YAZARLARIMIZ
Harun Açıkgöz
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
info@vizyonersmmm.com.tr



Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Eşik Değerlerinde Değişiklik

17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11066   sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Bağımsız Denetime Tabi olma kriterleri yeniden belirlendi.  Ayrıca “18/4/2001 tarihli ve   4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun Ek   1. maddesi kapsamında yurt içinde kurulan ve sermayesinin %50’sinden fazlası doğrudan ve dolaylı olarak KİT’lerin sahip oldukları şirketler” de   I sayılı Liste kapsamına alındı. Karar, şirketlerin 1 Ocak 2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye’de şirketlerin bağımsız denetime tabi olup olmayacağı meselesi, çoğu işletme için yalnızca teknik bir konu gibi görünse de aslında kurumsallaşmanın, şeffaflığın ve finansal disiplinin en kritik eşiklerinden birini oluşturmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 398. maddesine dayanılarak çıkarılan “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar” ise bu eşiğin nerede başladığını net biçimde ortaya koymaktadır.  Özetle; şirketler ya doğrudan ilgili mevzuat kapsamında bağımsız denetime tabi tutulmakta ya da belirlenen büyüklük kriterlerinin aşılması veya kredi limitleri ile kullanılan kredilerden kaynaklanan riskler çerçevesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kararları doğrultusunda bağımsız denetim kapsamına alınmaktadır.

Öncelikle bazı şirketler, büyüklüğüne bakılmaksızın doğrudan bağımsız denetime tabi tutulmuşlardır. Bunlar genellikle finansal sistemin omurgasını oluşturan kurumlar; bankalar, sigorta şirketleri, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, halka açık şirketlerdir. Kısacası kamu güvenini doğrudan ilgilendiren yapılar bu kapsama alınmıştır. Bu yaklaşım oldukça yerinde olmakla birlikte bu kurumlarda şeffaflık bir tercih değil, zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Özetle bu şirketler eşik değerleri karşılamasa bile (örneğin EPDK lisanslılar, halka açık şirketler, SPK düzenlemesine tabi olanlar vb.) bağımsız denetim kapsamında kalmaya devam edeceklerdir.

Bunun dışında kalan şirketler için ise “üç kriter – iki eşik – iki yıl” kuralı uygulanmaktadır.  Yani bir şirket;

  • Aktif büyüklüğü
  • Net satış hasılatı
  • Çalışan sayısı

Kriterlerinden en az ikisini, iki yıl üst üste aşarsa, artık bağımsız denetim kapsamına girmektedir.

 

6434 sayılı

Cumhurbaşkanı

Kararı

(Yürürlük:

1.1.2023)

8313 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (Yürürlük: 1.1.2024)

9774 sayılı

Cumhurbaşkanı

Kararı

(Yürürlük:

1.1.2025

11066 sayılı

Cumhurbaşkanı

Kararı

(Yürürlük:

1.1.2026)

Aktif toplamı

75.000.000 TL

150.000.000 TL

300.000.000 TL

500.000.000 TL

Yıllık    net satış hasılatı

150.000.000 TL

300.000.000TL

600.000.000 TL

1.000.000.000 TL

Çalışan sayısı

150 kişi

150 kişi

150 kişi

150 kişi

Ayrıca, KGK internet sitesinde yer alan E-HİZMETLER içerisindeki, Şirketler için Bağımsız Denetime tabi olma durumu sorgulama veya Bağımsız Denetime tabi olacak şirketler için hesaplama araçları linklerini kullanarak yükümlülük durumu öğrenilebilmektedir.

2026 itibarıyla güncellenen eşiklere baktığımızda, kapsamın ciddi şekilde yukarı çekildiği görülmektedir. Özellikle genel şirketler için belirlenen:

  • 500 milyon TL aktif büyüklük
  • 1 milyar TL ciro
  • 150 çalışan seviyeleri, artık denetimin daha çok büyük ölçekli şirketlere odaklandığını açıkça göstermektedir.

Bu ne anlama geliyor?

Birincisi, KOBİ’lerin önemli bir kısmı bağımsız denetim dışında kalmaya devam edecek. Bu durum kısa vadede maliyet avantajı sağlasa da uzun vadede kurumsallaşma açısından bir eksiklik yaratabilir. Çünkü bağımsız denetim sadece bir “zorunluluk” değil, aynı zamanda şirketin bir şekilde aynaya bakması demektir.

İkincisi, sistem dinamik olup denetime girmek kadar çıkmak da mümkündür. Eğer bir şirket iki yıl üst üste eşiklerin altında kalırsa ya da bir yılda ciddi şekilde küçülürse, denetim kapsamından çıkabilmektedir. Bu yönüyle düzenleme, işletmelerin ekonomik gerçekliğine uyum sağlayan esnek bir yapı sunmaktadır.

Üçüncü önemli nokta ise “grup şirketleri gerçeği”. Bu Şirketler tek başına değerlendirilmemektedir. Bağlı ortaklıklar ve iştirakler de hesaba katılmaktadır. (Konsolidasyon / Konsolide finansal tabloların denetimi) Bu da özellikle holding yapılarında “parçalayarak küçülme” yaklaşımının önüne geçen önemli bir düzenlemedir.

Sonuç olarak bu karar, sadece “kimler denetime tabi” sorusunun cevabı değil. Aynı zamanda Türkiye’de işletmelerin hangi noktada “kurumsal” sayılmaya başladığının da bir göstergesi şeklinde algılanmaktadır.

24.03.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM