RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Asgari Ücret 2017 | Asgari Geçim İndirimi 2017 | Vergi Affı | Reklam | Bize Ulaşın    


YMM Yusuf Akdağ
Tutar İçermeyen Sözleşmelerde Damga Vergisi
(26.04.2017)
YAZARLARIMIZ
Mehmet Yaşar
Yeminli Mali Müşavir
Eski Gelirler Baş kontrolörü
Yankı YMM ve Bağımsız Denetim Ltd. Şti.






Bölün(eme)me

Tarih: 18.04.2017 

Yılbaşından beridir gerçekleştirmek için büyük araştırma ve uğraş verdiğim ve hala beceremediğim  kısmi bölünme müessesesine ilişkin hali hazırda yürürlükte bulunan mevcut tebliğ ve özelgelerin  ne kadar yetersiz, ne kadar ticari hayatın gerçeklerinden kopuk ve ne kadar belirsizliklerle dolu olduğunu belirten bir makale hazırlığım sırasında GİB’nın konuya ilişkin tebliğ taslağı ortaya çıkınca, taslak çalışmalarına katkı vermek amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığına gönderdiğim benzer metni, meslek camiasının ilgisine sunma ihtiyacı hissettim.

 

1- KVK 19/5. Maddede Maliye Bakanlığına konu hakkında sadece “USULLERİ” belirleme yetkisi verilmiş iken gerek önceki tebliğ ve özelgelerde ve gerekse bu tebliğ taslağında işin “ESASINA” girilmiş ve kısmi bölünme müessesesi fiilen uygulanamaz hale getirilmiştir.

 

Zira, her bölünme doğal olarak sermaye azaltımı (bazen da eş zamanlı azaltım ve artırımı) ile mümkündür. Bu azaltımın iç kaynaklardan karşılandığı varsayılarak vergilenmesi kısmi bölünmeyi FİİLEN UYGULANAMAZ hale getirmektedir. Bu uygulamanın adı artık bölünme değil, ayni sermaye yoluyla bir başka şirkete iştirak etmek veya bir başka şirket kurmak olur. Bölünme müessesesinin getiriliş amacından tamamen uzaklaşılmış olmaktadır.

 

2- Yürürlükteki tebliğde bölünmeye konu taşınmazların veya üretim birimine ilişkin aktif ve pasif kalemlerin de devrine ilişkin tebliğin “19.2.2.1. Üretim ve hizmet işletmelerinin ayni sermaye olarak konulması” bölümündeki örnek ticari hayatın gerçekleriyle hiçbir şekilde örtüşmemektedir.

 

Tebliğin bu bölümü bir firmanın sadece bir adet kasası, bir kişiden alacağı ve bir kişiye borcu olduğu takdirde kabul edilebilir.

 

120-alacaklar hesabının altında yüzlerce farklı firmadan alacak, 320-satıcılar hesabının altında yüzlerce farklı firmaya borç, 300-Krediler hesabının altında onlarca banka ve finans kurumuna borcu olan bir firma için mevcut tebliğin bir anlamı ve uygulanabilirliği yoktur.

 

Bölünme konusunun düzenlendiği TTK’da alacaklılardan veya borçlulardan muvafakat istenmediğine göre, binlerce alacaklı ve borçlunun alacak ve borçlarının bir kısmını NASIL AKTARACAĞIZ?

 

Oysa tebliğin bu bölümü, bölünen ve bölünmeye katılan/veya yeni kurulan şirketler arasında bütün bu aktarılacak aktif ve pasif kalemler arası net farkın “Bölünen Şirkete Ödenecek Borçlar” ve “İştirak Eden/Yeni Kurulan Şirketten Alacaklar”  şeklinde aktarımına izin verecek biçimde düzeltilmelidir.

 

3- Mevcut tebliğdeki bölünmeye konu varlıklara ilişkin alacak ve borçların tespiti konusu tamamen belirsiz ve kişilerin yorumuna açıktır.

 

Tebliğde 120, 320 ve 100 gibi somut hesaplardan bahsedilmektedir. Oysa bölünen şirketin sigorta borçları, vergi borçları, işçi borçları, avans borçları gibi borçlarının bir kısmı devredilecek kıymetlerden kaynaklandığı gibi, tebliğde sayılmayan mevcut çekler(101), banka hesapları(102), iş avansları(195), personel avansları(196), KDV iade alacakları vs. gibi varlık ve alacaklarının bir kısmı da  devredilecek kıymetlerden kaynaklanmaktadır.

 

Bu nedenle devredilecek net  varlığın, (dönen varlık-duran varlık ayrımı yapılmaksızın) toplam aktif içindeki oranına isabet eden aktif ve pasif payı net bir şekilde hesaplanılmalı ve (devri gereken diğer aktif payı-devri gereken diğer pasif payı)= “Bölünen Şirkete Ödenecek Borçlar” ve “İştirak Eden/Yeni Kurulan Şirketten Alacaklar” şeklinde kolayca ve anlaşılabilir bir şekilde devredilebilmelidir.

 

4- Bölünme konusunda yayımlanmış özelgelerde “kısmî bölünme sonucunda aynî sermaye konulan şirketten alınan hisse senetlerinin ortaklara verilmesi nedeniyle şirket sermayesinin azaltılması ve daha önce sermayeye eklenmiş olan, enflasyon düzeltmesi fark hesapları ile geçmiş yıl kârlarının da bulunması durumunda; devralan şirkette yapılacak sermaye artışında enflasyon düzeltmesi fark hesaplarının ve geçmiş yıl kârlarının sermayenin bir unsuru olarak yer alması ve ayrı şekilde görülmesi şartıyla bu işlem işletmeden çekiş olarak değerlendirilmeyecek ve vergiye tabi tutulmayacaktır.” denilmektedir.

Bu ifadelerin muhasebe tekniğinde hiçbir anlamı ve uygulanabilirliği yoktur.

Zira TTK’na göre sermaye hesabı tek’tir. Sermayenin içeriğinde tabiî ki ayni sermaye kısmı, iç kaynaklardan karşılanan kısım ve ortaklarca ödenen kısımlar olacaktır. Fakat istense dahi ayni sermayeyi devralan veya yeni kurulan şirket devraldığı bu kısmı parçalara ayırarak örneğin; 570-Geçmiş Yıllar Karları, 525-Özel Fonlar, 502-Enflasyon düzeltmesi olumlu farkları vs. gibi kaydedemez, TTK ve ticaret sicili buna izin vermez.

Bu nedenle “devralan şirkette yapılacak sermaye artışında enflasyon düzeltmesi fark hesaplarının ve geçmiş yıl kârlarının sermayenin bir unsuru olarak yer alması ve ayrı şekilde görülmesi” şeklindeki "İMKANSIZ" şart yerine, devralan şirkettin sermaye artırımı maddesinde veya yeni kurulan şirketin kuruluştaki sermaye maddesinde devralınan bu ayni sermaye’nin bölünen şirketin şu, şu, şu kaynaklarından karşılandığı, bu şirkette sermaye azaltımı veya tasfiye gibi hallerde çekiş sayılarak vergilendirileceğinin belirtilmesi şeklinde şart konulabilir. Hatta ve hatta devralan veya yeni kurulan şirketin 500-Sermaye hesabının alt kırılımlarında ve/veya nazım hesaplarında “Ayni Sermayenin Unsurları"nın gösterilmesi dahi istenebilir.



Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz)













MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN