Cemil Alemdar
Tahsilat dosyalarında vergi sonucunu etkileyen sorun bazen müşterinin ödeme güçlüğünden sonra, şirketin kendi içindeki bilgi akışında ortaya çıkıyor.
Hukuk birimi takibi başlatıyor. Mali işler dosyadan zamanında haberdar olmuyor. Alacak için karşılık bir sonraki yıl ayrılıyor.
İdarenin yaklaşımı, karşılığın alacağın şüpheli hâle geldiği hesap döneminde ayrılması gerektiği yönünde.
Buna karşılık, sonraki yılda ayrılan karşılığı kabul eden yargısal değerlendirmeler de bulunuyor. Bu farklılık, giderin şirketin tercihine göre istenilen yıla taşınabileceği anlamına gelmiyor.
Yıl sonuna yaklaşırken üç kontrol özellikle önemli:
Bir başka ayrıntı da KDV: Şartları sağlanan ve beyan edilmiş KDV’den kaynaklanan alacak, karşılık hesabında gözden kaçırılmamalı. Ancak bu işlem, KDV beyannamesinde otomatik indirim veya iade hakkıyla karıştırılmamalı.
2026 için 25.000 TL’lik küçük alacak sınırı da bütün alacaklara uygulanacak genel bir üst sınır değil; kanundaki alternatif takip koşuluna ilişkin bir düzenleme.
İyi bir karşılık çalışması, yaşlandırma raporuyla hukuk dosyasının birlikte okunmasını gerektiriyor.
Bir alacağın ödenmemesi, şüpheli alacak karşılığı ayırmak için tek başına yeterli değil. Karşılığın hangi dönemde ayrıldığı da ayrı bir tartışma konusu.
Satış yapılmış, fatura düzenlenmiş, gelir kaydedilmiştir. Ancak müşteri ödeme yapmamıştır. Tahsilat görüşmeleri sonuç vermeyince dosya avukata gönderilmiş ve icra takibi başlatılmıştır.
Hukuk birimindeki dosya ilerlerken muhasebede aynı alacak normal müşteri hesabında görünmeye devam eder. Yıl kapanır. Takip bilgisi mali işlere bir sonraki yıl ulaşır.
Bu defa soru değişir:
“Geçen yıl icraya verdiğimiz alacağa bu yıl karşılık ayırabilir miyiz?”
İdare ile yargının aynı şekilde değerlendirmediği noktalardan biri tam olarak budur.
Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve devam ettirilmesiyle ilgili alacaklar için belirli şartlar arar.
Dava veya icra safhasındaki alacaklar bu kapsamdadır. Ayrıca protestoya veya yazıyla birden fazla talebe rağmen ödenmeyen, kanundaki parasal sınırı aşmayan alacaklar için de ayrı bir imkân bulunur. Teminatlı alacaklarda karşılık, teminatın karşılamadığı kısımla sınırlıdır.
Dolayısıyla müşterinin ödeme sözünü tutmaması, çekin vadesinde ödenmemesi veya alacağın uzun süredir hesapta beklemesi üzerinden doğrudan vergi gideri oluşturulamaz. Alacağın hangi hukuki ve belgesel durum nedeniyle karşılık kapsamına girdiği gösterilmelidir.
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 24.02.2016 tarihli, metin içindeki sayı bilgisiyle 64597866-105[280-2016]-3601 sayılı özelgesinde, dava veya icra takibine başlanılan yılda karşılık ayrılması gerektiği açıklanmaktadır. İdare, şüpheli hâle geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacak için sonraki dönemlerde karşılık ayrılmasını kabul etmemektedir.
Bu yaklaşımda seçme hakkı, karşılık ayırıp ayırmamakla ilgilidir; giderin istenilen yıla taşınması anlamına gelmez.
Bu nedenle 2026’da gerekli şartları sağlayan bir alacağın karşılığını, yalnızca şirketin kârlılığına bakarak 2027’ye bırakmak idari uygulama bakımından sorun doğurur. “Bu yıl zarar var, gelecek yıl kullanırız” düşüncesiyle alınan karar, giderin reddedilmesiyle sonuçlanabilir.
Danıştay 3. Dairesinin 10.11.2025 tarihli, E.2023/8253, K.2025/4439 sayılı kararında, 2017’de icra takibine alınan alacak için 2018’de ayrılan karşılık incelenmiştir.
İlk derece mahkemesi dönemsellik gerekçesiyle mükellefi haksız bulmuştur. Bölge idare mahkemesi ise kanunda hakkın yalnızca ilk yıl kullanılabileceğini belirten bir sınırlama bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyatın bu kısmını kaldırmıştır. Danıştay da karşılığa ilişkin bu sonucu onamıştır. Kararda, karşılığın ilk dönemde ayrılması gerektiğini savunan karşı oy bulunmaktadır.
Bu karar, idarenin yaklaşımıyla yargısal değerlendirme arasındaki farklılığı gösterir. Bütün mükellefler için karşılığın serbestçe sonraki yıla bırakılabileceği anlamına gelmez.
Daha önce karşılık ayrılmamış bir dosyanın sonradan değerlendirilmesiyle, karşılığın bilinçli olarak başka döneme taşınması da aynı iş kararı değildir. İlk durumda geçmiş işlemler ve kullanılabilecek hukuki yollar araştırılır. İkinci durumda ise baştan önlenebilecek bir dönem tartışması yaratılmış olur.
Dosyada bir mahkeme esas numarasının bulunması da tek başına yeterli görülmemelidir.
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 10.10.2011 tarihli, B.07.1.GİB.4.06.18.02-32323-7876-863 sayılı özelgesinde, çalınan çeklere ilişkin iptal davası değerlendirilmiştir. Dava alacağın tahsiline değil, çeklerin iptaline yönelik olduğundan o aşamada karşılık ayrılması kabul edilmemiştir.
Bu ayrım, dosya incelemesinde sorulacak soruyu değiştirir: “Dava var mı?” sorusunun yanında, “Davanın konusu ve amacı ne?” sorusu da cevaplanmalıdır.
Alacağın kaynağı, borçlusu, takip edilen tutar, teminatı ve dava ya da icra dosyasındaki gelişmeler birlikte incelenmelidir.
Karşılık çalışmasında yalnızca satış bedeline bakılması da eksik sonuç verebilir.
334 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin ilgili açıklamasına göre, gerekli şartlar sağlanıyorsa kayıtlara alınmış ve KDV beyannamesinde beyan edilmiş KDV’den kaynaklanan alacak için de karşılık ayrılabilir.
Örneğin daha önce kaydedilmiş ve beyan edilmiş 1 milyon TL satış bedeli ile 200 bin TL KDV’den oluşan, tamamı tahsil edilememiş ve teminatsız bir alacak düşünelim. Diğer şartlar da sağlanıyorsa çalışma 1 milyon TL üzerinden değil, 1,2 milyon TL toplam alacak üzerinden yürütülmelidir.
Bu örnekteki KDV oranı varsayımsaldır. Ayrıca KDV’yi içeren alacağa karşılık ayrılması, aynı tutarın KDV beyannamesinde otomatik olarak indirilmesi veya iade alınması anlamına gelmez.
2026 yılında VUK 323 kapsamında uygulanan parasal sınır 25.000 TL’dir. Bu sınır, protestoya veya yazıyla birden fazla istemeye rağmen ödenmeyen alacaklara ilişkin alternatif yol bakımından önem taşır.
“25.000 TL’nin altındaki her alacak doğrudan gider yazılır” şeklinde okunmamalıdır. Talep ve ödenmeme koşulları ile bunların belgelendirilmesi gerekir. Dava veya icra safhasındaki alacaklar için ise bu tutar genel bir karşılık üst sınırı değildir.
Mali işler ve hukuk biriminin ortak çalışacağı bir tabloda şu bilgiler bulunmalıdır:
Bu liste, yalnızca muhasebeye kayıt göndermek için hazırlanmaz. Hangi dosyada tahsilat beklendiğini, hangisinde hukuki işlem gerektiğini ve hangisinde dönem sorunu oluştuğunu aynı anda görünür kılar.
Daha sonra tahsilat yapılırsa karşılık ayrılmış alacağın tahsil edilen kısmı, tahsil edildiği dönemin sonucuna yansıtılır. Bu nedenle karşılık dosyası kayıt yapıldığında kapanmış sayılmaz; tahsilat takibi sürer.
Şüpheli alacak çalışmasının en önemli başlangıç noktası, hukuk dosyasındaki bilginin doğru dönemde mali işlere ulaşmasıdır. Dönem tartışmasını sonradan çözmeye çalışmak yerine, takip tarihlerini ve belgeleri yıl kapanmadan bir araya getirmek daha sağlam bir hazırlık sağlar.
04.11.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL Ayrıntılar için tıklayın.