YAZARLARIMIZ
Mutlu Cumhur Celep
Vergi Müfettişi
mutlucumhur_celep@yahoo.com



Kayıtdışı Hasılat Tespitine Bağlı Gelir Vergisi Stopajı Konusunda Yeni Bir Gelişme Mi Var?

Tarih: 20.05.2016


I-GİRİŞ:

Yapılan  vergi incelemeleri sonucunda sıkça kayıtdışı hasılatın varlığının tespit edildiğine ve mükelleflerin  vergi ziyaı cezalı  Kurumlar vergisi, Geçici Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Gelir Vergisi Stopajı tarhiyatlarıyla karşılaştıklarına tanık olmaktayız.

Uygulamada öteden beri mükelleflerin  kayıtdışı hasılat konusu ile ilgili incelemelerde Gelir Vergisi Stopajı raporları karşısında duraksamalar yaşadıkları bilinmektedir. Gelir Vergisi Stopajı raporları, en basit anlatımı ile kayıtdışı satış hasılatından kaynaklı kazancın kurum tarafından ortaklara kar payı olarak dağıtıldığı düşüncesi ile düzenlenen raporlardır. Mükellefler ise söz konusu kazancın ortaklara dağıtılmadığı, söz konusu kazancın kurumun devam eden faaliyetlerinde kullanıldığı iddiası ile Gelir Vergisi Stopajı raporlarına itiraz etmekte ve bu “ ihtilaf ”  “ yine yeniden” gündeme gelmeye devam etmektedir.

Bu kısa makalemizde vergi incelemesi sonucunda tespit edilen kayıtdışı satış hasılatına bağlı olarak düzenlenen Gelir Vergisi Stopajı raporları hakkındaki düşünceler ve Vergi İdaresinin bugün itibariyle konuya bakış açısının ne olduğu açıklanmaya çalışılacaktır.

II- GELİR VERGİSİ STOPAJI RAPORLARI NEDEN DÜZENLENİR? YASAL DAYANAK:

Düzenlenen Gelir Vergisi Stopaj raporlarının dayanağı olan yasal düzenlemelere aşağıda yer verilmiştir:

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi, “Vergi Tevkifatı” başlığını taşımaktadır. Maddenin ilk fıkrası hükmü aşağıdaki gibidir:

“Madde 94- (3946 sayılı Kanunun 22′ nci maddesiyle değişen madde Yürürlük: 1.1.1994).

Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

Maddenin birinci fıkrasının 6. bendinin (b) alt bendi, “Menkul Sermaye İradı” elde eden kişilerin elde ettiği iratlardan yapılacak tevkifatı düzenlemektedir:

b) Tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere ve gelir vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz) % 15,"Yürürlük; 3.2.2009)

Öte yandan Kanunun 96’ncı maddesinde vergi tevkifatının 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Hesaben ödemeden kasıt, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemlerdir.

GVK’nın 96’ncı maddesinin devamında vergi tevkifatının ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar  üzerinden yapılacağı belirtilmiştir. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi, bilfiil ödenen kâr payı miktarı ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacaktır.

III- MÜKELLEFLERİN İTİRAZ ETTİKLERİ NOKTALAR NELER OLMAKTADIR:

Mükelleflerin itirazları temelde iki noktada yoğunlaşmaktadır. İtirazlardan ilki, mükelleflerin şirketlerince Türk Ticaret Kanunu hükümlerinde belirtilen  prosedürlere göre yapılmış bir kâr dağıtımı bulunmadığı yönündedir.

İkinci itiraz noktası ise söz konusu kazancın ortaklara dağıtılmadığı, söz konusu kazancın kurumun devam eden faaliyetlerinde kullanıldığı, kazancın ortaklara dağıtıldığı yönünde bir iddia varsa bile bunun ispat külfetinin inceleme elemanında olduğu yönündedir.

IV- MÜKELLEFLERİN İTİRAZLARINA KARŞI İLERİ SÜRÜLEBİLECEK TEZLER:

Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3’üncü maddesine göre vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

Vergi hukukunda kâr payı gelirinin elde edilmesi, ekonomik ve hukuki tasarrufa bağlanmış olup; bunun Türk Ticaret Kanunu’nun şekli hükümlerine uygun olup olmamasının vergi doğuran olayın ortaya çıkışının tespiti aşamasında herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Dolayısıyla vergilendirmede vergiyi doğuran olayların gerçek mahiyetinin esas olması ilkesinden hareketle, yürütülen bir vergi incelemesinde kayıtdışı satış hasılatına bağlı olarak ortaya çıkan ilave dağıtılabilir kâr ve bu kârın ortaklara dağıtıldığı tespit edilebiliyorsa vergiyi doğuran olay meydana gelmiş olacaktır.

İspat külfeti ile ilgili ihtilaf konusuna gelince;

İktisadi ve teknik icaplara uygun olan durum, kurum faaliyetlerinin  kurum yasal defterlerinde kayıtlı olmasıdır. Kayıtdışı satış durumunda tamamen kurum kayıtları dışında ortaya çıkmış  bir kazancın varlığı söz konusu olup, bu kazancın kurumun devam eden faaliyetlerinde kullanıldığının ispatının kurum kayıtları üzerinden yapılmasına imkan bulunmamaktadır.

Bu çerçevede değerlendirdiğimizde, kayıtdışı satıştan kaynaklı kazancın tekrardan kurum faaliyetlerinde kullanıldığı ve dolayısıyla ortaklara yapılmış bir kâr dağıtımından söz edilemeyeceği yönündeki mükellef iddiasının ispatı külfeti açık bir şekilde mükellef kuruma düşmektedir.

V- VERGİ İDARESİNİN KONUYA YAKLAŞIMINDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMUŞ MUDUR?

Vergi İdaresinin konuya yaklaşımında son zamanlarda bir değişiklik olduğu kanaatindeyim. Konunun sıklıkla Yargı ya taşınmasının önüne geçilmesi  ve   uygulama birliğinin sağlanabilmesi saikleriyle Vergi İdaresi  tutumunu yumuşatmıştır. İdarenin hasılat farkından kaynaklı Gelir Stopajı Raporu yazılabilmesi için karın dağıtıp dağıtılmadığının veya hangi ortağa dağıtıldığının  somut olarak tespit edilmesi gerektiği  yönünde tutum benimsediği izlenmektedir.

VI- SONUÇ:

Makalemizde Vergi incelemesi sonucunda tespit edilen kayıtdışı satış hasılatına bağlı olarak düzenlenen Gelir Vergisi Stopajı raporları hakkındaki temel tezlere yer verilmiş olup, Vergi İdaresinin bugün itibariyle konuya bakış açısının ne olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Kanaatimiz odur ki Vergi İdaresi konuya ilişkin tutumunda bir değişikliğe gitmiştir. Vergi İdaresinin hasılat farkından kaynaklı Gelir Stopajı Raporu yazılabilmesi için karın dağıtıp dağıtılmadığının veya hangi ortağa dağıtıldığının  somut olarak tespit edilmesi gerektiği yönünde tutum benimsediği görülmektedir.

 

KAYNAKÇA

- 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

- 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

 Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM