YAZARLARIMIZ
Tolga Berikten
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
Patent & Marka Vekili
berikten@yahoo.com



Tevsi Yatırımın Geri Dönüş Süresi Nasıl Düşürülür?

İndirimli orana tabi vergi uygulamaları kapsamında yatırım teşvik belgeniz kapsamında yapmış olduğunuz yatırımların geri dönüş süresini düşürebilmek amacıyla muhasebe açısından yapılması gerekenler bu yazımın konusunu oluşturmakta.

Yatırım teşvik belgelerini indirimli kurumlar vergisi uygulamaları açısından  iki türe indirgeyeceğim. Komple olanlar ve olmayanlar. Çünkü komple yatırım teşvik belgesindeki kazanç, yatırım bitip işletme devresine alındığında dönemde   salt ilgili yatırımdan elde edilen kazanca uygulanmasını gerektirmektedir. Diğer yatırım teşvik belge türleri olan tevsi, modernizasyon, ürün çeşitlendirme, entegrasyon da ise yine yatırımın tamamlanıp bittiği ve işletmeye alındığı dönemde yatırımdan elde edilen kazanca uygulanması esas olmakla beraber bu sağlanamadığı takdirde yatırım tutarının  amortismana tabi iktisadi kıymete (ATİK) oranlanması suretiyle yatırımdan elde edilen kazanç tespiti yapılmaktadır.

Eğer elinizde, komple yatırım türü olmayan bir yatırım teşvik belgeniz varsa ve yatırımdan elde edeceğiniz kazancınızı tam olarak ölçemediğiniz bir kazanç olduğu içinde  akabinde ATİK oranlaması yapmak zorunda kalıyorsanız, yatırım dışı sabit kıymetlerinizin çokluğu  sizi uzun yıllar boyu sürebilecek bir indirimli oranda vergi uygulamalarına iter.  Bu yatırımın geri dönüş süresini arttırdığı için yatırımcının yatırımdan elde ettiği avantajını düşürür.

Oranlamadaki paydayı düşürmek

Amortismana tabi iktisadi kıymete (ATİK) oranlanması yapmak zorunda kaldığımızda, pay kısmını yatırım oluştururken, payda kısmını amortismana tabi tüm değerler oluşturmaktadır. Bu amortismana tabi değerlerde maalesef hesaplama da kalan amortismana tabi değerler üzerinden değil birikmiş amortismanları düşülmemiş değerleri ile dikkate alınırlar. İşte bu bağlamda şunu kontrol edebiliriz: Gerçekte kullanılmayan, kullanılma imkânı teknolojik, finansal sebeplerle kalmamış veya hurdaya çıkmış sabit kıymetlerimiz var mıdır? Varsa bunları aktiften çıkararak, payda kısmını mümkün olduğunca kazancımızı oluşturduğumuz yatırıma yaklaştırabilmeliyiz.

Hurda olarak hiçbir şekilde işletmenin kazancına katkı sağlamayan bir sabit kıymetin işletmenin aktifinde durarak, sabit kıymet orantılamasında payda değerini yükselttiği şüphesizdir. Bu sebeple hurdaları elimizden çıkarmalıyız

Hurda sabit kıymet satışında KDV

Hurdaların KDV karşısında ki durumuna da değinecek olursak bu durum KDV kanunun 17/4- g maddesinde geçmekte olup, kısmi istisna kapsamında kalmaktadır. Yani hurda sabit kıymetin satışı 17/4-g maddesine göre KDV’den istisna olup, yüklenilen KDV’nin ilave edilmesini gerektirmektedir.  Peki, hurda olarak satılan sabit kıymetler için ilave edilecek KDV ilgili sabit kıymet için alımında yüklenilen KDV kadar mı olacaktır? Bu konuda Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 23.02.2016 tarihli 7612 sayılı özelge bu sorunun cevabını vermektedir. İlgili özelgeye göre  iktisadi kıymet hurda haline gelinceye kadar indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanılmış olduğundan yüklenilen vergilerin tamamı değil, hurda olarak satış bedelinin %18'ine isabet eden kısmı indirim hesaplarından çıkarılacaktır denilerek, ilave edilecek KDV’nin bize hurda satış fiyatına genel KDV oranı uygulanması sonucu kadar olacağını söylemektedir.

Sonuç itibariyle yatırım teşvik belgenize bağlı indirimli oranda vergi uygulamaları kapsamında ATİK oranlaması yapıyorsak, ATİK lerimizi gözden geçirerek, işletmemize fayda sağlamayanları aktiften çıkararak, yatırımların geri dönüş süresini kısaltabilmek elimizdedir.  

22.06.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM