YAZARLARIMIZ
Vedat Erdem
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
vedaterdem1@gmail.com



Nakdi Sermaye Taahhüt Borcunun Vadeli Çek Kullanılarak İfa Edilmesi

Sermaye şirketlerinde ortakların en temel yükümlülüklerinden biri sermaye taahhüt borcudur. Bu borç özellikle limited ve anonim şirketlerde şirketin kuruluşu veya sermaye artırımı aşamasında ortaya çıkar. Bazen uygulamada bu borcun nakit ödeme yerine çeşitli kambiyo araçlarıyla, özellikle de vadeli çeklerle yerine getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Ancak vadeli çekin nakdi sermaye taahhüdü kapsamında kullanımı hem ticaret hukuku hem de sermayenin korunması ilkesi bakımından tartışmalı bir konudur.

Çünkü nakdi sermaye taahhüdünün geçerli ifası için çekin tahsil edilmesi gerekir. Sadece çek verilmesi, borcun tamamen ifa edildiği anlamına gelmez. Fiili nakit girişi esastır.

Çalışma konumuz bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan bazı hükümler aşağıdaki gibidir.

(Ticaret Şirketleri)

Sermaye koyma borcu

-127’nci maddesinde “Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak;

a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar,

b) Fikrî mülkiyet hakları,

c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,

d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,

e) Kişisel emek,

f) Ticari itibar,

g) Ticari işletmeler,

h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler,

i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,

j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir.

-128’inci maddesi;

(1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.

(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır.

(3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir.

(4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir.

(5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir.

(6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır.

(7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir.

(8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.”

Temerrüt faizi

-129’uncu maddesi; “(1) Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise, 128 inci madde gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi de ödenir.”

Anonim Şirket

(Ayni sermaye)

-342’nci maddesi; “(1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.

(2) 128’inci madde hükmü saklıdır.”

(Nakdî sermaye)

-344’üncü maddesi; “(1) Nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmi beşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödenir.”

(Ödeme yeri)

-345’inci maddesi; “(1) Nakdî ödemeler, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa bağlı bir bankada, kurulmakta olan şirket adına açılacak özel bir hesaba, sadece şirketin kullanabileceği şekilde yatırılır. Taahhüt edilen payların, kanunda veya esas sözleşmede öngörülmüş bulunan ve kanunda yazılı olandan daha yüksek olan tutarlarının ödendiği, ticaret siciline yöneltilecek bir banka mektubu ile ispatlanır. Banka, bu tutarı, şirketin tüzel kişilik kazandığını bildiren bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, sadece şirkete öder.

(2) Şirket, 335’inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen noter onayı veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanma tarihinden itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir.”

Limited Şirket

(Sermaye)

-580’inci maddesi; “(1) Limited şirketin esas sermayesi en az on bin Türk lirasıdır.

(2) Bu maddede yazılı en az tutar, Cumhurbaşkanınca on katına kadar artırılabilir.”

(Ayni sermaye)

-581’inci maddesi; “(1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.

(2) 127’nci madde hükmü saklıdır.”

Pay Bedelini İfa Borcu ve İfa Etmemenin Sonuçları

Ödemeye çağrı

-481’inci maddesi; “(1) Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir. (2) İkincil yükümlülükler hakkında, esas sözleşmede, sözleşme cezası da öngörülebilir.”

Temerrüt

-482’nci maddesi; “(1) Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

(2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur.

(3) Esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt hâlinde, sözleşme cezası ödemekle zorunlu tutulabilirler.

(4) Şirketin tazminat hakları saklıdır.”

Iskat usulü

-483’üncü maddesi; “(1) Kanunun 482’nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği belirtilir.

(2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar.

(3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar için şirkete karşı sorumludur.

(4) 501 inci madde hükmü saklıdır.”

Örnek yargı kararı:

11. Hukuk Dairesi 2016/26 E., 2016/3223 K.

“Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortağı olduğunu, müvekkilinin sermaye borcuna karşılık eşinin 02.07.2012 tarihinde 15.000 TL'yi şirket hesabına ödediğini, geriye kalan sermaye borcu için davalı şirket yetkililerinden ... adına 100.000 TL'lik bono düzenlediğini, soruşturma kapsamında şirket yöneticilerinin bu senedi şirket ana sermaye borcuna karşılık aldıklarını beyan ettiklerini, müvekkili hakkında yapılan icra takibi üzerine müvekkilinden 115.000 TL tahsil edildiğini, buna rağmen davalı tarafça, müvekkilinin %10 hissesine karşılık 50.000 TL'lik sermaye bedelini ödemesi aksi takdirde ıskat hükümlerinin uygulanacağı hususunda ihtar edildiğini, 21.05.2013 tarihli şirket Yönetim Kurulu kararıyla müvekkilin şirket ortaklığından çıkarıldığını, bu durumun eşit davranmaya ilişkin TTK 391. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, yönetim kurulu kararının 4 numaralı bendinin batıl olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının eşinin gönderdiği paranın davacıya aktarılmak üzere şirket hesabına gönderildiğini, paranın bir kısmının doğrudan davacıya ödendiğini, bir kısmına da davacının borçlarının ödendiğini, davacının, müvekkili şirket ortakları hakkında zorla senet imzalatıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, 100,00 TL'lik bononun da şirket sermaye borcuna karşılık verildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, senet alacaklısının...olduğunu, eşit işlem ilkesinin ihlalinin söz konusu olmadığını, diğer tüm ortakların sermaye borçlarını ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ana sözleşmenin 6. maddesi uyarınca şirketin tescil tarihi olan 01.06.2012 tarihinden itibaren üç ay içinde sermaye koyma taahhüdünün 1/4'ü olan 25.000,00TL'yi ödemediği, davacının eşinin şirket hesabına gönderdiği paraların davacıya ve davacı yakınlarına havale edildiği, 04.03.2013 itibariyle davacı şirket hisselerinin bir kısmını dava dışı kişiye devretmesiyle sermaye koyma borcu toplamda 50.000 TL'ye düştüğü, davalı şirketçe gönderilen ihtarnamede muaccel olmamış sermaye koyma borcu da dahil edilerek toplam 50.000TL'nin ödenmesinin istenmesi nedeniyle davacının temerrüde düştüğü kabul edilemez ise de, en geç 01.09.2012 tarihine kadar ödemesi gereken 25.000 TL'lik sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği, dava dışı diğer ortak ....'ın üç ay içerisinde ödemesi gereken 1/4 oranındaki sermaye koyma borcunu fazlasıyla ödediği için henüz muaccel olmayan sermaye koyma borcu nedeniyle ıskat işleminin başlatılmamasının davacıya emsal teşkil etmeyeceği, davacının ödeme için dayanak gösterdiği bononun da sermaye koyma borcu için düzenlendiğinin kanıtlanamadığı, eşit işlem ilkesinin ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Örnek: 500.000 TL nakdi sermaye taahhüt borcu olan Bay A, bu borç için edindiği şahsi 500.000 TL'lik 8 ay vadeli çek kullandığını varsayalım.

Bu durumda öncelikle çek şirketçe teslim alındığında;

----------------------------/-------------------------

101-Alınan Çekler 500.000

                   331-Ortak Bay A 500.000

----------------------------/-------------------------

Sonrasında çek tahsil olduğunda;

----------------------------/-------------------------

102-Bankalar 500.000

                   101-Alınan Çekler 500.000

----------------------------/-------------------------

Çek tahsil edikten sonra;

----------------------------/-------------------------

331-Ortak Bay A 500.000

                   501-Ödenmemiş Sermaye Bay A 500.000

----------------------------/-------------------------

Bu kayıtlardan önce örneğin aşağıdaki gibi bir kararın alınması yerinde olacaktır.

“Şirket ortağı Bay A’nın şirket nezdindeki 500.000 TL tutarındaki nakdi sermaye taahhüt borcuna mahsuben, kendi keşidecisi olduğu, 8 ay vadeli ve 500.000 TL bedelli çekin şirketimize teslim edildiği görülmüştür.

Yapılan değerlendirme sonucunda;

1-Söz konusu çekin tahsil edilmek üzere şirket kayıtlarına alınmasına,

2-Çekin bankaya ibraz (bu işlem haricinde çek ciro edilemez) ve tahsil işlemlerinin yürütülmesine,

3-Çek bedelinin fiilen tahsil edilerek şirket banka hesabına intikal ettiği tarihte, ilgili sermaye taahhüt borcunun ifa edilmiş sayılmasına,

4-Tahsil gerçekleşinceye kadar söz konusu çekin sermaye taahhüt borcuna ilişkin bir ödeme aracı niteliğinde değerlendirilmesine,

5-Muhasebe kayıtlarının bu doğrultuda oluşturulmasına karar verilmiştir.”

Bu durumda çek tahsil edilmeden sermaye borcunun ifası kabul edilmemiş olacaktır.

KAYNAKLAR

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yargı Kararı

22.05.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM