YAZARLARIMIZ
Kadir Can Güneş
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
guneskcg@gmail.com



Miras Kalan Telif Haklarında Vergilendirme Nasıl Yapılır?

1. GİRİŞ

Bir sanatçı vefat ettiğinde, geride sadece unutulmaz filmler, besteler veya edebi sayfalar bırakmaz; ömrü fiziksel varlığından çok daha uzun süren, düzenli gelir üretmeyi sürdüren devasa bir iktisadi mirasa da imza atar.

Nitekim yakın zamanda kaybettiğimiz usta bir sinema sanatçısının ardından alevlenen vasiyet tartışmaları, meselenin sadece mirasçıların kendi arasındaki bir paylaşım krizinden ibaret olmadığını; arkasında yıllarca sürecek kapsamlı bir vergi dosyasını bize göstermiştir.

Kamuoyu hakların kime kaldığına ve vasiyetin geçerliliğine odaklanırken; vergi mevzuatı açısından asıl soru, sanatçının vefatından sonra süregelen bu telif gelirlerinin hukuki niteliği ve nasıl vergilendirileceğidir.

Bu aşamada vergi hukuku bakımından iki ayrı olayı kesin bir çizgiyle birbirinden ayırmak gerekiyor:

  • Hakkın İntikali: Eser üzerindeki mali hakların terekeye dahil olarak mirasçılara veya hak sahiplerine geçmesi; ivazsız (karşılıksız) bir iktisap işlemi olup Veraset ve İntikal Vergisi mevzuatına girer.
  • Gelirin Vergilendirilmesi: Hakkı devralan kişilerin bu hakları dijital yayıncılara lisanslaması, kiralaması, devretmesi veya eserden dönemsel telif tahsil etmesi ise Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde tamamen ayrı bir rejimle vergilendirilir.

2. GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

Gelir Vergisi Kanunu'nun 18'inci maddesi; müellif, mütercim, bestekâr, ressam ve bilgisayar programcısı gibi eser sahipleri ile bunların kanuni mirasçılarının, kanunda sayılan eserlerden elde ettikleri kazançlar için serbest meslek kazancı istisnası öngörür. Eserlerin kitap, CD veya dijital mecralarda satılması, devredilmesi, kiralanması ya da gösterim haklarının kullandırılması karşılığında tahsil edilen telif bedelleri bu istisnanın konusunu oluşturur.

Ancak bir bedelin uygulamada yalnızca "telif geliri" adıyla anılması, GVK 18 istisnasından doğrudan yararlanılacağı anlamına gelmez. Geliri doğuran fikri ürünün 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliği taşıması, hakkı kullanan kişinin hukuki sıfatı ve yapılan işlemin mahiyeti belirleyicidir.

%17 Tevkifat ve 2026 Yılı Had Tutarı

İstisna kapsamına girmek gelirin tamamen vergisiz kalması demek değildir. GVK'nın 94'üncü maddesi uyarınca tevkifat sorumluluğu bulunanlar, GVK 18 kapsamındaki serbest meslek ödemelerinden %17 oranında gelir vergisi stopajı keser.

Bu rejimde istisnanın korunması yıllık kazanç eşiğine bağlıdır. GVK 103'üncü maddedeki tarifenin dördüncü gelir dilimi tutarı 2026 yılı için 5.300.000 TL'dir. GVK 18 kapsamındaki kazanç bu tutarı aşmadığı sürece, kaynakta kesilen %17 stopaj nihai vergi niteliğini korur ve ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmez.

5.300.000 TL Aşılırsa Ne Olur?

Yıllık kazancın 5.300.000 TL'lik sınırı aşması halinde şu sonuçlar doğar:

  • Sadece aşan tutar değil, gelirin tamamı vergiye tabi olur: Uygulamada mükelleflerin en çok yanıldığı nokta burasıdır. "5 milyon 300 bini 200 bin lira aştım, sadece bu farkın vergisini veririm" mantığı işlemez; sınır 1 lira dahi aşılsa istisna tamamen düşer ve yıl içindeki bütün telif kazancı beyannameye matrah olarak girer.
  • Kesilen %17 stopaj boşa gitmez, mahsup edilir: Sınır aşıldı diye tevkifat geriye dönük olarak genel serbest meslek oranı olan %20'ye çıkmaz. Yıl boyunca yapılan %17'lik kesintilerin tamamı, yıl sonunda beyanname üzerinden tahakkuk eden gelir vergisinden mahsup edilir.

3. TELİF HAKKININ MİRAS YOLUYLA İNTİKALİ

Vefat sonrası sahip olduğu telif hakları da miras yoluyla intikal edebilir. Bu intikal, diğer malvarlığı unsurlarında olduğu gibi Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilir.

Ancak telif hakkının miras yoluyla intikal etmesi ile bu haktan daha sonra elde edilen gelir birbirinden farklıdır. Ölüm nedeniyle telif hakkının mirasçıya geçmesi veraset ve intikal vergisinin; mirasçının daha sonra bu hak nedeniyle elde ettiği telif ödemeleri ise gelir vergisinin konusuna girer.

Çalışmamızda olduğu gibi, sinema sanatçısının vefat ettiğini ve filmlerinden doğan telif haklarının kanuni mirasçılarına geçtiğini düşünelim. Mirasçılar, sanatçının ölümünden sonra da bu filmler nedeniyle telif geliri elde etmeye devam edebilir. Bu durumda;

  • Telif hakkının mirasçıya geçmesi › Veraset ve İntikal Vergisi
  • Mirasçının telif geliri elde etmesi › Gelir Vergisi

şeklinde iki ayrı vergilendirme aşaması ortaya çıkar.

Gelir vergisi bakımından ise mirasçının kim olduğu önem taşır. Çünkü GVK'nın 18'inci maddesinde, müellif ve mucitlerin yanı sıra bunların kanuni mirasçıları da açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle kanuni mirasçı tarafından elde edilen ve GVK 18'inci maddesinin kapsamına giren telif gelirleri, bu maddede yer alan şartlar çerçevesinde değerlendirilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, telif hakkının ölümden sonra bir kişiye geçmesinin tek başına yeterli olmadığıdır. Kişinin kanuni mirasçı mı, yoksa başka bir hukuki işlem nedeniyle hak sahibi olan kişi mi olduğu belirlenmelidir.

Özellikle vasiyetname ile belirli bir telif hakkının bir kişiye bırakıldığı durumlarda, bu kişinin GVK 18'de belirtilen “kanuni mirasçı” kapsamında olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla telif haklarında vergilendirme yapılırken önce hakkın nasıl ve kime intikal ettiği, daha sonra ise bu hakkın elde tutulması veya elden çıkarılması nedeniyle hangi gelirin elde edildiği belirlenmelidir.

4. TELİF HAKKININ SONRADAN ELDEN ÇIKARILMASI

Telif hakkının daha sonra elden çıkarılması halinde, elde edilen kazancın niteliğinin belirlenmesinde hakkı elden çıkaran kişinin kim olduğu önem taşımaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında, telif haklarının müellifleri, mucitleri ve bunların kanuni mirasçıları tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançlar serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmektedir. GVK'nın 18'inci maddesindeki şartların sağlanması halinde bu kazanç için istisna hükümlerinden de yararlanılması mümkündür.

Buna karşılık, telif haklarının müellif, mucit ve bunların kanuni mirasçıları dışında kalan kişiler tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançlar, şartların oluşması halinde değer artışı kazancı olarak vergilendirilmektedir.

Örneğin bir sinema sanatçısının sahip olduğu film haklarının ölümünden sonra kanuni mirasçısına geçtiğini ve mirasçının bu hakları daha sonra bir yapım şirketine devrettiğini düşünelim. Hakkı devreden kişi kanuni mirasçı olduğu için elde edilen kazanç serbest meslek kazancı olarak değerlendirilecektir.

Buna karşılık, aynı hakkı sonradan satın alan ve müellif veya kanuni mirasçı olmayan bir kişinin bu hakkı daha sonra başka bir kişiye devretmesi halinde, elde edilen kazanç şartları dahilinde değer artışı kazancı olarak değerlendirilebilecektir. Ancak hakkın vasiyet yoluyla karşılıksız (ivazsız) intikal ettiği ve hak sahibinin kanuni mirasçı olmadığı durumlarda, GVK Mükerrer 80'in girişindeki “ivazsız iktisap hariç” hükmü nedeniyle, hakkın daha sonra elden çıkarılmasından doğan kazancın değer artışı kazancı olarak vergilendirilmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Dolayısıyla telif hakkının elden çıkarılmasında yalnızca “hak satıldı mı?” sorusuna bakılması yeterli değildir. Hakkı elden çıkaran kişinin müellif, kanuni mirasçı veya bunların dışında kalan bir kişi olup olmadığı da belirlenmelidir.

Bu ayrım, özellikle telif haklarının miras yoluyla intikal ettiği durumlarda önem taşımaktadır. Çünkü kanuni mirasçı açısından hakkın daha sonra elden çıkarılması ile, bu hakkı sonradan edinen üçüncü kişinin elden çıkarması aynı vergisel sonuçları doğurmamaktadır.

5. KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

Telif gelirlerinin gelir vergisi yönünden değerlendirilmesinin yanında, yapılan işlemin KDV karşısındaki durumunun da ayrıca belirlenmesi gerekir.

KDV Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti kapsamındaki teslim ve hizmetler ile hakların kiralanması işlemleri KDV'ye tabidir. Bu nedenle telif hakkının kiralanması veya kullandırılması karşılığında elde edilen bedellerin KDV yönünden; hakkın devri halinde ise işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Örneğin, bir sanatçının vefatından sonra vasiyetname ile belirli film haklarına sahip olan (kanuni mirasçı olmayan) kişinin, bu filmlerin gösteriminden dolayı düzenli olarak telif/lisans geliri elde ettiğini düşünelim. Bu kişi kanuni mirasçı olmadığı için elde ettiği gelir serbest meslek kazancı değil; GVK’nın 70/5’inci maddesi uyarınca gayrimenkul sermaye iradı (hak kiralaması) niteliğindedir.

KDV Kanunu'nun 1/3-f maddesi uyarınca hakların kiralanması KDV'ye tabidir. Ancak hak sahibi kişi gerçek usulde KDV mükellefi olmadığından, bu işlemde KDV tevkifatı devreye girer. KDV'nin tamamı ödemeyi yapan yapımcı veya yayıncı şirket tarafından sorumlu sıfatıyla (2 No'lu KDV Beyannamesi ile) beyan edilip vergi dairesine ödenir; dolayısıyla hak sahibi kişinin şahsına KDV mükellefiyeti yüklenmez.

Burada ayrıca telif hakkının kendisinin devri ile telif hakkına konu eserin fiziksel olarak teslimi birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin basılı kitap ve süreli yayınların tesliminde KDV Kanunu'nda ayrıca düzenlenmiş istisnalar bulunmaktadır.

Dolayısıyla telif gelirlerinde KDV değerlendirmesi yapılırken, işlemin yalnızca “telif geliri” olarak adlandırılması yeterli olmayıp, işlemin niteliği, sürekliliği, tarafları ve telif hakkının nasıl değerlendirildiği birlikte dikkate alınmalıdır.

6. YURTDIŞINDAN ELDE EDİLEN TELİF GELİRLERİ

Telif gelirinin yurtdışındaki bir kişi veya kurumdan elde edilmesi halinde, öncelikle gelirin Türkiye'de vergilendirilip vergilendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir.

Türkiye'de yerleşik bir kişinin yurtdışından elde ettiği telif geliri, Gelir Vergisi Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde Türkiye'de de vergilendirilebilir. Ancak ödemenin yurtdışından yapılması nedeniyle, Türkiye'de bulunan bir ödeyici tarafından yapılacak gelir vergisi tevkifatından (stopajından) söz edilemez.

Burada en çok tereddüt edilen husus tevkifat yapılmamasıdır. GVK 18 kapsamındaki bir eser için yurt dışından telif tahsil edildiğinde; stopaj yapılmamış olsa dahi, elde edilen GVK 18 kapsamındaki kazanç ilgili yılın istisna haddini (2026 yılı için 5.300.000 TL) aşmıyorsa, GVK 86/1-a maddesi uyarınca yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmez. Kazancın bu haddi aşması durumunda ise gelirin tamamı Türkiye'de beyan edilmek zorundadır. KDV yönünden ise işlemin KDV mevzuatında öngörülen hizmet ihracı şartlarını taşıması halinde KDV istisnası gündeme gelebilir.

Gelirin elde edildiği ülke ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması bulunması halinde ise öncelikle ilgili anlaşmanın hükümlerine bakılması gerekir.

Özellikle telif ödemelerinde anlaşmaların “Gayrimaddi Hak Bedelleri” başlıklı maddeleri önem taşımaktadır. İlgili anlaşmaya göre telif gelirinin hem Türkiye'de hem de gelirin elde edildiği ülkede vergilendirilmesi mümkün olabileceği gibi, kaynak ülkedeki vergileme belirli bir oranla sınırlandırılmış da olabilir.

Bu nedenle yurtdışında telif geliri elde eden bir kişinin yalnızca Türkiye'deki vergisel yükümlülüğünü değil, ödemenin yapıldığı ülkedeki vergilendirmeyi de dikkate alması gerekir.

Yurtdışında aynı gelir üzerinden vergi ödenmiş olması halinde ise, çifte vergilendirmenin önlenmesi amacıyla bu verginin Türkiye'de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilmesi, ilgili Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde mümkün olabilir.

Dolayısıyla yurtdışından elde edilen telif gelirlerinde; gelirin niteliği, mükellefin Türkiye'deki mukimlik durumu, ödemenin yapıldığı ülke, ilgili Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve yurtdışında ödenen verginin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

7. ÖRNEK ÇALIŞMA

Son dönemde vefat eden usta bir sinema sanatçısının filmlerinden doğan telif haklarının bir kısmının vasiyetname ile kanuni mirasçı olmayan bir kişiye bırakıldığını düşünelim.

Bu durumda öncelikle telif haklarının ölüm nedeniyle intikali Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu yönünden değerlendirilecektir. Ancak telif hakkının kendisine bırakıldığı kişinin kanuni mirasçı olmaması, Gelir Vergisi Kanunu açısından ayrıca önem taşımaktadır.

Söz konusu kişi, sanatçının filmlerinin gösteriminden veya bu filmlerin kullanımından düzenli olarak telif geliri elde etmeye devam ederse; GVK 70/5'inci maddesi uyarınca bu gelir serbest meslek kazancı değil, gayrimenkul sermaye iradı (hak kiralaması) sayılacaktır. Dolayısıyla bu kişinin serbest meslek mükellefiyeti açıp serbest meslek makbuzu kesmesi söz konusu değildir.

Ödemeyi yapan yapımcı veya meslek birlikleri, GVK'nın 94/5-a maddesi kapsamında kira stopajı olarak %20 tevkifat uygulayacaktır. Hak sahibi, stopaja tabi tutulmuş bu kira gelirinin GVK 86/1-c maddesinde yer alan yıllık beyan haddini (2026 yılı için stopaja tabi gayrimenkul sermaye iratlarında tarifenin ikinci dilimi olan 400.000 TL'yi) aşması halinde yıllık beyanname verecek, aşmaması halinde ise kesilen %20 stopaj nihai vergi niteliğinde kalacaktır.

Buna karşılık telif haklarının sanatçının kanuni mirasçılarına intikal ettiği bir durumda tamamen farklı bir vergilendirme ortaya çıkacaktır. Kanuni mirasçıların telif gelirleri, GVK 18'de öngörülen şartların sağlanması halinde serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilecek; GVK 94 kapsamında yapılan tevkifat %17 olacak ve yıllık kazanç 5.300.000 TL'yi aşmadığı sürece bu kazanç nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.

Telif hakkının daha sonra elden çıkarılması da ayrıca değerlendirilmelidir. Kanuni mirasçının telif hakkını elden çıkarmasından doğan kazanç serbest meslek kazancı olarak değerlendirilirken, müellif, mucit ve bunların kanuni mirasçıları dışında kalan bir kişinin telif hakkını elden çıkarmasından doğan kazanç, şartların oluşması halinde değer artışı kazancı olarak değerlendirilebilecektir.

Bu nedenle telif hakkının vergilendirilmesinde yalnızca hakkın kendisine değil, hakkın kime geçtiğine ve daha sonra bu hakkın nasıl değerlendirildiğine bakılması gerekir.

8. SONUÇ

Telif hakları, sahibinin vefatından sonra da ekonomik değer üretmeye devam eden haklardır. Bu nedenle bir sanatçının ölümüyle birlikte vergisel süreç sona ermemekte, telif hakkının intikaliyle birlikte yeni bir vergilendirme süreci başlamaktadır.

Öncelikle ölüm nedeniyle gerçekleşen intikal Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu açısından ele alınmalı, daha sonra telif hakkından elde edilen gelirlerin Gelir Vergisi Kanunu karşısındaki durumu belirlenmelidir.

Bu noktada müellif, kanuni mirasçı ve kanuni mirasçı olmayan hak sahibi arasındaki ayrım önem kazanmaktadır. Aynı telif hakkından elde edilen gelir, hakkı elde eden kişinin hukuki sıfatına göre farklı vergisel sonuçlar doğurabilmektedir.

Özellikle vasiyetname ile telif hakkına sahip olan ancak kanuni mirasçı olmayan kişiler bakımından, gelirin serbest meslek değil gayrimenkul sermaye iradı sayılacağı ve stopaj rejiminin buna göre işleyeceği gözden kaçırılmamalıdır.

Sonuç olarak telif haklarında vergilendirme, yalnızca elde edilen bedelin tutarına bakılarak yapılabilecek bir işlem değildir. Hakkın nasıl elde edildiği, kime geçtiği ve daha sonra nasıl değerlendirildiği birlikte ele alınmalıdır.

Bir sanatçının eseri yaşamından sonra da gelir üretmeye devam edebilir. Bu nedenle eser kadar, eserden doğan hakkın kimde olduğu ve bu hakkın nasıl vergilendirildiği de önem taşımaktadır.

24.09.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)


>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM