RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Asgari Ücret 2014 | 2014 Asgari Geçim İndirimi | Reklam | Bize Ulaşın    


YMM Recep Selimoğlu
Muhasebe Kayıtlarında 400 Hesaptan 300 Hesaba Virman Yapılamaz! 300 Hesap 31/12/…. Tarihli Bilançoda Yer Alamaz!
(01.10.2014)
Kuyumculuk Muhasebesi ve İşlemleri

MUHASEBECİLERE VE MALİ MÜŞAVİRLERE ÖZEL İNTERNET SİTESİ DETAYLAR İÇİN TIKLAYINIZ

ÜCRETSİZ ÜYELİK

Ücretsiz üye olun,
güncel bilgiler e-posta adresinize gelsin.

 
E-Posta Adresiniz:

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Asgari Ücret 2014
Asgari Geçim İndirimi 2014
Basından Yazılar
E-Kitaplar
İstirahatli / Raporlu İşçinin Bildirimi
Fazla Mesai Ücreti Hesaplama
Kıdem Tazminatı Fonu
Pratik Bilgiler 2014
Güncel Mevzuat
Soru-Cevap
Tek Düzen Hesap
    Planı
Vergi Takvimi 2014
Videolu Soru-Cevap
    (Yeni)
Yazarlarımız

 SON YAZILAR
  Vergi İncelemeleri ve Eleştiriler

  Muhasebe Kayıtlarında 400 Hesaptan 300 Hesaba Virman Yapılamaz! 300 Hesap 31/12/…. Tarihli Bilançoda Yer Alamaz!

  Eşe Ek Kart Ortak Hesaptan Avantajlı

  Alt İşverenlere Sıkıyönetim Geldi

  6. Yılında Sosyal Güvenlik Reformu

  Birden Fazla İşyeri Olup SGK Borcu Olan İşverenlerin Yapılandırmadaki Başvuru Esası

  Şirket Çalışanlarına Verilen Pazarlama Amaçlı Avansların Muhasebeleştirilmesi

  Torba Yasada Neler Kapsam Harici ?

  Torba Yasada Bulunan Kasa ve Ortaklar Cari Hesabı Affının Ayrıntıları

  Torba Yasa ve Yapılandırma-2

  KDV ve Muhtasar Beyannamesinde Bunlara Dikkat - 1

  Sayın Başbakan, Bürokrasi Aldatabilir

  Kendi İsteğiyle İşten Ayrılan Kıdem Tazminatı Alır Mı?

  Hangi Kurumdan Ne Zaman Emekli Olabilirim?


ÖZEL BÖLÜM
Fethi AYGÜN
Gelir İdaresi Başkanlığı,
Eskişehir Vergi Dairesi Başkanı


ÖDENMEYEN VERGİ BORCUNUN LİMİTED ŞİRKET MÜDÜR VE ORTAĞINDAN NASIL ARANACAĞI 
Tarih: 18/04/2006   

 

I- GİRİŞ

İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limited şirket denir. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar, şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir, kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler ve limited şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limited şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir. Uygulamada limited şirket ortak ve temsilcileri veya müdürleri nezdinde şirketin vergi borçları ile ilgili olarak çokça sorunların yaşandığı görülmektedir.

Bu yazımızda ödenmeyen vergi borcunun limited şirket müdürü ve ortağından nasıl aranacağı konulu çalışmamıza yer verilmiştir.

 

II- TÜRK TİCARET KANUNU’NDA ORTAK VE MÜDÜRLERİN TEMSİL DURUMU

Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesine göre, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar, şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir, kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler ve limited şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limited şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.

Şirketi idare etmek her ortak için ana sözleşmede aksi belirtilmediği sürece hem bir hak hem de bir ödevdir. Ortaklar isterlerse bu haklarını idare ve temsil yetkilerini bazı ortaklara veya üçüncü şahıslara bırakabilecekleri gibi hak ve temsil yetkilerini de ayırabilirler.

 

III- 6183 SAYILI KANUN’A GÖRE ORTAK VE MÜDÜRLERİN SORUMLULUĞU

Şirketlerden tahsil edilemeyen vergi borçları dolayısıyla kanuni temsilcilerin sorumlu tutulup haklarında takibat yapılabilmesi için kamu alacağının şirketlerin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının kesin olarak tespiti gerekmektedir (1).

A- VERGİ BORCUNUN LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARINDAN ARANMA DURUMU

1- Ortakların Sorumluluk Durumları

6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için aynı Kanun’un 54. ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmaması gerekmektedir.

Amme alacağının şirketten tahsil imkanı bulunmaması;

- Şirketin haczedilen mal varlığının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,

- Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,

- Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,

- Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması

hallerinde söz konusu olabilmektedir.

2- Limited Şirket Ortakları Hakkında Yapılacak Takip

Yukarıda sayılan hallerde limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki veya hükmi şahıs ortaklar, 6183 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca amme borçlusu olup, bu Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 503. ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Kanun’un 511. maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515. maddesinde şirket esas mukavelesinde yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 519. maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının, vukuu bulan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin kaydedileceği hükme bağlanmıştır.

Türk Ticaret Kanunu’nun Kanun’un 520. maddesi hükmüne göre de ortaklık payının devri tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakati ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir.

Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden de görüleceği gibi, limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen ana sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde pay defterinde yer almaktadır.

a- Ortaklar Hakkında Yapılacak Takipte Dikkat Edilecek Hususlar

Limited şirket ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

- Öncelikle şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir.

- Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu miktar belirlenecektir.

- Takip konusu amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında pay devri nedeniyle farklı kişilerin ortak olması halinde, bu kişiler hakkında müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre takip yapılacaktır.

- Ortaklar hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.

- Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatı ile şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları hükme bağlanmıştır. Böyle bir durumda ortaklar hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak takip; 35. madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında olmayacaktır. Ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, haklarındaki takip 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. madde hükmü uyarınca, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre 387 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nde yer alan açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir.

B- VERGİ BORCUNUN LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNDEN ARANMA DURUMU

1- Mükerrer 35. Madde Açısından

6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesine göre limited şirketim mal varlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin (müdürlerin) mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Buna göre limited şirket müdürleri hakkında aşağıda belirtildiği şekilde işlem yapılması gerekmektedir.

- 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesine göre, tüzel kişiliğin (limited şirket) mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin (müdürlerin) şâhsi mal varlıklarından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

- Mükerrer 35. madde hükmüne göre limited şirket olan tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanunî temsilcilerin (müdürlerin) tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kal-dırmaz ve bu kişiler bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.

- Mükerrer 35. madde başlığında yer alan “kanuni temsilciler” ifadesi; limited şirketin, kanuni temsilcilerini (müdürlerini) kapsamaktadır.

- Bilindiği gibi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, Kanun’un 1 ve 2. maddeleri kapsamına giren alacaklar amme alacağı olarak tanımlanmış, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği hükme bağlanmıştır.

- 6183 sayılı Kanun’un amme borçlusu saydığı kanuni temsilciler; gerçek ya da tüzel kişileri veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri kanunen temsil etmeye yetkili olan kişiler olup, bu kişilerin kimler olduğu ve sorumluluklarının şekli Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta belirlenmiştir.

- Buna göre, bu mevzuatta belirlenen tüzel kişiliği haiz kuruluşlar için ayrıca Ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilen ana sözleşmelerinde ve bu sözleşmelerde aynı usulle yapılan değişikliklerde tayin edilen kanuni temsilciler, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi ile amme alacağının ödenmesinden de sorumlu tutulmuşlardır.

Bununla birlikte, 6183 sayılı Kanun, kanuni temsilciler hakkında takibe geçilmeden önce asıl amme borçlusu olan limited şirket hakkında takip yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

6183 sayılı Kanun’un 54. ve müteakip maddelerine göre yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsili cihetine gidilecektir.

- Mükerrer 35. maddede yer alan “... mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacakları...” hükmü, amme borçlusu hakkında 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takip muameleleri sonucunda; amme borçlusunun haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını ifade etmektedir.

Amme borçlusunun mal varlığından “... tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları...” ifadesi ise amme borçlusunun yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunamaması, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu tespit edilen değerlerin amme alacağını karşılamaması, borçlunun iflas etmiş olması halinde iflas idaresi ile kurulan irtibat sonucu amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerine rağmen amme alacağının amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluştuğu halleri kapsamaktadır.

Buna göre, amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip muameleleri sonucunda yukarıda belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde müdürler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul edilecek ve takip muamelesine kanuni temsilciler adına 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.

- Amme borçlusunun birden müdür bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre müdürlerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında tahsil edilemeyen amme alacağının tamamı için herbirine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe geçilecektir.

- Diğer taraftan, yeterli şartlar oluştuğu takdirde anılan Kanun’un “Amme Alacaklarının Korunması” başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme borçlusu olan limited şirketin yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler olan müdürler hakkında da uygulanması cihetine gidilecektir.

2- Vergi Usul Kanunu’nun 10. Maddesi Açısından

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi mükellef veya sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu sayılanların vergileme ile ilgili ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından kısmen veya tamamen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ile tüzel kişilere (limited şirketlere) düşen vergisel yükümlülüklerin “kanuni temsilcileri” (müdürleri) tarafından yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasına göre temsilcilerin bu görevleri yerine getirmemeleri yüzünden yükümlünün veya vergi sorumlularının (limited şirket) mal varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, yasal temsilcilerin şahsi varlıklarından alınır.

 

IV- KONUYA İLİŞKİN YARGI KARARLARI

Danıştay 4. Dairesi’nin 2001/2297 Esas No.lu Kararı’nda; limited şirket kanuni temsilcilerinin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle adlarına ödeme emri düzenlenme şartı ile şirket tüzel kişiliğinden tahsil için bütün hukuki yolların tüketilmiş olması gerekeceği ve şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenlenmesi şartlarının oluşması gerektiği belirtilmiştir.

Limited şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketteki hisselerini devreden, dolayısıyla ortak sıfatı taşımayan davacıya tebliğ edilmesi, bu ödeme emrinin şirkete tebliğ edilmiş sayılmasını gerektirmeyeceği gibi bu ödeme emrinde yer alan vergi ve cezalardan davacının şahsen sorumlu tutulması sonucunu doğurmayacaktır (2).

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıf ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilecek, bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakları kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir. Bu kural uyarınca, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevleri gereği gibi yerine getirmemesinden doğan vergi borçlarından sorumlu tutulabilmeleri için kamu alacağının, şirket tüzel kişiliğinden tahsil olanağı kalmadığının saptanması gerekmektedir (3).

Limited şirketin borcundan dolayı kanuni temsilcinin şahsi varlığının haczi için öncelikle 6183 sayılı Yasa’nın 35 ve 213 sayılı Yasa’nın 10. maddeleri uyarınca ve usulüne göre düzenlenmiş ödeme emri tebliğ edilmiş ve borcun kesinleşmiş olması gerekmektedir (4).

 

V- SONUÇ

6183 sayılı Kanun’un 54. ve müteakip maddelerine göre yapılan takip sonucunda limited şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin (müdürlerin) mal varlığından tahsili cihetine gidilecektir. Şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir. Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu miktar belirlenecektir. Takip konusu amme alacağının ait olduğu dönemde ve ödeme zamanında pay devri nedeniyle farklı kişilerin ortak olması halinde, bu kişiler hakkında müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre takip yapılacaktır. Ortaklar hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre tanzim edilecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.

NOT: Bu çalışma “Yaklaşım Dergisi / Nisan 2006 / Sayı: 160”den alınmıştır.


(1)         Dn. 4. D.’nin, 06.10.2005 tarih, E. 2005/864 , K. 2005/1692 sayılı Kararı (Bu Karar; Yaklaşım Dergisi, Şubat 2006, Sayı: 158, “Yargı Kararları”, bölümünde ayrıntılı olarak yer almaktadır.).

(2)         Dn. 4. D.nin, 05.03.1999 tarih, 2355/850 sayılı Kararı.

(3)         DVDDGK’nın, E. 1999/153, K. 1999/507 sayılı  Kararı.

(4)         DVDDGK’nın, E. 1996/362, K. 1997/116 sayılı Kararı.

 


Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır Dosyayı İndir