Mehmet Ali Uğurluay
1. GİRİŞ
Sosyal sigorta ilişkisinde sigortalının çalışma sürelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi kadar, bu çalışmalar karşılığında elde ettiği ve prime tabi tutulması gereken kazançların gerçeğe uygun olarak bildirilmesi de önem taşımaktadır.
Uygulamada sigortalının prim ödeme gün sayılarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, buna karşılık fiilen hak ettiği ücretin veya prime tabi diğer ödemelerin tamamının prime esas kazanca dahil edilmediği durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bu durumda sigortalının hizmet süresi Kurum kayıtlarında mevcut olmakla birlikte, sigorta primine esas kazancı gerçeğe aykırı biçimde düşük bildirilmektedir.
Prime esas kazancın eksik bildirilmesi yalnızca eksik prim tahakkukuna yol açan bir işveren yükümlülüğü ihlali değildir. Söz konusu aykırılık; yaşlılık aylığı, geçici iş göremezlik ödeneği, analık sigortasından sağlanan parasal haklar, işsizlik ödeneği ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından bağlanabilecek gelirler üzerinde de etkili olabilmektedir.
Bu nedenle sigortalının sosyal güvenlik hakkının tam olarak korunabilmesi için yalnızca hizmet süresinin değil, prime tabi gerçek kazancının da Kuruma doğru bildirilmesi gerekmektedir.
2. PRIME ESAS KAZANCIN BELİRLENMESİNDE GERÇEK KAZANÇ ESASI
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80'inci maddesinde, 4/1-(a) kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının belirlenmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca prime esas kazancın hesabında; hak edilen ücretler, prim ve ikramiyeler ile Kanunda istisna edilenler dışında kalan diğer ödemeler dikkate alınmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 32'nci maddesinde ise ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sigortalının prime tabi gerçek kazancının, prime esas kazanç alt ve üst sınırları da gözetilerek Kuruma bildirilmesi esastır.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşik yaklaşımında da Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin veya gerçek kazancın esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Bu itibarla, sigortalıya gerçekte daha yüksek ücret ödenmesine rağmen ücretin bir bölümünün bordro dışında bırakılması veya Kuruma daha düşük kazanç bildirilmesi suretiyle prim matrahının azaltılması sosyal sigorta mevzuatına uygun değildir.
Bununla birlikte sigortalının eline geçen net ücret ile Kurum kayıtlarında yer alan prime esas kazancın birebir aynı olması gerektiği şeklinde bir değerlendirme de doğru değildir. Prime esas kazanç brüt esas üzerinden belirlenmekte; bazı ödemeler tamamen veya kısmen prim matrahı dışında bırakılmakta ve prime esas kazanç üst sınırı uygulanmaktadır. Dolayısıyla hukuken araştırılması gereken husus, net ücret ile prime esas kazanç arasında herhangi bir fark bulunup bulunmadığı değil, prime tabi tutulması gereken gerçek kazancın eksik bildirilip bildirilmediğidir.
3. YARGITAY İÇTİHATLARINDA GERÇEK ÜCRETİN TESPİTİ
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.09.2017 tarihli, 2017/2797 E., 2017/5567 K. sayılı kararında prime esas kazancın belirlenmesinde mülga 506 sayılı Kanunun 77'nci ve 5510 sayılı Kanunun 80'inci maddelerine işaret edilmiştir.
Yargıtay'ın yaklaşımına göre ücretin yalnızca bordroda yer alan tutardan ibaret olduğu peşinen kabul edilemez. Prime esas kazancın gerçek duruma uygun olup olmadığı, uyuşmazlığın özellikleri ve hukuken geçerli deliller çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/18543 E., 2017/2736 K. ve 2020/4750 E., 2021/5771 K. sayılı kararlarında da prime esas kazancın gerçek duruma uygun şekilde tespit edilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım sürdürülmüştür. Bu çerçevede işveren bordroları ile Kuruma yapılan bildirimlerin şeklen birbiriyle uyumlu olması, her durumda gerçek ücret araştırmasını sona erdirmez.
4. PRIME ESAS KAZANCIN TESPİTİNDE İSPAT REJİMİ
Prime esas kazanç uyuşmazlıklarında çalışma olgusunun ispatı ile ücret miktarının ispatı birbirinden ayrılmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15.03.2023 tarihli, 2023/1673 E., 2023/2550 K. sayılı kararında, hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği nedeniyle çalışma olgusunun geniş bir delil sistemi içerisinde ispatlanabileceği; buna karşılık ücret miktarı yönünden aynı ölçüde ispat serbestisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay'a göre, yazılı delille ispat sınırını aşan gerçek ücret iddialarında hukuken geçerli yazılı deliller önem taşımaktadır. Bu kapsamda özellikle sigortalının imzasını içeren ücret belgeleri, banka kayıtları, ticari defter kayıtları ve ücret bordroları gerçek ücretin belirlenmesinde kullanılabilecek deliller arasındadır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktarlar bakımından tanık deliline başvurulabilmesi mümkün olduğu gibi, iddia edilen ücret miktarı sınırı aşmasına rağmen yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgelerin bulunması hâlinde de koşulları çerçevesinde tanık dinlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu nedenle prime esas kazancının eksik bildirildiğini ileri süren sigortalının, gerçek ücret miktarını ortaya koyabilecek belgeleri muhafaza etmesi ispat bakımından büyük önem taşımaktadır.
5. BANKA KAYITLARININ PRIME ESAS KAZANCIN TESPİTİNDEKİ ÖNEMİ
Gerçek ücretin tespitinde banka kayıtlarının önemi, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.04.2024 tarihli, 2024/2617 E., 2024/4452 K. sayılı kararında açık biçimde ortaya konulmuştur.
Söz konusu uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi, Kuruma yapılan bildirimler ile ücret bordrolarının birbiriyle uyumlu olduğu ve iddia edilen ücret miktarını gösteren yeterli yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Bununla birlikte Yargıtay, dosyada banka kanalıyla yapılan ödemelerin bulunduğunu ve bu ödemelerin bir bölümünün bildirilen prime esas kazançlardan yüksek olduğunu belirleyerek, banka ödeme belgeleri değerlendirilmeden davanın reddedilmesini eksik inceleme olarak kabul etmiştir. Bu karar, bordro ile SGK bildiriminin birbiriyle uyumlu olmasının tek başına gerçek kazancın tespit edildiği anlamına gelmediğini göstermesi bakımından önemlidir. Ancak banka hesabına yapılan her ödemenin doğrudan prime tabi ücret olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Ödemenin hukuki niteliğinin ve 5510 sayılı Kanunun 80'inci maddesi kapsamında prime tabi olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
6. EKSİK PRIME ESAS KAZANCIN SOSYAL SİGORTA HAKLARINA ETKİSİ
Prime esas kazancın gerçeğinden düşük bildirilmesi, sigortalının sosyal sigorta sisteminden sağlayacağı parasal hakların miktarını etkileyebilmektedir.
Yaşlılık aylığının hesabında prime esas kazançlar önem taşımakta; geçici iş göremezlik ve analık sigortasından sağlanan ödeneklerin belirlenmesinde ilgili dönem kazançları dikkate alınmaktadır. 4447 sayılı Kanun uyarınca işsizlik ödeneğinin hesabında da sigortalının prime esas kazançları belirleyici unsurlar arasında bulunmaktadır. Aynı şekilde iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle bağlanabilecek sürekli iş göremezlik gelirleri ile sigortalının ölümü hâlinde hak sahiplerine bağlanabilecek gelirlerin hesabında kazanç unsuru önem taşımaktadır.
Bu nedenle prime esas kazanç, yalnızca sigorta priminin hesaplanmasına esas teknik bir unsur olmayıp sigortalıya ve hak sahiplerine sağlanacak sosyal güvenlik yardımlarının ekonomik değerini belirleyen temel unsurlardan biridir.
7. İŞÇİLİK ALACAĞI DAVASINDA BELİRLENEN ÜCRETİN PRIME ESAS KAZANCA ETKİSİ
İş mahkemesinde görülmüş bir işçilik alacağı davasında ücretin veya ücret niteliğindeki bazı alacakların belirlenmiş olması, hüküm altına alınan bütün tutarların sosyal güvenlik mevzuatı bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın kendiliğinden prime esas kazanca dahil edileceği anlamına gelmez.
Burada 5510 sayılı Kanunun 80'inci maddesinde öngörülen ayrım önem taşımaktadır. Kanunda hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve bu nitelikteki ödemeler ve idare veya yargı mercilerince verilen kararlar gereğince yapılan ödemeler farklı esaslara bağlanmıştır.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.11.2024 tarihli, 2024/7268 E., 2024/11427 K. sayılı kararında, kesinleşmiş işçilik alacağı ilamına dayanılarak sigortalıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Kararda, kesinleşmiş ilama dayalı olarak sigortalıya ödeme yapılmış olması hâlinde prime esas kazanca dahil olan işçilik alacaklarının ödeme yapılan ayın prime esas kazanç matrahında değerlendirilmesi; hizmet akdinin daha önce sona ermiş olması hâlinde ise yapılan ödemenin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancı yönünden gözetilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla işçilik alacağı davasında hüküm altına alınan tutarların sosyal güvenlik bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı değerlendirilirken; alacağın hukuki niteliği, ödemenin yapılıp yapılmadığı, ödemenin zamanı, hizmet ilişkisinin devam edip etmediği ve 5510 sayılı Kanunun 80'inci maddesindeki prime tabi olma esasları birlikte dikkate alınmalıdır.
8. HİZMET TESPİTİ VE PRIME ESAS KAZANÇ TESPİTİNDE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE
5510 sayılı Kanunun 86'ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında, Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen hizmetlerin tespiti bakımından hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.
Ancak hak düşürücü sürenin uygulanmasında uyuşmazlığın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir. Bu noktada hizmet tespiti ile prime esas kazancın tespiti birbirinden ayrılmalıdır.
Hizmet tespitinde uyuşmazlık, kural olarak sigortalının Kuruma hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışma sürelerine ilişkindir. Prime esas kazanç tespitinde ise sigortalının çalışması Kuruma bildirilmiş olmakla birlikte, bildirilen kazancın gerçekte prime tabi tutulması gereken kazancı yansıtmadığı ileri sürülmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.01.2023 tarihli, 2022/14027 E., 2023/183 K. sayılı kararına konu uyuşmazlık da prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. Anılan uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yalnızca prime esas kazanç tespitine ilişkin olması nedeniyle beş yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı yönünde yapılan değerlendirme Yargıtay incelemesinden geçmiştir. Bu çerçevede, sigortalının hizmetlerinin Kuruma bildirilmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnızca bildirilen prime esas kazancın gerçek miktarına ilişkin bulunduğu durumlarda, 5510 sayılı Kanunun 86/9'uncu maddesindeki beş yıllık hak düşürücü sürenin salt prime esas kazanç tespiti talebine uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Bununla birlikte hak düşürücü sürenin uygulanmaması, sigortalının ileri sürdüğü gerçek ücret miktarının kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez. Prime esas kazancın gerçek miktarının, ücretin ispatına ilişkin kurallar çerçevesinde ayrıca ortaya konulması gerekir. Dolayısıyla geçmiş dönemlere ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle talebin bildirilmeyen hizmet süresine mi, yoksa bildirilmiş hizmete ilişkin eksik prime esas kazanca mı yönelik olduğu belirlenmelidir.
9. İŞVEREN BAKIMINDAN HUKUKİ SONUÇLAR
Prime tabi gerçek kazancın Kuruma eksik bildirilmesinin tespit edilmesi işveren bakımından yalnızca geçmiş dönem prim farkının ödenmesi sonucunu doğuran basit bir hesap düzeltmesi değildir. Somut olayın niteliğine göre eksik bildirilen prime esas kazançlar üzerinden ek sigorta primi tahakkuk ettirilmesi ve bu primlere 5510 sayılı Kanunda öngörülen gecikme cezası ve gecikme zammının uygulanması gündeme gelebilir. Bunun yanında, eksik kazanç bildiriminin niteliğine ve tespitin şekline bağlı olarak ilgili dönemlere ilişkin ek mahiyette belge ve beyanname düzenlenmesi gerekebilir. Kanuni bildirim yükümlülüklerinin süresinde veya mevzuata uygun biçimde yerine getirilmemiş olması hâlinde ise 5510 sayılı Kanunun 102'nci maddesi kapsamında idari para cezaları somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilir. Ayrıca işverenin yararlandığı prim teşvik, destek ve indirimleri bakımından ilgili teşvik mevzuatında öngörülen şartların ihlal edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Dolayısıyla prime esas kazancın eksik bildirilmesinin işveren bakımından sonuçları her olayda aynı olmayıp; eksikliğin dönemi, mahiyeti, Kurum tarafından ne şekilde tespit edildiği, hangi belge veya bildirimin eksik ya da hatalı olduğu ve varsa yararlanılan teşviklerin özel şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu nedenle prime esas kazancın eksik bildirilmesi, sosyal sigorta yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunu doğuran hukuki bir aykırılık niteliğindedir.
10. SONUÇ
Prime esas kazancın gerçeğinden düşük bildirilmesi, sosyal güvenlik hukukunda yalnızca eksik prim tahakkukuna ilişkin bir mesele değildir. Söz konusu uygulama, sigortalının ve bazı hâllerde hak sahiplerinin sosyal sigorta sisteminden sağlayacağı parasal hakların miktarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hakkının tam olarak korunabilmesi için yalnızca sigortalının çalışma sürelerinin Kuruma bildirilmesi yeterli olmayıp, prime tabi gerçek kazancının da mevzuata uygun şekilde bildirilmesi gerekmektedir.
Gerçek ücret uyuşmazlıklarında ise bordro kayıtları önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici kabul edilmemelidir. Banka kayıtları, ücret ödeme belgeleri, ticari kayıtlar, iş sözleşmeleri ve hukuken geçerli diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte çalışma olgusunun ispatı ile ücret miktarının ispatında aynı delil rejiminin geçerli olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır.
Geçmiş dönemlere ilişkin uyuşmazlıklarda ayrıca hizmet tespiti ile prime esas kazanç tespitinin hukuki niteliği birbirinden ayrılmalıdır. 5510 sayılı Kanunun 86/9'uncu maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süre esas itibarıyla Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespitine ilişkindir. Hizmetlerin Kuruma bildirilmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnızca prime esas kazancın gerçek miktarına ilişkin bulunduğu hâllerde ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yaklaşımı çerçevesinde salt prime esas kazanç tespiti talebi bakımından söz konusu beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmamaktadır. Ancak hak düşürücü sürenin uygulanmaması, ileri sürülen ücret miktarının kendiliğinden kabulü sonucunu doğurmaz. Gerçek prime esas kazancın, ücretin ispatına ilişkin kurallar çerçevesinde ayrıca ortaya konulması gerekir.
Sonuç olarak sosyal güvenlik kayıtları değerlendirilirken iki temel soru birlikte sorulmalıdır: Sigortalının hizmetleri Kuruma eksiksiz bildirilmiş midir? Prime tabi gerçek kazancı Kuruma doğru bildirilmiş midir?
Zira sosyal güvenlik hukukunda hizmet süresi hakkın kazanılmasını, prime esas kazanç ise kazanılan hakkın ekonomik değerini belirleyen temel unsurlardandır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
A. Mevzuat
B. Yargıtay Kararları
03.09.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.