Üner Yıldırım
Değerleme işlemlerinde (özellikle gayrimenkul, finansal tablo ve varlık değerlemelerinde) tespit edilen hata, hile ve eksiklikler temel olarak kasıt, özen eksikliği ve mevzuata aykırılık ekseninde incelenir:
Hata: Finansal tablolarda veya değerleme raporlarında kasıt olmaksızın yapılan; unutma, veri atlama, hesaplama veya sayı kaydırma gibi istemsiz yanlışlıklardır.
Hile: Menfaat sağlamak veya gerçeği gizlemek amacıyla kasıtlı olarak yapılan planlı usulsüzlüklerdir. Çalışan hilesi veya yönetim hilesi şeklinde görülebilir.
Eksiklik: Değerleme standartlarının veya mevzuatın gerektirdiği asgari inceleme, belge, emsal araştırma veya bildirimlerin tam olarak yapılmamasıdır.
Hesaplama ve Kayıt Hataları: Bilanço, tablo hesaplamalarında, kur farkı hesaplarında veya yeniden değerleme oranlarının yanlış uygulanmasında yapılan matematiksel yanlışlar.
Amortisman ve Yeniden Değerleme Hataları: Varlıkların amortisman paylarının yanlış hesaplanması veya yeniden değerleme işlemlerinde mevzuata aykırı katsayı veya yöntem kullanılması.
KDV ve Vergilendirme Hataları: Fatura veya değerleme bazlı KDV ve vergi hesaplamalarındaki uyumsuzluklar.
Emsal ve Veri Seçimi Hataları: Gayrimenkul veya varlık değerlemesinde piyasa rayicine uygun olmayan, gerçeği yansıtmayan ya da manipüle edilmiş emsal karşılaştırmaların kullanılması.
Kasıtlı Yanıltıcı Rapor Düzenleme: Değerin bilerek gerçeğinden çok yüksek veya çok düşük gösterilmesi (Kasıtlı olarak yanlış/yanıltıcı rapor düzenleyenler ve bunu sağlayan yöneticiler Türk Ceza Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında cezai sorumluluk taşır).
Bağımsızlık ve Menfaat Çatışması İhlalleri: Son iki yıl içinde müşteri, ortaklar veya bağlı kişilerle ortaklık/ticari ilişki içinde olunmasına rağmen durumun gizlenmesi.
Ücretin Sonuca Bağlanması: Değerleme ücretinin, rapor sonucunda çıkacak tahmini değere veya anlaşmaya bağlı kılınması (Mevzuata göre yasaktır).
Özen ve İnceleme Eksikliği: Yeterli yerinde inceleme yapılmaması, çalışma kağıtlarının sonucu kanıtlamaması ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulması.
İdari ve Mesleki Yaptırımlar: Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) veya ilgili birlikler tarafından değerleme kuruluşlarının yetkilerinin iptal edilmesi veya sorumlu uzmanların lisanslarının geçici/sürekli olarak geri alınması (en az 1 yıl).
Cezai Sorumluluk: Kasıtlı yanıltıcı rapor düzenleme suç teşkil eder ve ilgili kanunlarca (örn. SPKn m.112/2-ç) hapis/adli para cezası yaptırımları bulunur.
Hukuki Tazminat: Hatalı veya hileli raporlar nedeniyle zarara uğrayan üçüncü kişilerin genel hükümlere veya Mesleki Sorumluluk Sigortası kapsamında tazminat talep etme hakkı vardır.
1. Aciz vesikasına dayanan alacakların değersiz alacak olarak kabul edildiği,
Değersiz Alacak Nedir? Alacağın tahsiline artık imkân kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklardır. Aciz vesikası ise borçlunun borcunu tam ödeyemediğini gösterse de, gelecekte borçlunun malvarlığının artması ihtimaline binaen borç tamamen silinmiş sayılmaz.
Değersiz Alacak Sayılmama Nedeni: Danıştay kararlarına göre, aciz vesikasına bağlanan alacaklar doğrudan değersiz alacak değildir.
Şüpheli Alacak Olarak Değerlendirme: Aciz vesikası alındığı dönemde, ilgili alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılarak gider yazılabilir.
Aciz vesikası (borç ödemeden aciz belgesi) dayanan alacaklar, Vergi Usul Kanunu kapsamında doğrudan değersiz alacak (VUK 322) olarak kabul edilip tek seferde gider yazılamaz;
Bunun yerine, tahsili şüpheli hale geldiği için şüpheli alacaklar (VUK 323) kapsamında karşılık ayrılarak gider yazılması daha yaygın ve hukuki kabul gören yöntemdir.
2. Alacak senetleri reeskonta tabi tutulurken borç senetlerinin reeskonta tabi tutulmadığı,
(Vergi Usul Kanunu'na göre reeskont uygulaması isteğe bağlı olup, alacak senetlerine reeskont uygulanıyorsa borç senetlerine de uygulanması zorunludur.)
3. Alacak ve borç senetlerinin değerlemesinde T.C. Merkez Bankası resmi iskonto oranı yerine farklı oran kullanıldığı,
(Değerleme Oranı: Senet üzerinde faiz oranı belirtilmişse bu oran, belirtilmemişse T.C. Merkez Bankası'nın resmi iskonto haddi (reeskont faiz oranı) uygulanır.)
4. Amortisman oranının VUK hükümlerinde yer alan orandan daha yüksek uygulandığı,
5. Amortismana tabi iktisâdi kıymetlerin doğrudan gider yazıldığı,
(Amortismana tabi iktisadi kıymetler (ATİK), kural olarak doğrudan gider yazılmaz; işletmede bir yıldan fazla kullanıldıkları ve yıprandıkları için bedelleri faydalı ömürleri süresince amortisman (yıpranma payı) yoluyla kademeli olarak giderleştirilir. Ancak, değeri Vergi Usul Kanunu'nda belirlenen yıllık sınırı (2026 için 12.000 TL) aşmayan demirbaşlar doğrudan gider yazılabilir.)
6. Amortismana tabi iktisâdi kıymetin maliyetine intikal ettirilmesi gereken (iktisâdi kıymet alımında mevcut olmayan, kullanım ömrünü uzatan ilâveler vb. ) harcamaların doğrudan gider yazıldığı,
7. Bedelsiz kullanıma bırakılan gayrimenkul için emsal kira bedelinin hesaplanmadığı,
8. Dönem sonu stoklarının düşük veya yüksek bedeller ile belirlendiği,
9. Dövizli alacak ve borçlar VUK genel tebliğinde belirtilen kurallar çerçevesinde değerlenmediği,
Dövizli alacak ve borçların Vergi Usul Kanunu (VUK) çerçevesinde değerlendirilmemesi veya değerleme işleminin yapılmaması, Türk vergi mevzuatına göre hatalı bir uygulamadır.
VUK hükümlerine göre, yabancı para cinsinden alacak ve borçların dönem sonlarında değerlenmesi zorunludur.
Özetle: Dövizli işlemler, VUK 280. madde ve ilgili genel tebliğler uyarınca dönem sonlarında alış kuru ile değerlenmek zorundadır.
İşte VUK kapsamında dövizli alacak ve borçların değerlenmesine ilişkin temel kurallar:
Değerleme Zorunluluğu: Geçici vergi dönemleri ve hesap dönemi sonlarında (31 Aralık), işletmenin dövizli mevcutları, alacakları ve borçları değerlemeye tabi tutularak TL karşılıkları güncellenmelidir.
Uygulanacak Kur: Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir; ancak borsada rayici yoksa (ki Türkiye'de yoktur), Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen kurlar esas alınır. Genellikle T.C. Merkez Bankası döviz alış kurları kullanılır.
Efektif Değerleme: Kasadaki yabancı paralar (efektif) için efektif alış kuru, bankadaki veya alacak/borç niteliğindeki yabancı paralar için döviz alış kuru kullanılır.
Kur Farkları: Değerleme sonucu oluşan kur farkları (kur artışı veya azalışı), kambiyo kârı veya zararı olarak gelir tablosuna (646 veya 656 hesaplar) yansıtılır.
10. Gelecek hesap dönemine ilişkin peşin ödenen giderlerin doğrudan gider kaydedildiği,
11. Hatır senetlerinin reeskonta tabi tutulmadığı,
Hatır Senedi: Gerçek bir ticari işleme veya borç-alacak ilişkisine dayanmayan, bir tarafın diğerine finansman sağlamak amacıyla düzenlediği, tarafların karşılıklı güvenine dayalı bedelsiz kambiyo senetleridir.
Genellikle bankalardan kredi (iskonto) sağlamak amacıyla kullanılır ve vadesi geldiğinde, senedi borçlu sıfatıyla imzalayan kişi değil, genellikle lehtar (senedi alan kişi) tarafından ödenmesi beklenir.
12. Hizmet erbabına konut tedariki ve sair suretle sağlanan menfaatler konutun emsal kirasının veya menfaatin emsal bedeline göre değerlendirilmediği,
Hizmet erbabına (çalışanlara) sağlanan menfaatler, nakit ödemelerin yanı sıra ayni (mal/hizmet) olarak sunulan yemek, ulaşım, konut, konaklama gibi ek faydaları kapsar.
Gelir Vergisi Kanunu kapsamında, işyerinde yemek verilmesi veya yemek çeki sağlanması (2026 için belirlenen istisna tutarına kadar) ve toplu taşıma kartı gibi ulaşım destekleri, belirli şartlarla vergi istisnasına tabidir.
İstisna Kapsamı: Mülkiyeti işverene ait olan, brüt alanı 100 \(m2)'yi aşmayan konutların personele tahsisi gelir vergisinden müstesnadır.
İstisna Dışı Durum: Konutun brüt alanının 100 \(m2)'yi aşması halinde, 100 \(m2)'yi aşan kısma isabet eden menfaat kısmı ücret olarak vergiye tabi tutulur.
Isınma, Aydınlatma ve Su: Konut tedariki kapsamında bu hizmetlerin de işveren tarafından karşılanması sağlanan menfaatler kapsamındadır.
Emsal Kira Bedeli: Eğer konut işverene ait değilse veya kira bedeli bilinmiyorsa, emsal kira bedeli üzerinden hesaplama yapılarak istisnaya isabet etmeyen kısım vergilendirilir.
KDV Uygulaması: Personele konut tahsis edilmesi suretiyle sağlanan menfaatler, KDV Kanunu'nun 5. maddesi gereği "hizmet" olarak değerlendirilir ve emsal bedele göre KDV matrahı hesaplanabilir.
Özetle: 100 m2'yi aşmayan ve mülkiyeti işverene ait konutların sağladığı avantajlar vergiden muaf tutulurken, büyük veya kiralanan konutların sağladığı menfaatler, 100 m2'yi aşan kısımlar için ücret bordrosunda vergilendirilir.
13. Hizmet erbabına verilen ayınlar verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatlar ile değerlendirilmediği,
Hizmet erbabına (çalışanlara) sağlanan ayni yardımlar (erzak paketi, alışveriş çeki, kömür vb.), Gelir Vergisi Kanunu'na göre verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende fiyatlarına göre değerlenir.
Değerleme Ölçütü: Ücretin ayni olarak ödenmesi durumunda, söz konusu malın veya hizmetin o yerdeki perakende piyasa fiyatı (emsal bedel) esas alınır.
Vergileme: Ayni olarak verilen bu menfaatler "ücret" kapsamında değerlendirilir ve brüt tutarları vergi matrahına dahil edilir.
Belgelendirme: Söz konusu mal ve malzemelerin piyasadan fatura karşılığında temin edilmesi halinde, bu faturalar değerlemeye esas alınır.
Özetle, ayni yardımın maliyeti değil, piyasadaki ortalama perakende satış fiyatı (KDV dahil) esas alınarak bordroya yansıtılması gerekmektedir
14. İmal edilen emtia maliyetine dâhil edilmesi gereken harcamaların doğrudan gider yazıldığı,
15. İşletmeden çekilen iktisâdi kıymetlerin emsal bedel ile değerlenmediği,
İşletmeden çekilen iktisadi kıymetler, bir işletmenin aktifinde kayıtlı olan (demirbaş, taşıt, stok, bina vb.) varlıkların, işletme sahibi veya ortakları tarafından şahsi ihtiyaçları için işletme dışına çıkarılması veya kullanılması durumunu ifade eder. Bu işlem vergi mevzuatı açısından önemli sonuçlar doğurur.
Değerleme: İşletmeden çekilen değerler, Vergi Usul Kanunu’nun 267. maddesine göre genellikle emsal bedeli (ortalama fiyat esası) üzerinden değerlenir.
16. Kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacaklar için karşılık ayrıldığı,
Kamu kuruluşlarından olan alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması konusu, Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında ticari alacaklar için aranan dava veya icra takibi şartı nedeniyle tartışmalı olup, genel görüş kamu idare ve müesseselerinden olan alacaklara karşılık ayrılamayacağı yönündedir.
Ancak, bazı görüşler ve özel durumlar (örneğin işletmenin ticari kazancının elde edilmesiyle doğrudan ilgili olup ödenmeyen alacaklar) için karşılık ayrılabileceğini savunmaktadır.
17. Kıdem tazminat karşılıklarının gider kaydedildiği,
18. Kıymeti düşen mallar için takdir komisyonu kararı olmadan karşılık ayrılarak gider kaydedildiği,
Kıymeti düşen malların değerlemesi,
Afet (yangın, deprem, su basması) veya fiziki bozulma (çürüme, kırılma, paslanma) nedeniyle piyasa değeri maliyet bedelinin altına düşen emtianın, Vergi Usul Kanunu (VUK) 278. madde uyarınca "emsal bedeli" ile değerlenmesi işlemidir.
Bu değerleme, takdir komisyonu kararına dayanarak yapılır ve değer düşüklüğü ilgili dönemde gider yazılabilir.
19. Değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeyen menkul kıymetler için menkul kıymetler değer düşüklüğü karşılığı ayrıldığı,
(119 Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı, işletmelerin sahip olduğu hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymetlerin borsa/piyasa değerinde kalıcı veya önemli düşüşler yaşanması halinde ayrılan, aktif düzenleyici pasif karakterli bir muhasebe hesabıdır. Bu hesap, dönem sonlarında varlıkların gerçek değerine yansıtılmasını sağlar.)
20. Satın alınan iktisâdi kıymetin maliyetinin birkaç aşamada tamamlandığı durumlarda, makine montajının tamamlandığı yılsonuna kadar oluşan diğer maliyet unsurlarının alış bedeline eklenmediği,
21. Satın alınan mallarla ilgili yapılan aslî giderler malın maliyetine intikal ettirilmeyerek doğrudan gider yazıldığı,
22. Şüpheli alacak karşılığının, alacağın şüpheli hale geldiği yılda/tarihte ayrılmadığı,
Şüpheli ticari alacak karşılığı, alacağın şüpheli hale geldiği (dava veya icra takibinin başladığı) hesap döneminde (genellikle 31 Aralık değerleme gününde) ayrılır. Prosedürün işletilmesi için alacağın ticari/zirai kazançla ilgili olması, teminatsız olması ve borçludan bir defadan fazla istenmiş veya protesto edilmiş olması gerekir.
Zamanlama: Karşılık, alacağın şüpheli duruma düştüğü dönemde ayrılmalıdır; o dönemde ayrılmayan karşılık sonraki yıllarda ayrılamaz.
23. Teminatlı alacaklar için karşılık ayrıldığı,
VUK 323. Maddesine göre, teminatlı alacaklar için şüpheli alacak karşılığı sadece teminattan geri kalan (teminatsız) kısım için ayrılabilir;
İpotek, rehin veya banka teminat mektubu gibi güvencelerle korunan tutarlar için karşılık ayrılması mümkün değildir. Karşılık, alacağın şüpheli hale geldiği dönemde ayrılmalıdır
24. Yatırımın aktifleştiği dönemin sonuna kadar oluşan kredi faizleri ve kur farklarının doğrudan gider kaydedildiği.
Faydalı Olması Dileğiyle.
Saygılarımla.
28.10.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL Ayrıntılar için tıklayın.