Mehmet Ali Uğurluay
Çalışma sürelerinin planlanması ve kayıt altına alınması; işçinin ücret ve dinlenme haklarının korunması, işverenin yönetim hakkının kanuni sınırlar içinde kullanılması, ücret bordrolarının gerçeğe uygun düzenlenmesi ve sosyal güvenlik bildirimlerinin doğru yapılması bakımından birbiriyle bağlantılı hukuki yükümlülükler doğurmaktadır. Bu süreçlerden herhangi birinin hatalı yürütülmesi; işçilik alacağı uyuşmazlıklarına, idari yaptırımlara ve geriye yönelik prim ve vergi düzeltmelerine neden olabileceğinden çalışma düzeninin bütüncül biçimde ele alınması gerekmektedir.
Haftalık normal çalışma süresi, fazla çalışma, fazla sürelerle çalışma, denkleştirme ve ücretsiz izin; amaçları, şartları ve hukuki sonuçları birbirinden farklı kurumlardır. Bu ayrım, yalnızca işçiye yapılacak ödemenin belirlenmesi yönünden değil, söz konusu ödemelerin bordroda gösterilmesi, prime esas kazanca dâhil edilmesi ve eksik gün bildirimlerinin dayanağının oluşturulması bakımından da önem taşımaktadır. Özellikle denkleştirme ile ücretsiz iznin birbirinin yerine kullanılması veya haftalık çalışma sürelerinin aylık toplam üzerinden değerlendirilmesi, mevzuata aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu çalışmada; haftalık çalışma süresinin belirlenmesi, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmanın hesaplanması, denkleştirme uygulamasının hukuki şartları, ücret bordrosunda yapılması gereken gösterimler ile SGK prim ödeme gün sayısı ve prime esas kazanç bildirimleri bir bütün hâlinde incelenmektedir. Ücret bordrosunun aylık dönemler itibarıyla düzenlenmesi, fazla çalışmanın da aylık toplam çalışma süresi üzerinden hesaplanabileceği anlamına gelmez. Geçerli bir denkleştirme uygulaması bulunmadıkça fazla çalışma, kural olarak her hafta ayrı ayrı tespit edilmelidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddesi uyarınca genel bakımdan haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir. Bu sürenin iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa belirlenmesi mümkündür. Aksi kararlaştırılmamışsa haftalık çalışma süresi, işyerinde çalışılan günlere eşit biçimde dağıtılır. Tarafların anlaşmasıyla farklı bir dağılım yapılabilmekle birlikte günlük çalışma süresi 11 saati aşamaz. Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.
Gece çalışması kural olarak 7,5 saatle sınırlıdır. Ancak turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmetlerinde, işçinin yazılı onayının alınması şartıyla bu sürenin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir. Sektöre veya çalışan grubuna özgü diğer kanuni sınırlamalar saklıdır.
İş Kanunu’nun 41’inci maddesine göre haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışma niteliğindedir. Her bir fazla çalışma saati için normal saat ücretinin yüzde 50 artırılması suretiyle ödeme yapılması gerekir. Sözleşmeyle belirlenen haftalık çalışma süresinin 45 saatin altında olması hâlinde, sözleşme süresini aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalar “fazla sürelerle çalışma” sayılır ve normal saat ücretinin yüzde 25 artırılması suretiyle ücretlendirilir.
Zorunlu ve olağanüstü hâller dışında fazla çalışma yaptırılabilmesi, işçinin onayının alınmasına bağlıdır. İşçi, verdiği onayı 30 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle geri alabilir. Fazla çalışma süresi yılda 270 saati aşamaz. Bu sınırın aşılması, 270 saatin üzerindeki fiilî çalışmaların ücretlendirilmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte, sınırın aşılması tek başına ve her durumda haklı fesih sebebi olarak kabul edilemez; ücretlerin ödenip ödenmediği, işçinin onayı ile günlük çalışma ve dinlenme sürelerine uyulup uyulmadığı somut olay kapsamında birlikte değerlendirilmelidir.
İşçi, zamlı ücret yerine serbest zaman kullanmayı yazılı olarak talep edebilir. Bu durumda her bir saat fazla çalışma karşılığında 1 saat 30 dakika, her bir saat fazla sürelerle çalışma karşılığında ise 1 saat 15 dakika serbest zaman kullandırılır. Serbest zamanın altı ay içinde ve ücret kesintisi yapılmaksızın çalışma süreleri içinde kullandırılması zorunludur.
İş Kanunu’nun 63’üncü maddesi ile İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 5’inci maddesi uyarınca, tarafların yazılı anlaşmasıyla çalışma sürelerinin haftalara farklı biçimde dağıtılması mümkündür. Denkleştirme dönemi sonunda haftalık ortalama çalışma süresi işçinin normal haftalık çalışma süresini aşmıyorsa bazı haftalarda 45 saatin üzerinde çalışılması tek başına fazla çalışma sonucunu doğurmaz.
Denkleştirme süresi genel olarak iki ay olup toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar artırılabilir. Turizm sektöründe ise bu süreler sırasıyla dört ve altı ay olarak uygulanır.
Denkleştirmenin hukuken geçerli ve denetlenebilir biçimde uygulanabilmesi için;
gerekmektedir.
Denkleştirme dönemi tamamlandıktan sonra puantaj veya bordroya “denkleştirme” ibaresi eklenmesi, geçmişe etkili ve hukuken geçerli bir denkleştirme düzeni oluşturmaz.
Ayrıca ücretsiz izin ve denkleştirme, şartları ve sonuçları birbirinden farklı hukuki kurumlardır. Kanundan doğan hâller dışında ücretsiz izin, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını gerektirir. Bir haftadaki düşük çalışma süresi sonradan ücretsiz izin olarak nitelendirilemeyeceği gibi, ücretsiz izin sürelerinin daha önce doğmuş fazla çalışma alacağından kendiliğinden düşülmesi de mümkün değildir. Ücretsiz izin tarihleri ile işçinin talebi veya kabulü yazılı olarak belgelendirilmelidir.
| Çalışma düzeni | Denkleştirme durumu | Hukuki sonuç |
|---|---|---|
| 1. hafta 55,2. hafta 35 saat | Önceden yazılı olarak kararlaştırılmış ve günlük sınırlar korunmuş | Haftalık ortalama 45 saat olduğundan fazla çalışma doğmaz. |
| 1. hafta 55,2. hafta 40 saat | Geçerli iki haftalık denkleştirme mevcut | Toplam 95 saatlik çalışmanın 5 saati fazla çalışma sayılır. |
| 1. hafta 55,2. hafta 40 saat | Geçerli denkleştirme anlaşması bulunmuyor | İlk haftada 10 saat fazla çalışma doğar; ikinci haftadaki eksik süre bu alacaktan mahsup edilemez. |
İş Kanunu’nun 37’nci maddesi uyarınca işçiye, ücret hesabını gösteren bir hesap pusulası verilmesi zorunludur. Normal ücret, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücretleri, izin kaynaklı kesintiler ile vergi ve sigorta primi kesintileri bordroda ayrı kalemler hâlinde gösterilmelidir. Fazla çalışmaya ilişkin puantaj ve benzeri kayıtların bordroyla uyumlu olması ve işçinin özlük dosyasında muhafaza edilmesi gerekir.
İmzalı ücret bordrosu önemli bir delil olmakla birlikte, fazla çalışmanın yapılıp yapılmadığı veya karşılığının ödenip ödenmediği yalnızca bordroya dayanılarak her durumda kesin biçimde belirlenemez. Bordronun ihtirazi kayıt içerip içermediği, ödemenin banka aracılığıyla yapılıp yapılmadığı, bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunup bulunmadığı, puantaj ve elektronik giriş-çıkış kayıtları ile diğer deliller somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilmelidir.
5510 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi uyarınca fazla çalışma ücreti, ücret niteliğinde bir ödeme olduğundan prime esas kazanca dâhildir. Bildirimde ödemenin ait olduğu dönem ile söz konusu döneme ilişkin prime esas kazanç alt ve üst sınırları esas alınmalıdır.
Ücret niteliğindeki ödemeler, kural olarak hak edildikleri ayın prime esas kazancına dâhil edilir. Bu nedenle fazla çalışma ücretinin daha sonraki bir tarihte ödenmesi, ödemenin çalışmanın ait olduğu ayla ilişkilendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Ancak toplu iş sözleşmesi, mahkeme kararı, kesinleşmiş arabuluculuk anlaşma belgesi veya idari işlem üzerine geçmiş dönemlere yönelik yapılan ödemelerde; ödemenin niteliğine ve dayanağına göre 5510 sayılı Kanun ile SGK düzenlemelerinde öngörülen özel tahakkuk, belge verme ve prim ödeme süreleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
Ücretsiz izin döneminde iş sözleşmesi askıda bulunduğundan kural olarak ücret ve prime esas kazanç doğmaz. Ay içinde ücretsiz izin, işe giriş veya işten çıkış bulunması hâlinde prim ödeme gün sayısı, takvim günü ve eksik gün kurallarına göre belirlenir.
Ayın tamamında sigortalılığı devam eden ve eksik günü bulunmayan çalışan, ayın 28,29,30 veya 31 gün sürmesine bakılmaksızın 30 gün üzerinden bildirilir. Ay içinde ücretsiz izin, işe giriş, işten çıkış veya başka bir eksik gün nedeni bulunduğunda ise bildirim, ilgili ayın takvim günleri esas alınarak yapılır. Bu açıklamalar tam süreli çalışmaya ilişkin genel kuralı göstermektedir. Kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışma gibi prim gününün çalışma saatleri üzerinden hesaplandığı hâllerde, toplam çalışma süresinin günlük çalışma süresine bölünmesine ilişkin özel kurallar uygulanır; bölme sonucundaki kesirler bir güne tamamlanır.
Eksik günün gerçek nedenine uygun kodla bildirilmesi; bildirime dayanak oluşturan belgelerin özlük dosyasında saklanması ve Kurumca istenilmesi hâlinde ibraz edilmesi gerekir. Hatalı eksik gün nedenlerinin düzeltilmesinde de kayıt ve belgelerle uyum gözetilmelidir.
İşveren tarafından hukuka uygun ve denetlenebilir bir çalışma düzeninin oluşturulabilmesi için;
Fazla çalışmanın tespitinde temel ölçüt haftalık çalışma süresidir. Denkleştirme ise ancak önceden yapılmış yazılı anlaşmaya, belirlenmiş bir çalışma dönemine ve kanuni sürelere uyulmasına bağlı olarak uygulanabilir. Bir haftada doğmuş fazla çalışma alacağının sonraki haftadaki eksik çalışma veya ücretsiz izinle geçmişe etkili biçimde mahsup edilmesi mümkün değildir.
Fazla çalışma ücretlerinin bordroda açıkça gösterilmesi, vergi ve SGK bildirimlerine doğru şekilde yansıtılması ve çalışma hayatına ilişkin bütün kayıtların birbiriyle uyumlu tutulması; işçi haklarının korunması yanında işverenin denetim ve yargılama süreçlerindeki ispat yükümlülüğü bakımından da önem taşımaktadır.
23.09.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.