RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Üyelik | Tavsiye Et | Reklam | Bize Ulaşın    


Sosyal Güvenlik Müşaviri Ahmet Ağar
Devamlı İşyeri İşçileri İle Yapılan İhaleli İşlere Ait İlişiksizlik Belgesi Almak İçin Yapılan Düzenlemeler
(29.07.2010)
Ba Bs Formu E-Kitabı 2010

MUHASEBECİLERE VE MALİ MÜŞAVİRLERE ÖZEL İNTERNET SİTE TASARIMLARIMIZ İÇİN TIKLAYINIZ



EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Asgari Ücret 2010
Ba Bs Formu 2010
Basından Yazılar
Beyanname Düzenleme Rehberi 2010
Dönem Sonu İşlemleri
    2010
E-Kitaplar
İstirahatli / Raporlu İşçinin Bildirimi
Fazla Mesai Ücreti Hesaplama
Geçici Vergi
MTV 2010
Pratik Bilgiler 2010
Son Değişiklikler 2010
Soru-Cevap
Tek Düzen Hesap
    Planı
Vergi Takvimi 2010
Videolu Soru-Cevap
    (Yeni)
Yazarlarımız

 SON YAZILAR
  Erkek İşçiye Doğum İzni Var Mı?

  SORU: BSMV Mükellefi bir şirketin sabit kıymet satması halinde KDV beyan edilecek midir?

  “Zorunlu Meslek Sigortası” yaptırmayan hekimlere 5 bin TL ceza uygulanacak

  Vergide elektronik tebliğ dönemi başlayacak

  TORBA YASADAN ÇIKANLAR

  Devamlı İşyeri İşçileri İle Yapılan İhaleli İşlere Ait İlişiksizlik Belgesi Almak İçin Yapılan Düzenlemeler

  SORU: Gayrimenkulü takas şeklinde satmamız halinde KVK' daki...

  Yüksek ücretliye iade piyangosu

  Verginin yasallığı ilkesi ve belediye vergileri

  Ayakta yolcu, 25 bin istihdam!

  Çalışmaya Devam Eder ve Askerliği Borçlanırsam Aylığım Ne Kadar Artar?

  İhraç Kayıtlı Mal Teslimi Halinde Özellik Arzeden Konular

  Ücretlilere 2.100 TL iade var mı, yok mu

  SORU: İhracattan kaynaklanan KDV iadesi için alış ve satış faturalarının...


BASINDAN YAZILAR
Ücretlilerin vergilendirilmesinin esasları / Bumin Doğrusöz


11.01.2010
5479 sayılı yasanın 1. maddesiyle Gelir Vergisi Yasası'nın 103. maddesinde yer alan Gelir Vergisi tarifesi değiştirilerek ücretlilerde yüzde 15-20-25-30-35, diğer Gelir Vergisi yükümlülerinde yüzde 20-25-30-35-40 olarak uygulanan ikili tarife, dört oranlı tek tarife haline getirilmiş, Gelir Vergisi'ne tabi tüm gelirlerin, yüzde 15-20-27-35 arasında değişen oranlara göre vergilendirileceği öngörülmüş, diğer gelir unsurlarıyla birlikte ücret gelirleri de dilim oranları ve tutarları değişen yeni tarifeye tabi tutulmuştu. Söz konusu yasa ile getirilen yeni tarifede Gelir Vergisi'ne tabi gelirlerden, 40.000 liradan fazlasının yüzde 35 oranında vergilendirileceği belirtilmişti.
8 Ocak 2009 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan E. 2006/95 K. 2009/144 sayı ve 15.10.2009 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesi, 5479 sayılı kanunun 1. maddesiyle değiştirilen Gelir Vergisi Kanunu'nun 103. maddesinde yer alan "40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si için 9190 YTL" ifadesinden sonra gelen "...fazlası yüzde 35 oranında..." ibaresinin, "ücret gelirleri" yönünden anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.
Aslında bu kararın sonucunun 15 Ekim'de açıklanmış olması dolayısıyla bir sürpriz etkisi yaratmadı. Ancak yayımlanan kararın, yayımını izleyen 6. ayın sonunda yürürlüğe girecek olmasına karşın -daha önce yazdığım gerekçelerle- bu konuda ihtirazi kayda dayanarak açılmış ve açılacak pek çok davayı hemen etkileyeceği açıktır. Bu nedenle biz de dava açmış veya açacak olanların dilekçelerine katkı olması amacıyla Anayasa Mahkemesi'nin oybirliği ile verdiği bu kararın gerekçesini aşağıda özetleyelim istedik. Bu karar bundan sonra yapılacak düzenlemelere de ışık tutacağından, ileriye dönük ayrı bir önem de taşımaktadır.
"Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla anayasanın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılar. Hukuk devletinde, vergilendirmenin temel ilkelerinin gözetilmesi, vergilendirmeye ilişkin yasalarda bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk güvenliğinin sağlanması gerekir.
Anayasanın 73. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise ‘Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır' denilmiştir.
Verginin mali güce göre alınması ve genelliği ilkeleriyle vergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Mali güç, ödeme gücünün kaynağı, dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Yasa koyucunun vergilendirmede, kişilerin sahip olduğu ekonomik değer ile mali güçlerini göz önünde bulundurması gerekir. Mali güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olup, mali gücü fazla olanın mali gücü az olana göre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi ise mali gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergi alınması esasına dayanır. Vergi tekniği, vergi adaletini yansıtmadıkça, maliye politikasının sosyal amacını gerçekleştiremez. Mali güce göre vergilendirme, sosyal devletin vergi adaleti ile ilgili bir ilkesidir.
Dava konusu kuralın da yer aldığı yeni Gelir Vergisi tarifesi ile önceki tarife karşılaştırıldığında, yeni tarifenin ilk üç dilimine giren ücretlinin vergi tutarı önceki tarifeye göre daha düşük iken, yüzde+35 vergi oranlı dördüncü dilimine giren ücretlinin vergi tutarının öncekine göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Karşılaştırma, ücretliler ile ücret dışı gelir elde eden diğer yükümlüler arasında yapıldığında, bu dilimde ücretlilerin üzerindeki yükün diğer Gelir Vergisi yükümlülerine göre yükseldiği, yeni tarife ile ücretlilerin vergi yükü artırılırken diğer Gelir Vergisi yükümlülerinin yükünün azaldığı ortaya çıkmaktadır. Yeni tarifenin dördüncü dilimine giren ve aynı geliri elde eden yükümlülerin vergi yükü, ücret dışı gelir sahiplerinin lehine değişirken ücretlinin aleyhine değişmiş ve mali güce göre vergilendirme ilkesine aykırı olarak ağırlaştırılmıştır. Ücret geliri elde edenlerin mali gücü ile gelirin niteliği ve kişisel durum arasında bağlantı kurulmamıştır. Yasa koyucu vergi oranlarını belirlerken ücret geliri elde eden yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumunu göz önüne alacak bir sistem getirmemiştir.
Oran, verginin asli unsurlarından olup mali gücü etkileyen en önemli ölçütlerden biridir. Vergi oranı ile vergiye tabi gelirin niteliği arasında doğrudan bağlantı vardır. Vergilendirmede farklı nitelikteki gelirlerin ayrı vergilendirme yöntem ve oranlarına tabi tutulması, vergi adaletinin sağlanması için gereklidir.
Yasa koyucu vergilendirme yetkisini kullanırken anayasal kurallara uymak zorundadır. Ücret gelirlerinin diğer gelir unsurlarına göre salt emeğe dayalı olarak elde edilen gelir niteliğinde olması ve vergi baskısının yüksekliği nedeniyle özellikle bu geliri elde edenlerin ekonomik durumları ile vergi oranları arasında doğrudan bir bağlantının kurulmaması ve ücretlilerden vergi alınırken mali gücün göz ardı edilmesi düşünülemez.
Anayasanın 73. maddesindeki 'mali güç' ilkesi ile 55. maddesindeki 'adaletli bir ücret elde etme' ilkesi bir arada değerlendirildiğinde, ücret gelirlerinin ücret dışında elde edilen gelirler ile aynı oranda vergiye tabi tutulması ve hiçbir önlem alınmadan ücrette azalmaya neden olacak şekilde yükseltilmesi, 'adalet' ilkesini de zedeler."

Kaynak: Referans Gazetesi

   

















 
 



 
KAPAT

100.000 'i Aşkın Üye Sayısı İle Türkiye'nin 1 NUMARASI

Güncel Yazıları, Mevzuatları, E-Kitapları, Programları
e-bülten ile takip etmek için e-posta adresinizi kaydediniz!