BASINDAN YAZILAR
Yurtdışı Borçlanmasında Genelge Depremi / Şevket Tezel | Muhasebe TR

Yurtdışı Borçlanmasında Genelge Depremi / Şevket Tezel

Yurtdışı borçlanması yurtdışında çalışan vatandaşlarımız için önemli bir hak. Para ödeme yoluyla çalışmış sayılmayı ve bu tür yolla prim ödeme karşılığı emsali yurt içinde çalışanların tabi olduğu kurallarla emekli olmayı da içeren bu hak yurtdışındaki vatandaşlarımızı ülkeye bağlayan unsurlardan biri durumunda.

Bahse konu hakkın kullanımında SGK’nın yasal yükümlülüklere uymaması sonucu oluşan ihtilaflar oluşuyor ve bu ihtilaflar yargı yoluyla çözülüyordu. Açık haksızlığı hukuk önünde defalarca tescillenen bu duruma 6552 sayılı Kanunla büyük ölçüde çözüm getirilmiş ve sözleşmeli ülkelerdeki çalışmanın sigortalılık başlangıcı sayılması ve mavi kartlı eski vatandaşların borçlanma başvuru tarihlerinde Türk vatandaşı olma zorunluluğunu kaldırmıştı.

Bu sürecin tersine olarak SGK 19.07.2018 tarihli 2018/27 sayılı Genelgesi ile son zamanlarda bu konuda attığı adımların tam tersini atarak yurtdışı borçlanması işlemlerinde önemli ve çoğu birey için olumsuz değişiklikler getirmiş bulunuyor.

Getirilen değişikliklere bakılınca bu tür suni ihtilaflardan bıkan Yargıtay’ın geçmiş yıllardaki önerisini dikkate alarak belli bir süre verip yurtdışı borçlanmasını kaldırılsa daha yerinde olacak diyesi geliyor insanın. Çünkü bu önlemler adeta süründürücü nitelikte bulunuyor.

Şimdi gelelim 19.07.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren bu değişikliklerin önemlilerine…

Ev Kadınlarının 1992 Öncesi İkamet Borçlanmaları

Yerel makam veya Konsolosluktan ikametgâh alınmaması halinde uygulanabilen yurtdışına çıkış ve yurda giriş tarihlerinin, fotoğraf ve künye bilgilerinin bulunduğu pasaport sayfalarının fotokopisi ya da emniyet müdürlüklerinden alınacak yurda giriş-çıkış çizelgesi ile ev kadınlığı borçlanması yapılamayacak.

Konsoloslukların düzenlediği çalışma belgesiyle borçlanma yapanların bu çalışmaları çakışma kontrolü amacıyla Emniyet yurda giriş-çıkış belgesi istenecek.

01.01.1992 tarihinden önce yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerini ikamet belgesiyle borçlanmak isteyenlerden pasaport ibraz edemeyenlerin borçlanması kabul edilmeyecek. Bu çok garip bir durum, çünkü yurda giriş-çıkış tarihlerinin kontörlü Emniyet’in verdiği Yurda Giriş-Çıkış kayıtlarıyla yapılıyor ve Emniyet 1992 öncesi için böyle bir kayıt veremiyor. Vatandaşın o dönem kullandığı pasaportunu hala muhafaza etmişse oradan kontrol edilecek, ama vatandaş eski pasaportlarını yitirmişse bu defa borçlanma hakkını kullanamayacak. Devletin bir biriminin sağlayamadığı evrak nedeniyle vatandaş mağdur edilmiş olacak.

İşsizlik süreleri için de Emniyet yurda giriş-çıkış kaydına bakılacak.

Borçlanılan Tutarların Değerlendirilmesi

Türkiye’de çalışması olup ilk işe giriş tarihinden sonraki süreleri borçlananlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin beşinci fıkrası ve geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince borçlanılan gün sayıları ilgili aylara normal biçimde mal edilecek.

Buna karşın Türkiye’de çalışması olup da ilk işe giriş tarihinden önceki sürelerini borçlananların, borçlanılan sürelerin ve bu sürelere ait kazançların ilgili aylara mal edilmesinde Türkiye’deki işe giriş tarihinden borçlanılan gün geriye götürülerek bulunan tarih arasındaki tarihler esas alınacak.

Değişiklik yurtdışı borçlanması ile bağlanacak emekli aylıklarının önemli bir bölümünde düşük aylıklara yol açacak, bu da mahkemelerin iş yükünü daha da artıracak.

Borçlanmadan Vazgeçmeye Engel

Yurtdışı borçlanmasını kendi başına yaparak düşük aylığa yol açan gurbetçilerin bu işlemleri aylık bankadan çekilmemek koşuluyla iptal edilerek yeniden yapılabiliyordu.

Bundan böyle borçlandıkları yurt dışı sürelerine istinaden aylık bağlananlar borçlanmadan vazgeçemeyecekler. Bu durumda olanların aylık bağlandıktan sonra ya da sigortalı olarak çalışmaya başlayarak aylığını kestirmeleri halinde borçlanmadan vazgeçmeleri veya borçlandıkları süre ve gün sayısını değiştirmeleri imkânı da bulunmayacak.

Borçlanma talebinde bulunan ve borç miktarını ödeyen sigortalıların ölümü halinde hak sahipleri borçlanma talebinden vazgeçemeyeceklerdir. Ayrıca hak sahiplerinin, sigortalının sağlığında yapmış olduğu borçlanmadan ölüm aylığına yetecek kadar süre dışındaki borçlanma tutarının iadesi talepleri de kabul edilmeyecek.

3201 sayılı Yasadaki “Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir.”

Yönündeki hükme tamamen aykırı bu Genelgenin hukuki bir kargaşaya neden olacağı açık.

Yurtdışı Kısmi Aylıkları

Sözleşme hükümlerine göre bağlanan aylıkların tam aylığa yükseltilmesi için yapılacak borçlanma işlemleri, aylığın bağlandığı statüde gerçekleştirilecek. Ancak, borçlanma yapılmış olduğu halde kesin dönüş ve benzeri koşullar yerine gelmediği için, yapılan borçlanmalar dikkate alınmadan bağlanan kısmi aylıkların statüsü, koşullar yerine geldiğinde tam aylık bağlanırken değiştirilecek.

Vekâletnameler

Vekil aracılığıyla yapılan borçlanma taleplerinde ibraz edilen vekâletnamelerde “yurtdışı borçlanma” ibaresi aranıyordu. Bundan böyle yurtdışı borçlanması amacıyla kullanılacak vekâletnamelerde “borçlanma” ibaresinin yer alması yeterli olacak, “yurt dışı borçlanma” ibaresi aranmayacak.

Yurt dışı borçlanma taleplerinde başvuruda bulunan vekilin vekâletnamenin aslını veya onaylanmış örneğini ibraz etmesi gerekmektedir. Vekâletnamenin aslını görmek suretiyle, Kurum personelince bir örneğinin "aslı görülmüştür" tasdiki yapılarak borçlanma işlemleri ve borçlanmadan vazgeçme işlemleri sırasında kullanılması da mümkün olacak.

Tercümeler

İkametgâh evraklarının tercümesi gerekiyor buna karşın Türkiye ile sözleşmeli ülkelerin verdiği Çalışma Belgelerinin tercümesi istenmiyordu.  Sözleşmeli ülke sosyal güvenlik kurumunun verdiği Çalışma Belgelerinin tercümesi gerekmeksizin direkt kullanılabiliyordu. Şimdi artık o belgelerin de tercümesi isteniyor.

Bürokratik Zorluklar

Eksik evrakla başvuruda memurun “Şu şu evraklar eksik bunları getirin işleminize devam edelim” demesinin önüne ket koyarak “Eksik evraklı başvurulara yazılı ret cevabı verilecek” demek işi yokuşa sürmekten başka bir anlam taşımıyor.

Son tahlilde;

Getirilen bu hukuka aykırı ve “Ben yaptım oldu” mantığıyla getirilen engellerin - Eğer ülkemizde hukuk tamamen ölmediyse- yargı yoluyla giderilmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu durumda hakkını yargı yoluyla arama erdemine sahip vatandaşlar için uzun soluklu bir mücadele ile yeniden elde edilmesi mümkün olacaktır. Mamafih çağın dışında kalmış hakkını aramayı ayıp sayan düşüncedeki vatandaşlar için ise parasal açıdan bir kayıp olacağı kesindir.

Değişikliğin kesin kaybedeni "Profesyonel Sosyal Güvenlik Müşaviri desteği almadan kendi başına borçlanma yapanlardan dava açmayı ayıp sayanlar” olacaktır. Zira aylık bağlattıklarında her şey bitmiş olacak, dava açmazsa da ömür boyu yanlışının ceremesini çekecektir. 

(Alitezel | 30.07.2018)

GÜNDEM