YAZARLARIMIZ
Ayhan Kılınçkaya
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Emekli Vergi Müfettişi ayhankk@hotmail.com



Vergi Kontrol Memurluğu’ndan Vergi Müfettişliğine - 2

2. Vergi Konrol Memurluğundan Vergi Müfettişliğine

1993 yılı öncesinde Vergi Kontrol Memuru unvanını taşıdığımızda mesleki sorunlarımız ve çözüm önerilerimizle ilgili sayın başkanlarımız, yönetim kurulu üyeleri ve il temsilcileri merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman DEMİREL’i ziyaret ediyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımıza Vergi Kontrol Memuru olan unvanımızın mükellef ve muhataplarımız nezdinde yapmış olduğumuz işi tam olarak ifade etmediğini, bildirerek değiştirilmesi için destek istiyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız bu düzenlemeye destek veriyor. Unvanımız değişecek, unvanla ilgili çeşitli seçenekler gündeme geliyor. Vergi Uzmanı unvanı verilmek isteniyor, o zamanlar Maliye Bakanlığının vergi inceleme elemanı olan Hesap Uzmanları bu unvanın kendi unvanları ile karıştırılacağını ifade ederek uzman unvanının verilmesi ne rıza göstermiyorlar. Bu sefer (ta o zamanlarda bile) Vergi Müfettişi unvanı verilmesi gündeme geliyor, bu unvana da Maliye Müfettişleri kendi unvaları ile karışıklık yaşanacağını bildirerek karşı çıkıyorlar, Vergi Denetçisi unvanı verilmek isteniyor bu unvana da Sayıştay Denetçileri itiraz ediyor. En sonun da teoride ve sözlükte bütün denetim elemanlarının çatı unvanı, ortak adı olan ama çokta dillendirilmeyen Denetmen unvanın verilmesinde karar kılınıyor. Hatırlayan var mı bilmem, denetim elemanları eskiden turnelere çıktıklarında çek kullanırlardı, bu çeklerin ismi denetmen çeki idi. Sayın Cumhurbaşkanımız gelişmelerden dernek yöneticilerimizi bu şekilde bilgilendiriyor, en sonunda Vergi Denetmeni unvanının verileceğini, bu konuda karar kılındığını müjdesini veriyor. Hatta kendi üslubunca şöyle bir espri de yapıyor. “Ya arkadaşlar sizin yeni unvanda, Süpermen gibi, Denetmen oldu hayırlı olsun” diyor. Bu vesile ile merhum Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanlarımıza, Başbakanlarımıza, devletimize ve milletimize hizmet etmiş Maliye Bakanlarımıza ve bütün devlet adamlarımıza Yüce Allah/C.C.)’tan rahmet diliyorum.

Özellikle genç meslektaşlarıma seslenmek istiyorum Vergi Denetmeni, Vergi Müfettişi unvanlarını almak hiç kolay olmamıştır. Gerçi biz Vergi Denetmeni unvanını aldıktan sonra kamu da bir Denetmen furyası başladı, sanki bizim unvanımızı etkisizleştirmek için Dış Ticaret Denetmeni, Ürün Denetmeni, SGK Denetmeni, Standardizasyon Denetmeni vb. gibi birçok denetmen unvanları verildi, adeta herkes denetmen olmak için sırada bekliyormuş gibiydi. Her ne kadar eskisi kadar olmasa da Vergi Denetmeni unvanını taşırken de sıkıntılar yaşanmaktaydı.

Yaşamış olduğumuz unvan ve tanıtım sıkıntısı ile ilgili şu güzel hatıramı paylaşmak isterim. 1994 yılı idi, yeni Vergi Denetmeni olmuştuk, Osmaniye ilçesine (o zaman il değil di, 1996 yılında il olmuştu) kısa süreli turne yapmak üzere gitmiştik. İncelemeler sırasında Osmaniye’nin yer fıstığı tüccarlarından birisiyle tanıştık. Bu mükellefin iş yerine incelemeyle ilgili gittiğimiz de kendisi bizi orada bulunanlara tanıtmak istedi. Mükellef bizi Vergi Denetim Müdürü olarak takdim etti, böyle bir unvan kamuda hiçbir zaman olmamıştı. Vergi Dairesi Müdürü vardı ama Denetim Müdürü hiç olmamıştı, gerçi sonradan Denetim Koordinasyon Müdürlüğü diye bir müdürlükte ihdas edilmişti. Zannediyorum bu mükellef herhalde yapmış olduğumuz işi bizzat muhatap olarak bildiği için bize denetmen unvanını bile layık görmemiş olacak ki, bizi Vergi Denetim Müdürü diye tanıtmıştı.

Yaşadığımız unvan karmaşasını kısaca anlatmaya gayret ettim. 1991-1992 yıllarında mesleğe başlayanlar Vergi Kontrol Memurluğu’ndan sonra Vergi Denetmeni, Vergi Müfettişi olarak bütün unvanları taşıma şansına sahip olmuştu. Bu şansa sahip olup, meslekte üç yıl yardımcı unvanı ile refakat çalışması yapan ilk promosyon da 1992 girişli benim dönem arkadaşlarım idi. O zamanlar yönetmelik bile yoktu bir yönerge ile idare ediliyorduk. 1996 tarihli “Vergi Denetmenleri Görev ve Çalışma Yönergesi”(5)(Belki bir çok kimsede yoktur, bu yönerge hala benim arşivimdedir.) uyarınca yaklaşık üç yıl aynı üstadımla çalışma yürüttüm. 516 Sayılı KHK üç yılını tamamlayarak Vergi Denetmeni olarak atananlara belli süreyi tamamlayıp ayrıldıklarında veya emekli olduklarında Yeminli Mali Müşavir (YMM) olabilme hakkı tanımıştı. Bazı üstadlarımız da YMM olma konusunda çok istekli idi hemen başvurularını bile yapmışlardı. Ancak 543 sayılı KHK Vergi Denetmenleri açısından unvan dışında bir çok şeyi başa döndürmüş gibiydi.

3. Vergi Müfettişliğinden Mali Müşavirliğe

Yeri gelmişken kamuda görev yapan denetim elemanlarının Yeminli Mali Müşavir(YMM) olmaları konusunda görüşlerimi de aktarmak isterim. YMM mesleği veya benzeri meslekler bir ihtiyaç doğrultusunda elbette olacak ancak bizdeki uygulandığı şekliyle olması bir çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu meslektaşlarımız uygulamada kamu adına iş yapıp devletin vermiş olduğu mührü kullanıyorlar ama ücretlerini hizmet verdikleri mükelleflerinden alıyorlar. En başta bu durum bile başlı başına bir çelişki olsa gerek. Şahsen ben mükellef olsam para verdiğim bir insandan sanki beni ihbar ediyormuş gibi benimle ilgili olumsuz raporlar düzenlemesini istemem, zaten pratikte de böyle olmuyor mu?

Kanaatime göre denetim yetkisi devletin vazgeçemeyeceği ve devredemeyeceği bir yetkidir, denetimi kuralı koyan kim ise o yapar, yapmalıdır da. Denetim elemanı bir süre sonra özel sektörde çalışmak, tecrübesini bu şekilde değerlendirmek, belki kamuda aldığı maaşından çok fazla para kazanmak istiyor da olabilir. Bu devletin kendisine tanıdığı veya tanıyacağı yetkiler ve/veya ayrıcalıklar üzerinden yapılmamalıdır. Özel sektör firmaları iş ve işlemleriyle ilgili olarak yetkin gördüğü kişi ile çalışmak, onlara fazla ücret vermek isteyebilir. Bu onların bileceği bir iştir, bunun devletin zorlaması ile yapılmasının kabul edilebilirliği yoktur, devlet mantığı ile de bağdaşmaz.

Nasıl ki bir hakim, savcı, doktora kamudaki hizmet süresini tamamladıktan sonra avukatlık, doktorluk yapma denilemeyecekse, kamuda başarılı bir şekilde denetim görevini yerine getirmiş olanlara da tecrübelerini sivil hayatta değerlendiremezsiniz denilemez. Ancak kamu, özel sınırları çok hassas bir şekilde çizilmeli, devlet memurunun şirket elemanı olmadığı, olmayacağı veya özel sektör çalışanının da kamu personeli olmadığı, olamayacağı unutulmamalıdır. Kamu görevlisi devlete olan ödev ve sorumluluklarını yerine getirdikten, devletin kendisine yapmış olduğu yatırımın karşılığını hizmet olarak ödedikten sonra kamudan ayrılabilmeli, şayet özel sektörde hizmet verecekse de kamu hukukunu gözeterek hizmet vermelidir. Zorunlu hizmetini süre ve bedel olarak tamamlamayan, devletin kendisine yapmış olduğu yatırımın karşılığını vermeden kamudan ayrılamamalıdır. Malum askerlerde böyle bir düzenleme var, askerlikten ayrılabilirsiniz ancak devletin size yaptığı harcamaları devletinize iade etmek şartıyla. Ben de hep böyle düşünmüşümdür, bu konuyla ilgili çok sevdiğim şu kıssayı paylaşmak isterim.

Bugünlerde televizyonlarımızda ve sosyal medyalarımızda sıklıkla adını andığımız Sultan II. Abdülhamid Han zamanında şöyle bir olay olduğu rivayet ediliyor. Bu dönem de bir şahıs sürekli Ayasofya Camisi’ne gidip namaz kılıyor, dua, ibadet ediyor. Bu camiye gelip sürekli ağlayan bir başka adama gözleri takılıyor ve dikkatini çekiyor. Merakını yenemeyerek bu adama kendisini sürekli ağlar halde gördüğünü, bu halini merak ettiğini söyleyip derdiniz nedir, benimle paylaşmak isterseniz memnun olurum diyor. Muhatap olunan kişi “Benim derdimi sormayın, derdim çok büyük, size nasıl anlatabilirim ki, bana çare olabilmeniz mümkün mü acaba,” diye cevap veriyor. Adamcağız da derdini anlatmayan derman bulamaz, belki derdinize derman olabilirim, benimle paylaşırsanız sevinirim diyor. Bunun üzerine Osmanlı ordusunda önemli bir mevki de subay ve eski bir asker olduğunu söyleyen kişi “Ordudan ayrılmak istedim, sultan benim ayrılma isteğimi kabul etmemiş, tekrar ayrılma isteğimi bildirdiğimde yine kabul etmemiş, ısrarlarla ayrılmak istediğimde de madem öyle kendisi bilir, kabul ediyoruz istifasını demiş. Bu olaydan sonra bir gün rüyamda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’i gördüm. Sultan Abdülhamid ile orduyu teftiş ediyorlardı. Bütün birlikler çok düzenli, göz alıcıydı. Ancak bir birliğe geldiklerinde oranın dağınık ve düzensiz olduğunu gördüler. Hz. Peygamber, Abdülhamid Han’a bu birlik neden böyle dağınık ve düzensiz diye sordu. Sultan da komutanı benim olduğum birlikle ilgili; bu birliğin bir komutanı vardı, ısrarla görevinden ayrılmak istedi, ben ayrılma isteğini kabul etmedim, bu isteğini sürekli tekrarladı en sonunda kabul etmek zorunda kaldım, o sebepten bu birlik böyle düzensiz oldu dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz o zaman biz de onun istifasını kabul ediyoruz, şeklinde buyurdu. Ben ağlamayım, yanmayım da kimler ağlayıp, yansın.” cevabını verdi.

Bu olaydan ilhamla acizane ben de asıl olanın devlete, kamuya hizmet olduğunu, bu hizmeti tamamladıktan, devlete olan borçlarımızı ödedikten sonra özel sektörde çalışılabileceğine inanmaktayım. Maliyenin denetim elemanları büyük paraların adamları olmamalı, büyük hedeflerin, büyük hizmetlerin adamları olmalıdır diye düşünüyorum.

SONUÇ

Makalemiz de; meslek unvanımızın Vergi Kontrol Memurluğundan, Vergi Müfettişliğine dönüşmesine kadar yaşadığı serüven, Vergi Müfettişleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’mizin ve meslektaşlarımızın bu serüvendeki gayretleri anlatılmaya ve meslek tarihçemize küçük bir katkı sunulmaya çalışılmıştır.

Yine Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Elemanlarının, Vergi Denetim Kurulu(V.D.K.)’nun kurularak Vergi Müfettişi unvanı altında toplanması ile Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarından birisi gerçekleştirilmiş olduğu düşüncemiz ile Vergi Denetim Kurulu ve Vergi Müfettişlerinin başarılı olması için bütün mensuplarının eski kısır çekişmeleri bir tarafa bırakarak ülkemizin menfaati için çalışması ve çalıştırılması gereği üzerinde durulmuştur.

Son olarak 18/04/2020 tarih ve 31103 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile (1) Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı başlıklı 228. Maddesinde yapılan değişiklikle Vergi Denetim Kurulunun merkeze bağlı taşra teşkilatları olan grup başkanlıklarının, Denetim Daire Başkanlıkları, Sektörel Denetim Daire Başkanlıkları, Kaçakçılık Denetim Daire Başkanlıkları ve Katma Değer Vergisi İadeleri Denetim Daire Başkanlıkları’na dönüştürülmesi sonucunda Ankara, İstanbul, İzmir illerimizde kurulan Kaçakçılık Denetim Daire Başkanlığı-1, Kaçakçılık Denetim Daire Başkanlığı-2 gibi polisiye çağrışımlı isimlerin muhataplarında olumsuz çağrışımlar yaptığı üzerinde durularak 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)’muzda kaçakçılık cezasının adının vergi ziyaı’na dönüştürürülmesi paralelinde, bu daire başkanlığı isimlerinin Vergi Kusurları Denetim Daire Başkanlığı şeklinde değiştirilmesinin daha uygun olacağı ile kamu hizmetini tamamlayan denetim elemanlarının özel sektör de çalışmaları konusunda önerilerde ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Hayırlı Ramazanlar, sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimle…

……………......

 (5) 1996 Tarihli “Vergi Denetmenleri Görev ve Çalışma Yönergesi”  

KAYNAKÇA

  • Resmi Gazete Muhtelif Sayıları
  • Muharrem ÖZDEMİR “ÜSTADNAME” Yıltem Reklam ve Basım Hiz. Ltd. Şti. İstanbul,  2017
  • 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)
  • 516 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)
  • 543 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)
  • 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)
  • (1) Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
  • 1996 Tarihli “Vergi Denetmenleri Görev ve Çalışma Yönergesi”   

12.04.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM