Adem Kefelioğlu
Bu soru artık sadece vergi tekniğinin değil, anayasa hukukunun da konusudur. Zira Anayasa Mahkemesinin KDV iadesine ilişkin iptal kararı, şimdi de indirim hakkına yönelik yetki tartışmasını gündeme taşıyor.
Katma Değer Vergisi (KDV) sisteminin temelini oluşturan en önemli ilke, verginin nihai tüketici üzerinde kalması; işletmeler üzerinde mali bir yük oluşturmamasıdır.
Bu ilke, mükelleflerin faaliyetleri kapsamında yüklendikleri KDV'yi indirim konusu yapabilmelerine dayanır.
Bu kapsamda işletmeler, mal veya hizmet alırken ödedikleri KDV’yi (indirilecek KDV), sattıkları ürünlerden tahsil ettikleri KDV’den (hesaplanan KDV) düşerek aradaki farkı devlete öder. Bu sistem sayesinde vergi yükü zincir boyunca işletmeler üzerinde kalmaz, vergi yükünü en son aşamadaki nihai tüketici taşır.
Ancak son yıllarda yapılan bazı düzenlemeler, bu temel ilkenin sınırlarını yeniden tartışmaya açmıştır. Özellikle ithalatta gözetim uygulaması, korunma önlemleri ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin düzenlemeler nedeniyle oluşan matrah farkları üzerinden ödenen KDV'nin indirim hakkının kaldırılması, yalnızca vergi tekniği açısından değil, anayasal ilkeler bakımından da önemli soru işaretleri doğurmaktadır.
3065 sayılı KDV Kanunu'nun 36'ncı maddesiyle Cumhurbaşkanına, indirim hakkını kısmen veya tamamen kaldırma veya yeniden koyma ve bu kapsamda hangi mal ve hizmetlerin indirim hakkı dışında bırakılacağını belirleme yetkisi verilmiştir.
Bu yetkiye dayanılarak yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ithalatta gözetim uygulaması, korunma önlemleri ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin düzenlemeler kapsamında ortaya çıkan matrah artışları üzerinden ödenen KDV'nin indirim hakkı kaldırılmış ve düzenleme 24 Kasım 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Daha sonra yayımlanan 57 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile uygulamanın usul ve esasları ayrıntılı şekilde belirlenmiştir.
57 Seri No.lu KDV Tebliği ile 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren ithalat yapan bazı KDV mükelleflerine yeni bildirim ve raporlama yükümlülükleri getirilmiştir.
Tebliğe göre, kapsam dahilindeki mükelleflerin, altışar aylık dönemler itibarıyla ithalat tutarı belirlenen sınırı (2.600.000 TL.) aşmayan mükelleflerin, söz konusu KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılmadığını, izleyen 1 aylık süre içerisinde (ilk altı aylık dönem için 31.07.2026 tarihine kadar) vergi dairesine bildirmeleri gerekmektedir. Belirlenen sınırın aşılması halinde ise durumun Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edilmesi zorunlu tutulmuştur.
Süresinde yapılmış tam tasdik sözleşmesinin bulunması ve bu hususun tam tasdik raporunda açıklanması halinde ayrıca özel amaçlı rapor ibraz edilmesine gerek bulunmamaktadır.
KDV'nin en önemli özelliği, işletmeler açısından maliyet oluşturmamasıdır. İndirim mekanizması sayesinde vergi zincir boyunca taşınır ve yük nihai tüketici üzerinde kalır.
İndirim hakkının belirli ithalat işlemleri bakımından kaldırılması ise bu mekanizmayı zedelemektedir. Sonuç olarak mükellefler üzerinde ilave bir vergi yükü doğmakta, KDV dolaylı bir maliyet unsuruna dönüşmektedir.
Oysa ithalatın sınırlandırılması veya yerli üreticinin korunması amaçlanıyorsa bunun doğal araçları KDV sistemi değil; gümrük vergileri, ilave mali yükümlülükler veya dış ticaret politikası tedbirleri olmalıdır. Verginin kendi sistematiğini bozacak yöntemler uzun vadede hukuki güvenliği de zayıflatmaktadır.
Konunun belki de en önemli boyutu anayasa hukukuna ilişkindir.
7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının dayanağını oluşturan KDV Kanunu'nun 36'ncı maddesi başlangıçta yalnızca "indirim hakkının kaldırılması" konusunda Cumhurbaşkanına yetki vermekteydi. Daha sonra 7491 sayılı Kanun ile aynı maddeye "iade hakkı" da eklenmiş ve Cumhurbaşkanına KDV iade hakkını da kısmen veya tamamen kaldırabilme yetkisi tanınmıştır.
Ancak bu düzenleme uzun ömürlü olmadı.
Anayasa Mahkemesi, 2025 yılında verdiği iptal kararında, Cumhurbaşkanına tanınan "KDV iade hakkını kaldırma" yetkisini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
Mahkeme kararında özellikle iki ilkeye vurgu yapıldı;
Bu tespitler yalnızca KDV iadesi bakımından değil, vergi hukukunun bütünü açısından son derece önemlidir.
Kanaatimizce tam da bu noktada cevaplanması gereken temel soru şudur:
Çünkü indirim hakkı da mükellefin ödeyeceği verginin miktarını doğrudan belirleyen temel bir vergisel haktır.
Anayasa'nın 73'üncü maddesi vergilerin ancak kanunla konulacağını, değiştirileceğini ve kaldırılacağını düzenlemektedir. Aynı şekilde 7'nci madde yasama yetkisinin devredilemeyeceğini hüküm altına almaktadır.
Kanunda hangi durumlarda, hangi ölçütlerle ve hangi sınırlar içinde bu hakkın sınırlandırılabileceği açıkça düzenlenmeden yürütmeye geniş takdir yetkisi verilmesi; Anayasa'nın 7'nci maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile 73'üncü maddesinde yer alan vergilerin kanuniliği prensibini tartışmalı hâle getirmektedir.
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesinin iade hakkına ilişkin benimsediği anayasal yaklaşımın, indirim hakkına ilişkin yetki hükmü bakımından da uygulanabileceği yönünde güçlü hukuki gerekçeler bulunduğu söylenebilir.
İndirim hakkının Cumhurbaşkanı Kararı ile sınırlandırılmasına imkân veren yetki hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatinde bulunan mükelleflerin, beyannamelerini ihtirazi kayıtla vererek süresi içinde vergi mahkemesinde dava açmaları mümkündür.
Vergi mahkemesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bulması halinde konu somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınabilir. Böyle bir durumda yüksek mahkemenin, iade hakkına ilişkin kararında ortaya koyduğu anayasal ilkeler doğrultusunda indirim hakkına ilişkin yetki hükmünü de değerlendirmesi beklenebilir.
Vergi hukukunda temel hak ve yükümlülüklerin idari işlemlerle değil, kanunla belirlenmesi hukuk devleti ilkesinin gereğidir. KDV indirim hakkına ilişkin yetki hükmünün de bu çerçevede yeniden ele alınması hem hukuki güvenlik hem de öngörülebilirlik bakımından isabetli olacaktır.
İthalata ilişkin mevcut düzenleme yürürlükte bulunduğundan, kapsam dahilindeki mükelleflerin 2026 yılı Ocak-Haziran dönemine ilişkin bildirim ve YMM raporu yükümlülüklerini süresinde (31.07.2026 tarihine kadar) yerine getirmeleri önem taşımaktadır.
Bununla birlikte, KDV Kanunu'nun 36'ncı maddesinde Cumhurbaşkanına tanınan KDV indirim hakkını sınırlama yetkisinin ve bu yetkiye istinaden yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Anayasa'ya uygunluğu önümüzdeki günlerde de hukuk ve vergi dünyasının önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecektir.
Saygılarımızla.
Yararlanılan Kaynaklar:
27.06.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.