Yaşar Çatalkaya
Türkiye’ye yeni yerleşen gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarını uzun süre gelir vergisi dışında bırakan istisna düzenlemesi, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanunla yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeyle Gelir Vergisi Kanunu’na mükerrer 20/D maddesi eklenirken, aynı zamanda bu istisnadan yararlanan kişilerin istisna süresi içinde vefat etmeleri hâlinde veraset yoluyla gerçekleşen mal intikallerinde veraset ve intikal vergisinin %1 oranında uygulanması da öngörüldü. Düzenlemenin uygulama usul ve esaslarını açıklayacak olan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği Taslağı ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından görüşe açılmış olup nihai tebliğin yakın zamanda Resmî Gazete’de yayımlanması beklenmektedir.
Kanun gerekçesinde de belirtildiği üzere düzenlemenin temel amacı, yurt dışı ülke örneklerinde olduğu gibi belirli şartları sağlayan gerçek kişilerin yalnızca Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilmesi, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratların ise gelir vergisi dışında bırakılmasıdır. Uluslararası uygulamalarda “non-dom” rejimlerine benzetilen bu sistemle, yurt dışı geliri bulunan gerçek kişilerin Türkiye’ye yerleşmesi, ülkeye döviz girişi sağlanması ve Türkiye’nin uluslararası sermaye açısından daha cazip hâle getirilmesi hedeflenmektedir.
İstisnadan, 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin faydalanması mümkündür. Burada en kritik şart, Türkiye’ye yerleşmeden önceki son üç takvim yılıdır. Kişinin bu dönemde Türkiye’de ikametgâhının bulunmaması gerekir. Ayrıca vergi mükellefiyeti bakımından da geçmiş üç yıl dikkatle incelenmelidir.
Ancak “vergi mükellefiyeti bulunmaması” şartını mutlak bir yasak gibi okumamak gerekir. Taslak Tebliğe göre, kişinin istisna kapsamına girmeden önce Türkiye’de gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması, istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Buna karşılık, son üç takvim yılı içinde Türkiye’de ücret geliri, ticari kazanç, zirai kazanç veya serbest meslek kazancı gibi gelir unsurları nedeniyle mükellefiyet doğmuşsa, istisna belgesi verilmesi mümkün olmayacaktır.
İstisna kendiliğinden uygulanmayacaktır. Bu imkândan yararlanmak isteyen kişilerin vergi dairesinden istisna belgesi alması gerekir. Başvuru süresi de en az şartlar kadar önemlidir. Kural olarak kişi, Türkiye’de yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar başvuruda bulunmalıdır. Ancak yılın son iki ayında, yani kasım veya aralık ayında Türkiye’de yerleşmiş sayılan kişiler için başvuru süresi, izleyen yılın şubat ayı sonuna kadar uzamaktadır.
Bu sürenin kaçırılması ciddi sonuç doğurabilir. Taslaktaki örneklerde, şartları taşıdığı hâlde süresinde başvuru yapmayan kişiye istisna belgesi verilmediği görülmektedir. Başka bir ifadeyle, maddi şartlar sağlansa bile başvuru süresinin kaçırılması istisnadan yararlanma imkânını ortadan kaldırabilecektir.
İstisna yalnızca Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları kapsamaktadır. Bu kazançların türüne göre bir ayrım yapılmamaktadır. Kişinin Türkiye’de elde ettiği gelirler ise bu düzenleme nedeniyle vergiden istisna hâle gelmez. Örneğin Türkiye’deki bir gayrimenkulden elde edilen kira geliri veya Türkiye’de verilen bir serbest meslek hizmetinden doğan kazanç, genel hükümlere göre vergilendirilmeye devam edecektir.
Yurt dışı kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecektir. Kişinin Türkiye’de elde ettiği gelirler nedeniyle yıllık beyanname vermesi gerekse bile, istisna kapsamındaki yurt dışı gelirler bu beyannameye dahil edilmeyecektir.
İstisnanın iki teknik sonucu daha vardır. Birincisi, istisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi diğer kazançların tespitinde dikkate alınamayacaktır. İkincisi, bu kazançlar nedeniyle yurt dışında ödenen vergiler Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilemeyecektir. Çünkü gelir Türkiye’de zaten istisna edildiğinden, yurt dışında ödenen verginin Türkiye’de mahsup edileceği bir gelir vergisi doğmamaktadır.
Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer boyutu da veraset ve intikal vergisiyle ilgilidir. 7582 sayılı Kanunla Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik uyarınca, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin, bu istisna için öngörülen süre içinde vefat etmeleri hâlinde, veraset yoluyla gerçekleşen mal intikallerinde vergi oranı %1 olarak uygulanacaktır.
Bu avantajın daha iyi anlaşılması için normal veraset ve intikal vergisi tarifesine de bakmak gerekir. Normal şartlarda veraset yoluyla intikallerde vergi oranı artan oranlıdır. %1 den başlar kademeli olarak %10 a kadar çıkar. Bu nedenle mükerrer 20/D kapsamındaki kişilere tanınan %1 oran, özellikle yüksek tutarlı miras intikallerinde ciddi bir avantaj sağlayabilecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, düzenlemenin genel bir veraset ve intikal vergisi muafiyeti olmadığıdır. Kanunda öngörülen avantaj, veraset yoluyla mal intikallerinde %1 oran uygulanmasıdır. Bu nedenle bağış, karşılıksız kazandırma veya veraset dışındaki ivazsız intikaller bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Haksız Yararlanma Riski
Şartların sonradan taşınmadığının anlaşılması hâlinde ise istisna önemli bir risk alanına dönüşebilir. Taslağa göre, istisnadan haksız olarak yararlanıldığı tespit edilirse eksik tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecek; ayrıca istisna belgesi de iptal edilecektir.
Sonuç olarak bu düzenleme, Türkiye’ye yerleşmeyi düşünen ve yurt dışı gelirleri bulunan gerçek kişiler için oldukça önemli bir vergisel imkândır. Yirmi yıllık gelir vergisi istisnası düzenlemeyi güçlü kılarken, aynı süre içinde veraset yoluyla mal intikallerinde %1 oran uygulanması da rejimin cazibesini artırmaktadır.
Ancak bu avantaj, son üç takvim yılına ilişkin ikametgâh ve mükellefiyet şartına, başvuru süresine ve istisna belgesinin usulüne uygun şekilde alınmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle istisnadan yararlanmayı düşünen kişilerin Türkiye’ye yerleşme kararından önce geçmiş üç yıla ait durumlarını netleştirmesi, Türkiye’de elde edilmiş gelirlerin niteliğini doğru tespit etmesi ve başvuru takvimini dikkatle planlaması gerekir.
15.06.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.