YAZARLARIMIZ
Prof.Dr. Ersan Öz
PAÜ İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi
http://www.ersanoz.com
ersanoz@pau.edu.tr



Vergide Olanlar ve Olması Gerekenler ..

60. Hükümet zamanında şu ana kadar, kamunun en dinamik alanlarının başında gelen vergilendirme sahasında çeşitli yenilikler, değişiklikler yapılmış ve bir kısmı da tasarı aşamasında kalmıştır. Anılan düzenlemelerin bazıları olumlu bazıları da olumsuz eleştiriler almıştır. Bu da gayet doğaldır. Sıklıkla olumsuz siyasi ve ekonomik konjonktürlere maruz kalan Türkiye’de, sözkonusu dönemlerin ivedilikle atlatılması, hem siyasi hem de ekonomik istikrara çok fazla ihtiyacı olan ülkemize önemli pozitif katkılar sağlayacak, vergilendirme sahası da bundan nasibini alacaktır.

Peki vergilendirme alanında şu ana kadar yapılmış, çeşitli eleştiriler almakla birlikte olumlu kabul edilebilecek değişiklikler ve yenilikler nelerdir? Yani Vergide Olanlar ..

i.                   Vergi idaresi yeniden yapılandırılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı ve alt birimleriyle çalışmaya devam etmektedir,

ii.                 Yeniden yapılandırılan vergi idaresi, teknoloji çağıyla yarışırcasına gelişmelere ayak uydurmaktadır. Örneğin, şu an itibariyle beyannamelerin %90’ı aşan kısmı elektronik ortamda gönderilebilmekte ve vergiler de oturduğunuz yerden EFT (elektronik fon transferi) yoluyla ödenebilmektedir,

iii.               Kurumlar vergisi kanunu sadeleştirilerek yeniden yazılmış ve kurumlar vergisi oranı neredeyse dünyadaki en düşük oranlar seviyesine çekilmiş ve %20’ye indirilerek, kurumlar vergisi mükellefleri üzerindeki vergi yükü neredeyse yarı yarıya düşürülmüştür,

iv.               Gelir Vergisi Kanunu da sadeleştirilerek yeniden yazılmaktadır. Yakın zamanda yeni haliyle yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Fakat yeni kanun yürürlüğe girmeden önce, gelir vergisi tarifesindeki dilim sayısı azaltılmış, en alt ve en üst dilimlere uygulanan oranlar 5’er puan düşürülmüştür. Bu, vergi yükünün azaltılması anlamında önemli bir adım olmakla birlikte, ücretlilere uygulanan ilave 5 puanlık indirimin kaldırılmış olması yerinde bir karar değildir. Çünkü emek gelirleri, sermaye gelirlerine göre daha hafif vergilendirilmek durumundadır,

v.                 Ücretlileri daha imtiyazlı vergilendirme anlamında her ne kadar “Asgari Geçim İndirimi Uygulaması” olumlu bir adım olsa da, alternatif olarak gelir vergisi tarifesinde ücretlileri %10’dan başlayıp, %30’a kadar devam eden artan oranlı tarifeye tabi tutmak ve avantajlı kılmak, vergilendirmenin doğasına da uygun olacaktır,

vi.               Tekstil, sağlık, eğitim, turizm ve gıda sektörlerinde KDV oranının %18’den %8’e indirilmesi, bu sektörlere canlılık getirerek teşvik etmiştir,

vii.             5084 sayılı kanunla fert başına geliri 1500 Dolar’ın altında olan illere; Gelir Vergisi stopajı teşviki, sigorta primi işveren payı teşviki, yatırım yeri tahsisi ve enerji desteği gibi teşvikler sağlanmıştır (Fakat milli gelirde yapılan düzeltme, sözkonusu illerin fert başına gelirini 1500 Dolar üzerine rakamsal anlamda çıkarınca, yeni bir tartışma başlamıştır. Acaba artık bu iller teşvik kapsamından çıkarılacakmıdır?),

viii.           Teknoloji geliştirme bölgelerinde yatırım yapılması, bu bölgelerden elde edilen gelirlere istisna getirilerek teşvik edilmiştir,

ix.                       Gecikme zam ve faizi oranı %2.5’e indirilmiştir,

x.                 1983’ten beri uygulanan yeniden değerleme oranı uygulamasında en düşük oran 2007’de %7.2 olarak açıklanmıştır (en yüksek yeniden değerleme oranı 2001’de %107.6 olarak açıklanmıştı).

xi.               Özel harcama indirimi uygulaması kaldırılarak, sistem bu yönde basitleştirilmeye çalışılmış fakat vatandaşlar bunu “fiş alma kalktı” olarak algılamışlardır. Vatandaşa fiş alma bilinci yerleştirilene kadar özel çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Vergide Olması Gerekenler..

i.                   Birçok dünya ülkesi, asgari yaşam standardını idame ettirebilecek kadar bireysel geliri vergiye tabi tutmamakta ve buna da “en az geçim indirimi” denilmektedir. Türkiye’de de er ya da geç bu uygulamaya geçilmelidir. Yani özetle asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır,

ii.                 Mükellef vergisini geç ödediğinde, hemen ertesi günden gecikme zammı hesaplamaya başlayan idare, mükelleften fazla tahsilat yaptığında 3 ay beklemekte ve sonrasında tecil faizi oranında gecikme faiziyle geri ödemede bulunmaktadır. Bunun değiştirilerek mükellefin dezavantajlı durumunun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Çünkü hem bekleme süresi kaldırılmalıdır, hem de tecil faizi oranı %2 iken, gecikme zammı oranı %2.5’tir,

iii.               Özel tüketim vergisi uygulamasında, örneğin ÖTV’ye tabi bir mal aldığınızda önce ÖTV hesaplanmakta, sonra, ÖTV’li matrah üzerinden bir de KDV hesaplanmaktadır. Vergi üzerinden vergi alınmaktadır. Bu durum vergi piramitleşmesine yol açtığından, düzeltilmesi şarttır,

iv.               Vergi uyuşmazlıklarının, yargıya intikal etmeden idari aşamada çözümlenmesi ideal bir durumdur. Fakat en fazla başvurulan idari çözüm yolu olan “uzlaşma”nın rahatsız edici bazı tarafları bulunmaktadır. Örneğin vergi ve cezada, komisyonları ne kadar, hangi oranda uzlaşacakları net olarak uzlaşma yönetmeliğine girmeli, uzlaşma talep eden mükellefin teminat göstermesi zorunlu tutulmalı ve gerektiğinde kullanılmak üzere 500 Bin YTL ve üzeri uzlaşmalar kamera kaydına alınmalıdır (gerektiğinde kullanılması, örneğin yargı konusu olduğunda, vergi mahremiyetini ihlal sayılmayacaktır),

v.                 Yıllardır %2-3’lerde seyreden vergi denetimi oranının neden artırılamadığı üzerinde ciddi anlamda kafa yorulmalı ve çözümler üretilmelidir,

vi.               Kurumlar vergisi kanununda “..vergi cenneti ülkelere yönelik yapılacak ödemelerden %30 vergi kesintisi yapılacağı” öngörülmekle beraber, vergi cenneti ülkelerin hangi ülkeler olduğu, kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana 2 yılı geçmesine rağmen halen açıklanmamıştır,

vii.             Cumhuriyet tarihi boyunca 20 adet vergi affı kanunu yürürlüğe girmiştir, artık girmemelidir. Vergi mevzuatımız palyatif çözümler üreten binlerle ifade edilecek değişikliklere maruz kalmaktadır. Sık değişiklikler yerine, kalıcı ve istikrar getiren düzenlemeler yapılmalıdır,

viii.           Gayrimenkul sermaye iratları olarak anılan kira gelirleri doğru olarak beyan edilmemektedir. Dolayısıyla bu alanda hatrı sayılır derecede vergi kaçağı yaşanmaktadır. Acilen çözüm üretilmesi gereken sahalardan biridir.

Vergide olması gerekenler pek tabii ki yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. İdarenin de olması gerekenlerin aslında farkında olduğunu, anılan düzenlemeleri gerçekleştirme adına uygun bir konjonktür beklediğini düşünmek objektif bilimsel düşüncenin ve vatandaşlığın görevidir. Fakat aksini düşündüğümüzde, yani burada sayılan veya sayılmayan düzenlemeler gözden kaçırılır ve hayata geçirilmezse, idarenin vergilendirmede istikrar ve güven söylemleri maalesef havada kalacak demektir.

VERGİNİZİ ÖDEMENİZİN SİZİ AMA ÖDEMEMENİZİN TÜM TÜRKİYEYİ ETKİLEYECEĞİNİ UNUTMAYINIZ.


 

01.04.2008

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> Uygulamalı Enflasyon Muhasebesi (171 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.


GÜNDEM