YAZARLARIMIZ
Koray Ateş
Vergi Uzmanı
korayates@muhasebetr.com



Maliye'nin Hem Yapay Zekası Hem De KURGAN'a Takılmamak İçin Yapılması Gerekenler!

Değerli okurlar, kısa adı KURGAN olan Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi 01.10.2025 tarihinde resmen hayatımıza girmiş bulunmaktadır. Her ne kadar ilk bakışta yalnızca mükellefleri ilgilendiren bir düzenleme gibi görünse de, bu sistem Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirleri de son derece yakından ilgilendirmektedir.

KURGAN, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 228’inci maddesi ile Vergi Denetim Kurulu’na verilen risk analizi yetkisine dayanmakta ve sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımını, geçmişe dönük incelemelerle değil cari dönemde ve neredeyse eş zamanlı olarak tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bence sistemin asıl farkı da buradadır.

TESPİTLER YILLAR SONRA DEĞİL ANLIK YAPILACAK!

Eleştiri artık aradan yıllar geçtikten sonra değil, faturanın deftere kaydedildiği dönemde kapımızı çalmaktadır.

Mükelleflere gönderilen yazıların önemli bir kısmı henüz bir vergi incelemesi değil, Vergi Usul Kanunu’nun 148’inci maddesine dayanan bilgi isteme yazılarıdır. Ancak bu yazıların cevapsız bırakılması veya eksik cevaplanması hâlinde aynı Kanun’un 355’inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası ile karşılaşılması mümkündür. Kanaatimce bu yazıları sıradan bir soru olarak görmek yapılabilecek en büyük hatadır; bunlar çoğu zaman olası bir incelemenin habercisidir.

Diğer taraftan VUK’un 3/B maddesi, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunu ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan bir durumu iddia edenin bunu ispatla mükellef olduğunu hükme bağlamıştır. İşte tam da bu sebeple, işlemin gerçekliğini ortaya koyacak delilleri sonradan aramak yerine, daha en baştan ve sistemli biçimde üretmek zorundayız.

MALİ MÜŞAVİRLERİN GÖREVİ, EVRİLME EĞİLİMİNDEDİR.

Bu milat ile Mali Müşavirlerin görevi defter tutmaktan ziyade, bir nevi finansal danışman hatta şirketin mali işler sorumlusu noktasına kadar kendiliğinden evrilmiştir.

Mükelleflerin KURGAN sistemine takılmaları hâlinde, sonraki süreçlerde ve özellikle de yargı aşamasında lehlerine delil olabilecek unsurları artık kendimiz veya şirket satın alma departmanı ile birlikte oluşturmamız gerekiyor.

Bunlar;

  1. Satın alma departmanı belli bir haddin üzerinde olan alımlar için tedarikçiler ile muhakkak sözleşme yapmalıdır. Sözleşmede tarafların bilgileri, işin konusu, miktar, birim fiyat, teslim yeri ve ödeme şartları açıkça yer almalı; mümkünse noter onayı ya da en azından KEP üzerinden karşılıklı teyit sağlanmalıdır.
  2. Mal teslimlerinde, (taşıma irsaliyeli dahil) malı teslim eden kişinin araç plakası, imzası, eğer mümkünse TC kimlik no’su ile TC kimlik kartının ön ve arka fotokopisinin mutlaka alınması.
  3. Sevk irsaliyesi dışında ambar teslim fişi ve/veya kantar fişinin muhakkak alınmasını tavsiye ederiz. Bu belgeler, VUK’un 230’uncu maddesinde düzenlenen sevk irsaliyesini destekleyen ve teslimin fiilen gerçekleştiğini gösteren tamamlayıcı delil niteliğindedir.
  4. Hizmet alımlarında (örneğin montaj hizmeti vb.) hizmet alımı süresince fotoğrafla veya benzeri sübut delil niteliği taşıyan unsurlarla bu hizmetin alındığının belgelendirilmesi. Fotoğrafların tarih ve konum bilgisi taşıması, ispat gücünü ciddi biçimde artırmaktadır.
  5. Hizmet teslimleri araç ile yapılıyorsa, teslimin yapılacağı yere kadar olan mesafede benzin-mazot alımı varsa buna ilişkin fiş veya faturanın ayrıca dosyayla ilişkilendirilmesi. Varsa HGS/OGS geçiş kayıtları ile araç takip sistemi çıktıları da aynı dosyada saklanmalıdır.
  6. Mail yazışmalarının mutlaka çıktısının alınması. Ve eğer mail yazışmalarında proforma fatura varsa bunun orijinal faturanın altına iliştirilmesi ve hizmet alımının yansıtılması hâlinde yansıtma faturasının da ayrıca takip edilmesi.
  7. Teklif – sipariş – sipariş teyidi zincirinin eksiksiz kurulması ve bu belgelerin fatura ile birlikte aynı dosyada muhafaza edilmesi. İşin ticari hayatın olağan akışı içinde geliştiğini gösteren en güçlü delil, bu zincirin kendisidir.
  8. Ödemelerin mutlaka banka veya aracı finansal kurumlar üzerinden ve açıklama kısmına fatura tarih/numarası yazılarak yapılması. 30.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğu bulunduğunu (VUK mükerrer 257 ile 459 ve 575 Sıra No’lu VUK Genel Tebliğleri), aksi hâlde VUK 355 uyarınca özel usulsüzlük cezası uygulanacağını hatırlatmak isterim.
  9. Ödemenin doğrudan faturayı düzenleyen firmanın kendi hesabına yapılmasına azami dikkat edilmesi. Üçüncü kişilere veya şahıs hesaplarına yapılan ödemeler, incelemelerde en çok eleştirilen hususların başında gelmektedir.
  10. Çek ve senet ile yapılan ödemelerde cirolu çekin fotokopisinin, senet suretlerinin ve tahsil dekontlarının dosyada bulundurulması; çekin kimin tarafından tahsil edildiğinin banka kayıtlarından teyit edilmesi.
  11. Tedarikçi hakkında ön araştırma yapılması: İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden mükellefiyet durumunun sorgulanması, KDV Genel Uygulama Tebliği kapsamında özel esaslara tabi olup olmadığının kontrolü, ticaret sicili ve adres teyidi. Bu sorgulama çıktılarının tarihli olarak dosyada saklanması, ileride “gerekli özeni gösterdim” savunmasının temelini oluşturacaktır.
  12. Kaydi stok ile fiili stokun sürekli mutabık tutulması ve dönemsel sayım tutanaklarının imzalı olarak muhafaza edilmesi. KURGAN’ın en çok üzerinde durduğu başlıkların biri de stok ve maliyet tutarsızlığıdır.
  13. Depo kapasitesi, personel sayısı, makine parkı ve enerji tüketimi ile alınan mal veya hizmetin hacminin birbiriyle uyumlu olması; bir uyumsuzluk varsa bunun makul gerekçesinin (fason üretim sözleşmesi, kiralık depo sözleşmesi, hizmet alım sözleşmesi vb.) mutlaka belgeye bağlanması.
  14. E-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye kayıtları ile e-defter kayıtlarının her dönem karşılaştırılması; beyanname, mizan ve gelir tablosu arasındaki uyumun kontrol edilmesi. Sistemin ilk yakaladığı şey, çoğu zaman bu basit uyumsuzluklardır.
  15. KURGAN kapsamında bir yazı geldiğinde verilen süreye (uygulamada 15 gün) mutlaka riayet edilmesi ve cevabın delilleriyle birlikte yazılı olarak verilmesi. Sessiz kalmanın hiçbir faydası yoktur; bence cevapsızlık, idare nezdinde aleyhe bir karine olarak değerlendirilmektedir.
  16. Gelen yazı üzerine düzeltme beyannamesi verilip verilmeyeceği kararının aceleye getirilmemesi. İşlem gerçek ise delilleriyle savunulmalı, gerçekten şüpheli ise VUK’un 371’inci maddesindeki pişmanlık ve ıslah müessesesi ile 359’uncu maddedeki risk birlikte değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki sahte belge kullanımı, KDV Kanunu’nun 29 ve 34’üncü maddeleri uyarınca indirimin reddini, kastın ispatı hâlinde ise VUK 359 uyarınca hürriyeti bağlayıcı cezayı gündeme getirmektedir.
  17. Tüm bu belgelerin fatura bazında tek bir “işlem dosyası” hâlinde, tercihen dijital ortamda ve tarama yoluyla arşivlenmesi. Muhafaza süresinin VUK’un 253’üncü maddesi bakımından beş yıl, Türk Ticaret Kanunu’nun 82’nci maddesi bakımından ise on yıl olduğunu ayrıca hatırlatmak isterim.

SON SÖZ:

Artık mükellefler ile çok daha yakın ilişki içinde olacağımız kesin bir şekilde ortadadır. Bence bu süreç, mesleğimizin kayıt tutma boyutundan çıkıp risk yönetimi ve danışmanlık boyutuna taşındığının en açık göstergesidir.

Bu saatten sonra az ama finansal-mali ve vergi ödevlerinin yerine getirilmesi bakımından kendisini ispatlamış mükelleflerle yola devam etmenin en doğru yol olduğunu düşünüyorum...

Faydalı olması dileğiyle…

14.09.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)


>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM