SMMM Yrd. Doç. Dr. Süleyman UYAR
Akdeniz Üniversitesi
Alanya İşletme Fakültesi
Dekan Yardımcısı
suyar@akdeniz.edu.tr
www.suleymanuyar.com.tr
LEHMAN BROTHERS VE KÜRESEL FİNANSAL KRİZİN ARDINDAN
KURUMSAL YÖNETİM VE DENETİM ÇIKIŞ YOLU OLABİLİR Mİ?
Tarih: 13.10.2008
GİRİŞ
Şüphesiz son günlerde herkesin aklına takılan soru
finansal piyasalarda ortaya çıkan krizin ne kadar
süreceği ve ne kadar derinleşeceği. Bu konuda yorum
yapmak kolay olmasa da, bu süreçten başta Türkiye olmak
üzere tüm gelişmekte olan piyasaların etkilenmesi
kaçınılmaz gözüküyor.
Krizin nasıl başladığını hatırlamak gerekirse küresel
krizin temelinde mortgage piyasasına ilişkin sorunlar
yatmaktaydı. ABD’de bazı finansal kuruluşlar
kredibilitesi zayıf olan kişilere de mortgage kredisi
vererek, geri dönüşü riskli bir mali yapıya
girmişlerdir. Bu tür yüksek riskli kredilerin boyutunun
1,5 trilyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. Mortgage
yanında krizin diğer nedenleri; faiz yapısının
uyumsuzlaşması, konut fiyatlarındaki balon artışlar,
menkul kıymetlerin fonlanmasında yaşanan sıkışıklık,
kredi türev piyasalarının genişlemesi ve kredi
derecelendirme sürecindeki sorunlar olarak sayılabilir.
Mart 2008’de ABD’nin önde gelen bankalarından Bear
Stearns hisse başına 2 dolar fiyatla JP Morgan’a
satılmıştı. Daha sonra Bank of America Merrill Lynch’i
satın almış, alıcı bulamayan Lehman Brothers ise
iflasını açıklamıştı. Dünya finans piyasaları 158 yıllık
finans devi Lehman Brothers'ın iflası ve Merrill Lynch
hisselerinin 50 milyar dolara Bank of America'ya
devredilmesi ile çalkalanmıştı. Fannie Mae, Freddie Mac
ve Lehman Brothers gibi şirketlere seyirci kalan FED,
AIG’yi iflastan kurtarmıştı. AIG dünyanın en büyük
sigorta şirketi olarak bilinmektedir. Uluslararası
finans krizinin başlangıcı olarak kabul edilen Ağustos
2007 tarihinden bu yana ABD’de batan banka sayısı 13’e
ulaşmış, 2008 yılında iflas eden banka sayısı ise 11
olmuştur. Batan bankaların aktif büyüklüğünün 173 milyar
dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
ABD’de zor
durumdaki şirketleri iflastan kurtarmak için Kongre’de
850 milyar dolarlık yardım paketi kabul edilmiştir. Bu
paketin 1929 yılında yaşanan büyük buhrandan bu yana en
büyük kurtarma planı olduğu belirtilmektedir. Ancak
krizin ABD’ye toplam maliyetinin 1,8 trilyon dolara
ulaşabileceği tahmin edilmektedir.
Avrupa’da
küresel krizden en çok etkilenen Fortisbank oldu.
Hollanda bankası ABN Amro'yu 70 milyar Avro'ya satın
alan Fortis, payına düşen Hollanda bankacılık birimleri
için 24 milyar Avro ödeme taahhüdüne girince, küresel
mali krizin de etkisiyle sermaye sıkıntısı yaşamaya
başlamıştır. Fortis'in kötüleşen göstergelerini
izlemekte olan Belçika, Hollanda ve Lüksemburg
hükümetleri, geçen hafta başında 11,2 milyar Avro'luk
sermaye aktarımı karşılığında bankayı kısmen
kamulaştırmışlardır. Ancak bu önlemi yeterli görmeyen
Hollanda hükümeti, ABN Amro dahil bankanın tüm Hollanda
faaliyetlerini 16,8 milyar Avro'ya tamamen
kamulaştırmıştır. Bilindiği gibi Fortis Türkiye pazarına
3 yıl önce Dışbank'ı satın alarak girmişti. AB
bünyesinde ortak bir hareket planının ortaya çıkmaması
nedeniyle her ülke bireysel çalışmalar içine girmiştir.
Avrupa’da bir çok ülke mevduata güvence getirmiştir.
Tüm bu
gelişmeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde küresel
finansal krizin belki de tek bir nedeni var. Kanımca o
da kötü yönetimdir. İyi yönetim olarak adlandırılan
kurumsal yönetim ve şeffaf finansal bilgi üretimini
sağlayan denetim mekanizması sağlıklı bir şekilde
işletilebilseydi böyle bir kriz yaşanmayabilirdi.
KURUMSAL
YÖNETİM VE DENETİM
Küreselleşme
ve teknolojik gelişmeler sermaye piyasalarına
yatırımları arttırmıştır. Bu artışla birlikte
işletmelerde yaşanan muhasebe skandalları; muhasebe,
finansal raporlama süreci ve finansal bilgilere olan
güveni sarsmıştır. Finansal tablolar işletmeler hakkında
verilen kararlarda temel bilgi kaynağıdır. İşletme
faaliyet sonuçları finansal tablolarda raporlandığından,
tabloların şeffaf olması kamunun aydınlatılması
açısından son derecede önemlidir.
Uluslararası
Muhasebe Standartları Kurulu (IASC) ve Muhasebe Sistemi
Uygulama Genel Tebliği’ne göre finansal tablolardaki
bilgiyi kullanıcılar için yararlı kılan özellikler;
anlaşılabilir, ihtiyaca uygun, güvenilir,
karşılaştırabilir ve zamanında düzenlenmiş olmalısıdır.
Anlaşılabilirlik; işletmenin finansal durumunun finansal
tablolarından rahat bir şekilde anlaşılması, ihtiyaca
uygunluk; açıklanan bilginin ilgili kişilerin
gereksinimleriyle örtüşmesi, güvenilirlik; finansal
tablolarda sunulan durum ile işletmenin gerçek finansal
durumunun aynı olması, karşılaştırılabilirlik; finansal
tabloların işletmenin geçmiş yıllarıyla veya başka
işletmelerle karşılaştırılmasına olanak sağlayacak tek
bir formatta yayınlanması, zamanında düzenlenme;
finansal tabloların kamuya zamanlı ve hızlı şekilde
sunulması olarak açıklanabilir.
ABD’de Enron
ve WorldCom gibi şirketlerde yaşanan skandallar
sonucunda kurumsal yönetim uygulamalarını iyileştirmek
amacıyla 2002 yılında Sarbanes-Oxley yasası yürürlüğe
konmuştu. Yasa halka açık şirketler muhasebe gözetim
kurulunun kurulması, denetçi bağımsızlığı, kurumsal
sorumluluk, genişletilmiş kamuyu aydınlatma, finansal
analizlerden kaynaklanan çıkar çatışmaları, kurumsal ve
cezai hile sorumluluğu, beyaz yaka suçlarına ilişkin
cezalarının arttırılması, kurumsal vergi iadesi ve
kurumsal hileler ve sorumluluk başlığı altında hükümler
getirmişti. Benzer şekilde Almanya’da kurumsal yönetim
ilkeleri yasalaştırılarak uygulanması zorunlu hale
getirilmiş, Japonya’da şirketler hukuku gözden
geçirilerek kurumsal yönetim anlamında yeniden
düzenlenmiş, Türkiye ve Rusya’da kurumsal yönetim
ilkeleri belirlenerek kamuya açıklanmıştı. 2002 yılından
bugüne kadar çeşitli düzenlemeler hayata geçirilse de 6
yıl sonra gelinen nokta yine soru işaretlerini ortaya
çıkarmıştır.
Yaşanan
küresel finansal krizlerin ve şirket skandallarının
arkasında yatan önemli nedenlerden biri olarak kamunun
ve özel sektörün kurumsal yönetim politikalarının
yetersiz olduğunun görülmesi, kurumsal yönetim kavramını
dünyada her geçen gün daha da önemli hale getirmiştir.
Kurumsal yönetim, bir kurumun beşeri ve finansal
sermayeyi çekmesine, etkin çalışmasına ve böylece ait
olduğu toplumun değerlerine saygı göstererek, uzun
dönemde ortaklara ekonomik değer yaratmaya olanak
tanıyan her türlü kanun, yönetmelik, kod ve uygulamaları
ifade eder. Kurumsal yönetim ilkeleri aşağıda kısaca
açıklanmıştır:
-
Şeffaflık (Transparency): Şirketin finansal
performansı, yönetimi ve hissedarlık yapısı hakkında
yeterli, doğru ve kıyaslanabilir bilginin zamanlı
bir şekilde açıklanmasıdır.
-
Hesap
Verebilirlik (Accountability): Şirket yönetimine
ilişkin kural ve sorumlulukların açık bir şekilde
tanımlanması, yönetim ile hissedar menfaatleri
arasındaki paralelliğin yönetim kurulu tarafından
gözetilmesidir.
-
Sorumluluk (Responsibility): Şirket faaliyetleri
ilgili mevzuata, toplumsal ve etik değerlere
uygunluğunun sağlanmasıdır.
-
Adaletlilik (Fairness): Azınlık ve yabancı
hissedarlar dahil olmak üzere hissedar haklarının
korunması ve tedarikçilerle yapılan sözleşmelerin
uygulanabilirliğinin sağlanmasıdır.
Küreselleşme, sermaye piyasalarının gelişmesi, işletme
sahipliği ve yöneticiliğinin birbirinden ayrılması,
çokuluslu işletmelerin sayısının artması ve faaliyet
alanlarının genişlemesi, muhasebe işlemlerinin
karmaşıklaşması, ilgi gruplarının sayısının ve bilgi
gereksiniminin artması, çıkarların çatışması ile kamuyu
aydınlatmanın öneminin artması muhasebe ve denetim
mesleğini etkileyen gelişmeler olarak
değerlendirilebilir. Denetim faaliyeti bağımsız denetim,
uygunluk denetimi ve faaliyet denetimi olmak üzere üç
farklı alanda yapılabilir.
Bağımsız
denetim; finansal tabloların bağımsız denetçiler
tarafından denetlenmesi ve finansal tabloların Genel
Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (GKMİ) çerçevesinde
hazırlanıp hazırlanmadığı hakkında rapor aracılığıyla
görüş verilmesi sürecidir. Bağımsız denetimin amacı;
finansal tabloların, tüm önemli yönleriyle, GKMİ ve
finansal raporlama standartları uyarınca hazırlanıp
hazırlanmadığı konusunda bağımsız denetçi görüşünün
oluşturulabilmesini sağlamaktır. Bağımsız denetim
mekanizması, kamuya finansal tablolar aracılığıyla
açıklanan bilginin işletmenin durumunu dürüst bir
biçimde yansıtmasına katkı sağlayabilir.
Faaliyet
denetimi; işletmenin bölümlerinin etkinlik ve
verimliliklerinin değerlendirilmesi amacıyla o
bölümlerin faaliyetlerine ilişkin yöntem ve yordamların
gözden geçirilerek incelenmesi faaliyetidir. Uygulama
alanı ve kapsamı son derece geniş olan faaliyet denetimi
sadece muhasebe ile değil, aynı zamanda işletmenin diğer
tüm işlevleriyle de ilgilidir. Bu işlevlere işletmenin
organizasyon yapısı, pazarlama, satış ve dağıtım
stratejileri örnek gösterilebilir
Tüm dünyada
olduğu gibi Türkiye’nin de içinde bulunduğu ekonomik
yeniden yapılanma süreci köklü değişikliklere yol
açmıştır. Bu yeni dönemde Türk şirketlerinin dünya
piyasalarında hak ettikleri yeri bulmalarında kurumsal
yönetim ilkelerinin ve denetimin hayata geçirilmesi
büyük rol oynayacaktır. Gittikçe küçülen ve sınırları
yok olan dünyamızda devletlerin performansını kurumların
rekabet gücü ve başarısı belirlemektedir. Başarıya
ulaşmak için çalışan kurumlar artık tüm çıkar
sahiplerinin haklarını gözetmek durumundadır. Bu
çerçevede kurumsal yönetim ve denetim bu yaklaşım için
gerekli olan en uygun zemini hazırlamaktadır.
Kurumsal
yönetim ilkeleri ve denetim uygulamaları benzer küresel
krizlerin ortaya çıkmasını azaltabilir. Bu bağlamda
yetkili kurum ve kuruluşlar bu konuda gerekli
çalışmaları ve düzenlemeleri yapmalıdırlar.
KAYNAKLAR
-
A. R.
Zafer Sayar, “Sermaye Piyasası Kurulunun Muhasebe ve
Bağımsız Denetime İlişkin Mevzuatı Kapsamında
Bağımsız Denetçilerden Beklentiler”, Ankara 2005,
s.2-3.
-
Ann M.
Florini, “Does the Invisible Hand Need a
Transparency Glove? The Politics of Transparency”,
Annual World Bank Conference on Development
Economics, April 28–30, 1999.
-
Bağımsız
Denetim Derneği, Bağımsız Denetim Sektörü,
http://www.tbb.org.tr/turkce/duyurular/ iktisat_
kongresi/Ek%2013%20Bagimsiz%20denetim%20sektoru.pdf,
20.01.2007.
-
Cengiz
Alp Eroğlu, “Sarbanes Oxley Kanunu: Kurumsal Yönetim
ve Kamunun Aydınlatılmasına İlişkin Getirdikleri”,
SPK Meslek Personeli Derneği Dergisi, Sayı:7,
Mayıs-Haziran, s.14.
-
Egon
Zehnder International, Board of Directors Global
Study, 2000, p.3.
-
Esin O.,
Örerler, “Finansal Değerlendirme Açısından Finansal
Tabloların Şeffaflığı”, Muhasebe ve Denetime Bakış,
Mayıs 2005, s. 1-8.
-
Erdal
Gürsoy, “Kurumsal Yönetim(Corporate Governance)”,
Yatırım Dünyası, Mart 2003, ss.15-16.
-
Ersin
Güredin, Denetim ve Güvence Hizmetleri, Arıkan
Yayınları, 2007, İstanbul
-
Public
Law, “Sarbanes Oxley Act of 2002”, Public Law
107-204, July 30, 2002.
-
Stefan
Schaltegger, “Information Costs, Quality of
Information and Stakeholder Involvement-the
Necessity of International Standards of Ecological
Accounting” Eco-Mangement and Auditing, Vol. 4,
1997.
-
SPK,
“Sermaye Piyasasında Bağımsız Denetim Standartları
Hakkında Tebliğ”, Seri: X, No: 22, 12.06.2006, 26196
Sayılı Resmi Gazete, madde 4.
-
TÜSİAD,
Kurumsal Yönetim En İyi Uygulama Kodu: Yönetim
Kurulunun Yapısı ve İşleyişi, Yayın No: 336,
İstanbul Aralık 2002, s.9.
-
http://www.ntvmsnbc.com/news/460082.asp
-
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=159519&interstitial=true