BASINDAN YAZILAR
Nakit sermaye artışında faiz indiriminin sorunları - MuhasebeTR

Nakit sermaye artışında faiz indiriminin sorunları

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(ı) bendi ile sermaye şirketlerine (finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç); hesap dönemi içinde ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” (2025 yılı için %45,34) dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sini (nakdi sermaye artışlarının yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için bu oran %75’ini), sermaye artırımına ilişkin kararın veya kuruluşun tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap döneminde kazançlarından indirme hakkı tanınmıştır.

Şirketleri öz kaynakla çalışmaya teşvik açısından önem taşıyan ve yasal düzenlemeye bakılınca basitçe uygulanabilir görünen bu indirim hakkı, uygulamada maalesef genel tebliğ açıklamaları, özelgeler ve içtihatlar bazındaki tartışmalarla sorunlar yumağına dönüşmüş vaziyettedir. Ben de bu yazımda sorunlu alanlara ilişkin önemli noktalara dikkat çekmeye çalışacağım.

Ortaklara borcun sermayeye eklenmesi

Ortaklar tarafından şirkete daha önce nakden verilmiş borçların sermayeye eklenmesi hâlinde, faiz indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağı tartışmalı bir konudur. İdari anlayış nettir ve özelgeler bazında ortaklara olan borcun sermayeye eklenmesi, bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu niteliğinde olması dolayısıyla olumsuzdur. Yargı anlayışı konusunda da bir netliğin varlığından söz edilemez. Şirketin ortağa olan borcunun sermayeye eklenmesi hâlinde de söz konusu teşvikten yararlanılabileceği yönünde kararlar mevcut olmakla birlikte, aksi yönde kararlar da mevcuttur. Bu nedenle, ortağa olan borcunu sermayeye ekleyen şirketlerin ihtirazi kayıtla beyanda bulunarak dava açmalarında yarar vardır.

Buradaki bir diğer ilginç konu da şirketin ortağa borcunu ödemesinden sonra nakit sermaye artırımı yapmasıdır. Bu konuda da idari anlayış yine olumsuzdur. Ancak yargı anlayışı aksi yöndedir. Bu konuda az sayıda karar olmasına rağmen, bu kararlar arasında olumsuz olana rastlayamadım.

Kişisel görüşüm, şirketin ortaktan nakden aldığı borcu, ister ödemeden doğrudan isterse ödedikten sonra yapacağı sermaye artırımı ile sermayeye eklemesi hâlinde söz konusu teşvikten, diğer koşulların da sağlanması hâlinde yararlanmaya bir engel bulunmadığı yönündedir.

Sermaye avanslarında süre koşulu

Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde konuya ilişkin olarak söz konusu faiz indirimi teşvikinden yararlanabilmek için sermaye avansı tutarının, şirkete ödendiği tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar sermayeye eklenmesi (sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi) koşulu ihdas edilmiştir. Ancak bu koşul ihdasının, kanunda olmayan bir koşulun yetkisiz şekilde, verginin yasallığı ilkesine aykırı olarak getirilmesi nedeniyle hukuken geçerli olmaması gerektiği düşüncesindeyim. Nitekim Danıştay, bir kararında bu hususa değinerek kanunda olmayan koşula istinaden tarhiyat yapılamayacağına karar vermiştir.

Emisyon priminin sermayeye eklenmesi

Bir diğer tartışma, önceki yazımda inceleme konusu yaptığım emisyon primlerinin sermayeye eklenmesi hâlinde, KVK md. 10/1-(ı)’de yer alan nakit sermaye artırımlarında faiz indirimi teşvikinden yararlanılıp yararlanılamayacağına ilişkindir. Danıştay 3. Dairesi, emisyon primlerinin sermayeye eklenmesi hâlinde de bu teşvik niteliğindeki indirimden yararlanılabileceğine karar vermiştir. Karara katılmakla birlikte, konunun henüz tam olarak netleşmemiş olması nedeniyle ihtirazi kayıt yolunun kullanılmasında yarar bulunmaktadır.

Dağıtılan Kârdan Sermaye Artışı Yapılması

Şirketlerin kâr dağıtımı sonrası sermaye artırımı işlemini birbirini izleyecek şekilde yapması durumuna ilişkin olarak idari anlayış, özelge bazında, öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi niteliğinde kabul edildiği gerekçesiyle uygun bulunmamıştır. Ancak yargı anlayışı aksi yönde olup, kâr dağıtımı sonrası yapılacak nakdi sermaye artırımlarında ortaklara dağıtılmış bulunan kâr payının artık öz sermaye kalemleri içinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle yapılan nakdi sermaye artışının faiz indirimi teşvikinden yararlandırılması gerektiği yönündedir. Bence de doğru olan yargı anlayışıdır.

Sorun çok, ancak köşem sınırlı. Bu nedenle değinilmesi gereken bir kısım sorunlara ise gelecek yazımda yer verilecektir.

(Kaynak: Bumin Doğrusöz / www.ekonomim.com | 30.04.2026)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM