Üner Yıldırım
Ceza hukukunun temel prensiplerine göre, herhangi bir fiilin suç sayılıp cezalandırılabilmesi için bu fiilde üç unsurun bulunması gerekir.
Bunlar;
Bu unsurlardan herhangi birinin yokluğu cezaya konu suçun oluşmadığını ve cezalandırılamayacağını gösterir.
Bu nedenle belirtilen unsurların suç içinde bulunması ve bundan sonra cezanın gündeme gelmesi gerekir.
Sahte Belge Düzenleme Suçu Yönünden “Suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereği hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açık bir şekilde belirlenmesi gerekir. Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2’inci maddesinde, Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı;
Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “ Kaçakçılık Suçları ve Cezaları ” başlığını taşıyan 359’uncu maddesinin (b) bendi aşağıdaki gibidir: “Vergi Kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.”
Aynı Kanun’un 367’nci maddesinde ise; “Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir …” hükmü yer almaktadır.
Sahte Belge Düzenleme Suçu Yönünden Suçun maddi unsuru;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, kaçakçılık suçları ve cezalarını düzenleyen 359/b maddesinde, “Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir.” hükmü yer almaktadır.
Davranış, sonuç ve nedensellik bağından oluşur.
Suçun maddi unsuru kanunda suç olarak belirtilen fiilin gerçekleştirilmesidir.
Sahte Belge Düzenleme Suçu Yönünden
Suçun manevi unsuru kasttır.
Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik(manevi) bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.
Türk Ceza Kanun’un 21. maddesinde; “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” denilmiştir. Buna göre; failin, fiilin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için suçu oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olması, icap etmektedir.
Sahte belge düzenleme fiilinin ise 306 no.lu VUK Genel Tebliğinde de belirtildiği üzere kastın karinesi olduğu, bunun ayrıca değerlendirilmesine gerek olmadığıdır.
Yine 4369 sayılı kanun gerekçesinde de sahte belge düzenleme fiilinin ortak özelliğinin niyet, amaç, plan unsurlarını taşıması olduğu, bu üç unsurunda fiilde kastın varlığını gösterdiği belirtilmiştir. Dolayısıyla sahte belge düzenleme fiilini gerçekleştirenin failin bu fiilini bilmemesinin mümkün olamayacağıdır.
1. Faturanın üst suretine farklı, alt suretine farklı rakamların yazıldığı,
2. Fiilen ihraç edilmemiş malların ihraç edilmiş gibi gösterilerek KDV iadesinin alındığı ve ihracat taahhüdünün yerine getirilmiş gibi gösterildiği,
3. Gayri faal veya ticarî faaliyetine son vermiş firma faturalarının kullanıldığı,
4. Gerçek alıcı, satıcı yerine başka birinden fatura alındığı veya alıcıdan başkası adına belge düzenlendiği,
5. Gerçekte mal veya hizmet alınmadığı halde alınmış gibi fatura alındığı,
6. İhraç edilen mal bedellerini yüksek göstererek haksız KDV iadesi alındığı,
7. İthal edilen ürün belgelerindeki döviz cinsinin değiştirildiği,
8. İşlem gören mal veya hizmet faturada değiştirilerek yer aldığı,
9. Sahte belgelerle vergi iadesi veya diğer çeşitli teşviklerin alındığı,
10. Varlıksız, hayali ya da ölü kişiler adına vergi kaydı açıldığı, ortaklıklar, şirketler kurulduğu ve faaliyetlerin (özellikle vergi kayıp ve kaçağına yol açan faaliyetlerin) bunlar üzerinden yürütüldüğü,
11. Vasfının, miktarının veya fiyatının doğru beyan edilmemesi suretiyle ithalât yapıldığı,
12. Vergi iadesi almak için sahte (naylon) fatura veya fiş kullanıldığı,
13. Gerçekte olmayan bir mükellef adına belge bastırıldığı ve düzenlendiği,
14. Gerçek bir mükellef adına aynı numaralar kullanılarak belge bastırıldığı ve düzenlendiği,
15. Gerçek bir mükellef tarafından, hiç var olmayan bir alışveriş için belge düzenlendiği,
16. Mükellefiyetini terk etmiş bir mükellefin daha önce bastırdığı belgelerin kullanıldığı,
17. Belgelerin Maliye Bakanlığı ile anlaşma olmadığı halde bastırıldığı,
18. Vergi Usul Kanunu’nun aradığı şekil şartlarına uygun olmayan belge düzenlendiği,
19. Gerçek bedelinin altında veya üstünde fatura düzenlendiği,
20. Faturada gerçekte satılan mal yerine başka bir malın satıldığının gösterildiği,
21. İşletmeye ait olmayan gider veya maliyetlerin işletmeye aitmiş gibi gösterildiği,
22. Alıcısı veya satıcısı gerçekte olduğundan farklı şekilde fatura düzenlendiği,
23. Belgedeki miktar önüne ya da sonuna rakam eklemek yoluyla yapılan kayıtların (tahrifatlı kayıt) bulunduğu,
24. Belgelere dayanmayan muhasebe kayıtlarının (hayali kayıt) yapıldığı,
25. Bilinçli yapılan matematiksel hataların bulunduğu,
26. Gerçekte yapılmayan tahsilatların yapılmış gibi işlendiği,
27. Daha önce ticarî faaliyetine son vermiş vergi mükelleflerinin kullanılmayan ve iptal edilmeyen faturalarının kullanıldığı,
28. Gerçekte daha az tutarda mal satısı yapıldığı halde, yüksek bedelli fatura düzenlendiği, ya da daha fazla tutarda mal satıldığı halde, daha az bedelli fatura düzenlendiği (muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge),
29. Götürü yöntemle yaptırılan iş adı altında, adresi belli olmayan şahıslara gider pusulası düzenlettirildiği,
30. Hayali bir firma kurarak, sahte belge akışının sağlandığı,
31. Banka ve havale giriş-çıkışlarında bilinçli olarak kayıtların atlandığı,
32. Amortisman ayırırken, ayrılması gereken tutardan daha fazla amortismanın ayrıldığı,
33. Depo ve stok mevcudunun olduğundan az ya da çok gösterildiği,
34. Duran varlığın daha yüksek bir fiyattan satılmasına rağmen, düşük bedelle satılmış gibi gösterildiği,
35. Fire oranlarının gerçek değerinde gösterilmediği,
36. Gerçekte olmayan isimlere hesap açıldığı,
37. Henüz ödenmemiş borçların ödenmiş gibi gösterildiği ya da tahsil edilen alacakların henüz tahsil edilmemiş gibi gösterildiği,
38. Hisse senedi ve tahvilden sağlanan gelirlerin kayıt dışı bırakıldığı,
39. İşletme çalışanlarının kayıt dışı kaldığı ve sigorta yaptırılmadığı,
40. İşletmenin faaliyet konusu ile ilgili olmayan bazı harcamaların işletme kayıtlarına yansıtıldığı,
41. Kapalı faturanın (bedeli peşin alınmış) açık fatura gibi kayıtlara yansıtıldığı ya da vadeli mal alımı olduğu halde peşin ödenmiş gibi kasadan çıkış yapıldığı,
42. Kayıt dışı mal ve hizmet satışlarının olduğu,
43. Kayıtlarla malî tabloların birbiri ile uyumlu olmamasına rağmen uyumlu gibi gösterildiği,
44. Kimliğini kaybeden ya da ölmüş şahıslar adına mükellefiyet tesis ettirilerek, onlar adına fatura düzenlendiği,
45. Mal ve hizmetin, işletme ile ilgili olmayan birisi adına alınmasına rağmen, belgenin işletme kayıtlarına alındığı,
46. Mal ve hizmetlerin belgelerinin alış veya satış tarihleri ile oynandığı,
47. Muhatap tarafından düzenlenmesi mümkün olan gider pusulasının her konuda sıkça düzenlendiği,
48. Ortaklar cari hesabının sık kullanıldığı, üretilen mal miktarının gizlendiği,
49. Ortaklara ya da yakınlara hayali avans kaydı yapıldığı,
50. Paravan şirketlerden alınan, gerçek mal ve hizmet alış verişine dayanmayan faturalara dair kayıtların bulunduğu,
51. Sigorta şirketlerinden, bağlı olunan şirket adına ödenen ve borçtan mahsup edilen gider vergisinin hiç ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterildiği ya da daha az ödendiği halde tamamının mahsup edildiği,
52. Temsil ve ilzam giderlerinin olduğundan daha fazla gösterildiği,
53. Vergi mükellefi olmayan kooperatif, vakıf ve dernek gibi Kuruluşlara, tutanaklarla harcama yapılmış gibi gösterildiği,
54. Yabancı para kur farklarının gizlendiği.
ACFE’nin yapmış olduğu araştırmaya göre hileli işlemlerden nakit hesaplarının daha az etkilenmesinin nedeni, nakit hesaplarının sıkı kontrol altında tutulması ve nakit işlemlerinin kasa yerine banka aracılığıyla yapılıyor olması gelmektedir.
Muhasebe hilelerine başvurma sebeplerinden en önde geleni vergi kaçırmadır. Bu amaçla mükellefler çeşitli yollara başvururlar.
Bunlardan en önemlileri şunlardır.
Satılan mal ve hizmet bedellerinin tamamen/kısmen muhasebe kayıtlarına geçirilmeyip, iş sahiplerince açıktan tahsil edilmesi, satışı yapılan ürünün eksik teslimi veya asıl ürün yerine kalite noksanlığı olan ürün satışı bu kapsama girer.
Çoğu işletme, alıcılarına aslında istenenden daha az mal göndererek onları aldatırlar. Bu çok çeşitli şekillerde yapılabilmektedir.
Örneğin; faturanın üzerinde yazandan daha az mal göndermek ya da 10 tane 10 kiloluk şeker göndermek yerine 10 tane 5 kiloluk şeker göndermek gibi. Eğer alıcı şirketin mal kabul alanında çalışan personeli gelen tüm malları tamamen saymada yeterli dikkati göstermezse veya gösteremezse (yoğunluktan dolayı) eksik gönderilen stoklar fark edilmeyecektir.
Bu hilenin işletme yönetimi açısından en büyük faydası, eğer alıcı eksik malları fark ederse, yönetim bir karışıklık olduğunu iddia edip eksik stokları gönderebilmektedir.
Bir diğer hileli mal satışı da alıcıya ikinci kalite mal satmak, istediğinden fazla mal göndermek ya da anlaşılandan daha fazla fiyata ilgili malı faturalamaktır.
Özellikle satış hedeflerini tutturmak için yöneticiler alıcılara haber vermeden istenenden daha fazla mal ve/veya anlaşılandan daha fazla fiyata bu malları gönderebilmektedirler. Alıcı 100 adet X ürünü isterken 110 adet X ürünü gönderilebilir ya da alıcı X ürünü isterken daha az kaliteli Y ürünü gönderilebilir. Yine yukarıda söylediğimiz gibi alıcı bu durumu fark ederse bir yanlışlık olduğu söylenip olay unutulabilir.
Satış yolsuzlukları aşağıdaki yollarla gerçekleşebilir:
1- Eksik veya kayıt dışı satışların yapıldığı,
2- Fatura üzerinde oynama yapılarak eksik veya fazla satış gösterildiği,
3- Hayali firmalara satış yapıldığı,
4- Maliyetin altında satışların bulunduğu,
5- Yurtdışı mümessillik gelirlerinin kayıtlara intikal ettirilmediği,
6- Vadeli satılan emtialar peşin bedel üzerinden kayıtlara geçirildiği,
7- Amortismana tabi iktisadi kıymet satışlarında eksik tutarlı fatura düzenlendiği,
8- Paravan firmalar yolu ile zararına satışların yapıldığı.
Alınan mal veya hizmet bedellerinin tamamen veya kısmen muhasebe kayıtlarına geçirilmemesi veya farklı bedeller üzerinden kayıt yapılmasıdır.
Dönem kazancını azaltıp, vergi kaçırmayı amaçlayan alış yolsuzlukları da üç şekilde yapılır:
a) Kayıt dışı alışlar,
b) Gerçek tutarından daha yüksek bedellerden alışlar,
c) Alış iskontolarının kayıt dışı bırakılması,
Kayıt dışı alışta; işletme satın aldığı mal veya hizmeti yasal defterlerine kaydetmemektedir. Bu mal ve hizmetin çıkışını da belgesiz yaparak karını vergi dışı bırakmaktadır.
Yüksek bedelle alışta ise aldığı mal veya hizmetin maliyetini artırarak hasılattan düşülecek giderleri artırmayı amaçlamaktadır. Alış iskontolarını kayıt dışı bıraktığında da aynı mantık ile vergi matrahının artışını önlemektedir.
Şirketlerde görülen yukarda belirttiğimiz yolsuzluk türlerine ek pek çok yolsuzluk türü daha bulunmaktadır. Sadece bilgi vermek amacıyla şu örnekler verilebilir.
1- Şirkete arsa alırken, arsanın şirket yönetimince belirlenen fiyatın çok altında alınmasına rağmen, arsa sahibiyle anlaşarak fiyatın yüksek gösterildiği, tapuda ve şirket kayıtlarında daha fazla ödenmiş gibi kayıt yapılması suretiyle aradaki tutarın yolsuzluk olarak şirket yöneticisinin cebine kaldığı (akredite bir kuruluştan ekspertiz raporunun alınması),
2- Şirket yöneticilerinin önce kendi üzerlerine veya yakınlarının üzerleri
3- Şirket yöneticilerine yakın taşeronların hak edişlerinin yüksek gösterildiği veya henüz yapmadıkları işlerin bedelinin ödendiği,
4- Şirketlerin alımlarına ilişkin göstermelik ihaleler yapıldığı veya alınan tekliflerin belirli satıcılar yönüne manipüle edildiği böylece, ihale verilecek veya mal alınacak firmadan maddi menfaat elde edildiği,
5- Şirkete malzeme alımlarında, faturaların sürekli şişirildiği, gerçek değerinden yüksek meblağda fatura alındığı, böylece aradaki tutarın yolsuzluk olarak şirket yöneticisinin cebine kaldığı,
6- Hayali harcamaların yapılmış gibi gösterildiği, şirket muhasebe kayıtlarına belgesiz harcama şeklinde veya adi bir tutanakla paralar alındığı,
7- Herhangi bir şekilde belgesiz veya hayali harcama yapılması durumunda, harcamayı belgelendirmek için başka bir yerden sahte bir fatura temin edildiği ve temin edilen sahte faturanın da yapılan harcamadan yüksek olması halinde aradaki tutarın yolsuzluk olarak şirket yöneticisinin veya çalışanının cebine kaldığı,
8- Şirketin taşeron hizmeti alımı için düzenlenen ihalede, en düşük teklifi veren firmayla sözleşme yapıldıktan sonra aynı firmayla kısa bir süre sonra hiçbir neden gösterilmeksizin yeni bir sözleşme yapılarak fiyat farkı verilmesine yönelik düzenlemeler yapıldığı,
9- Hayali taşeronlar veya tedarikçiler meydana getirilerek gerçekte alınan veya yaptırılan işlemlerin bu hayali taşeron veya tedarikçilerden daha yüksek fiyatlarla alınmış gibi gösterildiği,
10- Satıcı veya taşeronların hak edişleri kontrol eden veya malı teslim alan kontrol mühendislerini veya şirket görevlilerini ayarlamaları sonucu şirketin zarara uğramasına rağmen bu şirket görevlilerine maddi menfaatler sağlandığı,
11- Şirketin yaptığı bir harcamanın, muhasebe kayıtları üzerinde çeşitli hesaplara mahsuplar, aktarmalar, yansıtmalar veya çeşitli muhasebe hileleri yapmak suretiyle, karışıklığa sebebiyet verildiği,
12- Şirketle ticari ilişkisi bulunan kişiler adına ya da hamiline düzenlenen çeklerin daha sonra şirket yöneticilerine veya yakınlarına ciro edildiği,
13- Elden yapılan tahsilatlarda düzenlenen makbuzların tamamının ya da bir kısmının kayıtlara intikal ettirilmediği,
14- Şirketin defter ve belgelerinin işlenmeyerek gelirlerin ve giderlerin hiç kaydedilmediği ya da geç kaydedilmesi suretiyle sonuçlara göre sahte fatura alındığı,
15- Sahte imza ve kaşe kullanmak suretiyle gelir kalemlerinin azaltıldığı ya da gider kalemlerinin arttırıldığı,
16- Yöneticilerin gerek elden yaptıkları gerekse bankadan şirket adına yaptıkları tahsilatları repoda değerlendirerek, alternatif yatırım araçlarında kullanarak menfaat elde edildiği,
17- Yöneticilerin kendi özel harcamalarının şirketçe karşılandığı veya yöneticilerin şirket imkânlarını kendi özel işleri için kullandığı,
18- Yöneticilerin üzerlerinde bulunan paraların, kayıtlarda satıcılara ya da başka kişilere sanki iş avansları verilmiş gibi gösterildiği,
19- Şirket tarafından satılan malzemelerin (demirbaş niteliğindeki araç vs.) herhangi bir ihale yapılmadan veya fiyat araştırması yapmadan piyasa rayicinden çok aşağı bir şekilde yönetici veya onların yakınlarına satıldığı,
20- Yöneticilerin seyahat yapmadıkları halde harcırah beyannamesi düzenlemek suretiyle şirketten menfaat temin ettikleri,
21- Şirket yöneticilerinin şahsi borçları için şirket malvarlıklarını teminat ya da şirketi kefil olarak gösterdikleri,
22- Şirket adına alınan kredilerin kayıtlara geç intikal ettirildiği ve bu süre zarfında kredinin yöneticiler tarafından faiz, repo vb. alanlarda değerlendirildiği,
23- Şirket yöneticilerinin yakınlarının çalışmadıkları halde şirkette çalışıyor gibi gösterilip onlara ücret ödendiği,
24- Üçüncü şahıslardan alınan borçların faizleri için daha az para ödendiği halde kayıtlarda daha fazla ödenmiş gösterildiği veya alınan borçların yöneticilerin şahsi işleri için kullanılarak faizlerinin şirkete ödetildiği.
Bu yolla malın satış maliyeti artırılarak, satış bedeli ile satış maliyeti arasında ki fark olan tutar kadar gayri safi kar azaltılmış olur. Bir ticari işletmede safi karın oluşumu aşağıda formüle edildiği gibidir.
Satış tutarı ciro) (-)
Satılan mal maliyeti(-)
Gayri safi kar(-)
Genel giderler(-)
Satış giderleri(-)
Olağan işletme karı (+)
Diğer karlar( Arızi gelir)(-)
Diğer giderler(-)
Safi ticari kar
Bu şemada hesaplanan safi ticari kar bir vergiye esas olacak mali kar değildir. Bunun için ticari kara bazı indirimler ve eklemeler yapılması gerekir. Yukarıdaki şemada yer alan giderlerin herhangi birinin hileli yollarla artırılması mümkündür. Giderler içinde yolsuzluğa en uygun kalemlerden birisi amortismanlardır.
Amortismana tabi olmayan kıymetleri amortismana tabi tutmak ve yüksek oranda amortisman ayırmak bunun en güzel örnekleridir.
Giderleri yükseltmenin bir diğer yolu aktifleştirilip amortismana tabi tutulması gereken harcamaları doğrudan gider yazmaktır.
Böylece yapılan giderin tamamını o dönemin hasılatından düşüp vergi matrahı ve ödenecek vergi azaltılmış olmaktadır.
İşletmeler ancak VUK’ da indirilmesi kabul edilen giderleri indirim konusu yapabilmektedir. Ancak kanunen indirilmesi mümkün olmayan giderleri indirim konusu yaparak vergi matrahını azaltma yoluna gidilmesi sıklıkla başvurulan muhasebe hilelerinden birisidir. Bu giderlerin belli başlıcaları şunlardır:
a) Ev giderleri; aydınlatma, ısıtma, haberleşme, su, kapıcı giderleri,
b) Şahsi giderler; yolculuk, misafir ağırlama, yardım, bağış, hediyeler,
c) Mali giderler; özel borç faizi, şahsi sigorta primi giderleridir.
Değerleme gününde işletmenin mevcut mal, borç ve alacakları belli usullere göre değerlendirilir. Dönem sonu stoklarının değerinin düşük veya yüksek olması uzun dönemde işletmenin kazancını değiştirmez ama dönem kaymasına yol açar.
Stok değerlemesinin düşük yapılması o dönemin kazancının eksik takip eden dönem kazancının ise fazla çıkması sonucunu doğurur. Değerleme aracılığı ile dönem kazancının veya vergi matrahının ayarlama imkânı olduğunda işletmeler bunu istisnadan faydalanma veya zarar mahsubu amacı ile uygulayabilirler.
Bir başka değerleme hilesi yeni kurulan şirketlerde rastlanır.
İşletmenin ilk yılları genelde zararlıdır ve zararların mahsup süresi sınırlıdır bu yüzden mahsup sıkıntısına düşmemek için bir kısım giderleri sabit kıymetler maliyetine atıp amortisman yolu ile itfa yolunu seçebilirler.
İşletmelerin elde ettiği arızi gelirler; alınan çeşitli tazminatlar (sigorta tazminatı gibi), amorti edilip tahsiline olanak kalmayan alacaklardan yapılan tahsilatlar, fatura dışı sağlanan özel indirim veya iskontolar ile hurda, ıskarta ve atıkların satış hasılatı gibi unsurlardır.
En çok karşılaşılan arızi gelirleri gizleme amaçlı hileler şunlardır:
1- Muhtelif hasarlar karşılığı alınan sigorta tazminatlarının hasılat olarak yazılmadığı,
2- Kur farkı gelirlerinin beyan dışı bırakıldığı,
3- Alınan iskonto dekontlarının kayıtlara intikal ettirilmediği,
4- Elde edilen komisyon gelirlerinin hasılat olarak kaydedilmediği,
5- Alınan vade farklarının kayıtlara intikal ettirilmediği,
6- Elde edilen faiz, kar payı, repo gelirlerinin hasılat yazılmadığı,
7- İhracatta kota devir karşılığı alınan paraların gelir yazılmadığı,
8- Amortismana tabi kıymet satıldığı halde kayıtlara yansıtılmadığı,
9- Kira gelirlerinin hasılat kabul edilmediği,
10- Destekleme Fiyat İstikrar Fonundan alınan tutarların kayıtlara intikal ettirilmediği,
11- Tahakkuk eden alacakların gelir kaydedilmediği,
12- Sonradan tahsil edilen şüpheli alacaklara ait gelirlerin kaydedilmediği,
1. İhtiyat akçelerinin gider kaydedildiği,
2. Başka firmaya kullandırılan banka kredi masraflarının gider yazıldığı,
3. Çalınan mal, demirbaş, para vb. gider kaydedildiği,
4. Envantere dahil olmayan iktisadi kıymetler için amortisman ayrıldığı,
5. Finansman giderlerine kısıtlama yapılmadığı,
6. Geçmiş dönem giderlerinin cari dönemde gider yazıldığı,
7. Gelir Vergisi mükellefi eşe ödenen ücretlerin gider yazıldığı,
8. İade edilen malların maliyetlerden çıkarılmadığı,
9. İş ile ilgili olmayan seyahat harcamalarının gider kaydedildiği,
10. İşle ilgisi olmayan özel harcamaların gider kaydedildiği,
11. İşletmeye dâhil olmayan araçlara ait masrafların gider yazıldığı,
12. Kanunda yazılı kurum ve kuruluşlar haricindekilere yapılan bağış ve yardımların gider yazıldığı,
13. Kıdem tazminatı karşılığının gider kaydedildiği,
14. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa göre uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla verdikleri taşıtlar hariç, ödenen MTV gider kaydedildiği,
15. Ortak adına alınan faizlerin işletmeye gider kaydedildiği,
16. Ödenen para cezaları, vergi cezaları, gecikme faiz ve zamlarının gider kaydedildiği,
17. Özel işlerde kullanılan taşıtlara ait giderlerin tamamının gider yazıldığı,
18. Proforma faturanın ve sevk irsaliyesinin doğrudan gider kaydedildiği,
19. Sigorta giderlerinde kısıt yapılmadığı,
20. Ticarî kazancın elde edilmesi ve idame edilmesi ile ilgili olmayan harcamaların gider yazıldığı,
21. Ücretlilerden kesilen sigorta primleri ödenmediği halde gider yazıldığı,
22. Vergiden istisna kazanç ile ilgili harcamaların gider kaydedildiği,
23. Yasal haddi aşan bağış ve yardımlarda bulunulduğu ve indirim konusu yapıldığı,
24. Yatırım tamamlanmadığı halde yapılan yatırım harcamalarının doğrudan gider yazıldığı,
25. Yönetim Kurulu başkan ve üyelerine verilen kar paylarının kurum kazancından indirildiği,
1. Alınan vekâlet ücretleri için serbest meslek makbuzu düzenlenmediği,
2. Amortismana tabi iktisâdi kıymet satışlarında eksik tutarlı fatura düzenlendiği,
3. Paravan firmalar yolu ile zararına satış yapıldığı,
4. Vadeli satılan emtiaların, peşin bedel üzerinden kayıtlara geçirildiği,
5. Yurt dışı mümessillik gelirlerinin kayıtlara intikal ettirilmediği,
Vergi borcu doğmuş olmasına rağmen, vergi kanunlarına aykırı düşen hareketlerle, verginin hiç ödenmediği veya kısmen ödenmesi olarak tanımlanabilen vergi kaçakçılığı;
Marjinal vergi oranlarının yüksekliği, idari etkinliğin düzeyi, mükelleflerin vergi bilinci ve eğitim düzeyleri vb. faktörlerin etkisi altında ortaya çıkmaktadır.
Vergi kaçırmanın çekiciliği; kaçırılabilecek matrah büyüklüğü, marjinal vergi oranı ve risklere (cezalar ve yakalanma olasılığı) bağlı olmaktadır.
25.09.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.