YAZARLARIMIZ
Uğur Küçükkahyaoğlu
Vergi Müfettişi
Bilim Uzmanı
ugurkucukkahya@gmail.com



Koruyucu Ailelerin Eğitim/Sağlık Harcamalarının Vergisel Durumu

Gelirin “objektif safiliği” ilkesi kazanç veya iradın elde edilmesi için yapılması gereken zorunlu harcamaların gayrisafi gelirden indirilmesini ifade etmektedir. Gelirin “sübjektif safiliği” ilkesi ise gelir vergisinin kişisel olmasından dolayı mükelleflerin ve bakmakla yükümlü oldukların kimselerin insan olmanın bir gereği olan eğitim, sağlık, sosyal, kültürel nitelikli bir kısım harcamalarının beyan edilen gelir miktarıyla orantılı olarak gelirden indirilmesidir. Kısacası vergilendirilecek gelirin safi olma özelliğinin bulunması için, objektif ve sübjektif safilik ilkeleri kapsamında belirlenen sınırlar dahilinde giderlerin gayrisafi gelirden indirilmesine izin verilmelidir. Aksi takdirde vergilendirme safi gelir üzerinden yapılmış ol(a)mamaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda sayılan yedi adet kazanç ve iradın objektif safilik ilkesi kapsamında safi tutarlarının belirlenebilmesi için yapılacak indirimler ilgili maddelerde sayılmıştır. Kanunun 89’uncu maddesinde ise gelirin sübjektif safiliği ilkesi kapsamında mükelleflerin kendilerinin ve bakmakla yükümlü oldukları kimseler için beyan edilen gelirden indirim konusu yapabilecekleri eğitim, sağlık, sosyal, kültürel harcamaların neler olduğu sayılmıştır. Kanunun 89’uncu maddesinde mükelleflerin eğitim sağlık harcamalarına ilişkin olarak “Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir:

            …

2. Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121 inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler).” Hükmü yer almaktadır.

Konuyla ilgili 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın “koruyucu aile olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı” durumu hakkında vermiş olduğu 12.04.2017 tarih ve 62030549-120[89-2016/756]-100965 sayılı özelge de özetle;

             “ …

Bu hükümlere göre, koruyucu aile olarak birlikte oturduğunuz veya tarafınızca bakılan çocuk, Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinde ifade edilen çocuk kapsamında değerlendirilmediğinden, anılan çocuk için yaptığınız eğitim ve/veya sağlık harcamalarının yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirim konusu yapılması mümkün bulunmadığı” ifadeleri yer almaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığı koruyucu ailelerin korumaları altında bulunan çocuklar için yapmış oldukları eğitim, sağlık harcamalarının verilen beyanname üzerinden indirim yapılmamasının gerekçesini ise “Koruyucu Aile Yönetmeliği” hükümlerine dayanılarak açıklamıştır. 24.05.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 22’nci ve 23’üncü maddeleri ile 03.06.2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak hazırlanan ve 14.12.2012 tarihli ve 28497 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Koruyucu Aile Yönetmeliğinin ilgili hükümlerinde koruyucu ailelere koruma altında bulunan çocuklar için bir kısım harcamaların devlet tarafından karşılanacağı hükmü yer almaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde ülkemizin sosyal bir devlet olduğu hüküm altına alınmıştır. Sosyal devletin en önemli özelliklerden birisi ise toplum içinde yer alan dezavantajlı gruplara yönelik devletin daha fazla koruyucu politikalar izlemesidir. Koruyucu aile uygulaması da dezavantajlı kimselerin sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılması yönünde olumlu politikalardan birisidir. Sağlıklı bir topluma ulaşmak için sosyal çıktısı daha fazla olan uygulamaların diğer idari uygulamalar ile desteklenmesi gerekirken bu politikaları desteklemeyen idari görüş ve kararların olması rasyonel olmamaktadır.

Kaynakça:

Funda Başaran Yavaşlar, Bir Adaletsizlik Örneği Ücret Gelirlerinin Vergilendirilmesi, Fasikül Dergisi, Mayıs 2012

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

Koruyucu Aile Yönetmeliği

GVK-85/2012-7 Sayılı Gelir Vergisi Sirküleri

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 12.04.2017 Tarih 62030549-120[89-2016/756]-100965 Sayılı Özelge

31.05.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM