Yaşar Çatalkaya
Nakdi sermaye indirimi uygulamasındaki pasif gelir sınırlaması, teknik bir oran hesabı gibi görünse de uygulamada şirketlerin önemli bir vergi avantajını tamamen kaybetmesine yol açabilmektedir. Önceki yazılarda üzerinde durduğumuz iki belirsizlik, yani “gelirlerinin” ifadesinin neyi kapsadığı ve hangi gelirlerin pasif gelir sayılacağı tartışması, yüzde 25 eşiğinin etkisini daha da ağırlaştırmaktadır.
Mevcut düzenlemeye göre, gelirlerinin yüzde 25 veya fazlası pasif nitelikli gelirlerden oluşan sermaye şirketleri bakımından nakdi sermaye indirimi oranı yüzde 0 olarak uygulanmaktadır. Buradaki “yüzde 25 veya fazlası” ifadesi, pasif gelir oranı tam olarak yüzde 25’e ulaştığında dahi indirim oranının sıfırlanacağı anlamına gelir. Öyle ki pasif gelir oranı yüzde 24,99 olan bir şirket indirimden yararlanabilirken, oran yüzde 25,00 olduğunda şirket tüm indirim hakkını kaybetmektedir.
Aradaki fark yalnızca 0,01 puandır. Ekonomik gerçeklik bakımından birbirinden neredeyse hiç ayrışmayan iki şirket, sadece bu küçük fark nedeniyle tamamen farklı vergisel sonuçlarla karşılaşabilmektedir. Birinin indirim hakkı korunurken, diğerinin hakkı bütünüyle ortadan kalkmaktadır. Bu sonucun ölçülülük ve hakkaniyet bakımından tartışmaya açık olduğu kanaatindeyim.
Sorun yalnızca oranın sertliğinden ibaret değildir. Bu sertlik, ilk iki yazıda ele aldığımız belirsizliklerle birleştiğinde çok daha problemli hale gelmektedir. Bir taraftan “gelirlerinin” ifadesinin hangi toplamı ifade ettiği açık değildir. Diğer taraftan pasif gelirler sınırlı sayıda sayılmamış, “gibi” ifadesiyle benzer nitelikteki başka gelirlerin de kapsama girebileceği kabul edilmiştir. Bu durumda mükellef açısından mesele basit bir matematik hesabı olmaktan çıkmakta; hangi gelirin paya, hangi gelirin paydaya dahil edileceği tartışmalı hale gelmektedir.
Uygulamada şirketlerin gelir yapısı her yıl aynı kalmaz. Bazı yıllarda esas faaliyet devam etmekle birlikte faiz gelirleri, kira gelirleri, kâr payı gelirleri, kur farkı gelirleri veya menkul kıymet satış gelirleri dönemsel olarak yükselebilir. Bu durum şirketin pasif yatırım şirketi olduğu anlamına gelmez. Bazen yatırım döneminde bulunan, büyük ölçekli proje yürüten veya dövizli ticari alacakları olan şirketlerde gelir kompozisyonu geçici olarak değişebilir.
Bu nedenle pasif gelir oranının bir yıl yüzde 25’e ulaşması, her durumda şirketin nakdi sermaye indirimi teşvikinden tamamen mahrum bırakılmasını gerektirmemelidir. Mevcut sistemde ise eşik aşıldığı anda indirim hakkı bütünüyle ortadan kalkmaktadır. Bu sonuç, düzenlemenin amacını aşan bir etki yaratabilmektedir.
Elbette pasif gelir sınırlamasının amacı yerindedir. Aktif ticari faaliyeti finanse etmek için getirilen bir teşvikten, esasen pasif yatırım geliri elde eden şirketlerin sınırsız biçimde yararlanması engellenebilir. Ancak bu amaca ulaşmak için daha ölçülü bir yöntem benimsenebilir. Tüm indirim hakkını bir anda ortadan kaldıran keskin eşik yerine, pasif gelir oranı arttıkça indirim oranının kademeli olarak azaltıldığı bir model daha adil olacaktır.
Örneğin pasif gelir oranı yüzde 25’i aştığında indirim oranı hemen sıfırlanmak yerine, belirli oran aralıklarında azaltılabilir. Yüzde 25 ile yüzde 35 arasındaki şirketlerde genel oranın belirli bir kısmı, yüzde 35 ile yüzde 50 arasında daha düşük bir kısmı, yüzde 50’nin üzerinde ise daha sınırlı bir kısmı uygulanabilir. Pasif gelir oranı çok yüksek seviyelere ulaştığında ise indirim oranının sıfırlanması düşünülebilir. Böyle bir model, düzenlemenin amacını korurken küçük oran farkları nedeniyle tüm indirim hakkının kaybedilmesini önler.
Bir başka alternatif de pasif gelir oranı yüzde 25’i aştığında indirimin tamamen reddedilmesi yerine, sadece pasif gelir oranına isabet eden kısmın indirim dışı bırakılmasıdır. Örneğin pasif gelir oranı yüzde 30 olan bir şirkette, nakdi sermaye indiriminin tamamının reddedilmesi yerine indirim tutarının yüzde 70’inin kullandırılması daha ölçülü bir yaklaşım olabilir. Böylece şirketin aktif ticari faaliyetle bağlantılı gelir yapısı dikkate alınmış olur.
Mesleki tecrübemiz bize şunu gösteriyor: Vergi teşvikleri, yalnızca kötüye kullanım ihtimaline göre değil, dürüst ve aktif faaliyet yürüten mükelleflerin durumuna göre de tasarlanmalıdır. Bir düzenleme kötüye kullanımı engellerken, esas faaliyeti devam eden şirketleri dönemsel veya arızi gelir yapısı nedeniyle ağır bir sonuçla karşı karşıya bırakmamalıdır. Nakdi sermaye indirimi uygulamasındaki yüzde 25 eşiği, mevcut haliyle bu dengeyi tam olarak sağlayamamaktadır.
Genel olarak bakıldığında, pasif gelir sınırlamasının tamamen kaldırılmasını savunmak doğru olmaz. Düzenlemenin amacı anlaşılabilir ve korunmaya değerdir. Ancak mevcut yapıda üç temel sorun vardır: “Gelirlerinin” ifadesi açık değildir, pasif gelir kapsamı “gibi” ibaresi nedeniyle yoruma açıktır ve yüzde 25 eşiği çok keskin sonuç doğurmaktadır.
Bu nedenle pasif gelir testi korunmalı; fakat daha açık, daha ölçülü ve daha kademeli bir yapıya kavuşturulmalıdır. Gelir kavramı netleştirilmeli, pasif gelir kapsamı ekonomik mahiyet esas alınarak belirlenmeli ve yüzde 25 eşiği tüm indirimi bir anda ortadan kaldıran mutlak bir sınır olmaktan çıkarılmalıdır.
Sonuç olarak nakdi sermaye indirimi uygulamasında doğru yaklaşım, şirketin gerçek faaliyetini merkeze alan bir değerlendirme olmalıdır. Gelir, şirketin faaliyetiyle orantılı sermaye, organizasyon ve personel istihdamı suretiyle yürütülen gerçek ticari faaliyet kapsamında elde edilmişse pasif gelir olarak değerlendirilmemelidir. Buna karşılık atıl sermaye veya varlık getirisi niteliğindeki gelirlerin pasif gelir testinde dikkate alınması doğaldır.
Bugünkü haliyle sistem, yüzde 24,99 ile yüzde 25,00 arasındaki çok küçük farkı tüm indirim hakkını ortadan kaldıran bir sonuca bağlamaktadır. Bu kadar önemli bir vergi avantajının, böylesine keskin ve tartışmalı bir eşik üzerinden kaybedilmesi yerine, Mali İdare tarafından daha açık ve kademeli bir düzenleme yapılması uygulama güvenliği bakımından çok daha isabetli olacaktır.
08.06.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.