Zeki Burak ÖZKÖSEMEN
MSc, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.ozkosemen.com
zburakozkosemen@yahoo.com
BA BS FORMLARINA
KESİLEN CEZAYA KARŞI HUKUK DERSİ NİTELİĞİNDE KARAR
Tarih: 20.07.2010
Süresinde verilemeyen Ba, Bs
formlarına karşı Vergi Usul Kanunu Mükerrer 355. Maddeye göre Özel usulsüzlük
cezası kesilmektedir. İnternet ortamında verilmeyen beyannameler ve Ba-Bs
Formları için kesilen bu cezalar sayısız kez İdare ile mükellefleri karşı
karşıya getirmiş ve son dönemlerde kesilen cezalara karşı açılan davalar, V.U.K.
mük.355. maddesinde öngörülen ceza kesilmeden önce durumun yazılı olarak
bildirilmesi şartı yerine getirilmediği gerekçesi ile idare aleyhine
sonuçlanmaktaydı.
Yargı kararlarıyla sabit hale
gelen durum, 5904 Sayılı Kanun ile 01.08.2009 tarihinde Mükerrer 355. Maddeye
eklenen “Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların
Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halinde,
ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz.” hükmü ile idare
lehine döndürülmeye çalışılmıştır. Bu düzenleme ile idare tarafından 01.08.2009
tarihinden sonraki dönemlere ilişkin kesilecek cezalarda artık bildirim şartı
aranmayacağı 06/02/2008 tarihinde yayımlanan 381 No’lu VUK Genel Tebliği gereği
ceza kesileceği öngörülmüştü. Fakat bu uygulama mümkün değildi. Çünkü yasa
maddesi 01.08.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinden yeni yasaya metnine uygun bir
tebliğ yayınlaması gerekiyordu. Çünkü önceki dönemlerde yayınlanan tebliğe göre
yasa maddesi düzenlenmiş olamayacağından, yasa maddesine uygun tebliğ
yayınlanması hukuk normlarına uygun düşecekti. Fakat idare tarafından 04.02.2010
tarihinde yayınlanan 396 No’lu VUK Genel Tebliğine kadar herhangi bir idari
düzenleyici işlem yapılmamıştır. Dolayısı ile 04.02.2010 tarihinden önceki
dönemlere ilişkin gelen cezaların eski hükümlere göre değerlendirilmesi doğru
olacaktır. Kasım 2009 dönemine ilişkin Ba-Bs formlarının süresinde verilmemesi
nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan bir davada davacı
savunmasında aynen “…5904 sayılı kanun ile 01.08.2009 tarihinden itibaren
getirilen düzenlemede;..Ancak bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usul
ve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle
duyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirme şartı aranmaz.
hükmü kanun maddesine eklenmiştir. Eklenen madde metninde görüleceği üzere
idareye tebliğ, sirküler vb. idari işlemlerle yükümlülüğü ve cezai şartları
mükelleflere duyurma yetkisi verilmiştir. Ancak, söz konusu kanunun yürürlük
tarihinden tarafıma kesilen ceza tarihine kadar idare bu yetkisini
kullanmamış ve herhangi bir düzenleyici işlem ile durumu mükelleflere
duyurmamıştır. İdarenin savunmasında yer verdiği 381 sayılı V.U.K Genel Tebliği
06/02/2008 tarihinde yayınlanmıştır. Oysa ki, 5904 sayılı Kanunun yayınlanma
tarihi 01.08.2009 dur. Normlar hiyerarşisi gereği, yapılan yasal düzenlemeye
göre idari işlem tesis edilebilir. Oysaki idarenin savunmasının kabulü durumunda
yapılan idari işleme uygun kanun tesis edildiğini kabul etmek gerekir ki, bu
durum ne genel hukuk ilkelerine ne de normlar hiyerarşisine uygun değildir.
“ şeklinde savunma yapılarak hak iddia edilmiştir.
… Vergi Mahkemesin tarafından
verilen 08.06.2010 tarihli karar ile dava kabul edilmiş ve ceza kaldırılmıştır.
Mahkemenin karar gerekçesi mükellefin yaptığı savunmayı tasdikler niteliktedir.
Kararda aynen; “ ..dosyanın incelenmesinden; mal ve hizmet alımlarına ilişkin Ba
Formu ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin Bs Formlarını tebliğle verilme
zorunluluğu getirilen süre içerisinde vermediğinden bahisle davacı adına özel
usulsüzlük cezalarının kesildiği anlaşılmıştır. Olayda, anılan kanun maddesinin
yürürlüğe girdiği 01.08.2009 tarihinden sonra, Maliye Bakanlığınca Ba ve Bs
formlarının verilmesi ödeviyle ilgili olarak yazılı bildirim şartını ortadan
kaldırmaya yönelik herhangi bir düzenleyici idari işlem tesis edilerek
duyurulmadığından davacı adına 2009 yılının Kasım dönemi için kesilen dava
konusu özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. “ denilerek
dava kabul edilmiş ve ceza kaldırılmıştır.
Hukuk devleti olma ilkesinden
hareketle, elinde kanun yaptırma, idari işlem tesis etme gücü bulunan idarenin,
bu gücü kullanırken hukuk ilkelerine uygun davranması gerekliliğine işaret eden
bu karar benzer birçok vergisel olaya emsal olabilecek niteliktedir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)