YAZARLARIMIZ
Cumhur Çetin
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Denetçi
cetincumhur@gmail.com



AYM Kararı Sonrasında Eski Elektronik Tebligatların Ödeme Emri ve Haciz İşlemlerine Etkisi

Yazımızın konusunu, AYM Kararı sonrasında, 01.07.2026 tarihinden önce yapılan elektronik tebligatların ödeme emri ve haciz işlemlerine etkisi oluşturmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 15.01.2026 tarihli ve E.2025/94, K.2026/11 sayılı kararı sonrasında, VUK’un 107/A maddesi kapsamında daha önce gerçekleştirilen bazı elektronik tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı yönünde vergi yargısı kararları verilmeye başlanmıştır.

AYM kararıyla elektronik tebligat sistemi veya tebligatın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılması kuralı iptal edilmemiştir. İptal edilen düzenleme, elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kişileri ve sistemin temel usul ve esaslarını belirleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına geniş yetki veren hükümdür. AYM, dava açma süresini başlatan bu tebligat yönteminin mahkemeye erişim hakkıyla doğrudan ilgili olduğunu belirterek temel unsurlarının kanunda düzenlenmemesini Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulmuştur.

Karar 03.04.2026 tarihinde yayımlanmış ve iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Buna rağmen bazı bölge idare mahkemeleri, Anayasa’ya aykırılığı tespit edilen düzenlemeye dayanılarak iptal kararından önce yapılan elektronik tebligatların derdest davalarda hukuki sonuç doğurmayacağı yönünde kararlar vermiştir.

Bu kararların uygulamadaki ilk önemli sonucu; dava açma süresiyle ilgilidir. İhbarname veya ödeme emrinin elektronik ortamda yapılan tebliğinin hukuka aykırı olduğunun kabul edilmesi hâlinde, elektronik tebliğ tarihi dava açma süresinin başlangıcına esas alınamayacaktır. Mükellef ya da sorumlu işlemi banka hesabına veya malvarlığına haciz uygulanması, vergi dairesine müracaat etmesi ya da başka bir nedenle sonradan öğrenmişse, işleme karşı öğrenme tarihinden itibaren ilgili yasal süre içinde dava açılması mümkün olabilecektir.

Danıştay Üçüncü Dairesinin 04.02.2020 tarihli ve E.2016/15265, K.2020/514 sayılı kararında da usulsüz tebligat sonrasında öğrenme tarihi mükellefin dava hakkını koruyacak biçimde dikkate alınmıştır. Burada öğrenme tarihi, idarenin usulsüz tebligatını mükellef aleyhine geçerli hâle getiren değil, mükellefin mahkemeye erişim hakkını koruyan bir ölçüt olarak kullanılmaktadır.

Her işlemin tabi olduğu dava açma süresi ayrıca gözetilmelidir. Özellikle ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca on beş gün içinde dava açılması gerekir. Bu nedenle ödeme emrinin haciz sırasında veya başka bir şekilde öğrenilmesi hâlinde, öğrenme tarihinden itibaren on beş günlük sürenin geçirilmemesi önem taşımaktadır.

İptal kararının ikinci önemli sonucu, usulsüz tebligata dayanılarak daha sonra tesis edilen takip işlemlerinin hukuka uygunluğunu etkilemesidir. Vergilendirme ve cebren tahsil süreci genel olarak ihbarname, tebliğ, tahakkuk ve vade, ödeme emri, ödeme emrinin tebliği ve haciz aşamalarından oluşmaktadır. Bu zincirin herhangi bir aşamasındaki tebligatın hukuka aykırı olması, sonraki işleme geçilmesini de hukuka aykırı hâle getirebilir.

Vergi veya ceza ihbarnamesinin elektronik tebliği hukuka aykırı kabul edildiğinde, asıl borçlu yönünden kamu alacağının usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden de bahsedilemeyecektir. Bu durumda alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri de hukuka aykırı hâle gelebilecektir.

Ödeme emrinin elektronik tebliği hukuka aykırıysa, 6183 sayılı Kanun’un 55. maddesindeki on beş günlük ödeme ve mal bildiriminde bulunma süresi başlamayacaktır. Bu süre başlamadan veya tamamlanmadan uygulanan haciz, takip ön koşulu eksikliği nedeniyle hukuka aykırı olacaktır.

Elektronik tebligatın usulsüzlüğü yalnızca asıl borçlu mükellefi değil; kanuni temsilci, şirket ortağı ve diğer sorumluları da ilgilendirmektedir. Asıl borçlu şirket nezdindeki tarh, tebliğ, tahakkuk, vade ve takip aşamaları hukuken tamamlanmadan bu kişiler adına ödeme emri düzenlenmesi de önemli bir hukuka aykırılık sebebi oluşturacaktır.

7587 sayılı Kanun’la VUK’un 107/A maddesi yeniden düzenlenerek AYM’nin tespit ettiği kanunilik eksikliği, 01.07.2026 tarihinden sonrası için giderilmiştir. Ancak yeni Kanun’da, daha önce yapılmış elektronik tebligatları geçmişe etkili şekilde geçerli hâle getiren açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; somut olayda elektronik tebligatın hukuka aykırı olduğunun kabul edilmesi hâlinde, işlemi sonradan öğrenen mükellef veya sorumlu bakımından öğrenme tarihinden itibaren dava açma imkânı doğabilecek; ayrıca bu tebligata dayanılarak düzenlenen ödeme emri ve uygulanan haczin hukuka aykırılığı ileri sürülebilecektir.

15.09.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)


>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM