Evren Özmen
Almanya’da uzun yıllar yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmeyi planlayan Mavi Kart sahipleri bakımından 2026 yılı önemli bir değişikliği beraberinde getirdi.
21 Mayıs 2026 tarihli ve 7582 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi, belirli şartları taşıyan gerçek kişilerin yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl süreyle gelir vergisinden istisna etti. Düzenlemenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar da 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlendi.
Bu düzenleme Almanya’dan Türkiye’ye dönmeyi düşünen bazı Mavi Kart sahipleri için özellikle önemli. Ancak burada ilk olarak sık karşılaştığımız bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekir:
Mavi Kart sahibi olmak 20/D istisnasından yararlanmak için ne yeterli bir şarttır ne de istisnadan yararlanmaya engeldir.
Asıl belirleyici olan kişinin Türkiye’ye yerleşmeden önceki vergi ve ikametgâh durumu ile Türkiye’ye yerleştikten sonra elde edeceği gelirin kaynağıdır.
Mavi Kart, esas itibarıyla vatandaşlık hukukuna ilişkin bir statüdür. Vergi mukimliği ise Gelir Vergisi Kanunu ve ilgili uluslararası vergi anlaşmaları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle Almanya’da yaşayan bir kişinin Mavi Kart sahibi olması, tek başına Türkiye’de tam mükellef olduğu anlamına gelmez.
Buna karşılık kişi Türkiye’ye dönüp burada yerleşmiş sayıldığında durum değişir. Türkiye’de yerleşmiş gerçek kişiler açısından genel kural, Türkiye içinde ve dışında elde edilen kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirmedir.
20/D düzenlemesi tam da bu noktada önem kazanıyor.
Mükerrer 20/D'ye göre Türkiye’de yerleşmiş sayılan bir kişinin istisnadan yararlanabilmesi için, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması gerekiyor.
Örneğin 2026 yılında Türkiye’de yerleşmiş sayılan bir kişi bakımından 2023, 2024 ve 2025 yılları önem taşıyor.
333 Seri No.lu Tebliğde de bu konu açık şekilde örneklendirilmiş durumda.
Ancak burada uygulamada gözden kaçabilecek önemli bir ayrıntı var. Kişinin daha önce Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunmuş olması, tek başına istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmiyor.
Bu nedenle geçmişte Türkiye'de vergi kaydı bulunan bir Mavi Kart sahibi için yalnızca “mükellefiyetiniz varmış” denilerek sonuca gidilmesini doğru bulmuyorum.
Öncelikle bu mükellefiyetin neden ve hangi gelir nedeniyle tesis edildiğine bakılması gerekir.
Uzun yıllar Almanya’da yaşayan bir kişinin Türkiye’ye dönerken ekonomik bağlarının tamamını Almanya’dan koparması gerekmiyor.
Kişinin Almanya’da banka mevduatı, yatırım fonları, hisse senetleri, gayrimenkulleri veya şirket iştirakleri bulunabilir. Bu varlıklardan faiz, temettü, kira veya diğer yatırım gelirleri elde etmeye devam edebilir.
Şartların sağlanması ve söz konusu kazanç ve iratların Türkiye dışında elde edilmiş olması halinde 20/D istisnası burada önemli hale geliyor.
333 Seri No.lu Tebliğ de Türkiye'deki ve yurt dışındaki gelir arasındaki ayrımı somutlaştırıyor. Tebliğdeki örneklerden birinde yurt dışındaki bir kurumdan elde edilen kâr payı ile Monaco'daki gayrimenkulden elde edilen kira geliri istisna kapsamında değerlendirilirken, Türkiye'deki gayrimenkulden elde edilen kira ve Türkiye'deki kurumdan alınan kâr payı istisna dışında bırakılıyor.
Dolayısıyla konu paranın Türkiye’ye getirilip getirilmemesinden ibaret değil.
Önemli olan gelirin nerede elde edildiğinin ve hangi gelir unsuruna girdiğinin doğru belirlenmesidir.
Almanya'dan Türkiye'ye dönen kişilerde karşılaştığımız bir başka durum da kişinin Alman işvereni veya müşterileriyle çalışmaya devam etmesidir.
Burada 20/D bakımından daha dikkatli olmak gerekiyor.
“Ödemeyi Alman şirketi yapıyor, dolayısıyla bu yabancı gelir ve 20 yıl vergiden istisna” şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
333 Seri No.lu Tebliğde bu konuda oldukça açıklayıcı bir örnek bulunuyor. Türkiye’de mühendis olarak faaliyet gösteren ve yurt dışında mukim müşterilerine danışmanlık hizmeti veren kişinin, Türkiye’de verdiği hizmet nedeniyle elde ettiği serbest meslek kazancı istisna kapsamında kabul edilmiyor.
Bu örnek bence düzenlemenin en önemli noktalarından birini ortaya koyuyor:
Ödemeyi yapan kişinin veya şirketin yurt dışında bulunması, geliri tek başına 20/D kapsamında yabancı gelir haline getirmiyor.
Türkiye'ye döndükten sonra Almanya'daki işvereni için uzaktan çalışacak veya Alman müşterilerine Türkiye'den hizmet verecek kişilerin gelirleri bu nedenle ayrıca incelenmeli.
15 yıldır Almanya’da yaşayan, Alman vatandaşlığına geçmiş ve Mavi Kart sahibi bir kişinin Türkiye’ye kesin dönüş yapacağını düşünelim.
Bu kişinin Almanya’da 500.000 Euro tutarında menkul kıymet portföyü, banka mevduatı ve bir Alman şirketinde hisseleri olsun.
Türkiye’ye döndükten sonra yatırımlarını Almanya’da tutmaya ve bunlardan gelir elde etmeye devam etmek istiyor.
Bu kişinin durumunda benim ilk bakacağım konu Mavi Kartı olmaz.
Öncelikle şu üç sorunun cevabını ararım:
1. Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı tarihten önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı veya 20/D bakımından engel oluşturabilecek bir vergi mükellefiyeti var mı?
2. Almanya’da bırakılan varlıklardan elde edilecek gelirler Türk vergi mevzuatı açısından hangi gelir unsuruna giriyor ve nerede elde edilmiş sayılıyor?
3. Türkiye’ye dönüş sonrasında Almanya ile ekonomik ilişki devam edecekse, Türkiye-Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması bakımından sonuç nedir?
Bu üç sorunun cevabı görülmeden yalnızca kişinin vatandaşlığına veya Mavi Kartına bakarak “20 yıl vergisiz” sonucuna ulaşılması kanaatimce doğru olmaz.
Almanya’ya yıllar önce taşınmış kişilerde pratikte karşılaşılabilecek konulardan biri de Türkiye’de geçmişten kalan kayıtlardır.
20/D bakımından son üç takvim yılındaki ikametgâh ve mükellefiyet durumu doğrudan önem taşıdığı için, Türkiye’ye dönüş planlanırken bu kayıtların önceden kontrol edilmesinde fayda var.
Nitekim 333 Seri No.lu Tebliğ uyarınca vergi dairesi de istisna belgesi başvurusunda kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılındaki ikametgâh ve vergi mükellefiyeti durumunu kontrol ediyor.
Dolayısıyla konu yalnızca teorik bir vergi hesabı değil; geçmiş kayıtların da değerlendirilmesini gerektiren bir süreç.
20/D hakkında konuşurken gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus da istisna belgesi.
333 Seri No.lu Tebliğe göre istisnadan yararlanmak isteyen kişinin, Türkiye’de yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar ilgili vergi dairesine başvurması gerekiyor. Takvim yılının son iki ayında Türkiye’de yerleşmiş sayılanlar için ise takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar başvuru imkânı bulunuyor.
Şartların sağlanması halinde vergi dairesi tarafından “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi” düzenleniyor.
Dolayısıyla şartları taşıyor olmak kadar, süresinde başvuru yapmak da önemli.
Tebliğde yer alan örneklerden birinde şartları taşımasına rağmen süresinde başvurmayan kişiye istisna belgesi verilmediği açıkça belirtiliyor.
Kanaatimce 20/D'nin Almanya'dan Türkiye'ye dönecek kişiler açısından en önemli sonucu, vergi planlamasının zamanlamasını değiştirmesidir.
Özellikle Almanya'da önemli miktarda yatırım portföyü, şirket hissesi, gayrimenkul veya düzenli yatırım geliri bulunan bir kişinin vergi durumunu Türkiye'ye taşındıktan sonra değil, taşınmadan önce değerlendirmesi daha sağlıklı olacaktır.
Çünkü kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı tarih, geçmiş üç takvim yılı, yabancı gelirlerinin niteliği ve başvuru süresi aynı analizin parçalarıdır.
Üstelik Almanya tarafında devam eden vergilendirme hakkı ve Türkiye-Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması da ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “Mavi Kart sahibiyim, 20/D’den yararlanabilir miyim?” sorusunun tek kelimelik bir cevabı yoktur.
Doğru soru bence şudur:
“Türkiye'ye dönüş tarihimi ve Almanya'da bırakacağım gelir kaynaklarını dikkate aldığımda 20/D benim durumumda nasıl uygulanır?”
20/D istisnası yalnızca yabancıların Türkiye'ye taşınmasına yönelik bir düzenleme değildir. Kanun ve Tebliğ vatandaşlıktan ziyade kişinin Türkiye'de yerleşmiş sayılması, geçmiş üç takvim yılındaki durumu ve gelirin Türkiye dışında elde edilmesi üzerine kuruludur.
Bu nedenle uzun süredir Almanya'da yaşayan Mavi Kart sahipleri de şartları sağlamaları halinde düzenlemeden yararlanabilir.
Ancak Mavi Kart sahibi olmak tek başına yeterli değildir.
Özellikle Almanya'daki yatırımlarını, şirket hisselerini veya diğer gelir kaynaklarını koruyarak Türkiye'ye dönmeyi planlayan kişiler bakımından dönüş tarihi, geçmiş vergi statüsü ve gelirlerin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Benim görüşüm, bu değerlendirmenin Türkiye'ye kesin dönüş gerçekleştikten sonra değil, mümkün olduğunca dönüş kararı uygulamaya konulmadan önce yapılması gerektiği yönündedir.
Kaynaklar:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, mükerrer 20/D
7582 sayılı Kanun
4 Temmuz 2026 tarih ve 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
27.08.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.