Ertuğrul Tuncer
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM Bağımsız Denetim A.Ş.
etuncer@kokerymm.com
İmalatçılar İçin Kurumlar Vergisi Oranı İndirildi Ama Yapılacaklar Bitmedi
Belki bu yazının okunduğu saatlerde, yeni düzenlemeler Resmi Gazetede yayınlanıp kesinleşecek ama şimdiden bazı konuları hatırlamakta fayda var.
Kurumlar vergisi oranı, yalnızca, üretici ve ihracatçı şirketleri kapsayacak. Ne var ki, hem Gelir İdaresinin hem de mükelleflerin yapacaklarını şöyle bir düşünmek gerekiyor.
1. Mükellef açısından değerlendirildiğinde;
- Yasa, KVK madde 32 üzerinden düzenleme yaptığı için bir yönüyle kişisel teşebbüsleri kurumlaşmaya yönlendirmektedir. Şahsi işletme halinde üretim faaliyeti sürdürenlerin 2026 yılı içinde işletmelerini kurumlaştırması gerekmektedir.
- Madde metni, lafzıyla ve ruhuyla “üretim ve / veya ihracat “ üzerinden indirim sağladığı için bu konularda kapasiteyi artıracak, ticari nitelikli işlemlerin üretime dönüştürülmesini sağlayacak tedbirlerin daha bu yıl içinde alınması gerekecektir.
- Yine, indirimli KV oranı üretim miktarına bağlandığı için “kapasite raporları” yenilenerek, belgede kayıtlı kapasite değerleri ile fiili kayıtlar arasında ihtilaf yaratacak bir sorun bırakılmamalıdır.
- Kendi üretimi yanında fason üretim de yaptıranların “üretimden sağlanan kazanç” kısmının hesabı konusunda dikkatli davranması zorunludur. (Bu konu Gelir İdaresini de ilgilendirmektedir. Aşağıda biraz daha ayrıntı vermeye çalışacağız.)
- Bu avantajdan yararlanmak için ilk tavsiye edilecek şey, kurumsal yapının reorganize edilmesi, üretim ve hizmet ile üretim dışı (ticari) kazançları ayrı ayrı izleyecekleri bir muhasebe düzenlemesi şarttır. Aksi takdirde, bir incelemede cezalı tarhiyata muhatap olmak kaçınılmazdır.
- Stok uygulaması her zamankinden daha fazla önem taşıyacaktır. Aynı stoktan hem satış, hem üretimde ku llanım söz konusu ise bu ayrım mutlaka yapılmalıdır. Muhasebe sistemi ve stok yönetimi buna göre organize edilmelidir.
- Üretim için kullanılan girdiler mutlaka ve titizlikle ayrıştırılmalı mümkünse daha stok kaydı yapılırken bu işlem gerçekleştirilmelidir.
- Yasal düzenlemenin amacı, yurt içi üretim kapasitesinin ve oranının artırılması olduğu için yurt dışında veya serbest bölgelerde üretilerek yurt içine aktarılan ve satılırken üretim hesapları ile karıştırılan mallar kısa sürede “başa dert” olacağı için daha dikkatli olunmalıdır.
- Özellikle yurt dışından sağlanan bazı mallar üzerinde küçük çaplı ilave veya tadilat yapılarak yurt içine ya da dışına yapılan satışlarda hasılat- maliyet dengesi özel bir önem taşıyacağı için hangi hesapların kullanılacağı konusu 2026 yılında kararlaştırılmalıdır.
- DİİB ile yurda getirilen veya geçici ithalat yoluyla getirilip üzerinde “imalat sayılan” işler gerçekleştirilen durumlarda imalatın niteliği ve oranı önem taşıyacağından fikri alanda tedbirlerin 2026 yılı sonuna kadar alınması uygun olacaktır.
2. Vergi İdaresi açısından yapılması gerekenler;
- Düzenlemenin amacı, kısaca yurt içinde üretim ve üretilen malların ihracı olarak tanımlanacaktır. Bu konuda gerek sınai, gerekse tarımsal kökenli üretimlerin kompleks bir yapısının olduğu ve maddeden yararlanmanın niteliği ve usulü düzenlenirken Yasa’nın sınırları zorlanarak, “yararlandırmama” muhafazakarlığına sapılmamalıdır.
- Son zamanlarda, vergisel düzenlemelerde, gece yarısı önergeleriyle madde veya hüküm oluşturulduğu için yeterli ve detaylı gerekçeler yazılamamaktadır. Bunun sonucu olarak, idari uygulamalar, “sistemde açık vermemek” adına, ayrımcı ve kısıtlayıcı ikincil mevzuat olarak ortaya çıkmaktadır. Tebliğlerle getirilen uygulamalara karşı açılan davalarda alınan sonuçlar, vergi idaresini zorlayıp vergi alınamadığı gibi masraflara da yol açmaktadır.
- Vergi İdaresi, “mükellefin hasmı” gibi davranmaktan hoşlanmaz. Ancak, yaptığı işten dolayı sorumlu olmamak için “zorlayıcı “ görüş ve uygulamaya baş vurmaktadır. Bunun en önemli nedeni, konularla ilgili olarak merkezi yapının görüş ve düzenlemeleri gecikmeli yapmasıdır. O nedenle GİB’in, şimdiden, tebliğ taslaklarını meslek camiasına ve mükellef değerlendirmesine bir an önce açması çok faydalı olacaktır.
- Bir çok uygulama veya düzenleme, iyi niyetlerle yapılıyor sonra sahipsiz kalıyor. Yada uygulanabilir olmaktan çıkıyor. Bunu önlemenin yolu “mukteza vererek rota çizmek” değildir. Tebliğ (ve hatta sirküler) çoklu sorun çözücüdür. Bunlar hazırlanırken örnekli ve test edilmiş olayların anlatımı önem taşıyacaktır.
- Üretim hasılatı değil, “üretimden doğan kazanç” esas alınacağı için ;
- “Üretim ve Kazancın” olabildiği kadar açık ve tanımlayıcı biçimde ortaya konulması gerekmektedir.
- Yukarıda sözünü ettiğimiz, fason üretim, yurt dışında yapılan üretim, ithalat yoluyla sağlanan mallar üzerinde yapılan tadilat ve/veya eklentilerin, tamamlayıcı unsurların yapılmasının, yurt içi üretim olup olmadığı, ambalaj malzemeleri gibi hem üretilen mallarda hem ticari nitelikli ürünlerin satışında kullanılan şeylerin ayrıştırılması, üretim finansmanında kullanılan kredilerin niteliği ile ödenen faizlerin, kur farklarının, vade farklarının nasıl bir muamele göreceğinin, üretimle ilgili olarak “dışardan sağlanan” hizmet veya menfaatlerin durumu gibi hususlar yıl bitmeden hazırlanmalı ve tartışmaya açılmalıdır.
- İndirimli KV uygulamasının Asgari Kurumlar vergisi (yerel ve küresel) uygulamasına etkisi mutlaka ayrıca değerlendirilmelidir. Meslek camiasında bu konu şimdiden tartışılmaya başlanmıştır. Yazılanlardan, çok sayıda farklı fikir olduğu görülmektedir.
- Amortisman, yıpranma, değer düşüklüğü gibi konular, dolaylı-doğrudan maliyet hesabında önem taşıdığından uygulama şekli ve detayları mutlaka ikincil mevzuatta yer almalıdır.
- Özellikle VUK hükümleri gereği, vergi ziyaı cezası kesilmesi gereken durumlarda (Açıktan satış, 359. Madde kapsamında eylemler, iştirak durumlarında kesilecek cezalar gibi ) uygulamanın mahiyeti olabildiğince Tebliğle açıklanmalıdır. Vergi uygulamalarında eşitlik ve şeffaflık önem taşıdığı için sorunların muktezalarla çözümlenmesi yeterli bir usul değildir. Tebliğlerin, kollektif ele alış tarzı ile düzenleyicilik vasfı, muhtemel sorunların da çözüm yolu olmaktadır.
- İdare ile mükellef arasında köprü görevini gören meslek mensuplarının görüş-alış verişleri, teori ile pratiği ve saha tecrübesini kaynaştıracağı için bu konuda muhafazakar davranmanın kimseye bir faydası olmayacağından, olabildiği kadar iş birliğine dönük eğitim faaliyetleri ile gelecek yıla daha az sorunla girmek yararlı olacaktır. GİB’in uzman elemanları ile konuyu en iyi bilen yöneticilerin yer aldığı, eğitim, seminer, panel, konferans gibi aktivitelerin yıl bitmeden yoğunlaştırılması gerekmektedir.
- Yapılan düzenleme, ekonomik camiada oldukça büyük bir kabul görmüş ve beklentileri artırmıştır. Bu nedenle, eksiklik ya da hatalar gerekçe gösterilerek “uygulamanın ertelenmesi yoluna gidilmeyeceği” sıklıkla vurgulanmalıdır.
Yazdıklarımız, konunun tamamını ya da detayını kapsamak çabasından kaynaklanmamıştır. Amacımız güzel ve “geniş kabul görmüş” bir mevzuat düzenlemesinin, hayat bulmasına yardımcı olmaktır.
11.05.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.