YAZARLARIMIZ
Mehmet Duman
Yeminli Mali Müşavir
Duman & Global
mehmet@dumanglobal.com



Stok Affından Çıkan Vergi Cezasına Yargı 'Dur!' Dedi

Bundan yaklaşık 1,5 yıl önce mükellefleri ve meslek mensuplarını ciddi manada zora sokan ve iş yükü getiren bir uygulama ile karşılaşmıştık. O dönem karşılaşılan bu durumu “Stok Affından Çıkan Vergi Cezası” başlıklı makalemizde değerlendirmeye çalıştım. Bu tarihten sonrada; gerek sivil toplum kuruluşları gerekse mükellefler bireysel olarak konunun mükellef hukukunu zedeleyici sonuçlar doğuracağı, vergi barışını bozucu etki yaratacağı ve kanuni bir boşluğun bu denli negatif yorumlanmaması gerektiği noktasında girişimlerde bulunulduğu konularından haberdar olduk ve bazı görüşmelere de katılmıştım.  

Kuşkusuz bu sorun bireysel olarak bizlerinde hizmet verdiği kurumlar nezdinde istenmeyen sonuçlar doğurdu. Bunun sonucunda mükellefler vergi ziyaı cezası ve gecikme zamları ile muhatap oldular, bu kurumlara hizmet veren meslek mensupları olarak bizlerde ciddi iş yükleri ile karşı karşıya kalmıştık.

Konu her mükellef ve olay nezdinde özel olarak değerlendirilerek, uyuşmazlıkların idari aşamada çözüme kavuştuğu raporlar olsa da, çoğunluk olarak yazılan raporların hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile yargı denetimine tabi tutulması da bizimde tercih ettiğimiz bir çözüm yolu olarak benimsendi.

Nihayet duruşma talebimiz ve mahkemenin de bu talebimize olumlu bakması üzerine duruşmamız yapıldı ve gerekçeli kararımız deyim yerindeyse “Yanlış Hesap Bağdattan Döner.” İfadesine karşılık gelecek şekilde tarafımıza tebliğ edildi.

Uyuşmazlık konumuz yüklenim hesaplaması yapılmayan; tek şartı devreden KDV bulunması yeterli olan iade türlerinden doğan iade taleplerimizin reddi üzerine yapılan bir başvuru idi. 

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı 18.10.2024 Tarih ve ÖDK-2024/2 Sayılı Özelge Değerlendirme Komisyonu Kararı ile yukarıda bağlantısı paylaşılmış olan yazımızda da ifade ettiğimiz üzere;

“ ….. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi uyarınca, vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade etmekte olup, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanmaktadır.

7440 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin lafzında yer alan “iadeye konu edilmez.” Hükmünün yalnızca doğrudan yüklenim kaynaklı iadelerle sınırlı olmadığı değerlendirilmektedir. Kanun maddesinden, ödenerek ilgili dönemde indirilen ve devreden KDV yoluyla sonraki dönemlere sirayet eden KDV nin de iade hesabında dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; iade edilecek KDV tutarının devreden KDV ile kıyas yoluyla tespit edildiği durumlarda, iade edilecek tutar hesaplanırken, indirilecek KDV veya devreden KDV içerisinde yer alan, beyan edilen emtiadan kaynaklanan indirim hariç tutarın dikkate alınması (iade edilebilir KDV tutarının emtia üzerinden ödenen KDV Dikkate alınmadan hesaplanması ve emtiaya isabet eden KDV nin indirim hakkı bulunduğundan devreden KDV tutarı içerisinde yer alması) gerektiği değerlendirilmektedir.”

Şeklindeki görüşü ile uyuşmazlığı başlatmış oldu.

Tam bu noktada durum böyle ise; 

  1. Mükellef indirim hakkını nasıl kullanacak?
  2. Hangi sıra ile indirime konu edecek?
  3. Ortada belirsiz bir durum varsa neden mükellef lehine yorum yapmak yerine bu kapsamda ödenen KDV nin sırasını en sona alıyoruz?
  4. Velev ki; faaliyeti sadece tam tevkifat kapsamında teslimlerden oluşan veya beyan ettiği emtia için ödediği KDV tutarından yüksek devreden KDV si bulunan bir mükellef bu kapsamda ödemiş olduğu KDV yi nasıl indirime konu edecek?
  5. Kanun koyucunun verdiği indirim hakkı karşısında; idarenin ayrıştırma hesabı, pratikte bu indirim hakkını ortadan kaldırma potansiyeli taşıyor. Bu sorun nasıl giderilecek?

Sorularına cevap aradık ancak sonuç alamadık. Dolayısı ile yargıya başvurmak kaçınılmaz oldu. Sektöründe kısmi tevkifat uygulaması olan özellikle de; Demir/Çelik ve Renkli Metallerin alım satımı ile iştigal eden mükellefler bu kapsamda iade almak zorundadırlar. Ticaret politikası gereği stok tutmak zorunda olan ve bu sektörde faaliyet gösteren bir kurumun neredeyse hiçbir zaman söz konusu KDV yi indirime konu edememesi gibi bir sonuçla karşılaşması çok muhtemeldi.  

Mahkeme de tam olarak burada yer alan soruların tüm işlemler nezdinde sorunsuz bir şekilde çalışmayacağı; İdarenin hesaplama metodunun; kanun koyucunun mükellef nezdinde “…iadeye konu edilmez.” Yasağını uygularken; “…indirime konu edilir.” Hakkını elinden alma potansiyeli doğurduğunu gerekçe göstererek işlemi hukuka uygun bulmamıştır. 

Görüleceği üzere; kanaatimizce sonuçları tam olarak değerlendirilmemiş söz konusu uyuşmazlık yargı denetimine tabi tutularak ortadan kaldırılmıştır. İtiraz yolu açık olan söz konusu kararın üst mahkemelerce değerlendirileceği tabiidir. Aksine bir gelişme olması halinde durum ve gerekçeleri aktarmaya devam edeğiz.

23.07.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM