Mehmet Ali Özsoy
Muhterem okurlar, 7440 Sayılı Kanun kapsamında Katma Değer Vergisi (KDV) artırımından yararlanan mükelleflerin; matrah artırımı yaptıkları dönemde sahte belge düzenleyicilerinden mal veya hizmet aldıklarının tespit edilmesi durumunda karşılaşacakları bazı idari işlemler bulunmaktadır. Mükelleflerin bu durumda yapması gereken düzeltme ve beyan süreçleri, konunun muhteviyatı itibarıyla son derece dikkat edilmesi gereken özellikli hususlar barındırmaktadır.
Türk vergi sisteminde periyodik olarak yürürlüğe giren "matrah ve vergi artırımı" müesseseleri, mükelleflere geçmiş yıllara dönük vergi incelemesi riskinden korunma imkânı sunar. En son uygulanan 7440 sayılı Kanun kapsamında da mükellefler 2018-2022 yılları için KDV artırımında bulunabilmiştir. Ancak matrah artırımı, mutlak bir dokunulmazlık sağlamamakta; özellikle "Sonraki Döneme Devreden KDV" mekanizmasının işleyişi ve Sahte veya Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge (SMİYB) kullanımı şüpheleri özel prosedürlerin işletilmesini gerektirmektedir.
7440 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde 2018-2022 yıllarının tamamı veya bir kısmı için KDV artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulunduğu yıl/yıllar için haklarında sahte belge düzenlediğine ilişkin rapor bulunan mükelleflerden mal ve hizmet alışında bulunduğunun tespit edilmesi halinde "Ödenmesi Gereken KDV" beyan edilmiş olan döneme/dönemlere ilişkin tespitler dolayısıyla mükelleflere "Olumsuzluğun Giderilmesine Davet Yazısı" gönderilmeyecek olup, mükellefin bu alışlar dolayısıyla özel esaslar kapsamına da alınmaması gerekmektedir.
7440 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, KDV artırımında bulunan mükelleflerin, artırım yaptıkları yıllar için haklarında "sahte belge düzenlediğine" dair rapor bulunan kişilerden mal ve hizmet aldığının tespiti halinde idarenin uygulayacağı işlem, mükellefin beyan durumuna göre ikiye ayrılmaktadır:
Mükellef, işlemin gerçekliğini ispat edemediği takdirde, artırım yapılan dönemler için doğrudan bir vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, devreden KDV tutarı kadar düzeltme yapılması şarttır. Bu düzeltme silsilesi, hesaplamaların "Ödenmesi Gereken KDV" çıkan bir döneme kadar devam ettirilmesini gerektirir. Şayet bu "ödeme çıkan" dönem, mükellefin matrah artırımında bulunmadığı bir döneme denk gelirse, o dönem için gerekli vergi tarhiyatı idarece gerçekleştirilir.
Vaka Detayları:
Böyle Bir Durumla Karşılaşılması Halinde Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Mükellefler, devlet tarafından çıkarılan af yasalarından faydalanarak Kurumlar/Gelir Vergisi ve KDV yönünden matrah artırımında bulunmuşlardır. Kanunun amir hükmü gereği; matrah artırımı yapılan dönemdeki mal ve hizmet alışlarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanan mükellefler tespit edilse dahi, ilgili dönemde ödenecek KDV beyan edilmişse herhangi bir tarhiyat veya vergi incelemesi yapılamaz.
Ancak olumsuzluğun tespit edildiği bu dönemde mükellefin "Devreden KDV"si bulunuyorsa, mal ve hizmet alışlarının gerçekliğini ispat etme yükümlülüğü mükellefe aittir. İşlemin gerçekliğinin; nakliye faturaları, nakliye aracına ait HGS kayıtları, kantar fişleri ve banka ödeme belgeleri gibi somut kanıtlarla ispat edilmesi gerekir.
İşlemin gerçekliğinin ispat edilememesi durumunda yapılması gereken işlem, ilgili döneme ait KDV 1 beyannameleri için düzeltme vererek sahte belgelere isabet eden KDV tutarı kadar devreden KDV'yi azaltmaktır.
Uygulamada en çok dikkat edilmesi gereken husus şudur: Tespit edilen sahte belge KDV tutarı, mükellefin devreden KDV tutarından büyükse, kanunun amir hükmü gereği yalnızca devreden KDV tutarı kadar düzeltme yapılır (ödeme çıkarılmaz).
Örnek: Mükellefin mal ve hizmet alışlarında tespit edilen sahte belgelere ait KDV tutarı 600.000,00 TL, ilgili dönemdeki devreden KDV tutarı ise 200.000,00 TL olsun. Bu durumda mükellefe ödeme çıkmaması gerektiği için, yalnızca devreden KDV tutarı olan 200.000,00 TL'lik kısım sıfırlanacak şekilde düzeltme yapılır.
Ancak idarenin son zamanlarda bu tür tespitler karşısındaki tutumu oldukça katıdır. İdare, mal veya hizmet alışının gerçekliği mükellef tarafından ispat edilse dahi, ilgili faturaların kayıtlardan çıkarılarak devreden KDV tutarından düşülmesi gerektiği yönünde bir yaklaşım sergilemektedir.
Oysa bir mükellefin geçmişte veya münferit zamanlarda sahte belge düzenlemiş olması, kestiği tüm faturaların ve yaptığı tüm satışların sahte olduğu anlamına gelmez. İdarenin toptancı bir yaklaşımla sergilediği bu tutum hukuka aykırıdır ve konu yargıya taşındığında mahkemelerden dönmesi kuvvetle muhtemeldir.
Vergi Dairesi tarafından "Olumsuzluğun Giderilmesine Davet Yazısı" mükelleflerin atması gereken adımlar şunlardır:
Bu süreçte alınacak aksiyonlar, sadece mükellefin kendisini değil, mükelleften mal alan alt müşterilerin KDV iade süreçlerini de doğrudan etkileyeceğinden, ticari itibarın zedelenmemesi adına proaktif bir vergi yönetimi zorunludur.
Kaynakça
15.06.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.