Cevdet AKÇAKOCA
Yeminli Mali Müşavir
cevdet@cevdetakcakoca.com
İFLAS
ERTELENMESİNDE ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI AYRILIR MI?
Tarih:
30.01.2010
Dünya ekonomik krizi
ile birlikte, ülkemizde uzun zamandır hemen hemen hiç
tatbik edilmeyen “iflas ertelenmesi” müessesesi artan
bir şekilde tatbik edilmeye başladı.
İflas ertelenmesi müessesesi TTK içinde bahsi geçen
fakat çok az tatbik edilen bir müessese idi. İcra İflas
Kanununa eklenen maddelerle müessese işler hale geldi,
bu da yetmedi, 5092 sayılı kanunla iflas ertelenmesi
süresi (1+1) iki yıldan (1+4) beş yıla çıkarıldı.
Yargıtaya göre, iflas ertelenmesi, borca batıklık
durumunda olan bir sermaye şirketi veya kooperatifin
durumunun iyileştirilmesinin mümkün olması halinde
iflası önleyen bir kurumdur.
İflasın ertelenmesi, belirli şartlarla, mesela kayyım
tayini ve hakim kararı ile, şirketin konkordatoya veya
iflasa gitmesini önler, bir erteleme süresi verilir, bu
süre içinde şirket borçlarını öder ve böylece gerek
şirketin ve gerekse alacaklıların mağdur olması önlenir.
Bu tariflere göre iflas ertelenmesinin iyi bir müessese
olduğu ekonomiye yararlı olduğu kanaatine ulaşabiliriz
gibi geliyor. Ama; maalesef gerek ekonomik şartlar ve
gerekse birbirine bağlı borç ve alacak ilişkileri; kazın
ayağının öyle olmadığını bize gösteriyor. Bugün
itibariyle iflas ertelenmesi müessesesi, alacaklıların
aleyhine çalışan, zincirleme piyasayı kilitleyen bir
müessese haline gelmiştir. (Tabii bu benim kanaatim)
Hatta, bana göre son birkaç yıllık iflas ertelenmesi
uygulaması bu müessesenin faydalı değil zararlı olduğunu
gösterdi. Şirketler ve ticari ilişkiler birbirine
bağlıdır.
Ekonomik sistemdeki bir aksama, zincirleme reaksiyona
sebep olur. Siz iflas ertelenmesi kararı ile borç
ödemeyi ertelediğinizde, tahsilat yapamayan şirketler de
zincirleme reaksiyonla borçlarını ödeyemeyecek duruma
düşecek ve piyasada krize sebep olacaktır.
Bunu bir dereceye kadar önleyecek bir müessese ne
olabilir? Sonuç olarak iflas ertelenmesi kararını
devletin yargısı vermektedir. Öyle ise ertelenen tutarın
da V.U.K. 323. maddesine göre şüpheli alacak
kaydedilmesi ve vergisinin de alınmaması kararının
verilmesi gerekir diye düşünüyorum. Böyle bir karar ve
uygulama, şirketleri bir nebze olsun rahatlatacaktır.
Hiç olmazsa şirketler fazladan vergi vermek zorunda
kalmayacaklardır.
İflas ertelenmesi kararı ile borçlarını ödeyemeyen
şirketin alacaklıları bu alacaklarını şüpheli alacak
kaydedip gider yazabilmeli ve bu tutarın vergisini
ödememelidirler.
Vergi Usul Kanununun 323. maddesine göre “dava ve icra
safhasındaki alacaklar” şüpheli alacak sayılır ve
bunlara karşılık ayrılarak gider yazılır, sonradan
tahsil edilen tutarlar ise kar zarar hesabına intikal
ettirilir.
İflas ertelenmesi halinde, borçlu aleyhine devletin
alacakları dahil olmak üzere hiçbir takibat
yapılamamakta ve önceden başlamış olan takipler de
durdurulmaktadır.
Bu hükme göz önüne aldığımızda iflas ertelenmesi kararı
alındığında takip yapılamayacağından dolayı “karşılık
ayrılamaz” gibi bir kanıya varılabilir.
Ancak; iflas ertelenmesinde şüpheli alacak karşılığı
ayrılamaz hükmü münakaşa edilebilir bir konudur. İflas
ertelenmesi, neticede bir iflas ertelenmesi davası
sonucunda olmaktadır.
Yani Vergi Usul Kanunu 323 üncü maddedeki dava safhası
gerçekleşmiş olmaktadır. Firma, borçları ve alacakları,
karar alınırken gerek bilançoda ve gerekse de mahkemede
kayıtlıdır. Bana göre V.U.K. 323. madde hükmü yerine
gelmiş sayılır.
Nitekim, hemen hemen aynı düşüncelerle İstanbul Büyük
Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının vermiş olduğu
23.07.2009 tarih ve 25281 sayılı özelgesinde;
Gerek alacaklı olduğunuz şirket hakkında “iflasın
ertelenmesi” kararının verilmesi ile iflasa ilişkin
şartların varlığının tamamen ortadan kalktığından söz
edilemeyecek olması, gerekse iflası ertelenen borçlu
şirketin takibi İcra ve İflas Kanunu hükmü uyarınca
engellendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde
iflası ertelenen şirketten tahsil edilemeyen ve Kanunen
takibine de imkan olmayan alacaklarınız için mahkemece
iflasın ertelenmesine ilişkin kararın verildiği hesap
döneminde şüpheli alacak karşılığı ayırmanız mümkün
bulunmaktadır denilmiştir.
Yine Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı da bir özelgesinde
(14/01/2010-122) “iflasın ertelenmesi” kararının
verilmesi ile iflasa ilişkin şartların varlığının
tamamen ortadan kalktığından söz edilemeyecektir. Bu
durumda icra ve iflas kanunu uyarınca borçlunun takibi
engellendiğinden şüpheli alacak karşılığı ayrılması
mümkün bulunmaktadır. Karşılık, mahkemece iflasın
ertelenmesine ilişkin kararın verildiği hesap döneminde
ayrılmalıdır. Şeklinde yanıt vermiştir.
Bu özelgeler sadece
a) İflas ertelenmesi kararı verilen şirket için
geçerlidir.
b) İflas ertelenmesi kararının verildiği dönemde
karşılık ayrılabileceğini belirtmektedir.
c) Bu özelgeye rağmen herhangi bir denetim elemanı
özelge konusu şüpheli alacak karşılığı ayrılmasını kabul
etmeyebilir.
İşletmelerin; iflas ertelenmesi kararı aldıran firmalar
sebebiyle mağdur olmaması için her şeye rağmen bulunduğu
ilin Vergi Dairesi Başkanlıklarına müracaat ederek
karşılık ayırabileceğine dair özelge almalarını,
özelgenin denetim elemanlarınca kabul edilmemesi halinde
ise mahkemeye müracaat edebileceklerini belirtmek
isterim.
Devletin bir adım daha atarak ve borca batıklık halinin
tesbiti ile borç ödeme planlarının çok daha ciddi
şekilde hazırlanması şartıyla iflas ertelenmesi
kararlarının verilmesini sağlaması, ayrıca bu tip
alacakların şüpheli alacak sayılması ile ilgili tebliğ
çıkarması, piyasanın zincirleme çökmesini önleyecektir.
Bu yazımın konusu olan iflas ertelenmesi halinde şüpheli
alacaklar karşılığı ayrılabilmesi hakkındaki görüşler
benim görüşlerimdir. Özellikle tekrar belirtmek
istiyorum. Şüpheli alacak karşılığı ayrılabileceğine
dair kesin bir yasa maddesi ve kesin bir yargı kararı
yoktur. 2009 yılı son dönemi ile 2010 yılı içinde
verilmeye başlanan Vergi Dairesi Başkanlığı özelgeleri
vardır ve bunlar sadece verilen şirketler için vergi
ziyaı cezası uygulanmasını önleyen uygulamalardır. Yoksa
herhangi bir denetim elemanının bu özelgeleri kabul
etmemesi halinde , alınmayan vergiler , gecikme zamları
ile birlikte alınacaktır. Ancak, yargıda kazanılması
halinde ödenen vergiler geri alınabilecektir.
Okurların, iflas ertelenmesi halinde şüpheli alacak
karşılığı ayırmak konusunda çok dikkatli olmasını
tavsiye ederim.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır.)