Hülya Sucu Duyan
Sermaye şirketleri için artırılan asgari sermaye tutarlarına 31 Aralık 2026 tarihine kadar uyum sağlanması zorunluluğu, mevcut şirketler bakımından sermaye artırımını güncel ve önemli bir gündem hâline getirmiştir. Sermaye artırımının nakdi, ayni veya iç kaynaklardan gerçekleştirilmesi; nakdi sermaye artışına ilişkin faiz indirimi, payların ileride elden çıkarılmasında uygulanacak vergisel hükümler ve YMM tasdik raporu yükümlülüğü bakımından farklı sonuçlar doğurabilmektedir.
25 Kasım 2023 tarihli ve 32380 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 6102 sayılı TTK'nun 332 ve 580'inci maddelerinde yer alan asgari sermaye tutarları artırılmıştır. Buna göre 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren anonim şirketlerde asgari esas sermaye 250.000 TL, kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş halka açık olmayan anonim şirketlerde asgari başlangıç sermayesi 500.000 TL ve limited şirketlerde asgari esas sermaye 50.000 TL olarak uygulanmaktadır.
29 Mayıs 2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun ile TTK'ya eklenen geçici 15'inci madde uyarınca, sermayeleri yeni asgari tutarların altında kalan mevcut anonim ve limited şirketlerin sermayelerini 31 Aralık 2026 tarihine kadar gerekli seviyeye yükseltmeleri gerekmektedir. Süresi içinde uyum sağlamayan şirketler infisah etmiş sayılacağından, işlem yalnızca finansman tercihi değil, ilgili şirketler bakımından yasal devamlılık koşuludur.
Sermaye taahhüdü yoluyla artırım, mevcut ortakların veya sermaye artırımına katılan üçüncü kişilerin şirkete nakdi ya da ayni sermaye koymayı taahhüt etmeleri suretiyle yapılır.
Nakdi sermaye artırımı; ortakların şirkete para koyması suretiyle gerçekleştirilen artırımdır. TTK'nın 456'ncı maddesi uyarınca, iç kaynaklardan yapılan artırım hariç olmak üzere, payların nakdi bedelleri tamamen ödenmedikçe sermaye artırılamaz; sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması artırımı engellemez.
Ayni sermaye artırımı; para dışındaki devredilebilir malvarlığı unsurlarının sermaye olarak konulmasıdır. TTK'nın 342 ve devamı maddeleri uyarınca ayni sermayenin nakden değerlendirilebilir ve devredilebilir olması; üzerinde sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmaması gerekir. Değerleme, kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişiler tarafından yapılır. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar anonim şirkete ayni sermaye olarak konulamaz.
İç kaynaklardan sermaye artırımında; esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek TTK'nın 462'ncı maddesi uyarınca, sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. Bu işlem şirkete yeni nakit girişi sağlamaz; özkaynak içindeki sınıflandırmayı değiştirir ve ortaklara mevcut payları oranında bedelsiz pay alma hakkı verir. İç kaynaklardan artırım, KVK 10/1-ı kapsamındaki nakdi sermaye artışı faiz indirimine konu edilemez.
Kayıtlı sermaye sistemi, esas sözleşmede belirlenen tavan içinde yönetim kuruluna sermaye artırma yetkisi veren bir sistemdir. Halka açık olmayan anonim şirketlerde bu sistemin kabulü için başlangıç sermayesinin en az 500.000 TL olması gerekir. Sistem, genel kurul kararına ihtiyaç duyulmaksızın yönetim kurulu kararıyla daha hızlı artırım yapılmasına imkân verir; ancak esas sözleşme, yetki süresi ve bakanlığın düzenlemelerindeki şartlara uyulmalıdır.
KVK'nın 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi; finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki sermaye şirketlerine, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden hesaplanan tutarı kurum kazancından indirme imkânı tanımaktadır.
TCMB oranı olarak, indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Yıllık Ortalama Faiz Oranları” tablosundaki, TL cinsinden ticari kredilere ilişkin ilgili oran esas alınır. Genel indirim oranı %50'dir. Nakdi sermaye artışının yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için bu orana 25 puan ilave edilmek suretiyle indirim oranı %75 olarak uygulanır.
İndirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında; mevcut sermaye şirketlerinde ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları, yeni kurulan sermaye şirketlerinde ise ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı dikkate alınacak olup sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamayacağı tabiidir.
Aşağıdaki kaynaklardan doğan artışlar indirim hesabına dahil edilmez:
Nakden taahhüt edilen sermayenin tescilden önce şirketin banka hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihi; tescilden sonra yatırılan kısmı için fiili ödeme tarihi esas alınır. İlgili tarihin bulunduğu ay tam ay kabul edilerek hesap döneminin sonuna kadar kalan aylar üzerinden kıst hesaplama yapılır.
Kurum kazancından indirilebilecek tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
“İndirim = Nakdi sermaye tutarı × TCMB ticari kredi faiz oranı × indirim oranı × süre”
İndirim uygulamasında, artırılan sermayenin hesap dönemi içerisinde ortaklarca nakit olarak ödendiği (Nakden taahhüt edilen sermayenin, sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edildiği tarihten önce şirketin banka hesabına yatırılan kısmı için tescil tarihinin içinde bulunduğu) ay kesri tam ay sayılmak suretiyle, yılın kalan süresi için kıst dönem esasına göre indirim tutarı hesaplanacaktır.
İlerideki bir sermaye artırımında kullanılmak üzere, karardan önce ortaklarca "Diğer Sermaye Yedekleri" hesabında izlenmek suretiyle şirketin banka hesabına yatırılan sermaye avansı tutarları da, yatırıldığı hesap döneminin sonuna kadar ilgili artırım kararının tescil ettirilmesi şartıyla, tescil tarihi esas alınarak indirim hesabına dahil edilebilir. Ayrıca, şirketin banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren bilançoda öz sermaye kalemleri arasında yer alan “Diğer Sermaye Yedekleri” hesabında izlenmeyen tutarlar için, ilgili hesap döneminde bu tutarlara ilişkin sermaye artırımı gerçekleştirilse dahi indirim uygulamasından faydalanılması mümkün bulunmamaktadır.
5 Temmuz 2022 tarihinden itibaren tescil edilen sermaye artırımları ile bu tarihten itibaren kurulan şirketlerde indirim; tescilin yapıldığı hesap dönemi dahil olmak üzere beş hesap dönemi için ayrı ayrı uygulanır. 5 Temmuz 2022 tarihinden önceki artışlar bakımından geçiş hükmü uyarınca 2022 hesap dönemi dahil beş hesap dönemlik süre dikkate alınır.
Kazancın yetersizliği nedeniyle ilgili dönemde kullanılamayan indirim tutarı, herhangi bir endekslemeye tabi tutulmaksızın izleyen dönemlerde indirim konusu yapılabilir.
İndirimden yararlanılan sermaye artışından sonra sermaye azaltımı yapılırsa, azaltılan tutar azaltım kararının tescil edildiği ayı izleyen aydan itibaren hesaplamadan çıkarılır. Öte yandan, nakdi sermaye artışı yapılmadan önce sermaye şirketlerinin sermaye azaltımına gitmiş olmaları halinde, bu indirimin hesaplanmasında azaltılan sermaye tutarı kadarlık kısım dikkate alınmayacaktır. Sermaye azaltımının hangi sermaye unsurundan yapıldığına ilişkin KVK'nın 32/B maddesindeki vergileme sırası ayrıca değerlendirilmelidir.
2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde genel %50 oranına, şartlarına göre aşağıdaki puanlar eklenebilir:
Şartların birlikte sağlanması hâlinde ilave puanlar birlikte uygulanabilir. Bununla birlikte, oranların ve şartların somut olayda ayrı ayrı belgelenmesi gerekir.
indirim oranı %0 uygulanır.
Sermayenin şirket banka hesabına fiilen yatırıldığını gösteren ve ilgili banka şubesince onaylanan hesap özeti, kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde vergi dairesine ibraz edilmelidir. Tescil belgeleri, genel kurul veya yönetim kurulu kararları, ortaklık yapısı, sermayenin kaynağı ve kullanım yerini gösteren kayıtlar da indirim dosyasında saklanmalıdır.
İndirim tutarının hesaplanmasında TCMB tarafından yararlanılan yıl için en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınacağından, sadece dördüncü geçici vergilendirme dönemi ile yıllık hesap dönemi itibarıyla bu indirimden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar, izleyen hesap dönemine ilişkin geçici vergilendirme dönemlerine ait geçici vergi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.
Gelir idaresinin elektronik veri analizi kapasitesinin artmasıyla birlikte, nakdi sermaye artırımına ilişkin sınırlamaların tespiti daha kolay hâle gelmiştir. Yapay zekâ destekli risk analizleri; banka hareketleri, kurumlar vergisi beyannameleri, bilançolar, ortaklar cari hesapları, ticaret sicili kayıtları ve ilişkili şirket işlemleri arasındaki bağlantıları karşılaştırabilmektedir.
Bu nedenle şirketlerin her sermaye artışı için fon akış tablosu hazırlaması uygun olacaktır. Tabloda sermaye ödemesini yapan kişi, ödemenin kaynağı, banka hesabına giriş tarihi, tescil tarihi, kullanılan tutar, kullanım amacı ve varsa ilişkili kişilere yapılan sonraki transferler gösterilmelidir. Banka dekontları, yönetim veya genel kurul kararları, ticaret sicili belgeleri, ortaklar cari hesap dökümleri, kredi sözleşmeleri ve fonun kullanımını gösteren belgeler birlikte saklanmalıdır.
Bu yaklaşım, hem indirim hesabının doğruluğunun ortaya konulmasını hem de yapay zekâ destekli risk analizlerinde belirlenen olağan dışı işlemlerin somut belgelerle açıklanmasını kolaylaştıracaktır.
Anonim şirketlerde sermaye artırımı nedeniyle pay senedi bastırılması, pay senetlerinin bastırıldığı tarihte şirkete veya ortaklara doğrudan bir vergi indirimi sağlamaz. Vergisel avantaj, esas olarak söz konusu payların daha sonra ortaklar tarafından elden çıkarılması sırasında ortaya çıkar.
Gerçek kişi ortaklar yönünden, GVK’nın mükerrer 80’inci maddesi uyarınca tam mükellef anonim şirketlere ait pay senetlerinin iki yıldan fazla süreyle elde tutulduktan sonra elden çıkarılması hâlinde sağlanan kazanç, tutar sınırlaması olmaksızın değer artış kazancı olarak vergilendirilmez. Buna karşılık payların senede bağlanmamış olması, diğer bir ifadeyle “çıplak pay” niteliğinde bulunması hâlinde, iki yıldan uzun süre elde tutulmuş olsalar dahi bunların elden çıkarılmasından doğan kazanç kural olarak değer artış kazancı kapsamında değerlendirilir. Bu durumda maliyet bedelinin endekslenmesine ilişkin şartlar ile ilgili yıl için belirlenen değer artış kazancı istisnası dikkate alındıktan sonra kalan tutarın beyan edilmesi gerekir.
Gerçek kişinin ticari bir organizasyon kapsamında olmaksızın kişisel mal varlığına dâhil bulunan anonim şirket paylarını veya pay senetlerini münferit olarak elden çıkarması, KDVK’nın 1/1’inci maddesi kapsamında ticari, sınai, zirai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirilen bir teslim niteliğinde olmadığından KDV’nin konusuna girmez. Dolayısıyla gerçek kişi ortak yönünden payların senede bağlanıp bağlanmaması, kural olarak KDV uygulamasını değil, esas itibarıyla satış kazancının gelir vergisi karşısındaki durumunu etkiler
Kurumlar vergisi mükellefi ortağın kendi aktifinde bulunan, iştirak ettiği şirkete ait payları veya pay senetlerini elden çıkarması hâlinde, satış bedeli ile iştirak hissesinin maliyet bedeli arasındaki olumlu fark kurum kazancına dâhil edilir. Bununla birlikte, iştirak hisselerinin en az iki tam yıl süreyle aktifte bulundurulması ve KVK’nın 5/1-e maddesi iştirak hisseleri kazancı istisnasına göre diğer şartların sağlanması hâlinde satış kazancının %50’si kurumlar vergisinden istisna edilebilir. İstisna oranı, 9160 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 Kasım 2024 tarihinden itibaren gerçekleştirilen satışlar için %50 olarak belirlenmiştir. Payların senede bağlanmış olması, kurumlar vergisi istisnasından yararlanmanın zorunlu bir şartı değildir.
Kurumun kendi aktifinde bulunan, iştirak ettiği anonim şirkete ait usulüne uygun olarak bastırılmış pay senetlerini elden çıkarması ticari faaliyet kapsamında KDV’nin konusuna girmekle birlikte, söz konusu teslim KDVK’nın 17/4-g maddesi uyarınca (hisse senedi) KDV’den istisnadır. Bu istisnanın uygulanmasında pay senetlerinin belirli bir süre aktifte bulundurulması şartı aranmaz. Payların senede bağlanmamış olması hâlinde ise KDVK’nın 17/4-g maddesindeki istisna uygulanmaz. Senede bağlanmamış iştirak hisselerinin kurum tarafından elden çıkarılması, söz konusu iştirak hisselerinin kurumun aktifinde en az iki tam yıl bulunması ve iştirak hissesi ticareti amacıyla elde tutulmaması şartıyla KDVK’nın 17/4-r (iştirak hissesi) maddesi kapsamında KDV’den istisna edilebilir.
Bu itibarla pay senedi bastırılmasının temel vergisel etkisi; gerçek kişi ortaklar yönünden GVK’nın mükerrer 80’inci maddesindeki iki yıllık elde tutma avantajından, kurumlar vergisi mükellefi ortaklar yönünden ise KDVK’nın 17/4-g maddesinde yer alan ve herhangi bir elde tutma süresine bağlı olmayan KDV istisnasından yararlanılmasına imkân sağlamasıdır.
Limited şirketlerde sermaye artırımından doğan esas sermaye paylarının satışı bakımından, payların ispat aracı veya nama yazılı senede bağlanması anonim şirket pay senetlerine tanınan vergisel avantajları sağlamaz.
Gerçek kişi ortakların limited şirket paylarını elden çıkarmasından doğan kazanç, elde tutma süresine bakılmaksızın değer artış kazancı olarak değerlendirilmekte; maliyet endekslemesi ve yıllık değer artış kazancı istisnasından sonra kalan tutar gelir vergisine tabi tutulmaktadır.
Kurumlar vergisi mükellefi ortaklar bakımından ise limited şirket iştirak payının en az iki tam yıl aktifte bulundurulması ve diğer şartların sağlanması hâlinde satış kazancının %50’si KVK’nın 5/1-e maddesi iştirak hisseleri kazancı istisnası kapsamında kurumlar vergisinden, payın teslimi ise KDVK’nın 17/4-r maddesi kapsamında KDV’den istisna edilebilmektedir.
Anonim ve limited şirket paylarının elden çıkarılmasına ilişkin vergisel düzenlemelerde önem taşıyan iki yıllık sürenin başlangıcı, payların iktisap şekline göre belirlenir. Kuruluşta edinilen paylarda kuruluşun tescil tarihi, sonradan satın alınan paylarda hukuki iktisap tarihi, sermaye artırımı sonucunda edinilen paylarda ise artırımın türü ve rüçhan hakkının kullanım şekli dikkate alınır. Rüçhan hakkı kapsamında itibari değerden farklı bir bedelle edinilen paylarda ise rüçhan hakkının fiilen kullanıldığı tarih esas alınır. İç kaynaklardan gerçekleştirilen sermaye artırımlarında bedelsiz edinilen payların iktisap tarihi olarak eski payların iktisap tarihi esas alınır. Kurumlar vergisi mükellefleri yönünden KVK’nın 5/1-e ve KDVK’nın 17/4-r maddelerinde aranan iki tam yıllık süre, iştirak hissesinin kurum tarafından iktisap edilerek aktife alındığı tarihten itibaren hesaplanır.
Diğer yandan, anonim, eshamlı komandit ve limited şirketler ile yatırım fonlarının kuruluşlarına, sermaye artırımlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kâğıtların damga vergisinden istisna olduğunu da belirtmek gerekir.
49 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği ile getirilen tasdik zorunluluğu, takvim yılını kullanan mükelleflerin 2025 yılı ve izleyen hesap dönemlerine uygulanmaktadır. KVK’nın 10/1-ı maddesi kapsamındaki nakdi sermaye artışı faiz indiriminin münferit olarak 500.000 TL’yi aşması veya kapsamdaki birden fazla istisna ve indirimden hiçbirinin bu tutarı aşmamasına rağmen bunların toplamının 1.000.000 TL’yi aşması hâlinde ilgili işlemlerin YMM tasdik raporuyla tasdik edilmesi gerekir. Bakanlıkça farklı bir belirleme yapılmadıkça bu hadler izleyen yıllarda yeniden değerleme oranının yarısı oranında artırılacaktır.
31 Aralık 2026 tarihine kadar asgari sermaye tutarlarına uyum sağlamak zorunda olan anonim ve limited şirketler bakımından sermaye artırımı, yalnızca ticaret siciline yönelik şekli bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Artırımın nakdi, ayni veya iç kaynaklardan gerçekleştirilmesine karar verilirken şirketin finansman ihtiyacı ve işlemin vergisel sonuçları birlikte dikkate alınmalıdır.
Sermaye artırımının nakden gerçekleştirilmesinin tercih edilmesi hâlinde, KVK’nın 10/1-ı maddesi kapsamında beş hesap dönemi boyunca yararlanılabilecek faiz indiriminin şartları da işlem öncesinde dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede sermayenin kaynağı, nakit hareketlerinin banka kanalıyla gerçekleştirilmesi, sermaye artırım kararının tescil tarihi, sağlanan fonun kullanım alanı ve artırımlı indirim oranına ilişkin unsurlar önceden planlanmalı; işlemin hukuki ve finansal süreci vergi avantajından yararlanma şartlarıyla birlikte yürütülmelidir.
Anonim şirketlerde pay senedi bastırılması, gerçek kişi ortaklar bakımından iki yıldan fazla elde tutulan pay senetlerinin satış kazancının gelir vergisi dışında kalmasını; kurum ortaklar bakımından ise pay senedi tesliminin elde tutma süresine bakılmaksızın KDV’den istisna edilmesini sağlayabilir. Limited şirketlerde senet düzenlenmesi aynı vergisel sonuçları doğurmaz. Kurum ortakların anonim şirketlerde senede bağlanmamış paylar ile limited şirket paylarını satışında KVK ve KDV istisnalarından yararlanabilmesi için kural olarak iki tam yıllık aktifte bulundurma şartı önem taşır.
Sonuç olarak şirket türü, artırım yöntemi, ortağın niteliği, payların senede bağlanıp bağlanmadığı, iktisap tarihi ve fonun kullanım yeri birlikte değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, hem asgari sermayeye süresinde uyum sağlanmasına hem de vergisel avantajlardan mevzuata uygun şekilde yararlanılmasına imkân verecektir.
26.08.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.