemektedir, Mali Tatil Kanunu.
Mali Tatil Kanunu metninden,
işletmelerin bünyesinde bağımlı olarak çalışan meslek mensuplarının “mutlak”
olarak izinli olacakları, tatile çıkmaları gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır.
Yıllık ücretli izin kullanımı açısından esas olan, 4857 sayılı İş Kanunu ve bu
Kanuna bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklerdir. Mali Tatil Kanunu’nda yer
verilen süreler içerisinde elbette meslek mensuplarının izin kullanmaları
mümkündür. Ancak bu izin kullanımları elbette 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında
değerlendirilecektir.
Mali Tatil Kanunu, esas
itibariyle klasik anlamda bir tatil değil, bazı vergi yükümlülüklerinin yerine
getirilmesi ile ilgili süreleri uzatan, yine bazı hakların kullanılması ile
ilgili süreleri durduran bir Kanundur.
Ayrıca, özellikle muhasebe
kayıt sürelerinin mali tatil süresinde işlemeyeceği hükmü, yani 03 -20 temmuz
süreleri arasında muhasebe kaydı yapılmayabileceği, VUK Madde 219’da yer alan 10
gün ve 45 günlük sürelerin mali tatil süresi kadar uzayacağı hükmü dikkate
alınırsa, buradan şu sonuç çıkarılabilir: 03 temmuz tarihli bir evrakın muhasebe
programına işlenmesi için 30 temmuz tarihine kadar vakit vardır. Düşünün ki,
ortalama iş yüküne sahip bir muhasebeci (ister büroda ister bir şirkette)
muhasebe kayıtlarını 20-25 gün boyunca etelesin. Bu biriken iş yığınının
altından nasıl kalkacaktır? Mali tatil sonunda hem geriye dönük 20 küsur günlük
işlemi bir an önce günü gününe yetiştirmek zorunda kalacak ve hem de bir yandan
günlük işlemleri aksatmadan sürdürecektir. Gayet iyi biliriz ki, eğer arkamızda
sağlam bir kadro yoksa, biz yokken işleri asgari düzeyde dahi olsa yürütecek
yardımcılarımız yoksa, bırakın mali tatili bir haftalık normal bir tatilden
dönüldükten sonra bile kendimizi toparlamamız (akşam ve hafta sonu fazla
mesaileri ile) tatilde biriktirdiğimiz bütün enerjiyi silip süpürmektedir.
Cennet tatilimiz sonrası cehennem mekanı bir iş yığını altında kalınmaktadır!...
Buradan tabii şu sonuçta çıkarılmalıdır. Meslek mensupları (SM, SMMM,YMM) ya
da şirketlerin muhasebe yöneticileri, rahat rahat tatil yapmak istiyorlarsa,
kendileri yokken işleri idare edecek, nitelikli bir kadro kurmak, eğitmek ve
yetki ve görev devri yapmak zorundadırlar. Yoksa, bize tatil haram!...